Neandertaller ve Denisovalılar Aynı Mağarada Yaşamış ve Cinsel İlişkiye Girmişlerdi

 

isediyani

Neandertaller ve Denisovalılar, uzak bir Sibirya mağarasında binlerce yıl boyunca kelimenin tam anlamıyla oda arkadaşlarıydı.

 

 

     Neandertaller ve Denisovalılar, uzak bir Sibirya mağarasında binlerce yıl boyunca kelimenin tam anlamıyla oda arkadaşlarıydı.

     Araştırmacılar, Neandertaller’in, Denisovalılar’ın ve hatta belki de modern insanların tarih boyunca birarada yaşadıkları tek yerin burası olabileceğini söylüyor. Bu mağara o kadar popülerdi ki, son 300.000 yıl boyunca homininler, hem sıcak hem de soğuk dönemlerde neredeyse sürekli olarak burada görülüyordu. Fosilleri ve DNA’yı analiz eden araştırmacılar, esrarengiz Denisovalılar’ın mağarada en az 200.000 yıl öncesinden 50.000 yıl öncesine kadar yaşadığını ve Neandertaller’in 190.000 yıl öncesinden 100.000 yıl öncesine kadar orada yaşadığını öğrendi.

     Neandertaller’in ve Denisovalılar’ın karışması tamamen birdenbire gerçekleşmedi. Araştırmacılar 2018’de, Neandertal annesi ve Denisovalı babası olan genç bir kızın kemik parçası üzerinde, iki hominin grubunun melezleşmesinin ilk doğrudan kanıtını yayınladı. Yeni araştırmalar, kalıntıları Denisova Mağarası’nda bulunan bu kızın yaklaşık 100.000 yıl önce yaşadığını gösteriyor.

     Araştırmacılar son 40 yıldır Sibirya’daki Altay Dağları’nın eteklerinde bulunan Denisova Mağarası’nı kazıyorlar. 2010 yılında sözkonusu mağara, daha önce bilinmeyen bir hominine ait parmak kemiği bulunduğunda ve genomu yayınlandığında dünya çapında tanındı. Mağaranın isminden dolayı bu hominin türüne Denisovalılar dendi. Ancak şimdiye kadar çok az eser bulunduğundan, mağarada yaşayanların orada ne zaman yaşadıklarından tam olarak emin olunamıyordu. Şimdi ise iki yeni çalışma, mağaranın sakinleri için bir kronoloji ortaya koyuyor.

     Çalışmalardan birinde, mağaradaki tortuların yaşını belirlemek için optik tarihleme kullanıldı. Radyokarbon tarihleme yöntemi kullanılamıyordu, çünkü bu teknik, organik nesneleri yalnızca 50.000 yıl öncesine kadar güvenilir bir şekilde tarihlendirebiliyordu. Buna karşılık, optik tarihleme, topraktaki kuvars ve feldispat tanelerinin en son Güneş ışığına maruz kaldıkları zamanın belirlenmesini sağlıyor. Diğer çalışmada, araştırmacılar, bölgenin üst katmanlarında bulunan kemik, diş ve kömür parçalarının yaşlarını bulmak için radyoaktif bir karbon izotopunun tahmin edilebilir bozunumuna baktılar ve sonra mağaranın tüm yeni keşif tarihlerini birleştiren istatistiksel bir model yarattılar.

     Araştırmanın eşyazarı Bo Li, “Denisova Mağarası’ndaki en derin ve en eski çökeltileri tarihlemek ve tortular için sağlam bir kronoloji inşâ etmek için yeni yöntemler icat etmek zorunda kaldık” diyor. Araştırmanın başyazarı Katerina Douka ise, “Dahası, yeni istatistiksel model, tabakalanmadan sonra kolaylıkla yerinden edilebilen bu küçük ve izole edilmiş fosiller için mevcut olan bütün kanıtların birleştirilmesine yardımcı oldu” açıklamasında bulunuyor. Buna rağmen, mağaradaki tarihlenmiş malzeme ile ilgili sorular devam ediyor. Örneğin, “İnsan fosilleri, insan iskanından mı, yoksa etobur faaliyetlerinden mi kaynaklanıyor ve orijinal tabakalanma konumlarından uzak bir yere taşındılar mı?” diye soruyor, çalışma araştırmacısı Chris Stringer.

     Mağara hakkında bir başka bilmece de var: Modern insanlar orada yaşamış mıydı? Bizim türümüz (homo sapiens) Asya’nın diğer bölgelerinde 50.000 yıl öncesinde mevcuttu, ancak herhangi bir homo sapiens’in mağaradaki Denisovalılar’la etkileşime girip girmediği belli değil.

     Bunun nedeni, bilim insanlarının henüz mağarada modern insanlara ait fosil veya genetik izler bulamamış olmaları, ancak araştırmacılar 50.000 ilâ 46.000 yıl öncesine ait hominin kemiği buldular. Ekip bu kemikten herhangi bir DNA temin edemedi, bu yüzden kemiğin hangi türe ait olduğu belli değil. Ayrıca, mağaradaki bazı eserleri modern insanların üretmiş olması mümkün. Tom Higham, “Bir başka açık soru da, mağarada bulunan en eski kemik uçları ve kişisel süs eşyalarını (diş kolye) hangi türün yapmış olduğu” diyor. 43.000 ilâ 49.000 yıl öncesine tarihlenmeleri, bu eserleri Kuzey Avrasya’da bilinen en eski eserler yapıyor. Ancak Stringer, tahminini erken modern insanlardan yana olduğunu söylüyor.

     LIVE SCIENCE, ARKEOFİLİ

     4 ŞUBAT 2019

358 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir