2018’de Başarılarıyla Göğsümüzü Kabartan Kürtler

 

isediyani

2018 yılında sanat, spor, edebiyat, bilim, eğitim, siyaset ve ekonomi alanlarında elde ettikleri başarıları, büyük değere sahip emekleri ve sergiledikleri hayırlı âmelleriyle bizleri gururlandıran ve göğsümüzü kabartan Kürtler

 

     2018 yılında sanat, spor, edebiyat, bilim, eğitim, siyaset ve ekonomi alanlarında elde ettikleri başarıları, büyük değere sahip emekleri ve sergiledikleri hayırlı âmelleriyle bizleri gururlandıran ve göğsümüzü kabartan Kürtler…

     Kürt Kadın Yazarın Kitabı, Danimarka’da Yılın En Çok Satılan Kitabı Oldu

     (1 Ocak 2018)

     Danimarka’da yaşayan Kürt kadın yazar Sara Omar’ın Danca olarak kaleme aldığı “Døde – Vaskeren” (Ölü Yıkayıcı) adlı kitap, Danimarka’da 2017 yılının en çok satan kitapları listesinde 1. sırada yer aldı.

     Danimarka’da yaşayan genç kadın yazar Sara Omar, Kürtler’in Enfal ve Halepçe gibi kimyasal silah ve soykırım acılarıyla geçen yaşamını konu aldığı “Døde – Vaskeren” adlı kitabını henüz bir ay önce piyasaya sürmüştü.

     İlk kez Danca dilinde kitap yazan Kürt kadın yazarın bu kitabı bir ay içinde 50 bin adet sattı. 323 sayfadan oluşan kitap, Danimarka’da yılın en çok satılan kitapları listesinde 1. sırada yer aldı.

     Genç ve yetenekli kalem Sara Omar, “Kitabımda Kürt kadının acısını, Kürtler’in tarihini, pêşmergenin yaşamını, Kürtler’in Ortadoğu’da yaşadığı haksızlıkları ve ayaklanmalarına değindim” dedi.

     Sara Omar, bu akşam başkent Kopenhag (København)’da düzenlenen resmî bir törenle ödülünü aldı.

     Kürt – Belçika Ortak Yapımı “Zagros” (ﺰﺇﮔﺭﻮﺱ), “Yılın En İyi Filmi” Seçildi

     (12 Şubat 2018)

     Kürt – Belçika ortak yapımı olan “Zagros” (ﺰﺇﮔﺭﻮﺱ) filmi, Fransa’da düzenlenen 35. Uluslararası Annonay Film Festivali (Festival International du Premier Film d’Annonay)’nde “yılın en iyi filmi” seçildi.

     2 – 12 Şubat 2018 tarihleri arasında düzenlenen 35. Uluslararası Annonay Film Festivali’nde bu yıl 9 film yarıştı. Kürt yönetmen Sehim Omer Xelife’nin ilk uzun metrajlı filmi olan “Zagros”, Fransa’nın Ardenne bölgesindeki Annonay kentinde organize edilen festival sonucunda “en iyi film” ödülüne layık görüldü.

     Kısa bir süre önce Avrupa’nın en büyük film festivalleri arasında sayılan Hollanda’daki 47. Rotterdam Film Festivali’nde de gösterime giren film, büyük beğeni toplamıştı. Film, bundan önce Belçika’daki Cutting Edge sitesinde “2017’nin En İyi Filmleri” listesinde aday gösterilmişti. Kürt – Belçika ortak yapımı olan “Zagros”, Kasım 2017’de Belçika’da düzenlenen 44. Gent Film Festivali’nde “Grand Prix Ödülü”nü almıştı. “Zagros” filmi ayrıca Fransa’da 3 – 12 Kasım 2017 tarihlerinde düzenlenen 18. Arras Film Festivali’nde jüri tarafından “En İyi Yönetmen”, seyirci tarafından ise “En İyi Film” ödülüne layık görülmüştü. Film, Dubai, Stockholm, Virton ve Ramada film festivallerinde de gösterildi.

     Film, Zagros adında bir Kürt çobanın hikâyesini anlatıyor.

     Kürt yönetmen Sehim Omer Xelife, daha önce “Bağdatlı Messi”, “Kahramanlar Ülkesi” ve “Kötü Avcı” filmleriyle toplam 98 ödül almıştı.

     Batmanlı Kürt Kızı Mizgin Ay, Balkanlar Atletizm Şampiyonu oldu

     (17 Şubat 2018)

     İstanbul’da düzenlenen 23. Balkanlar Salon Atletizm Şampiyonası’nda, Batmanlı Kürt kızı millî sporcu Mizgin Ay, kızlar 60 m’de “Türkiye rekoru” kırıp birinci olarak altın madalya kazandı.

     İstanbul Ataköy’deki Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Atletizm Salonu’nda düzenlenen ve 17 ülkeden 238 atletin katıldığı şampiyonada Türkiye, erkeklerde 2 altın, 3 gümüş, kadınlarda ise 1 altın, 2 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 10 madalya kazandı.

     Erkeklerde Emre Zafer Barnes 60 m yarışında 6.62, Batuhan Buğra Eruygun ise 60 m engellide 7.91’lik derecesiyle altın madalyanın sahibi oldular. Yavuz Can 400 m yarışında 47.59, Levent Ateş ise 1500 m’de 3.53.26’lık süresiyle gümüş madalyaya uzandı. Erkekler 4 x 400 m bayrak yarışında ise Fahri Arsoy, Enis Ünsal, İlyas Çanakçı ve Abdullah Tütünci’den oluşan millîlerimiz, 3.13.44’lük dereceyle ikinci sırada yer aldılar.

     Kadınlarda Mizgin Ay, 60 m’de 7.38’lik derecesiyle altın madalya elde etti. Özlem Kaya 1500 m’de 4.22.48 ile gümüş, Aslı Arık ise 800 m’de 2.07.55’lik derecesiyle bronz madalya kazandı. Sırıkla atlamada mücadele eden Buse Arıkazan ise 4.10’luk derecesiyle bronz madalya elde etti. Kadınlar 4 x 400 m bayrak yarışında Meryem Kemeç, Yaren Açar, Seray Şentürk ve Berfe Sancak’tan oluşan millî sporcularımız, 3.51.98’lik dereceyle ikinci sırada yer aldılar.

     Şampiyonada 60 m yarışını kazanan atletler Mizgin Ay ve Emre Zafer Barnes ile 60 m engellide Batuhan Buğra Eruygun ayrıca “Türkiye rekoru” kırdılar. Emre Zafer Barnes ve Batuhan Eruygun büyüklerde “Türkiye rekoru”na imza atarken, Mizgin Ay da kendisine ait 20 yaşaltı salon rekorunu geliştirdi. Öte yandan Emre Zafer Barnes, derecesiyle aynı zamanda Dünya Salon Atletizm Şampiyonası barajını geçti.

     2000 doğumlu Mizgin Ay, aslen Batman (Élîh) ilimizdendir. Batman’dan 14 yıl önce mevsimlik işçi olarak Ankara’nın Beypazarı (Laganya) ilçesine gelerek yerleşen 7 çocuklu ailenin iki kızından biri olan Kürt kızı Mizgin, şu anda Beypazarı Anadolu Lisesi’nde okuyor ve 11. sınıf öğrencisi.

     Henüz 17 yaşında olan gururumuz Mizgin Ay, Türkiye Salon Atletizm Şampiyonası’nda “Türkiye şampiyonlukları” kazandı. Başarılı kızımız Mizgin, okul dışında da hafta sonları ailesine yardım etmek için tarlaya çalışmaya gidiyor.

     Beypazarı’nda “Rüzgârın Kızı” lakabı ile tanınan Mizgin Ay, İstanbul’da yapılan Salon Atletizm Şampiyonası Yıldızlar Kategorisi’nde 60 ve 200 m’lerde “Türkiye şampiyonu” olup 2 altın madalya kazanmıştı. Mizgin Ay, 28 Ocak – 8 Şubat 2017 tarihleri arasında İstanbul Olimpiyat Kampı’nda yapılan yarışmalarda ise 4 defa birincilik kazandı. 2014 yılında katıldığı yarışların tümünü kazanıp 6 altın madalya alan kızımız Mizgin Ay, hedefinin olimpiyatlar olduğunu söylüyor.

     Kürt kızı Mizgin Ay, 2020 Olimpiyatları’na katılacak sporcuları belirleyip hazırlamak üzere kurulan Olimpiyat Hazırlama Merkezi (TOHM)’ne Ankara’dan katılan 23 sporcunun en küçüğü olarak çalışmalara başlamıştı. Mizgin’in bu başarısı, Atletizm Federasyonu’nun da dikkatini çekti. Mizgin, okulu nedeniyle millî takım kamplarına katılamadı. Mizgin Ay’ın antrenörü Muhsin Soysal, sporcusunun İstanbul’da yapılan Salon Türkiye Şampiyonası’na dizindeki sakatlık nedeniyle antrenmansız katılmasına rağmen başarılı olduğunu belirtirken, “Şimdi çalışmalarımıza belirlenen bir program dahilinde devam ediyoruz” dedi.

     Spordaki başarısının dikkat çekmesi sonucu 2014 yılında Beypazarı Kaymakamlığı tarafından Mizgin Ay’ın ailesine maddî destek sağlandı. Ailesi, elde ettiği başarıları dikkate alıp, kaymakamlığın desteği ve tavsiyelerine uyarak kızlarını son dönemlerde tarlaya çalışmaya göndermedi. Sadece spora odaklanan kızımız Mizgin’in başarı çıtası ise giderek yükseldi. 

     Geçen yıl Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlenen Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası’nda, Batmanlı Kürt kızı millî sporcu Mizgin Ay, kadınlar 100 m’de birinci olarak altın madalya kazandı. Kadınlar 100 m final yarışında 11.62’lik derecesiyle yarışı ilk sırada bitiren Kürt atlet Mizgin Ay, altın madalyanın sahibi oldu.

     Kısa adı IAAF olan Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (International Association of Athletics Federations) tarafından Afrika ülkesi Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlenen şampiyonada kadınlar 100 metrede final koşan 17 yaşındaki Kürt kızı Mizgin Ay, 11.62’lik derecesiyle birinci sırayı alma başarı göstererek, altın madalya kazanmanın haklı gururunu yaşadı.

     Şampiyonanın 100 m elemelerinde ilk seride koşan ve 11.92’lik derecesi ile yarıfinale kalan Mizgin Ay, yarıfinalde 11.58 olan Türkiye rekorunu geliştirerek 11.57 saniye ile finale yükseldi. Finalde ise 11.62’lik bir performans sergileyen Kürt kızı Mizgin, yarışını ilk sırada tamamladı ve “Dünya Şampiyonu” oldu.

     Kars’ta Peynir Müzesi Kuran Muhteşem Kadın: Zümran Ömür

     (21 Mart 2018)

     Kars (Qerıs) il merkezine bağlı Boğatepe (Zavot) köyünde muhteşem bir kadın yaşıyor: Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Öğüt.

     Sular seller gibi Fransızca konuşarak herkesi şaşırtan, devamında ise düzgün Türkçe’siyle yaşadığı Kars’ın Boğatepe (Zavot) köyünde kadının toplumda daha fazla yer alması, kendi ayakları üzerinde durması için yaptıklarını anlatmasıyla bir anda kalplerimize dokunan Zümran Ömür, herkese örnek olması gereken güçlü kadınlarımızdan biri.

     46 yaşında üç çocuk annesi ve ilkokul mezunu olan Zümran Ömür, Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin başkanı. Bu dernek, tıbbî bitkiler üzerine. Boğatepe köyünde 650 bitki çeşitliliği olduğunu söyleyen Zümran Ömür, bunun farkına vararak 2007 yılında derneği kurduklarını belirtiyor. Dernek ise 45 kadın, 15 erkek üyeden oluşuyor.

     Hindistan’dan Vinot Kumar isimli bitki doktorunu misafir eden Boğatepe köyü kadınları, bu doktor sayesinde köylerindeki endemik bitki türlerini öğrenmişler. Ardından Türk uzman hekimler gelip, bu bitkileri nasıl kurutmaları gerektiğini ve tıbbî değeri olan kremler ve yağlar üretmeyi öğretmiş. Bitki literatürünü iyi kavrayabilmek için bir sene Fransızca eğitim almışlar.

     Aldıkları eğitimlerle 35 tür tıbbî bitkinin nasıl kurutulduğunu ve onlardan nasıl yararlanabileceklerini öğrendiklerini söyleyen Zümran Ömür, eğitimler sırasında kırsaldaki kadınların doktora gittiğinde bile kendisini ifade edemediğini fark ettiklerini, bunlar için iletişim kursları, sağlık kursları, beslenme kursları aldıklarını da anlatıyor.

     Tam bir yıl boyunca aldıkları Fransızca eğitim sayesinde de köylerinde ekoturizme başlamışlar. Ayrıca öğrendikleri Fransızca, peynir üretiminde de çok işlerine yaramış. Nitekim Fransa’da da peynir üretimi çok fazla. “Üretmeyen toplum mahvolmaya mâhkumdur” diyen Zümran Hanım, bu yüzden kadınlar olarak üretime çok önem verdiklerini söylüyor. Yaz aylarında 3 – 4 günlük bir programa dahil olup bitki türlerini, nasıl kurutulduklarını, hangisinin ne işe yaradığını dilerseniz size anlatıyor, köyün kadınları sizi köy evlerinde misafir ediyorlar.

     2010 yılında Kars’ın meşhur 32 tür peynirinin gelecek nesillerine aktarılması için bir de peynir müzesi kurmuş Zümran Hanım ve arkadaşları. Burası aynı zamanda Türkiye’nin ilk peynir müzesi. Burada gravyer, eski kaşar, Türkmen saçak, Malakan, tulum, otlu, kelle, tel, çürük, çanak gibi birçok peyniri görebiliyorsunuz. Üstelik bu peynirlerin bir benzeri dünyanın hiçbir yerinde yok ve hepsi tescilli. Müzenin amacı ise kaybolmaya başlayan peynir türlerini kurtarmak, üretim süreçlerini korumak, bu süreçte gıdalara nelerin tat verdiğini bulmak, Kars bölgesindeki peynirin hikâyesini anlatmak, ürünleri dünyaya tanıtmak.

     Kars gravyerinin çıkış yeri olan Boğatepe köyünde yer alan bu müzeyi gezip peynir üretimi hakkında eğitim alabiliyor, tadım yapabiliyor ve bu özel peynirlerden satın alabiliyorsunuz.

     “Atatürk bize seçme ve seçilme hakkımızı vermiş, evde mi otursaydık?” diyen, “Kadının yeri eşinin arkası ve önü değil, yanıdır” diyerek kadınları daha fazla toplum hayatına dahil etmek için elinden geleni yapan, üreten, üreten herkese destek vermekten çekinmeyen, gelecek nesillere doğanın sunduğu bitkilerle sağlıklı bir yaşam bırakmak isteyen Zümran Ömür’ü takdir etmemek ve ayakta alkışlamamak elde değil.

     Urmiye, İran’da “2020’nin Turizm Başkenti” Seçildi

     (15 Nisan 2018)

     Doğu Kürdistan’ın incisi Urmiye şehri, İran’da “2020’nin turizm başkenti” seçildi.

     İran İslam Cumhuriyeti Kültür Mirası ve Turistik El Sanatları Kurumu tarafından Kürt şehri Urmiye’nin “2020’nin turizm başkenti” seçilmesi, Urmiye halkına büyük mutluluk yaşattı. Urmiye kenti için var olan bazı turistik ve kültürel eksikliklerin iki yıl içinde tamamlanacağını belirten Urmiyeli Muhammed Hazretpur, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tabiî ki sadece Urmiye kent merkezi değil, kentin bulunduğu bölge de kalkınma planına alınacaktır” dedi.

     Türkiyeli Kürt araştırmacı yazar İbrahim Sediyani’nin meşhur “Adını Arayan Coğrafya” kitabında belirtildiğine göre, şehrin adı olan “Urmia”, Aramca’daki “ur” (şehir) ve “mia” (su) sözcüklerinden oluşmuş bileşik bir isim olup “su üstündeki şehir” demektir. Şehirde yaşayanların % 75’i Kürt’tür. Kentin 871 bin olan toplam nüfûsunun 500 bini Kürt, 310 bini Azerî, 60 bini de Süryanî ve Ermenî’dir. (İbrahim Sediyani, Adını Arayan Coğrafya, s. 144, Özedönüş Yayınları, İstanbul 2009)

     Midyatlı Çocuklar, Robotik Alanda Avrupa Şampiyonu Oldular

     (19 Nisan 2018)

     Mardin (Mêrdîn) ilimizin Midyat (Midyad û Éstil) ilçesine bağlı Sivrice (Dalin) köyündeki ilköğretim öğrencileri, tüm zorluk ve imkânsızlıkları aşarak başarı hikâyesi yazdılar. Büyük yokluklar içinde eğitimini sürdürmeye çalışan çocuklar, robotik alanda kendi imkânlarıyla hazırladıkları çalışmayla İspanya’daki First Lego League (FLL) European Open Championship’te “Yükselen Yıldız Birincilik Ödülü”nü kazandılar ve Avrupa Şampiyonu oldular.

     “Zeka Küpü” projesi kapsamında Mardin’deki çocuklara teknoloji sınıfı ve “maker kitler” sağlayan Turkcell, robotik alanda yeni başarılar yazmaya hazırlanan Sivrice Dream’e “Yanınızdayız” mesajı verdi. Turkcell açıklamasına göre, Sivrice’deki okulu üç boyutlu yazıcıdan dizüstü bilgisayarlara, elektronik devrelerden robotik malzemelerine dek donatılarak, bir “maker laboratuarı” kuruldu. Turkcell’in uzman eğitimcileri çocuklara robotik, kodlama ve mobil uygulama geliştirme alanlarında eğitimler verdi. Son olarak da Midyat Sivrice Ortaokulu’nun FLL turnuvasında resmî sponsoru oldu.

     Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nun davetiyle 4 Nisan’daki “Teknoloji Zirvesi” için İstanbul’a da gelen Sivrice Dream’in çalışmaları büyük beğeni topladı. Sivrice Dream Takımı, Lego EV3 Mindstorms setiyle hazırlamış olduğu “Gyro Boy” ve “Zekâ Küpü Çözen Robot” çalışmalarıyla katılımcıların büyük ilgisini topladı. Renkleri bir komut olarak algılayıp hareket edebilen “Gyro Boy Robot” da performansıyla ilgi toplayan diğer çalışmalar arasında yer aldı. Zirveden bir gün önce İstanbul’a gelen öğrenciler, Turkcell ekibiyle beraber tarihî yarımada turu yaptı. İstanbul’u ilk defa gezme fırsatı bulan çocuklar, tarihî yarımada gezisinde keyifli bir gün geçirdi.

     Dilara, Enver, Derya, Meryem, Engin ve Seydi, “Sivrice Dream” adlı takımın ilk öğrencileri. Beş yıl önce, Sivrice’nin Zekâ Küpleri, FLL (First Lego League) Turnuvası’na katılmayı hayâl ediyor. Başlangıçta bu çocuklara sınıf arkadaşları bile inanmıyor, “Yapamazsınız, hayal görmeyin” diyorlar. Böylece takımın adı “Sivrice Dream” oluyor. Bu takımın ilginç bir yanıysa her yıl mezun olan öğrenciler yerini kardeşlerine veya kuzenlerine bırakıyor. Aslında bir nevi aileden aileye üyelerini aktaran bir takım haline geliyor. Sivrice Dream takımı Lego Olimpiyatları hayâllerinin daha ilk adımında, yarışmaya katıldıklarında, maddî zorluklarla karşılaşıyorlar. Sivrice Dream takımı bölge yarışmasından dereceyle dönünce, İstanbul’daki finallere katılmaları gerekiyor. Başka dertler başlıyor bu sefer de. Çevre okullardan ve çeşitli sponsorlardan aldıkları destekle bir köy okulu olarak Türkiye’nin en prestijli okullarına karşı yarışıp, ulusal turnuvada da derece yapıyorlar.

     Kürt Filmi “Hewno Bêreng” (Renksiz Rüyâ), Ankara Film Festivali’nde 6 Ödül Aldı

     (28 Nisan 2018)

     Yönetmenliğini Çêwlîk (Bingöl)’li Mehmet Ali Konar’ın yaptığı Kürt filmi “Hewno Bêreng” (Renksiz Rüyâ), 19 – 29 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleşen 29. Ankara Uluslararası Film Festivali’nden 6 ödülle birden döndü.

     Bugün akşam saatlerinde gerçekleşen ödül töreninde “Hewno Bêreng” (Renksiz Rüyâ) filmi, “En İyi Film”, “En İyi Erkek Oyuncu” (Onat Kutlar), “En İyi Senaryo”, “En İyi Görüntü Yönetmeni”, “En İyi Özgün Müzik” ve “SİYAD En İyi Film Ödülü” olmak üzere 6 dalda ödül aldı.

     Zazakî Kürtçesi ve Kurmancî Kürtçesi çekilen “Hewno Bêreng” (Renksiz Rüyâ) filmiyle 1990’ların Diyarbakır’ında yaşananları bir çocuğun gözünden beyaz perdeye aktaran yönetmen Mehmet Ali Konar, “Beyaz perdeye yansıyan, çoğu Kürd’ün çocukluğu” demişti.

     Filmin tanıtım bülteninden:

     “90’lı yılların karanlık politik olaylarının ortasında kalan Mirza, bu uğursuz, süreğen durumun mağduru olmaktan kurtulamamıştır. Annesinin ölümünün ardından iyice içine kapanıp gördüğü kötü rüyâlarla savaşmaya çalışan Mirza’nın hayatı, Mir Ahmed’in bir süreliğine evlerine misafir gelmesiyle değişir.

     ‘Renksiz Rüya’, kuşatılmış bir zaman aralığında çocukluk, matem ve hayâllerin hikâyesini, bir çocuğun yaşam ritmi ve farkındalığı üzerinden anlatıyor.”

     Evi Yıkılan Cizreli Dilan, ABD’de Pilot Oldu

     (7 Mayıs 2018)

     2015 yılında Şırnak (Şehr-i Nûh) ilinin Cizre (Cezira Botan) ilçesindeki sokağa çıkma yasağında evi yıkılan 22 yaşındaki Dilan Öğütmen, gittiği Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde pilot oldu.

     Dilan Öğütmen, Danimarka’da aldığı havacılık eğitiminin ardından ABD’de dünyanın önde gelen havayolu şirketlerinden Delta Airlines’te 2. pilot olarak görev yapmaya başladı.

     Pilotluğun çocukluk hayâli olduğunu söyleyen Dilan, “3 yıl öncesine kadar pilot olmak benim için imkânsızdan da daha zordu, çünkü maddî imkâna sahip değildim. Cizre’de sokağa çıkma yasağından sonra Danimarka’ya yerleştim ve benim için herşey burada başladı. Burada hem maddî hem de manevî olarak her türlü desteği gördüm. Hayâlimi gerçekleştirmem için bana fazlasıyla destek verildi ve şimdi artık bir pilot olmanın heyecanını yaşıyorum. Bu gerçekten tarifsiz bir duygu” dedi.

     Siirtli Kürt Genci Kerem Kamal, Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Altın Madalya Kazandı

     (6 Haziran 2018)

     İstanbul’da düzenlenen Avrupa 23 Yaşaltı Güreş Şampiyonası’nın üçüncü gününde erkekler grekoromen stil 60 kg finalinde Siirtli genç Kürt güreşçi Kerem Kamal, şampiyon olarak altın madalya kazandı. Müsabakadan hemen sonra Avrupa şampiyonu Kerem’in akrabaları Sediyani Haber’i arayarak bu gurur verici olayı haber verdiler ve mutluluklarını Sediyani Haber ile paylaştılar.

     Bağcılar Olimpik Spor Kompleksi’nin evsahipliği yaptığı ve 10 Haziran’da sona erecek organizasyonun üçüncü gününde erkekler grekoromen stilde 60 kg, 67 kg, 72 kg, 82 kg ve 97 kg’da sporcular mindere çıktı.

     Siirt (Sêhrd) ilimizin Şirvan (Xizxêr) ilçesine bağlı Soğuksu (Evzınd) köyünden olan 18 yaşındaki millî güreşçi Kerem Kamal, 60 kg finalinde Rus rakibi Artur Petrosian’ı 6 – 3 yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Kerem, madalyasını Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Musa Aydın’ın elinden aldı.

     Ödül töreninin ardından açıklamalarda bulunan Kerem oğlumuz, kazandığı altın madalyadan dolayı çok gururlu olduğunu söyledi. Türkiye’de düzenlenen şampiyonada altın madalya kazanmanın çok daha özel olduğunu vurgulayan Kerem, “Ülkemde altın madalya kazanmak onur ve gurur verici, çok mutluyum. Çok şükür bana nasip oldu. Dün finale çıkan 2 arkadaşımız yaşadıkları talihsizliklerden dolayı altın madalya alamamıştı. Ülkemizde ilk altın bana nasip oldu, çok mutluyum” ifadelerini kullandı.

     Kerem’in altın madalya kazandığı 60 kg mücadelesinde Petrosian gümüş madalya elde etti. Azerbaycan’dan Murad Mammadov ile Gürcistan’dan Dato Çxartişvili ise bronz madalya aldı.

     Müsabakadan ve altın madalyayı kazandıktan sonra Avrupa şampiyonu Kerem Kamal’ın aile çevresi ve yakın akrabaları Sediyani Haber’i arayarak bu muhteşem olayı haber verdiler ve mutluluklarını ilk saatlerde Sediyani Haber ile paylaştılar. Kerem’in akrabaları, “Sediyani Haber büyük bir beğeniyle takip ettiğimiz bir yayın organı. En sevdiğimiz yönü, sporda ve sanatta başarılı olan çocukların ve gençlerin başarılarını sürekli haber yaparak bu gurur verici başarıları gündemleştirmesi ve kamuoyuna duyurması. İnanıyoruz ki Sediyani Haber, Keremimiz’in başarısını da seve seve haber yapacaktır” dediler.

     72 kg’da altın madalya mücadelesine çıkan diğer bir evlâdımız Cengiz Arslan, Gürcü rakibi Ramaz Zoidze ile karşılaştı. Millî sporcu müsabakayı 4 – 3 kaybetti ve gümüş madalya kazandı. 82 kg’da bronz madalya maçına çıkan Burhan Akbudak, Hırvat rakibi Filip Sacić’i 5 – 3 yendi ve bronz madalya kazandı. 97 kg’da bronz madalya maçına çıkan Süleyman Erbay ise Macar rakibi Zsolt Toeroek’i 9 – 2 yenerek bronz madalyanın sahibi oldu.

     Böylelikle Türkiye Grekoromen Millî Takımı şampiyonayı 1 altın, 3 gümüş ve 3 bronz olmak üzere 7 madalya ile tamamladı. Millîler takım sıralamasında ise Rusya’nın ardından ikinci oldu.

     İsveç Edebiyatı Çeviri Ödülü, Kürt Çevirmen Rızgar Şeyhanî’ye Verildi

     (27 Haziran 2018)

     İsveç Akademisi’nin her yıl verdiği “İsveç Edebiyatı Çeviri Ödülü”ne bu yıl Kürt çevirmen Rızgar Şeyhanî layık görüldü.

     Rûdaw’a konuşan Rızgar Şeyhanî, “İsveç Akademisi bu yılki çeviri ödülünü bana vereceğini bir mektupla bildirdi. Ödül 100 bin İsveç Kronu değerinde ve manevî öneme sahip. Ödülü aldığım için çok mutluyum. Akademiye teşekkür ederim” dedi. Dünyaca ünlü akademinin 30 yıldır yaptığı çeviri çalışmaları nedeniyle kendisine bu ödülü layık gördüğünü belirten Şeyhanî, “İsveç edebiyatını Kürtçe’ye çevirdiğim için bu ödül bana verildi” açıklamasında bulundu.

     1961 yılında Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de doğan Şeyhanî, 1982’den itibaren İsveç’te yaşıyor. Şeyhanî, 1988 yılından beridir İsveç edebiyatıyla ilgili kitapları Kürtçe’ye çeviriyor.

     Rojavalı 14 Yaşındaki Evin, Diyarbakır’da Okul Birincisi Oldu

     (30 Haziran 2018)

     Rojava (Suriye Kürdistanı)’nın Qamîşlo kentinden Diyarbakır (Diyarbekir)’a göç eden ailenin 14 yaşındaki kızı Evin Ali, okulunun birincisi, Diyarbakır’ın beşincisi oldu. Qamîşlo’dan 5 yıl önce Diyarbakır’a göç etmek zorunda kalan Evin Ali, 9’uncu sınıflar arasında okul birincisi, Diyarbakır’daki imam hatip okulları içinde ise beşinci oldu.

     Medyaya konuşan Evin, “Türkçe’yi televizyon, çocuklar ve sokaktan öğrendim. Kendimi geliştirerek onlardan daha iyi oldum. Her yıl başarılı oldum. Şimdi de dokuzuncu sınıflar genelinde okulumda birinci oldum. Diyarbakır genelinde ise beşinci oldum. İnşallah gelecek yıl Diyarbakır genelinde de birinci olacağım” dedi. Sokaklarda birçok hasta ve yaralı göçzede gördüğünü belirten Evin, onları tedavi edip iyileştirebilmek için doktor olmak istediğini ifade etti.

     Evin’in 6 kız ve 1 erkek çocuğuna sahip babası Ali Davut, zor şartlarda çocuklarını okutmaya çalışıyor. Evin’in İngilizce öğretmeni olan babası Ali Davut, “Ben İngilizce öğretmeniyim. Çocuklarıma da İngilizce öğrettim. İngilizce bildikleri için daha başarılı oluyorlar” diye konuştu.

     Hem Suriye Göçzedeler Okulu’na hem de Türkçe eğitim veren İmam Hatip Lisesi’ne giden Evin, zamanının çoğunu ders çalışarak geçiriyor.

     Evin’in kızkardeşi Jin Ali ise, “Evin niye başarılı oldu? Evin oyuna vakit ayırmıyor. Boş işlerle uğraşmıyor. Her gün birkaç saat ders çalışıyor. Bundan dolayı arkadaşlarından daha başarılı oldu. Evin şimdi doktor olmayı hayâl ediyor. Çalışkan olduğu için doktor olacağına inanıyorum” dedi.

     Aylan Kurdî’nin Ailesinin Hikâyesini Anlatan Kürt Filmi “Ailan”, İtalya’da “En İyi Film” Seçildi

     (3 Temmuz 2018)

     Aylan Kurdî’nin ailesinin hikâyesini anlatan Kürt filmi “Ailan”, İtalya’da “En İyi Film” seçildi. Kürt yönetmen Cebrail Ebûbekir Rahman’ın çektiği film, İtalya Uluslararası Truck Cinematography Film Festivali’nde ödüle layık görüldü.

     26 – 30 Haziran 2018 günleri arasında gerçekleştirilen İtalya Uluslararası Truck Cinematography Film Festivali’ne çeşitli ülkelerden onlarca film katıldı. Kürt yönetmen Cebrail Ebûbekir Rahman’ın çektiği “Ailan” isimli film festivalde “En İyi Film” ödülüne layık görüldü.

     BasNews’e konuşan filmin yönetmeni Cebrail Ebûbekir Rahman, filmin Suriye’deki savaştan kaçan Aylan Kurdî’nin ailesinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya kaçak yollarla giderken Ege Denizi’nde boğulması hikâyesini konu aldığını söyledi.

     1983 tarihinde Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de dünyaya gelen yönetmen Cebrail Ebûbekir Rahman, 2001 yılında sinemaya başladı. Kürt yönetmenin 40’ın üzerinde kısa metrajlı,13 de uzun metrajlı filmi bulunuyor.

     Kürt Edebiyatçı Fırat Cewerî’ye İsveç Akademisi Ödülü

     (13 Temmuz 2018)

     “Nobel Edebiyat Ödülleri”ni veren İsveç Akademisi, İsveç edebiyatının eserlerini Kürtçe’ye kazandırdığı için 2018 yılı ödülünü Kürt edebiyatçı Fırat Cewerî’ye vermeyi kararlaştırdı.

     Fırat Cewerî, Astrid Lindgren’in “Emil” ve Gunilla Bergström’ün “Alfons” dizileri, İsveç Edebiyatı Antolojisi, Hjalmar Söderberg’in “Doktor Glas” romanını, şair Gunnar Ekelöf’ün “Emgion Prensi İçin Divan”ını, Edith Södergran’ın “Olmayan Ülke” ve Pär Lagerkvist’in “Barabbas” kitaplarını Kürtçe’ye kazandırdı. Cewerî ayrıca dünya edebiyatının önemli isimlerinden Fyodor Mihailoviç Dostoyoveski, Anton Pavloviç Çehov, John Steinbeck, Samuel Barclay Beckett ve Jean-Paul Sartre’ın eserlerini Kürtçe’ye çevirdi.

     Cewerî, dünyada 40 civarında İsveç eserini başka dillere çeviren yazar ve çevirmenler olmasına rağmen ödülün kendisine verilmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Belki de İsveç Akademisi baskı altında olan, hâlâ eğitim dili olmayan Kürtçe’ye çevirdiğim için beni ödüle layık görmüştür. Önümüzdeki yıllarda, bu yasaklı dille evrenselliğe açılan bir edebiyat yaratıldığı için de bu dilin edebiyatı Nobel’le ödüllendirileceğinden eminim” dedi.

     Kürt Yönetmen Aram Dildar’ın Kısa Filmi Rusya’da “En İyi Öğrenci Kısa Filmi” Ödülü Aldı

     (19 Temmuz 2018)

     Kürt yönetmen Aram Dildar’ın kısa filmi, Rusya’nın başkenti Moskova’da “En İyi Öğrenci Kısa Filmi” dalında ödül aldı. “Hazirîyek Bo Derengmayînê” (Geç Kalışa Hazırlık) adlı 14 dakikalık Kürtçe kısa film, Moscow Short’ta 2018 Haziran ayının “En İyi Öğrenci Kısa Filmi” dalında ödüle layık görüldü.

     Aram Dildar, öğrencilik dalında ödül aldıklarını doğrulayarak, filmlerinin 2018’de Moskova’da yarışacağını söyledi.

     Moscow Short (Uluslararası Kısa Film Festivali), aylık canlı gösterimleri ve Rusya’daki yıllık ödül etkinliği ile aylık uluslararası kısa film yarışması. Festival, dünyanın en iyi bağımsız film yapımcılarına destek vermeyi hedefliyor ve dünyanın dört bir yanından gelen en iyi ve parlak kısa prodüksiyonları sergiliyor. Moscow Short’ta, 30 dakika veya daha kısa bir sürede üretilen kısa filmler gösteriliyor. Kategoriler Kısa Anlatı, Kısa Animasyon, Kısa Belgesel, Müzik Video, Kısa Deneysel ve Öğrenci Shortları’nı içeriyor.

     Cizreli İşitme Engelli Millî Güreşçi Sinan Sadak, 3 Kez Dünya Şampiyonu

     (21 Temmuz 2018)

     Şırnak (Şehr-i Nûh) ilimizin Cizre (Cezire Botan) ilçesinden işitme engelli millî güreşçi Sinan Sadak, tam 3 kez “dünya şampiyonu” oldu.

     Cizre’nin Nûr mahallesinde büyüyen ve spor yaşamını Batman Belediyespor kulübü bünyesinde sürdüren işitme engelli sporcu Sinan Sadak, Cizre’de 8 nüfûslu yoksul bir ailenin çocuğu ve henüz 23 yaşında. Duyma yetisini kaybetmesine rağmen küçük yaşlarda ayakkabı boyacılığı yaparak ailesinin geçimine katkıda bulundu.

     2008 yılında Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesinde güreş antrenörü Levent Kaleli ile tanışmasıyla yaşamı değişen Sinan Sadak, bu destek ile güreşe başladı. Kısa sürede güreş müsabakalarında büyük başarı gösteren Sinan, tam 4 kez “Türkiye şampiyonluğu” kazandı.

     2012 yılında İşitme Engelliler Dünya Güreş Şampiyonası’nda ikinci olup gümüş madalya alan Sinan, 2014 yılında Ermenistan’ın başkenti Erivan (Yerevan)’daki Dünya Engelliler Güreş Şampiyonası’nda şampiyon olarak altın madalya elde etti. 2015 yılında da Gürcistan’ın başkenti Tiflis (Tbillisi)’te yapılan İşitme Engelliler Avrupa Güreş Şampiyonası’nda gençler ve büyükler kategorilerinde şampiyon olan millî sporcu, 2016 yılında İran’da düzenlenen Dünya İşitme Engelliler Güreş Şampiyonası ve son olarak geçen ay Rusya’nın Vladimir kentindeki Dünya Engelliler Güreş Şampiyonası’nda şampiyon olup zirvede yer almayı başardı.

     Başarılı ve örnek genç sporcu Sinan Sadak, şimdiye dek 13 yıllık güreş yaşamında 3 dünya şampiyonluğu, 1 dünya ikinciliği, 2 Avrupa şampiyonluğu ile çok sayıda Türkiye şampiyonluğu elde etti.

     12 yaşında güreşle tanışan Sinan, duygularını şu sözlerle ifade ediyor: “O zamanlar ilk Türkiye madalyamı almıştım. 2011 yılında Ankara Kızılcahamam kulübüne transfer oldum. Kızılcahamam’da tam mânâsıyla millî takım kariyerim başladı. 16 yaşında büyükler kategorisinde dünya ikincisi oldum. 2014 yılında dünya şampiyonu oldum. 2015 yılında Avrupa’da hem gençler hem de büyüklerde iki gün arayla – Allah nasip etti – çifte Avrupa şampiyonluğu yaşadım. 2016 yılında İran’da dünya şampiyonu oldum. Son olarak 2018’de Rusya’da Vladimir’de bireyselde dünya şampiyonu oldum, takım halinde de dünya ikincisi olduk.”

     Kariyerine halen Batman Belediyespor kulübünde devam eden Sinan Sadak, hedefinin 2021 Olimpiyatları olduğunu söylüyor. Sinan, “Bundan sonraki hedefimde 2019 yılında Belarus’ta yapılacak olan Avrupa Şampiyonası, 2020’de İstanbul’daki Dünya Şampiyonası var. 2021’de de nasip olursa olimpiyatlarda madalya almayı hedefliyorum. Nasip olur da madalya alırsam bütün sporcuların hayâl ettiği kariyer hedefime ulaşmış olacağım” sözleriyle hedeflerini ve hayâllerini dile getiriyor. Ve ince bir mesaj vererek ekliyor: “Artık olumsuzluklarla değil, güzel şeylerle anılmak istiyoruz.”

     Güzel Cizre şehrimizin Hz. Nûh (as) Peygamber’in şehri olduğunu vurgulamadan da geçmeyen Sinan, şu veciz dolu güzel sözleri sarfediyor: “Cizre denilince şimdi akla ilk gelen şey maalesef terör. Oysa geçmişte çok büyük âlimler yetiştiren bir memleketten sözediyoruz, Hz. Nûh’un şehrinden sözediyoruz. İnsanlığın doğuşunun olduğu bir yerin bu kadar olumsuzluklarla yansıması kimsenin hoşuna gitmiyor. İnşallah gelecek nesillere örnek başarılar bırakıyoruz. Artık olumsuzluklarla değil spor, fen ve sanatla, güzel şeylerle anılmak istiyoruz.” Sözlerinin devamında, “Belki de Allah beni vesile olarak öne sürüp şampiyonluk nasip etti” diyen Sinan, bu şampiyonluk vesilesiyle memleketini farklı yerlerde güzelliklerle anlatmaya çalıştığını belirtiyor.

     Sinan Sadak, olumsuzluklara rağmen bu başarının çıkmasını insanların hayretle izlediğine işaret ederek, “Sadece ben değilim, farklı dallarda başarılı kardeşlerim var. Bununla gurur duyuyorum” diyor. Gençlere tavsiyelerde bulunmayı da ihmal etmeyen Sinan, gençlerin kendilerine hedef belirlemesi ve sabırlı olmaları gerektiğini salık veriyor.

     Dukanlı Görme Engelli Muhlis, 10 Yıldır Balık Avlıyor ve Yüzme Yarışmasında 1. Oldu

     (25 Temmuz 2018)

     Güney Kürdistan’ın Süleymaniye ilinin Dukan ilçesinde gözleri görmeyen Muhlis Mahmud, 10 yıldır balıkçılık yapıyor ve yüzme yarışmasında birinci oldu. 15 yıl önce gözlerini kaybeden Muhlis Mahmud, ailesini geçindirmek için 10 yıldır Dukan Gölü’nde balık avlıyor.

     Rûdaw’a konuşan Muhlis Mahmud, “Derin ve ince olan yerlerde farklı ağlar kullanılır. Büyük balıkların bulunduğu bölgelerde küçük ağlar kullanılamaz. Balıkların büyüklüğüne göre farklı ağlar kullanıyoruz” dedi.

     Balıkçılık mesleğinden dolayı iyi bir yüzücü de olan Mahmud, düzenlenen bir yüzme yarışmasında birinci oldu.

     Mahmud’un arkadaşı Ahmed Mustafa, “Sadece bulunduğumuz bölgeyi anlatıyorum. Daha sonra O’nun belirlediği noktaya ağlarımızı atıyoruz. Ağımızı O’nun belirlediği yere attığımızda daha fazla balık tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

     Kürt Filmi “Zer”, Burgas Uluslararası Film Festivali’nde “Seyirci Büyük Ödülü”ne Layık Görüldü

     (28 Temmuz 2018)

     Kürt yönetmen Kazım Öz’ün çektiği “Zer” filmi, Bulgaristan’daki Burgas Uluslararası Film Festivali’nde “Seyirci Büyük Ödülü”ne layık görüldü.

     New York’tan Dersim’e bastırılmış, unutturulmuş bir tarihe doğru arayışa çıkan Jan’ın hikâyesini anlatan “Zer”, geçtiğimiz Kasım 2017’de de 66.’sı düzenlenen Mannheim – Heidelberg Uluslararası Film Festivali’nde “Seyirci Ödülü” ile “FIPRESCI Ödülü”nü almıştı.

     “Zer” filminin arkaplanında Türk devletinin 1938 yılında gerçekleştirdiği Dersim Katliâmı işleniyor. New York’ta müzik eğitimi gören babaannesinin son nefesinde kulağına fısıldadığı bir şarkının sözlerinin peşine düşen filmin Dersimli kahramanı Jan, geçmişe doğru bir yolculuğa çıkınca Dersim Katliâmı’nın hâlâ canlı duran izleriyle karşılaşıyor.

     4 dile çekilen ve 2016 yılında tamamlanan “Zer” filmi, 2017’de ilk olarak Türkiye’de gösterime girdikten sonra birçok uluslararası festivalde gösterildi. Film, 5. Duhok Uluslararası Film Festivali’nde de açılış filmi olarak gösterilmişti.

     Başrollerini Nik Xhelilaj, Güler Ökten ve Levent Özdilek’in paylaştığı “Zer” filminde, kanser tedavisi için New York’a getirilen babaannesi Zarife ile bu süreçte daha da yakınlaşan genç müzisyen Jan’ın, babaannesinin kendisine söylediği bir şarkının peşinden köklerine ve bastırılmış toplumsal travmaların izine doğru çıktığı yolculuğun hikâyesi anlatılıyor.

     Kürt Bilim İnsanı Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî), “Matematik’in Nobel’i” Olarak Anılan “Fields Madalyası”na Layık Görüldü

     (1 Ağustos 2018)

     İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan Kürt bilim insanı Koçer Birkar (ya da kullandığı diğer isimle Feridun Dıraxşanî), Uluslararası Matematikçiler Birliği’nin “Matematik’in Nobel’i” olarak bilinen “Fields Madalyası”na layık görüldü.

     Uluslararası Matematikçiler Birliği, 4 senede bir yapılan Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde 2, 3 ya da 4 matematikçiye “Fields Madalyası” veriyor. Kanadalı matematikçi John Charles Fields’in adını taşıyan ödül, 1936 yılından itibaren veriliyor ve bilim dünyasında “Matematik’in Nobel’i” olarak biliniyor.

    Bu yıl Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde 2018 yılının madalyasına Cambridge Üniversitesi’nden Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî), ETH Zürih’ten Alessio Figalli, Bonn Üniversitesi’nden Peter Scholze ve Stanford Üniversitesi’nden Akşay Venkateş layık görüldü.

     Cambridge Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan 40 yaşındaki Koçer Birkar, Doğu Kürdistan’ın Merivan kentinde dünyaya geldi ve 2000 yılından bu yana İngiltere’de yaşıyor.

     Uzun yıllar İngiltere’de mülteci statüsünde yaşayan Birkar, ödüle ilişkin, “Umarım 60 milyon Kürt için bu ödülüm küçük bir sevinç kaynağı olur” diye konuştu. Kürdistan’ın ileride matematikçi olacak bir çocuk için çok zor ülke olduğunu söyleyen Birkar, “Bir gün bu ödülü alacağıma inanamıyordum” dedi.

     Kürdistan Millî Lideri Mesud Barzanî, dünyanın en büyük Matematik ödülünü alan Kürt bilim insanı Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî)’ye hitaben bir kutlama mesajı kaleme aldı.

     “Matematik’in Nobel’i” olarak anılan “Fields Madalyası”na layık görülen ve “Umarım dünyadaki 60 milyon Kürt’ü sevindirmişimdir” diyen Kürt bilim adamını kutlayan Rehber Barzanî, “Senin başarından büyük sevinç ve onur duyan 60 milyon Kürt insanından biri de benim. Başarınla çok mutlu oldum, gururlandım. Daha büyük başarılar elde etmeni dilerim” dedi. Gelişmenin kendisini çok mutlu ettiğini belirten Rehber Barzanî, “Matematik gibi zorlu ve önemli bir dalda elde edilen bu başarı bizi çok mutlu etmiştir” ifadelerini kullandı.

     Mesud Barzanî, mesajında daha sonra şu cümlelere yer verdi:

     “Emeğin yerini buldu ve bu başarın tüm Kürtler’i mutlu etti. Ben de o 60 milyon Kürt’ten biri olarak, çok mutlu oldum, gurur duydum. Daha büyük başarılar elde etmeni dilerim.

     Bir Kürt gencinin uluslararası platformda, bir bilim dalında yarışabilmesi memnuniyet verici. Umarım, bu başarı Kürt gençleri için bir örnek teşkil eder ve Koçer kardeşimiz gibi Kürtler’in ismini eğitim ve bilim alanında dünyaya duyururlar.”

     Dünyanın en büyük Matematik ödülü olarak görülen “Fields Madalyası”nın sahibi olan Kürt bilim adamı Prof. Dr. Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî)’ın doğduğu köy meydanında yapılan kutlamada Koçer Birkar ve Rehber Mesud Barzanî’nin fotoğrafları asıldı.

     Kürtlük’e ilişkin her türlü etkinliğin İran rejiminin saldırısına maruz kaldığı Doğu Kürdistan (Rojhılat)’da Kürtler vatanseverliğiyle biliniyor. Ödüllü bilim insanı Koçer Birkar’ın memleketi Merivan’da Kürtler bugün evlatlarının başarısını kutlamak amacıyla tatlı dağıttı ve alanda Rehber Barzanî’nin posterini da astı.

     Rehber Barzanî ve Koçer Birkar’ın fotoğraflarının Kürt gençleri tarafından paylaşıldığı sosyal medyada Rehber Barzanî’nin Kürt evladının başarısına ilişkin yayınladığı mesaja da yer verildi.

     Kürt Yazar Cemil Turan Bazidî (Selami Aytaş), “UNESCO Özel Akademik Ödülü”ne Layık Görüldü

     (6 Ağustos 2018)

     Yunanistan’da yaşayan Kürt yazar Cemil Turan Bazidî (Selami Aytaş), 16 Mart 1988 tarihindeki Halepçe Katliâmı’ndan sonra göç etmek zorunda kalan bir ailenin dramını anlattığı “Azad Adım Benim” romanıyla “UNESCO Özel Akademik Ödülü”ne layık görüldü.

     12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nde Türkiye’de bir süre tutuklu kalan ve tahliyesinden sonra Yunanistan’da yaşamaya başlayan Kürt yazar Cemil Turan Bazidî, 2015 yılında yayımlanan “Azad Adım Benim” romanıyla UNESCO’dan ödül aldıktan sonra duygularını ifade ederken, “Bu ödül halkımın yani tüm Kürtler’in ödülüdür. Ben bir yazar olarak halkımın dilini, medeniyetini, örf ve adetlerini anlatmaya çalışan bir aracıyım” dedi.

     Kitaba ve ödüle ilişkin açıklamada bulunan Bazidî, kitabın kahramanı Azad ile Fransa’nın başkenti Paris’te tanıştığını belirterek, “Kitabın konusu 1988’de Halepçe Katliâmı’ndan sonra Kürdistan’dan hicret eden 4 kişilik bir ailenin dramını anlatıyor. Anne, baba, oğul ve küçük kızlarıyla 4 kişilik bir aile önce İran’a, oradan Türkiye’ye geçiyorlar. Türkiye – Yunanistan sınırına gelip Meriç Nehri’ni geçmeye çalışırken 14 yaşındaki Azad Yunanistan’a geçmeyi başarıyor. Annesi, babası ve kızkardeşi ise Türkiye tarafından yakalanıp Irak’a geri gönderiliyor. Ve aileye de oğulları Azad’ın Meriç’te boğulduğu söyleniyor. Ben tesadüfen bu olayı öğrendim. Azad gerçek bir kişi. Yunan bir arkadaşım bana ‘Burada bir Kürt çocuk var. Onunla konuşur musun?’ dedi. Telefonda tanıştık. Birkaç ay sonra da Paris’e gidip hikâyesini dinledim” dedi.

     Kitabı 2005’te bitirdiğini ancak Fransa’da bir yapımcının bunu televizyon dizisi olarak çekmek istemesi üzerine beklettiğini söyleyen Bazidî, “Kitabı aslında 10 yıl önce bitirmiştim. 2005’te romanı bitirmiştim. Fransa’da bir yapımevi ile konuşuyorduk. Kitabın dizi olmasını istemişlerdi. Onu bekledik. Ancak sonra bazı sorunlar dolayısıyla dizi yapılmadı. Böylece ben 2015’te kitabı Yunanca yayınladım. 400 sayfalık bir roman. Kitap daha sonra İngilizce ve İspanyolca’ya çevrildi. İspanyolca’ya çevrilince birçok ödül listesine alındı” diye konuştu. “UNESCO’dan böyle bir ödül beklemiyordum” ifadesini kullanan Cemil Turan Bazidî sözlerini şöyle sürdürüyor: “UNESCO bu ödülü halkların kültürlerinin en iyi yansıtıldığı eserlere veriliyor. Beni kitabımda Kürtler’in kültürünü, geleneklerini, duruş ve davranışlarını, ahlâk anlayışlarını en iyi şekilde dile getirdiği belirtilerek ödül listesine alınmış. UNESCO hem kitabın tercümesine hem de kitabın yazarına bu akademik ödülü veriyor. Bu ödül sadece yazar olarak bana verilmedi. Bu ödül bütün mültecilerin dramını anlatmak için bir araç olacaktır. Aynı zamanda bu ödül halkımın yani tüm Kürtler’in ödülüdür. Ben bir yazar olarak halkımın dilini, medeniyetini, örf ve adetlerini anlatmaya çalışan bir aracıyım. Daha önce ödüller almıştım. Mart 2018’de Yunanistan Basın Bakanlığı tüm çalışmalarımdan dolayı ödül vermişti. Yunanistan Parlamentosu’nun Parlamento Başkanlığı’ndan da ödül almıştım. Yunanistan Yabancı Gazeteciler Cemiyeti’nden de ödül almıştım. Ama ilk defa UNESCO gibi dünya çapında ödül aldım. Bana gönderilen yazıda da, UNESCO Başkanı’nın imzasıyla gelen yazıda ‘Roman canlı örneklerle dolu. Kültürü, medeniyetini en geniş şekilde dile getiren ve bunun sınırlarının olmadığını gösteren bir roman’ denilmişti.”

     Daha önce 11 kitaba imza atan Bazidî, “Hem bu kitabımın hem de diğer kitaplarımın Kürtçe’ye çevrilmesini isterim. Geçtiğimiz yıl ‘Kurdun Gözleri’ kitabım Kürtçe ve Türkçe’ye çevrildi. Umarım diğer romanlarım da Kürtçe’ye ve diğer dillere çevrilir. Amacım da halkımın yaşadıklarını olabildiğince yaymak” şeklinde konuştu.

     Cemil Turan Bazidî (Selami Aytaş), Ağrı (Agırî) ilimizin Doğubeyazıt (Bazîd) ilçesinde doğdu. Politik çalışmalarından dolayı 1980 Askerî Darbesi’nden sonra tutuklandı. Halen gazeteci olarak Yunanistan Basın Bakanlığı’nda ve günlük bir Yunan gazetesinde çalışmaktadır. Yaşam hikâyesi Nikos Kasdaglis tarafından “Ararat Astreftei” (Ağrı Dağı Volkan Püskürüyor) ismiyle romanlaştırıldı. Kemal Burkay’ın “Kürtler ve Kürdistan” kitabının yanısıra birçok başka çeviri de yapan yazarın, şimdiye kadar Yunanca yazdığı 6 romanı dışında, “Şiir Antolojisi”, “Ajanda” (Takvim) ve bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.

     Eserleri şunlardır:

     ROMANLAR: “Το Ματωμένο Χιονολούλουδο” (Kardelenler Kan İçinde) [Atina, 2001]; “Τα Μάτια Tου Λύκου” (Kurdun Gözleri) [Atina, 2003]; “Η Νύχτα Που Έβλεπε Τηv Μέρα” (Güne Bakan Gece) [Atina, 2006]; “Τα Παιδιά Του Αραράτ” (Ararat’ın Çocukları) [Atina, 2008]; “Εκεί O Θεός Κοιμόταν” (Orada Tanrı Uyuyordu) [Atina, 2013]; “Αζάντ Με Λένε” (Benim Adım Azad) [Atina, 2015].

     ARAŞTIRMA: “Η Αρχαία Σοφία των Κούρδων Εζιντί” (Kürt Ézidîler’in Kadim Bilgelikleri) [Atina, 2003].

     New York’ta Kürt Pizzacı Hakkı Akdeniz’e 4 Ödül

     (7 Ağustos 2018)

     ABD’nin New York şehrinde 7 ayrı pizza dükkânı olan Diyarbakırlı Hakkı Akdeniz’e, ABD Temsilciler Meclisi dâhil toplam 4 yerden başarı ödülü verildi.

     New York’ta 7 şubesi bulunan “Champion Pizza” dükkânını sıklıkla ziyaret eden Hollywood ünlülerinin yanısıra, yoksullarla evsizlere yardımseverliği ve cömertliğiyle bilinen Akdeniz, ABD’de 4 başarı ödülüne birden layık görüldü. ABD Temsilciler Meclisi’nin “Sosyal Adalet Şampiyonu”, “Toplumda Lider” ve “İş Dünyasında Öncü” olarak nitelendirilmesinden dolayı ödüle layık gördüğü Akdeniz’in, New York Eyaleti Meclisi tarafından verilen ödülde ise “Topluma Örnek Hizmetler Veren” ve “İşinde Eşsiz Kişisel Başarıya İmza Atan” bir birey olduğu vurgulandı. New York Şehir Konseyi tarafından “Toplumdaki Fevkalade Başarıları ve Üstün Hizmetleri” nedeniyle ödüllendirilen Akdeniz, Manhattan Bölgesi Başkanlık Ofisi’nden de “Yaşadığı Şehri İyileştirme ve Toplumu Zenginleştirme” adına bir ödül aldı.

     Önce ailesi, daha sonra da kendi geleceği için neler yapabileceğini düşünerek her girdiği işte çok çalıştığını vurgulayan Hakkı Akdeniz, “İnsan isterse her şeyi yapar” dedi.

     Aralık 2009’dan bugüne kadar New York’ta toplam 13 tane dükkân açan Akdeniz, bugün Manhattan bölgesinde 5 olmak üzere New York’ta toplam 7 tane “Champion Pizza” dükkânı işletiyor. Dükkânlarındaki müşterilerin, çokluğu ve müdavim olmaları dikkati çekerken, Akdeniz’in müşterilerle birebir ilgilenerek sohbet etmesi de kendisinin ne kadar başarılı bir girişimci ve özverili bir insan olduğunu gösteriyor.

     ABD’deki hayatına, Kanada’dan New York’a kaçak girerek başlayan Hakkı Akdeniz, azmi ve çalışkanlığıyla pizza imparatorluğuna uzanan büyük bir başarıya imza attı.

     Diyarbakır (Diyarbekir) ilimizin Silvan (Miya Farqîn) ilçesinde doğan Hakkı Akdeniz, 1997 yılında Kanada’ya giderek yaklaşık 4 sene üvey ağabeyinin yanında bir pizza dükkânında çalıştı. Burada zaman içinde Latin Amerikalı bir kadınla hayatını birleştiren Akdeniz, bir erkek çocuğu sahibi olurken, ilerleyen yıllarda çocuğunu 10 yaşına kadar göremedi. Akdeniz, oğlu 10 yaşına geldiğinde ABD – Kanada sınırına giderek tel örgüler ardında çocuğunu görebilme şansı buldu.

     Öte yandan, 14 Ağustos 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde polisin kimlik kontrolü sırasında gözaltına alınan Hakkı Akdeniz, Amerikalı eşi Maya ve 14 yaşındaki oğlu Serhat, yaklaşık 2 saat sonra serbest bırakılmıştı.

     Kürt Müzisyen Kayhan Kalhor’a “Isaac Stern İnsanlık Rûhu Ödülü”

     (30 Ağustos 2018)

     “Grammy” ödüllü Kürt müzisyen Kayhan Kalhor, “2018 Issac Stern İnsanlık Rûhu Ödülü”nü aldı. 2016’dan bu yana verilen ödülü alan müzisyenlere 10 bin Dolar veriliyor.

     Kalhor, 2017 yılında 59. kez düzenlenen ve dünyanın en prestijli müzik ödüllerinden olan “Grammy”de “En İyi Dünya Müziği Albümü Ödülü”nü almıştı.

     Kürtçe ve Farsça müziğin önemli ismi olan Doğu Kürdistanlı Kalhor, ödülü Güney Çin’in Yunnan eyaletindeki Xiaoşuijing Miao Çiftçi Korosu ile paylaşacak.

     Kayhan Kalhor, küçük yaşlarda başladığı müzik çalışmaları sırasında ilk olarak İran Ulusal Radyo ve Televizyon Orkestrası’nda yer aldı.

     Birçok farklı öğretmenden eğitim aldı.

     20 yaşındayken Muhammed Rıza Lûtfî’nin yanında çalışmalarına devam etti.

     Sonraki dönemlerde klasik müzik öğrenmek için Roma ve Ottawa’da çalışmalar yaptı.

     Kalhor aynı zamanda New York`ta bir üniversitede müzik dersleri vermekte.

     Hiç Okul Okumayan Kürt Kadın Yazar, 9 Kitap Yazdı

     (31 Ağustos 2018)

     İran Kürdistanı (Doğu Kürdistan, Rojhılat)’nın Urmiye şehrinde yaşayan Mehtap Hatemî adlı Kürt kadını, hiç okula gitmediği halde bugüne dek 9 kitap yazdı. Şimdiye kadar yalnızca bir kitabını yayınlayabilen mucize yazar Hatemî, “Yazarlara destek verilmediği için kitaplarımızı yayınlayamıyoruz” dedi.

     Kendi imkânları ile okuma – yazma öğrenen ve ardından kendini geliştiren Mehtap Hanım, bu inanılması güç çabasını şöyle anlatıyor: “12 yaşıma geldiğimde okul kitaplarını okuma merakı bende hasıl oldu. Evimizde bulunan ve çoğu romanlardan oluşan kitapların tümünü okudum. 14 yaşımda kitap yazmaya başladım. O sene ‘Umutlara Can Veren Aşk’ adlı ilk kitabımı bitirdim.”

     Bugüne dek 9 kitap yazan Mehtap Hanım’ın eserleri, roman ve destanlardan oluşuyor.

     Mehtap Hatemî, “Kitaplarımda genel olarak ilahî umut, yaşam umudu, yaşanmışlıklar ve hedefler ile ilgili konuları işliyorum” diyor. Kitaplarının yayınlanması için birçok yerden destek istediğini ancak kimsenin destek vermediğini belirten yazar Mehtap Hatemî, “Okul okumamış biri olarak kitap yazmak, benim için onurdur” ifadelerini kullanıyor.

     Kürt Gitarist Cem Şivan Ergül, Roma’daki Festivalde Birinci Oldu

     (5 Eylül 2018)

     Kürt gitarist Cem Şivan Ergül, İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen “7. Uluslararası Alirio Diaz Genç Gitaristler Festivali” (7º Festival Internazionale di Chitarra Alirio Diaz)’nde birinci oldu. Dünyaca ünlü klasik gitarcı Alirio Diaz (1923 – 2016) adına düzenlenen uluslararası klasik gitar yarışması kapsamında müzikseverlerle buluşan Kürt sanatçı Şivan Ergül, katılımcıları büyüledi.

     Roma’da 3 – 4 Eylül 2018 günleri arasında düzenlenen “7. Uluslararası Alirio Diaz Genç Gitaristler Yarışması”nın sonuçları açıklandı.

     1996 ve sonrası doğumluları kapsayan C kategorisinde birincilik ödülü, Kürt gitarist Cem Şivan Ergül’e verildi. Ergül yarışmada Johann Sebastian Bach’ın “Prelude”, “Presto” ve “Gigue”, Joaquin Rodrigo’nun “Fandango” ve Antonio Lauro’nun “Venezuelan Vals 2” adlı parçalarını icra etti.

     Geçtiğimiz yıl “4. Uluslararası İstanbul Klasik Gitar Yarışması”nda da birincilik ödülü alan Cem Şivan Ergül, Batman (Élih) ilimizin merkez ilçesine bağlı Doluca (Merina) köyünden bir ailenin çocuğu olarak 2001 yılında Adana (Kilikya) ilimizde doğdu.

     Müzik eğitimine bateri ile başlayan Şivan Ergül, daha sonra Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda klasik gitar eğitimine başladı.

     Genç gitarist Şivan Ergül, 2015 yılında Romanya’da düzenlenen “Uluslararası Gitar Yarışması”nda da kendi yaş kategorisinde dünya üçüncüsü olmuştu.

     Halen Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda lise son sınıf öğrencisi olan Ergül, Mehmet Özkanoğlu ve Utku Özkanoğlu gibi deneyimli hocalarla çalışıyor.

     Iğdırlı Hamarat Kadın Nevruz Sadak’ın Erişteleri Avrupa’daki Sofraları Donatıyor

     (13 Eylül 2018)

     Kürdistan’ın yöresel lezzetlerinden el yapımı erişte, Avrupa’daki sofraları donatıyor. Iğdır (Reşqelas) ilimizde kadınların kışa hazırlık amacıyla hazırladığı ve zamanla farklı aroma ve türlerde yapılmaya başlanılan erişteler, kentte bir kadın girişimcinin açtığı işletmeyle Avrupa’ya ihraç ediliyor.

     Iğdır Organize Sanayi Bölgesi’nde Nevruz Sadak tarafından kurulan fabrikada, kentin yöresel lezzetlerinin yanısıra “kadın eli değmiş” erişteler de üretiliyor. Üretimini kadınların gerçekleştirdiği sade, domatesli, biberli başta olmak üzere birçok lezzete sahip erişteler, başta İtalya olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesine gönderiliyor.

     Hamarat kadın Nevruz Sadak, yaptığı açıklamada, Iğdır’ın bilinen eriştesini, işletmelerinde kadınların ellerinde işleyerek dünya pazarına sunduklarını söyledi. Erişteleri yöresel usûllülerle hazırladıklarını belirten Nevruz Hanım, “Eriştenin tarladan sofraya gelen her aşamasında yöresel yöntemleri kullanıyoruz. Tarlada buğdayın ekiminden değirmende öğütülmesine, buradan hamur haline getirilmesi ve anne eli değmiş şekilde işlemesine kadar hepsinde yöreye özgü yöntemler kullanıyoruz, bu da ürünümüzü doğal kılıyor” diye konuştu. Nevruz Sadak, erişteye geleneksel lezzet kazandırılması için geçmişteki üretim aşamalarının gerçekleştirildiğini vurgulayarak, “Eriştemizin eski alışık olduğumuz sadesini, fesleğenlisini, domateslisini, şekilli olmak üzere birçok çeşidini üretiyoruz. Üretim aşamasında özellikle Iğdır’da bu işi bilen, yıllarca tecrübe edinmiş, çalışan kadınlarımızın ellerinde üretiyor, doğal tadını alması için güneşte kurutuyor, daha sonra da fırınlıyoruz” ifadelerini kullandı.

     Ürünlerin beğenildiğini anlatan Sadak, erişteleri önce Almanya’ya gönderdiklerini, bu ülkedeki firmalarının ürünleri başka ülkelere pazarladığını anlattı. Nevruz Sadak, “Eriştemiz özellikle İtalyan mutfağında ilgi görüyor ama bunun yanında orada yaşayan vatandaşlarımız da bu ürünümüzü tercih ediyor. Özellikle eski tadı bilen, o doğallığı tadan, o özlemi çeken birçok vatandaşımız bu ürünümüzü tüketiyor. Yani Iğdır’da üretilen erişteyi Alman, İtalyan ve Anadolu sofralarına sunuyoruz” şeklinde konuştu.

     Nevruz Sadak’ın kardeşi işletmeci Aslıhan Sadak da Avrupa’daki gıda sektörlerinin ihtiyaç ve gereksinimlerinden dolayı Türkiye’de doğal kaynaklı ürünlerden ham madde elde ederek Almanya’daki firmalarına gönderdiklerini belirterek, “Bu ürünlerimizi Almanya’da işleyerek dünya pazarına sunuyoruz. Iğdır’da aklınıza gelebilecek her ürünü işliyoruz. Bunun en önemlisi yöresel ürünlerimizden eriştemizdir” dedi.

     Kentte üretilen erişte ve diğer yöresel ürünlerin Almanya ve İtalya’nın yanısıra Avrupa’nın birçok ülkesinde satışa sunulduğu belirtildi.

     Bingöl’de İlk Kez Kivi Yetiştirildi

     (18 Eylül 2018)

     Bingöl (Çêwlîk) ilimizde ilk kez kivi yetiştirildi. Bingöllü çiftçi Muhittin Polat’ın il merkezine bağlı Güveçli (Velan) köyündeki evinin bahçesine diktiği kivi fidanları ilk meyvelerini verdi.

     Uzun yıllar kent dışında inşaat sektöründe çalıştıktan sonra köyüne dönen iki çocuk babası Muhittin Polat, merkeze 8 km uzaklıktaki Güveçli (Velan) köyünde çiftçilik yapmaya karar verdi. Bir süre yaptığı araştırmaların ardından, köylülerin “yetişmez’” demesine rağmen bahçesine kivi fidanı dikti. Polat, Rize (Rhiza) ilinden getirdiği kivi fidanlarını bahçesine dikti, özel damla sulama sistemi ile de sürekli nemli tuttu.

     Kivi fidanları 6 yıl sonra ilk kez meyve verirken, köylüler bu duruma şaşırdı. Polat, “Çevremdekiler ‘burada olmaz’ dediler, kivinin nemli yerlerde yetiştiğini söylediler. Ben denemek istedim ve yetiştirebileceğime inandım, 6 yıl sonra meyve verdi” dedi.

     Çocukluğundan beri tarım işlerine meraklı olduğunu anlatan Polat, “Bahçemde hemen hemen herşeyi yetiştirmeye çalışıyorum. Kiviyi araştırdım, Bingöl’de denemek istedim. Çevremdekiler ‘burada olmaz’ dediler, yetişebileceğine inanmadılar. Kivinin havasının nemli olan yerlerde yetiştiğini, burada mümkün olmayacağını söylediler. Ben de denemek istedim ve yetiştirebileceğime inandım, sabrettim ve başardım” dedi.

     Devletin destek vermesi halinde arazisinde sera kurup muz da yetiştirmek istediğini söyleyen Muhittin Polat, “Devlet yardım ederse, 30 hektarlık sulu arazime sera kurup kivi üretimini artıracağım. Evimin bahçesinde de gül, erik, kayısı, elma, kiraz gibi ürünleri aşılıyorum. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de bana çok yardımcı oldu. İncir de yetiştirdim, bol bol yedim. Cennet hurması, muz, kestane, fındık gibi ürünleri de yetiştirmeyi düşünüyorum. Sera kurabilirsem, kesinlikle muz da üreteceğim” diye konuştu.

     Bingöl Tarım ve Orman Müdürü Burhan Bahadır, kentte son yıllarda yapılan barajlarla nem oranının arttığını ve ikliminin daha ılıman hale geldiğini söyledi. Bahadır, subtropik iklim meyvesi olan kivinin ekonomik olarak yetiştirilip yetiştirilemeyeceği konusunda kurum tarafından araştırmalar yapılacağını ve çiftçi Muhittin Polat’a bu konuda her türlü teknik desteğin verileceğini ifade etti.

     Kivi fidanlarını her gün nemli tutan ve damla sulama sistemi ile sulayan Polat, ilk kivi hasadını yapmaya hazırlandığını söyledi.

     Siirtli Kürt Güreşçi Kerem Kamal, 3. Kez Dünya Şampiyonu

     (19 Eylül 2018)

     Siirtli millî güreşçi Kerem Kamal, yüzümüzü güldürmeye devam ediyor. 18 yaşındaki Kürt genci Kerem, Slovakya’nın Trnava kentinde düzenlenen Dünya Gençler Güreş Şampiyonası’nda grekoromen stil 60 kg’da altın madalya elde etti.

     Siirt (Sêhrd) ilimizin Şirvan (Xizxêr) ilçesine bağlı Soğuksu (Evzınd) köyünden olan 18 yaşındaki millî güreşçi Kerem Kamal, Trnava’da devam eden şampiyonada bugün mindere çıkarak finalde Hindistanlı Vijay Vijay ile karşılaştı. Millî güreşçimiz Kerem, müsabakayı 10 – 0 sayı tuşuyla kazanarak altın madalyanın sahibi oldu.

     Grekoromen stilde 4 altın ve 2 bronz madalya kazanan İran, dünya birinciliğini elde etti. Rusya elde ettiği 2 altın ve 5 bronz madalya ile ikinci sırada yer aldı. Ermenistan da 1 altın ve 2 bronz madalya ile sıralamada üçüncü oldu. Türkiye ise 1 altın ve 2 bronz olmak üzere elde ettiği 3 madalya ile bu stilde dünya dördüncüsü oldu.

     Türkiye’yi grekoromen stilde temsil eden güreşçilerden Kerem Kamal altın, Erkan Ergen ile Muhittin Sarıçiçek bronz madalya kazandılar.

     Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Gençler Güreş Şampiyonası’nda altın madalya kazanan Kerem Kamal’ı kutladı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın altın madalya kazanan Kerem Kamal’a telgraf göndererek, tebrik ettiği belirtildi.

     “Bîr” ve “Nûjîn”e Uluslararası Festivallerden “En İyi Belgesel” Ödülü

     (20 Eylül 2018)

     Yönetmenliğini Veysi Altay’ın üstlendiği “Bîr” (Kuyu) belgeseli La Paz Uluslararası Film Festivali’nde, “Nûjîn” (Yeni Yaşam) belgeseli de Atlantik Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Ödülü” aldı.

     Mardin (Mêrdîn) ilinin Dargeçit (Kerboran) ilçesindeki “faili meçhul” cinayetleri konu alan “Bîr” belgeseli 5 – 8 Eylül 2018 günleri arasında Bolivya’da gerçekleşen La Paz Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Ödülü”ne layık görüldü.

     IŞİD adlı barbar terör örgütünün Kobanê’ye saldırısı sırasında üç kadın savaşçının yaşamını konu alan “Nûjîn” belgeseli ise 12 – 15 Eylül 2018 günlerinde Kolombiya’da yapılan Atlantik Uluslararası Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Ödülü”ne layık görüldü.

     “Nûjîn”, daha önce İtalya’da gerçekleşen Babel Film Festivali’nde de “En İyi Belgesel Ödülü”nü alırken, “Bîr” belgeseli ise geçtiğimiz günlerde Hindistan’da yapılan Bizan Nagar Film Festivali’nde “En İyi Öykü” ve “En İyi Yönetmen Ödülü”nü almıştı.

     “Nobel Barış Ödülü”, Kongolu Doktor Denis Mukwege ve Ézidî Kürt Aktivist Nadya Murad’a

     (5 Ekim 2018)

     “2018 Nobel Barış Ödülü”ne Kongolu doktor, jinekolog ve insan hakları aktivisti Denis Mukengere Mukwere ile Irak – Kürdistanlı Ézidî Kürt insan hakları aktivisti Nadya Murad Basê Taha layık görüldü.

     İki saygın isim de savaş alanlarında cinsel şiddete karşı yaptığı çalışmalarla biliniyorlar. 1955 doğumlu Dr. Mukwege ve 1993 doğumlu Nadya Murad, “Silahlı çatışmalarda cinsel şiddetin bir araç olarak kullanılmasının bitirilmesi için yaptıkları çalışmalar” nedeniyle ödüle layık görüldüler.

     Denis Mukengere Mukwere, 1 Mart 1955 tarihinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin (o zamanlar Belçika Kongosu) Güney Kivu iline bağlı Bukavu ilçesinde doğdu.

     Hayatının çoğunu Kongo’daki cinsel şiddet mağdurlarına yardım etmeye adayan jinekolog Denis Mukwege, yıllardır tecavüz mağdurlarının tedavisi için uğraşıyor. Kongolu jinekolog, savaş ortamında tecavüze uğrayan kadınları Bukavu’da kurduğu Panzi isimli hastanede etkili bir şekilde tedavi etmesiyle yakından tanınıyor.

     Kongolu doktor, aralarında “BM İnsan Hakları Ödülü”nün de bulunduğu çok sayıda uluslararası ödüle sahip.

     Nadya Murad Basê Taha, 1993 yılında Irak’ın Kürdistan bölgesinin Ninova iline bağlı Sincar (Şengal) ilçesinin Koço köyünde doğdu.

     25 yaşındaki genç kadın, 2014 yılındaki İslam Devleti (IŞİD) barbar saldırısına kadar köyü Koço’da yaşıyordu. 400 bin Ézidî Kürdü’nün yaşadığı Şengal’de kaçırılan 6 bin 300 kadın ve çocuktan biri olan Nadya Murad, aylarca IŞİD terör örgütü mensupları tarafından Musul’da cinsel saldırı ve işkenceye maruz kaldı. Nadya Murad, daha sonra örgütten kaçmayı başararak Almanya’ya hicret etmiş ve bu ülkeye yerleşmişti.

     Nadya Murad, daha sonra Avrupa ülkelerinde ve dünyanın farklı yerlerinde Ézidî Soykırımı’nı ve yaşanan trajediyi dile getirmiş, Ézidî Kürt halkının dramını tüm dünyaya duyurmaya çalışmıştı.

     Nadya Murad, ABD’li yönetmen, yapımcı, senarist ve aktör George Timothy Clooney’in Lübnanlı eşi Emel Âlimuddîn Clooney ile BM’de yaşadıklarını anlatmış, bir kitap yazmış ve “BM İyiniyet Elçisi” olmuştu.

     Nadya Murad, halen Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC)’nde çalışıyor ve “insan ticareti” mağdurlarının sorunları ile ilgileniyor.

     Nadya Murad, birbuçuk ay önce (Ağustos 2018), ABD ordusunda tercüman olarak çalışan ve yeniden hayata dönmesinde büyük rol oynadığı belirtilen Ézidî Kürdü Abid Şemdîn ile evlendi.

     Bu yılki “Nobel Barış Ödülü”ne Kongolu doktor Denis Mukwege ile birlikte layık görülen Ézidî Kürt kadın hakları savunucusu Nadya Murad, ilk açıklamasında “Büyük onur duydum” dedi. Nadya Murad, “Bu ödülü bütün Ézidiler, bütün Iraklılar, Kürtler, bütün azınlıklar ve dünya çapındaki cinsel şiddet mağdurlarının hepsiyle paylaşıyorum” ifadelerini kullandı.

     Yazılı bir açıklama yapan Nadya Murad, “IŞİD’in 2014’te başlayan soykırımından bu yana tahayyül edilemez suçlara maruz bırakılan Ézidî halkının içinde bulunduğu duruma uluslararası dikkatleri çeken bu fırsat için minnettarım. Birçok Ézidî bu ödüle baktıklarında kaybettikleri, hâlâ haber alınamayan veya hâlâ rehin tutulan aile üyelerini düşünecektir” dedi. “Bana gelince, ben IŞİD tarafından öldürülen annemi düşünüyorum. Birlikte büyüdüğüm çocukları ve onları korumak için ne yapmamız gerektiğini düşünüyorum” diyen Nadya Murad, şöyle devam etti: “Azınlıkların hedef alınmasına son verilmeli. Kadınlara karşı cinsel şiddet hiçbir zaman mazur görülmemeli.”

     “Soykırımın yıkıma uğrattığı toplumların yeniden inşâ edilmesi” çağrısı yapan Nadya Murad, “Soykırım kampanyalarının sadece başarısız olması için değil, aynı zamanda sorumlularından hesap sorulması için kararlılıkla birlikte çalışmalıyız. Hayatta kalanlar adaleti hak ediyor. Evlerine güvenli bir dönüşü de” ifadelerini kullandı.

     Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Bal Festivali’nde Kürt Arıcılar 2 Altın Madalya Kazandı

     (7 Ekim 2018)

     Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Bal Festivali’nde Kürt arıcılar 2 altın madalya kazandı. Kürt arıcılar Muhammed ve Barzan, Beyrut’ta düzenlenen uluslararası festivalde altın madalya kazanarak birinci oldular. Kürdistanlı arıcı Muhammed süzme bal kategorisinde, Barzan ise petek bal kategorisinde birinciliği elde ettiler.

     Muhammed, “Kürdistan balını bütün Arap ve Ortadoğu ülkelerine tanıttığım için çok mutluyum. Balımız çok kaliteli ve şimdiye kadar 5 kez altın madalya kazandık” dedi. Sadece kendi şahsı için değil Kürdistan için de çok mutlu olduğunu ifade eden Muhammed, Kürdistan Hükümeti’nin arıcılık sektörünü desteklemesini istedi. Barzan ise, “Arap ve Afrika ülkeleri genelinde en iyi balın Kürdistan balı olduğunu ispatladık” diye konuştu.

     3 gün süren ve bugün sonra eren festivale Azad Kürdistan’dan bir heyet de katıldı.

     Öte yandan her yıl geleneksel olarak düzenlenen Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Bal Festivali’nin gelecek sene Azad Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de düzenlenmesine karar verildiği bildirildi. Kürdistan Arıcılar Birliği Kurucu Üyesi Hatu Beyan, yaptığı açıklamada, “Buradan Kürdistan arıcılar heyetini kutluyorum. Kongre flaması bu kongrede Kürdistan Bölgesi heyetine verildi. Ve oy çokluğuyla kongrenin önümüzdeki yıl başkent Erbil’de yapılmasına karar verildi” dedi.

     Kürdistan Arıcılar Kooperatifi’ne üye 10 bin 600 arıcı bulunuyor. Kooperatif her yıl düzenlenen Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri Bal Festivali’ne katılıyor.

     Kürt Gazeteci Behruz Boçanî’ye İtalya’da “Uluslararası Gazetecilik Ödülü”

     (9 Ekim 2018)

     İtalya’da yayın yapan Intirnasional dergisi tarafından verilen “Uluslararası Gazetecilik Ödülü”nün bu yılki sahibi, Rojhılatlı Kürt gazeteci Behruz Boçanî oldu.

     Gazeteci Behruz Boçanî, 2013 yılından bu yana Avusturya’nın Manus Adası’ndaki mülteci kampında yaşıyor. Beş yıldır mülteciler ile birlikte yaşayan Boçanî, onların yaşam koşullarına ilişkin raporlar hazırlıyor. Mültecilerin yaşam koşullarına ilişkin raporlar hazırlamanın yanısıra Kürt gazeteci Behruz Boçanî, mültecilerin yaşamına ilişkin “No Friend but the Mountains” (Dağlardan Başka Dost Yok) adlı İngilizce bir kitap da kaleme aldı. Kitap, bu yıl içinde yayınlandı. Boçanî ayrıca, yaşadığı adada mültecilerin yaşamını konu alan bir belgesel de çekti.

     “Uluslararası Gazetecilik Ödülü” alan Behruz Boçanî, ödül törenine ise katılamadı. Törende hazır bulunamayan Kürt gazeteci, “Uluslararası ödül, Avusturya hükûmetinin mülteci politikasının dünyayı ilgilendiren bir sorun haline geldiğini gösteriyor” dedi.

     23 Temmuz 1983 doğumlu olan Behruz Boçanî, İran’ın batısındaki Kürdistan bölgesinin İlam ilinde dünyaya geldi.

     Kürt Fotoğrafçı Rewend Cewad’a ABD’de “Ortadoğu Enstitüsü Özel Ödülü”

     (10 Ekim 2018)

     Azad Kürdistanlı fotoğrafçı Rewend Cewad, ABD’nin başkenti Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nün “özel ödül”ünü kazandı.

     1986 yılında Azad Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de doğan ve şu anda Almanya’da yaşayan fotoğrafçı Rewend Cewad, Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nün düzenlediği fotoğraf yarışmasına Kürdistan Bölgesi’ndeki kamplarda kalan Ézidî göçzedelerin yaşamını konu alan 4 fotoğraf ile katılmıştı.

     Enstitünün kendisini ABD’ye davet ettiğini belirten Rewend Cewad, 7 Kasım’da fotoğraf sergisi ile birlikte ödül töreni düzenleneceğini ifade etti.

     Daha önceleri sanat gazeteciliği yapan Rewend Cewad, 2009 yılında fotoğrafçılık yapmaya başladı. Şu ana kadar Almanya’da 7 fotoğraf sergisi açan Cewad, önümüzdeki hafta Waukesha kentinde en büyük sergisini açacak.

     Muş’ta Kurduğu Çiftlikte Halep Keçi Sütü Üretiyor

     (11 Ekim 2018)

     Muş (Mıj) ilimizde girişimci Menderes Özüpak, kurduğu çiftlikte Halep keçi sütü üretiyor. Hazırladığı keçi çiftliği projesiyle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK)’na başvuran ve projesi kabul edilen Özüpak’a % 65’i hibe olmak üzere 1 milyon 470 bin TL destek sağlandı.

     Aldığı destek ile Muş il merkezine bağlı Sungu (Norşen) köyündeki Bahçelievler mahallesinde 7 bin m²’lik alanda çiftlik kuran Menderes Özüpak, Hatay ve Adana’dan getirdiği damızlıklarla Halep keçisi yetiştirmeye başladı.

     Kısa zamanda 220 hayvanlık sürü oluşturan Özüpak, keçilerden sağdığı süt ile elde ettiği peynir ve tereyağını otelinde müşterilerine sunuyor. Özüpak, gazetecilere yaptığı açıklamada, çiftliğin arsası hariç 2 milyon 261 bin 972 TL’ye mal olduğunu söyledi.

     Halep keçilerinin süt veriminin yüksek olduğunu belirten Özüpak, “Yerli ırka göre iki kat süt elde ediyoruz. Şu anda 220 keçimiz var ve 3 kişi çalışıyor. Önümüzdeki dönemde kapasiteyi artırmayı düşünüyoruz. Çiftliğimiz buna müsait” dedi.

     TKDK İl Koordinatörü Beytullah Uygur ise Menderes Özüpak’a başvurusu üzerine 500 hayvan kapasiteli çiftlik kurması için destek sağlandığını bildirdi.

     Bingöl’de Güney Amerika Meyvesi Pepino Yetiştirildi

     (22 Ekim 2018)

     Bingöl (Çewlîk) ilimizin Topalan köyünde yaşayan Cuma Beklen, daha önce manavda gördüğü, anavatanı Güney Amerika’da yetişen pepinoyu bahçesinde yetiştirmeyi başardı. 55 yaşındaki Cuma Beklen, bahçesinde “altın domates” ve “altın çilek” gibi farklı ürünler de yetiştirdiğini belirterek, pepinoyu ise merak üzerine denemek amacıyla bahçesine ektiğini söyledi.

     Bahçesiyle uğraşmayı çok sevdiğini söyleyen Beklen, şunları söyledi: “Birçok hastalığa şifa olduğu söylenen pepino meyvesinin fidelerini Erzincan’da gördüm. 3 yıldır ekiyorum. Sadece merak ettim, pepino bizim topraklarda olur mu diye. Baktım ki çok güzel oluyor. Pepino çok güzel bir meyve. Bingöl’de pazarı olursa ekenler para da kazanabilir.” Pepinoyu ticarî amaçlı ekmediğini belirten Cuma Beklen, sadece ihtiyacı kadar yetiştirdiğini söyleyerek, Bingöl topraklarının bereketli olduğunu, ekimi ve bakımını yapıldıktan sonra her türlü meyve ve sebzenin yetiştirilebileceğini dile getirdi. Çiftçilere bereketli topraklarda farklı türde meyve ve sebze yetiştirmeleri önerisinde bulunan Cuma Beklen, “Sadece bildikleriyle yetinmesinler. Dünya değişiyor, onun için araştırsınlar, herşeyi eksinler” dedi.

     Genç Kürt Karateci, Dünya Karate Şampiyonası’nda Altın Madalya Kazandı

     (29 Ekim 2018)

     Doğu Kürdistan (Rojhılat)’ın Mehâbâd şehrinden genç sporcu İdris Mahmudzâde, 300’den fazla ülkenin katılımıyla Ukrayna’da düzenlenen Dünya Oyama Karate Şampiyonası’nda altın madalya kazandı.

     300 ülkeden karatecilerin mücadele ettiği dünya şampiyonasında birinci olarak altın madalya kazanan İdris evlâdımız, büyük bir başarıya imza attı.

     Kürtçe Dilini Koruma ve Geliştirme Platformu Kuruldu | Asimilasyona Karşı Mücadele Kararı Aldılar

     (29 Ekim 2018)

     Diyarbakır (Diyarbekir) şehrimizde biraraya gelen 9 Kürt partisi / hareketi, Kürtçe dilinin geliştirilmesi, resmî dil olması ve okullarda anadilde eğitim hakkı için ortak bir platform kurdu. Kürt partilerinden yapılan ortak açıklamada, asimilasyona karşı mücadele çağrısı yapıldı.

     Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde biraraya gelen Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Hak, Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslamî Hareketi (Azadî Hareketi), İnsan ve Özgürlük Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP), Kürdistan Demokratlar Platformu (KDP) ve Kürdistan Demokrat Partisi – Türkiye (KDP – T) temsilcileri, yaptıkları ortak açıklamayla kurdukları ortak platformu deklare ettiler.

     Kürtçe’nin Kurmancî lehçesindeki metni Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Kürtçe’nin Kırmançkî (Zazakî) lehçesindeki metni ise Azadî Hareketi’nden Sıdkı Zilan okudu.

     9 Kürt partisinden yapılan ortak açıklamada, asimilasyona karşı birlikte ses vermek için partilerin biraraya geldikleri vurgulandı. Eğitim hayatından ekonomik ve sosyal hayata kadar her alanda Türkçe’nin dayatıldığı kaydedilen açıklamada, “Rejimin 100 yıllık ırkçı siyaseti olduğunu teşhir etmek ve halkımızı aydınlatmak için biraradayız” ifadeleri yer aldı.

     “Bizler, ‘Bugün dilimiz, yarın milletimiz yok olacak’ şeklinde yüzleştiğimiz derin ve kanayan yaramızı birlikte nasıl sarabiliriz sorusuna yanıt bulabilmek için biraradayız” denilen açıklamada, “Siyasal, sivil kurumlarıyla, aydınları, sanatçıları, mollalarıyla ve halkımızla dilimiz (Kurmancî, Zazakî) üzerindeki asimilasyona karşı yakın ve uzun vadede yapacaklarımızın belirlenmesi için biraradayız” ifadeleri kullanıldı. Evde, sokakta, dolmuşta, otobüste, hastanede Kurdî (Kurmancî, Zazakî) konuşarak halkı konuşmaya çağırmak için ortaklaştıklarının altı çizilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “Bizler, dil konusunda uzman olan kurum ve şahsiyetlerimizin biraraya gelip yaratıcı, kapsayıcı, uzun soluklu görüş, öneri, projelerle ortak sinerji yaratmalarına zemin hazırlamada destek olmak istedik. Bizler, televizyon, radyo, gazete gibi kurumları, aydın ve yazarlarımızı bu kanayan yaramızda ortak bir çağrıyla dikkatlerini yoğunlaştırmak ve özel programlarla, yazınsal faaliyetle kampanyaya katkıda bulunmaya çağırmak istedik. Sosyal kanser olan asimilasyona karşı halkımızın feryadını başta Birleşmiş Milletler, UNESCO olmak üzere dünya kamuoyuna duyurmak için Türkiye kamuoyunu ve vicdan sahibi herkesi hareket ettirmek için biraraya geldik. Bizler tüm bunlarla, sivil ve siyasal kadrolarımız ve en önemlisi halkımızla demokratik kültürün ve millî ittifakın iklimini güçlendirmeye katkıda bulunabilmek için biraradayız. Bu adımın bu yönde atılmış son değil, başlangıç adımı olmasını diliyoruz ve bunun için çabalayacağız.”

     HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları, Kürt partilerinin biraraya gelmesi gerektiğinden sözetti. Farisoğulları, “Siyaset, kültür ve sanat alanlarında çok sayıda saldırı sözkonusu. Bu yüzden tüm Kürt parti ve kurumları biraraya gelmeli ve bu saldırılara karşı çıkmalıdır. Parti ve kurumlar aynı zamanda dilini ve kültürünü korumalıdır” ifadelerini kullandı.

     İnsan ve Özgürlük Partisi Başkan Yardımcısı Sedat Doğan da Kürt dilinin resmî dil olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Bugün evimizde annem ve babam sadece Kürtçe biliyor, ama çocuklarım Kürtçe konuşamıyor. Ben ebeveynlerim ile çocuklarım arasında tercümanlık yapıyorum. Bu, zûlümdür. Bu zûlmün bize yapılması büyük bir ayıptır” şeklinde duygularını dile getirdi.

     Siirtli 71 Yaşındaki Yavuz Bekman, Karanlık Dünyasını Müzikle Aydınlatıyor

     (6 Kasım 2018)

     Siirt’te yaşayan ve 11 yaşında geçirdiği göz hastalığı nedeniyle % 95 görme kaybı yaşayan 71 yaşındaki Yavuz Bekman, 8 farklı enstrüman çalabiliyor. Yavuz Amca’nın mahareti, çevresindekilerin ilgisini çekiyor.

     Siirt Devlet Hastanesi’nde 33 yıl memur olarak görev yaptıktan sonra emekli olan 3 çocuk babası Yavuz Bekman, yıllardır karanlık dünyasını adetâ müzikle aydınlatıyor. Görme yetisini büyük oranda kaybettikten sonra babasının aldığı gitarla yaşama tutunan Bekman, kimsenin yardımı olmadan azmiyle gitarın yanısıra akordiyon, cümbüş, bağlama, darbuka, tef, davul ve en çok sevdiği udu başarıyla çalmayı öğrendi.

     Yaşama müzikle bağlanan Yavuz Bekman ud çalarken, eşi Fikriye Bekman da şarkı söylüyor. Evinin yanısıra arkadaşlarıyla biraraya geldiği, dost sohbeti ettikleri çay ocağında cümbüş çalan Bekman’a mekânı işleten İsa Danış da sesiyle eşlik ediyor. Bekman, görme engeline rağmen çevresine verdiği enerji ve yaşama bağlılığı ile örnek oluyor.

     Yavuz Bekman, 11 yaşında görme yetisini % 95 kaybetmesine rağmen lise eğitimini tamamladığını, 45 yaşında da Açıköğretim Fakültesi’nden mezun olduğunu söyledi. Babasının aldığı gitar sayesinde müzikle tanıştığını, daha sonra akordiyon, cümbüş, bağlama, darbuka, tef, davul ve ud çalmayı öğrendiğini anlatan Bekman, en çok da ud çalmayı çok sevdiğini belirtti.

     Bekman, 1000 parçayı ezbere bildiğini dile getirerek, en büyük hayâlinin beste yapmak olduğunu aktardı. “Hafızâm çok kuvvetli. Bu da Allah vergisi. Allah bir yerden alınca diğer yere veriyor. Güçlü bir kulağım var. Çalarken zevk alıyorum” diyen Bekman, halinden hiç şikâyetçi olmadığını vurguladı. Yavuz Bekman, “Halimden memnunum. Dünyaya bir daha gelsem aynı kişi olarak gelmek isterim. Belki benim için böylesi daha hayırlıdır. Sosyal yönüm çok geniş. Türkiye’nin her yerinde arkadaşlarım var. Benim için insan sevgisi çok önemli. Bende insan sevgisi sınırsız. Hayatımda hiç kimse ile kavga etmedim” dedi. Engellilerin hiçbir zaman sosyal yaşamdan kopmaması gerektiğini ifade eden Bekman, “Hayata küsmemek lazım. Engelliler hiçbir zaman dünyalarını karartmasın ve mutlu olabilmek için en az bir enstrüman çalsın. İnsanlara mutlu olmaları için en az bir enstrüman çalmalarını öneririm” diye konuştu.

     Yavuz Bekman, evde elektrik ve su tesisatıyla ilgili arızaları onardığını, görememesinin kendisine engel teşkil etmediğini anlatarak, insanın istediği zaman her şeyin üstesinden gelebileceğini söyledi. İnsanların en küçük şeylerde dahi mutluluğu bulabileceğini ifade eden Bekman, “Rehberimde 600 kadar insanın numarasını ezbere biliyorum. 600 kişiyle asla telefon irtibatımı kesmiyorum. Dışarıda esnaf arkadaşlarımı ziyaret ederim, mutluluğu sürekli ararım. Âşık Veysel benim idolüm. Hep O’nu örnek aldım” şeklinde konuştu.

     Eşi Fikriye Bekman da görücü usûlü evlendiklerini ve güzel bir yaşam sürdürdüklerini söyledi. “Yavuz Bey ile güzel bir yaşam geçirdik. O çalar ben söylerim. Ben de O’nun gibi müziği çok severim. O yönden kafamız hep uyuştu” diyen Fikriye Bekman, çok sosyal olduklarını, birlikte hep gezdiklerini sözlerine ekledi.

     Kazakistanlı 9 Yaşındaki Kürt Çocuğu, Karatede Dünya Şampiyonu Oldu

     (5 Aralık 2018)

     Kazakistan’ın başkenti Astana’da yaşayan 9 yaşındaki Mustafa Rodi adlı Kürt çocuğu, Portekiz’de gerçekleştirilen Dünya Karate Şampiyonluğu’nda altın madalya kazandı.

     Mustafa Rodi’nin böylece uluslararası alanda şimdiye kadar kazandığı 2 altın, 1 bronz madalyası oldu. Rodi, Kazakistan’daki yarışmalarda da 5 madalya kazanmıştı.

     Mustafa Rodi’nin ataları, 100 yıl önce Van’dan Ermenistan’a göç etmiş bir Kürt ailesi. Aile, Ermenistan ile Azerbaycan arasında 1991 yılında yaşanan Karabağ Savaşı’ndan sonra da Kazakistan’a göç etmek zorunda kalıyor.

     Şu anda Astana’da yaşayan aile Mustafa Rodi’nin başarılarıyla gururlanıyor. Babası Bariyê Refo da gençliğinde güreş sporu yapıyormuş. Mustafa Rodi’nin annesi Elmina Mustafayeva, yaptığı açıklamada, “Mustafa Rodi Portekiz’de dünya şampiyonu oldu. 2 altın, bir bronz madalya kazandı. Çok mutlu olduk. Babaları da gençliğinde güreş sporu yapıyordu. Çocuklar da babaları gibi sporu çok seviyorlar. Büyük oğlum da judoya gidiyor” dedi.

     6 ile 11 yaş arasındaki çocukların devam ettiği bir spor kulübüne giden Mustafa Rodi, yarışmalara çok disiplinli bir şekilde hazırlanıyor ve antrenmanlarını kaçırmıyor. Eğitim ve sportif çalışmalarını birlikte yürüten Mustafa Rodi, ailesinden destek alıyor.

     Mustafa Rodi’nin antrenörü Sergey Volçenkov, Mustafa Rodi’nin başarılı bir çocuk olduğunu belirtiyor. Sergey Volçenkov, “Portekiz’de düzenlenen şampiyonaya 15 ülke katıldı. Mustafa Rodi müsabakalarda 4 kez kazanarak birinci oldu. Mustafa Rodi büyük hayâllere sahip. Bu arzu ile devam ederse çok parlak bir geleceğe sahip olacak. Kesinlikle birlikte çalışacağız. İmkân olursa Dünya Şampiyonası’na bir daha katılacağız ve Mustafa Rodi yine dünya şampiyonu olur” diye konuştu.

     Mustafa Rodi ve kulüp arkadaşları, 2019 Dünya Karate Şampiyonluğu hazırlıklarına günlük 3 saat çalışmayla devam ediyor.

     Mustafa Rodi “olimpiyat şampiyonu” olmayı ve şampiyonada mukaddes Kürdistan bayrağını dalgalandırmayı hedefliyor.

     Kürt Gencinin Bu Projesi Dünyada Bir İlk

     (8 Aralık 2018)

     Kerküklü Hasan Sultan’ın “patlama ve doğal afetlere karşı dayanıklı bina projesi” adlı doktora tezi, Polonya’da “çok iyi” derecesi ile kabul edildi. Kürt gencinin bu projesi, dünyada bir ilk. Hasan’ın en büyük hayâli, bu binaları Kürdistan’da inşâ etmek.

     Dört yıl önce yükseklisans için gittiği Polonya’da Poznan Teknoloji Üniversitesi’ni bitiren Hasan Sultan, doktora tezini de okuduğu bölüm olan “İnşaat Mühendisliği” üzerine verdi.

     Polonya’yı eğitim kalitesinin yüksek olması nedeniyle seçtiğini dile getiren Hasan Sultan, doktora çalışmasının da uzun süredir üzerinde çalıştığı bir konu olduğunu belirtiyor. Şehircilik ve modern imar konuları üzerine yoğunlaştığını ifade eden Hasan Sultan, “Kerkük’te ve Irak’ın diğer kentlerinde yaşanan saldırı ve patlamalarda birçok kişi binaların sağlam olmaması nedeniyle hayatını kaybediyordu. Ben de mühendislik sistemimizi yeniden gözden geçirme üzerine yoğunlaştım. Şehirlerde yaşanan terör saldırıları, patlamalar ve doğal âfetlere karşı nasıl daha sağlam binalar inşâ edilir konusunu mercek altına aldım. Benim keşfettiğim sistem, binalara patlama nedeniyle oluşan enerji ve basıncı emme özelliği kazandırıyor. Dolayısıyla binaları daha fazla korunur hale getiriyor” diyor.

     Şehircilik ve imar konularını incelemek için dünyanın çeşitli kentlerini ziyaret ettiğini vurgulayan Hasan, önümüzdeki yıllarda keşfettiği bu yeni sistemin dünya genelinde “kaçınılmaz ve mecburi” hale geleceğini savunuyor. Hasan Sultan, “2000 yılına kadar sağlam binalar daha çok askerî alanı ilgilendiren bir konuydu. Ancak şehirlerde de terör ve şiddet olaylarının artması bu ihtiyacı genelleştirdi. Askerî binalar kadar şehirlerde halka açık yerlerin de korunması bir gereksinim oldu” diyor.

     Hasan Sultan’a göre, bu yeni dizayn biçimi şehirlerin simasını bozmuyor, aksine koruyor. Çünkü kullanılacak malzeme üzerinden değişik tasarımlara da imkân tanıyor.

     Kürt öğrencinin doktora tezi, üniversitenin profesör ve uzmanları tarafından da “parlak bir fikir” olarak değerlendirildi. Uzmanlara göre Hasan Sultan ihtiyaç duyulan ve geleceği olan bir konuya dikkat çekti.

     Hasan Sultan, doktora tezinde bahsettiği sistemin dünyanın hiçbir yerinde bir benzerinin olmadığını belirterek, “Gelişmiş ülkeler sürekli binaların güçlendirilmesi üzerine çalışıyorlar. Her bir ülke de farklı bir madde kullanımı üzerinde çalışıyor. Ama ben, okuduğum üniversitede, bölüm profesörleri ve akademisyenlerin de katkısıyla yeni bir yöntem ve malzeme keşfettim. Bunun dünyada bir benzeri yok” diyor.

     Doktora tezinde bahsedilen proje Polonyalı şirketlerin dikkatini çekmiş bulunuyor. Şu an iki şirket bu icadı başka alanlarda da denemek için kolları sıvamış durumda. Hasan Sultan, “Kapı ve pencereler binaların en zayıf halkalarıdırlar. Patlama, saldırı ve doğal âfetlere karşı korunaksızdırlar. Dolayısıyla ileride bu yeni sistemle binaların inşâsı daha mecburi hale gelecektir” görüşünü savunuyor.

     Projenin uygulanmasının zor olmadığını dile getiren Hasan Sultan, en büyük hayâlinin bu yapıları Kürdistan’da inşâ etmek olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Fakat projede kullanılacak malzemelerin üretilmesi için Kürdistan’da fabrikalar açmak gerekiyor.”

     Kürdistan Bölgesi Hükûmeti Varşova Temsilcisi Ziyad Rauf, başarılı Kürt gencini kutlayarak kendisine “Hükûmet Temsilciliği” ödülü verdi.

     İbrahim Sediyani

     SEDİYANİ HABER

     31 ARALIK 2018

 

124 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir