Amerika’yı İlk Keşfeden Gerçek Kâşifler – 3

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ YENİDEN MÜSLÜMANLAR

     Son yıllarda yapılan araştırmalar ve bulunan belgeler bize gösteriyor ki, gerçekte “Amerika” kıtasının keşfi, asıl olarak 10. – 11. yy İslam âlimlerinden birine, belki de en bilinenine kadar dayanıyor: Fars bilgin, astronom, haritacı, tarihçi, filozof, hekim ve hezarfen Ebû Reyhan Muhammed bin Ahmed el- Birunî (973 – 1048).

     Birunî, Aral Denizi yakınlarında, günümüz Özbekistan topraklarında yaşamış, Hint ve Latin dillerine hâkim, Matematik ve Coğrafya’ya yaptığı sayısız katkılarla bilinen Müslüman bir bilim adamı. (164) Coğrafya konusunda özellikle antik Mısır bilginlerinin ve antik Yunan bilginlerinden Pusagóras o Sámios (M. Ö. 580 – M. Ö. 496) ve Klaúdios Ptolemaíos (100 – 170)’un eserlerini sıkça incelemiş olan el- Birunî, dönemindeki Batı inanışlarının aksine Dünya’nın yuvarlak olduğunu biliyordu. (165) Bununla ilgili verdiği ilk örnekler, Avrupa ile Asya arasında bir okyanusun var olduğuna dair yaptığı çalışmalardır. Kendisinin 11. yy’da yaptığı haritada Dünya’nın yuvarlak tasvir edilmesinin yanısıra, bu okyanusa dair bulgular açıkça görülüyor. (166)

     Bu çalışmalar içerisinde, Avrupa kıtası ile Asya kıtası arasında bulunduğunu iddiâ ettiği ve bugün Atlas Okyanusu olarak bilinen okyanusun ortasında başka bir kıta olabileceğine dair ilk bilgiler de bizzat Fars bilgin Ahmed el- Birunî’nin kendi eserlerinde keşfedilmiştir. Henüz 11. yy’da ortaya attığı bu iddiâ ile el- Birunî, “Amerika” kıtasına dair tarihteki ilk bulgulara da imza atmış oldu. Bugün eserleri üzerinde yapılan pekçok çalışma, kitaplarında tarif ettiği “okyanus”un ortasında bulunan toprağın Kuzey Amerika olduğu konusunda bilim dünyası hemfikir. (167)

     Britanya’da yayınlanan tarih dergisi History Today’de konuyla ilgili yayınlanan detaylı bir makalede, iddiâları güçlendiren bir diğer hususun da Cristoforo Colombo’nun 1490’ların başında başladığı Mısır ve İskenderiye bölgesi araştırmaları olduğu belirtiliyor. Bu bölgelerde yaptığı kaynak çalışmalarında el- Birunî’nin eserlerine rastladığı bilinen Colombo’nun birdenbire sefer kararı alması da, “Amerika”yı keşfeden ilk kitlenin Müslümanlar olduğu tezini güçlendirir nitelikte. (168)

     Fakat daha şaşırtıcı olanı, hayatında açık denizlerin yakınına bile gitmemiş olan Fars bilim insanı Birunî’nin, Dünya’yı sadece gözlemleyerek “Amerika”nın varlığından bahsetmiş olması. Maddelerin ölçülebilir özellikleri konusunda araştırmalar yapan Birunî, coğrafi ölçümlere, yaşadığı kasabanın yüzeyini hesaplamakla başladı. (169) Kendisinden önceki Astronomi kitaplarını da inceleyen Birunî, Güneş’in sabit, Dünya’nın da Güneş’in etrafında dönüyor olabileceği sonucuna vardı. Gelişmiş matematik ve astronomik incelemelere dalan Birunî, henüz 30 yaşındayken Dünya’nın çevresinin uzunluğunu ufak bir hata payıyla hesaplamayı başardı. (170) Genç bilim insanı, bu keşfi sayesinde haritaların birçoğunda Dünya’nın sadece 5’te 2’lik bir kısmının resmedildiğini, Dünya’nın geri kalan 5’te 3’lük kısmının hiçbir haritada gösterilmediğini farketti. Birçok mineralin öz ağırlıklarını ve coğrafî hareketleri inceleyen Birunî, Dünya’nın dengesini koruyabilmesi açısından, bu bilinmeyen 5’te 3’lük kısımda da karalar olması gerektiğini söyledi. (171)

     Birunî’nin, Asya’nın içlerinden yaptığı gözlem ve ince hesaplarla Dünya’nın öbür ucundaki kıtalardan bahsettiği kitabını, Astronomi dünyası hâlâ saygıyla karşılıyor. Ay’daki bir kratere Birunî’nin adı verilmiştir. (172)

     Sadece Fars bilgin el- Birunî de değil. O çağda coğrafya bilgilerini “kendi zamanlarını aşan” biçimde geliştiren İslam âlimleri, özellikle 10. ve 11. yy’dan sonra çok sayıda orijinal harita hazırladılar. Örneğin ünlü Arap filozof, tarihçi ve coğrafyacı Ebû Hasan Ali bin Hûseyn bin Ali el- Mesudî (896 – 957) tarafından henüz 10. yy’da hazırlanan küresel dünya haritası, olağanüstü bir çalışmadır. (173) Kendisi zaten daha o dönemde kaleme aldığı eserlerinde Dünya’nın yuvarlak olduğunu ileri sürüyordu. (174)

     Aynı şekilde, ünlü Kürt tarihçi ve coğrafyacı Muhammed bin Ali Ebû Qasım ibn-i Havkal el- Nusêybînî (920 – 78)’nin, vefatından bir yıl önce, 977 yılında tamamladığı “Kitab Suret’el- Erd” (Yeryüzünün Sureti Kitabı) adlı kitabında çizdiği küresel dünya haritası, döneminin üzerinde muazzam bir çalışmadır. (175)

     Ayrıca Berberî tarihçi, filozof ve ilahiyatçı Ebû Muhammed Ali bin Ahmed bin Said ibn-i Hazm ez- Zahiri el- Endulusî (994 – 1064), Berberî astronom ve matematikçi Ebû İshaq İbrahim bin Yahya en- Naqqaş ez- Zerqalî el- Tucibî (1029 – 87) ve Fars âlim ve mutasavvıf Ebû Hamid Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Hamid Ahmed el- Ğazzalî el- Tusî (1058 – 1111) de Dünya’nın yuvarlak olduğunu dile getiren İslam âlimleri olmuşlardır. (176)

     Yine Endülüslü ünlü Berberî seyyah, coğrafyacı ve haritacı Ebû Abdullah Muhammed bin Muhammed bin Abdullah bin İdris Şerif el- İdrisî (1100 – 66) tarafından hazırlanan ve 1154 yılında tamamlanan metalik dünya haritası, bunlar arasında anılacak en önemli başyapıtlardan biridir. (177)

     Daha sonra Dünya’nın yuvarlık olduğunu söyleyen İslam âlimleri arasında üçü de Berberî olan hekim, filozof ve hukukçu Ebûbekr Muhammed bin Abdulmelik bin Muhammed ibn-i Tufeyl el- Qaisî el- Endulusî (1105 – 85), fakih, filozof, hekim, tıpçı ve matematikçi Ebû Welid Muhammed bin Ahmed bin Muhammed ibn-i Rüşd (1126 – 98) ve astronom Cafer Nûreddîn Ebû İshaq el- Betrucî el- İşbilî (? – 1204)’nin isimlerini zikredebiliriz. (178)

     Berberî seyyah ve coğrafyacı el- İdrisî’nin, Portekiz’in bugünkü başkenti Lizbon (Port. Lisboa)’dan batıya doğru denize açılan bazı Müslüman gemicilerin Atlantik’in orta kesimlerindeki Antilla Adası’na kadar gittiklerini söylemesi ve harita üzerinde de bu adayı göstermesi, Endülüslü Müslümanlar’ın en azından 12. yy’da, henüz “Amerika’nın keşfi” (!)’nden 300 yıl önce bu kıta ile İslamiyet’in temasını sağladıklarını ortaya koymaktadır. (179)

     Dünya’nın yuvarlak olduğunu söylemenin Avrupa’da “küfür” ve “dînsizlik” olarak görüldüğü Ortaçağ’da, Müslümanlar Dünya’nın yuvarlak olduğunu kabul ediyordu. Çünkü İslam âlimlerinin geneli bunu söylüyorlardı. Örneğin Rojavalı büyük bir İslam âlimi olan Kürt tarihçi ve coğrafyacı, ayrıca 1320 – 31 yılları arasında Eyyubî Kürt Devleti’nin Hama emirliğini yapmış olan İsmail Ebû’l- Fidâ bin Ali bin Mahmud Melik Mueyyîd İmadeddîn (1273 – 1331)’e göre, bir adam yeryüzünün bir noktasında dikilse, ikinci biri doğuya, diğer biri de batıya doğru yürüseler, bu ters taraflara yürüyen iki kişi, yerinde duran birinci adamın olduğu yerde buluşurlar. Hatta şunu da demiştir, Kürt coğrafyacı Ebû’l- Fidâ: Ama doğuya doğru giden kişi, batıya doğru gidene göre, bir gün önce birinci adama kavuşur. (180)

     Dünya’nın yuvarlak olduğu görüşünü dile getiren İslam âlimlerinden biri de Endülüslü Berberî ilim adamı Ubeydullah Muslim el- Balensî (? – ?)’dir. (181)

     Dünya’nın yuvarlaklığı konusunda yazılan ilk derli toplu eser ise, Fars coğrafyacı, fizikçi, jeolog, matematikçi ve astronom Ebû Yahya Zekeriyya bin Muhammed el- Qazvinî (1203 – 83) tarafından 1275 yılında kaleme alınmıştır. (182)

     GALLERLİLER

     Aynı tarihlerde, Kuzeybatı Avrupa’dan, Büyük Britanya’nın bir parçası olan Galler (Gal. Cymru; İng. Wales)’den 1170 tarihinde 10 gemiyle yola çıkan Madoc (? – akıbeti bilinmiyor) adlı bir prens ise “Amerika”ya varamamıştı. Gwynedd Gal Kralı Owain Gwynedd (1100 – 70)’in oğlu olan Madoc ve emrindeki filosu geri de dönememiş, kaybolmuştu. Bir inanışa göre ise “Amerika”ya varmış, orada yerleşim kurmuşlardı. (183) Bu bilgi şayet doğruysa, Vikingler’den sonra “Amerika” kıtasına ayak basan ilk Avrupalılar’ın Gallerliler olduğu söylenebilir.

     ■ YENİDEN JAPONLAR

     Japonlar’ın 12. yy’da “Amerika” kıt’âsına gittiğine dair ciddi emareler bulunuyor. Alaskalı antropolog Nancy Yaw Davis (1936 – halen hayatta), New Mexico’daki Zuni halkının Japonlar’la dil ve kültür olarak benzerlik sergilediğini iddiâ eder. (184)

     Zuni dili bulunduğu bölge dillerinden ayrıksı ve yalıtılmıştır. Ayrıca Zuniler komşu halklardan da kan, yerel hastalık ve dîn olarak ayrılırlar. Nancy Yaw Davis, Japonya’dan gemilerle yola çıkıp 1200’lü yıllarda Pasifik’i geçen ve Güneybatı Amerika’ya yerleşen Japon Şintoist rahiplerin ve baskılardan kaçan Japon köylülerin, o topraklardaki Zuni halkını kültürel bakımdan etkilemiş olabileceğini dile getirir. (185)

     YENİ GİNELİLER

     Peru’da bulunan ve İngiltere’deki Bolton Müzesi’nde sergilenen bir Peru mumyası, York Üniversitesi bünyesindeki Mumya Araştırma Grubu ve BioArch’a bağlı akademisyenler tarafından incelendiğinde, ilginç bir sonuçla karşılaşılmıştı. Mumyanın, bir ağaç reçinesi kullanılarak yapıldığı tespit edildi. (186) Bundan önce Peru mumyalarının doğal olarak korunduğu düşünülüyordu. “Maymun çıkmazı ağacı” olarak adlandırılan ve Latince bilimsel ismi “Araucaria araucana” olan bir ağaçtan elde edilen araucana kozalaklısı olduğu tespit edilen reçine, sadece ve sadece Okyanusya (Avustralya) kıtasında ve muhtemelen Yeni Gine’de bulunan bir çeşitlilikten kaynaklanıyordu. Bu da Perulu yerlilerin mumyalama amacıyla kullandıkları bu reçinenin oraya tâ Yeni Gine’den geldiğini ortaya koyuyordu. (187) Oxford Üniversitesi Radyokarbon Laboratuarı tarafından yapılan incelemede, ölen kişinin mumyasında kullanılan reçinenin yaklaşık 1200’lü yıllara ait olduğu belirlendi. (188)

     ■ YENİDEN POLİNEZYALILAR

     Şili’nin Bío – Bío bölgesindeki La Concepción de María Purísima del Nuevo Extremo şehrindeki arkeoloji müzesinde, Aralık 2007’de birkaç insan kafatası bulundu. Bu kafatasları müzeye, Şili’nin Pasifik Okyanusu kıyılarının hemen dışındaki bir ada olan ve bir zamanlar Mapuche tarafından işgal edilmiş bulunan Mocha Adası’nda bulunup getirilmişti. Bu kafataslarının kranyometrik analizini yapan Yeni Zelanda’daki Otago Üniversitesi’nden antropolog Lisa Matisoo – Smith (1963 – halen hayatta) ve Şili’deki Valparaíso Üniversitesi’nden Şilili arkeolog José Miguel Ramírez Aliaga (? – halen hayatta), kafataslarının “Polinezyalı özellikler” gösterdiğini açıkladılar. Bu da, bu insanların oraya Polinezya’dan geldiklerini somut olarak ortaya koyuyordu. (189)

     2006’dan 2009’a kadar genetikçi Erik Thorsby (1938 – halen hayatta) ve meslektaşları, Şili’ye ait Paskalya Adası (Rap. Rapa Nui; İsp. Isla de Pascua) popülasyonuna dışarıdan genetik katkılar ile ilgili eski adı Tissue Antigens olan HNA adlı bilimsel dergide iki tane çalışma yayınladılar. (190) Bu akademik makalelerde, Paskalya Adası’nın bilinenden çok önceki tarihlerde Polinezyalılar tarafından bilinip ziyaret edildiği gözler önüne serilmiştir. (191)

     Güney Amerika’da, özellikle de Şili’de incelenen ve 14. yy’a ait olan kazılmış tavuk kemikleri, evcil tavuğun Polinezya’dan Güney Amerika’ya getirildiğini ortaya koymuştur. (192) 2007 yılında yapılan ve Ulusal Bilim Akademisi tarafından yayınlanan bilimsel makalede, Güney Amerika’ya İspanyollar tarafından getirildiği sanılan tavukların kemiklerinde yapılan radyokarbon testlerinde tavukların 1304 – 1424 yılları arasında yaşamış oldukları bulunmuştur. Buna göre Şili’deki tavuklar Avrupalılar’dan çok önce kıtaya gelmiştir. Yapılan bilimsel araştırmada, o tavukların bölgeye Polinezya’dan geldiği tespit edilmiştir. Alınan tavuk DNA analizleri sonucunda, bu tavukların o topraklara Polinezya okyanus bölgesindeki Samoa ve Tonga’dan getirildiği belirlenmiştir. (193)

     Şili’ye bağlı olan Rapa Nui (Paskalya Adası) sakinleri üzerinde yapılan genetik testler, bu adalar ile Güney Amerika arasındaki ilk temasın 1310 – 1420 yılları arasında gerçekleşmiş olduğunu ortaya koymakta. (194)

     Şili’de 1321 tarihinden 1407’ye kadar uzanan ve Güney Pasifik Adaları (Polinezya) tavuk türlerine genetik olarak bağlı olduğu düşünülen tavuk kemiklerinin varlığı, Polinezya ile Güney Amerika arasındaki temasın varlığıyla ilgili daha fazla kanıtın ortaya konmasına yol açmıştır. (195)  Şili’deki Mapuçe tavuklarının Polinezya tavuk türleriyle olan genetik bağlantısı, bunun modern DNA analizleriyle kesinleşmiş olması, Polinezyalılar’ın Avrupalılar’dan yüzlerce yıl önce “Amerika”yı keşfettiklerini su götürmez bir gerçek kılmaktadır. (196)

     2014 yılında Danimarka’daki Kopenhag Üniversitesi bünyesindeki GeoGenetics Merkezi’nden genetikçi Anna – Sapfo Malaspinas (? – halen hayatta), bundan 600 – 700 yıl önceki (yaklaşık olarak 1300 – 1400’lü yıllar) Paskalya Adası – Güney Amerika nüfûsları arasındaki insan iletişimlerini inceleyen ve genetik kanıtlarını gösteren “Current Biology” (Güncel Biyoloji) üzerine bir çalışma yayınladı. (197) Temmuz 2015’te “Nature” dergisinde yayınlanan bir genetik çalışmada ise, Amazonlar’da yaşayan bazı “Amerikan” yerlilerinin, bazı “Avustralya” yerlileriyle, Yeni Gine ve Andaman Adaları yerlileriyle, günümüz Avrasyalı ve Yerli Amerikalılar’dan çok daha yakın bir genetik benzerlik gösterdikleri, hatta kuvvetle muhtemel bunların soydaş oldukları belirtildi. (198)

     ■ MALİLİ MÜSLÜMANLAR

     Kuzey Afrika ve Avrupa kaynakları, Mali’den okyanusa açılan bir filonun 1311 tarihinde “Amerika” kıt’âsını ziyaret ettiğini kaydetmektedir. (199) Bu hadiseyi, o zamanda yaşayan tarihçi İbn-i Fadlullah el- Umerî (? – 1349) de kaleme almış ve aktarmıştır. El- Umerî’nin hazırladığı ansiklopedide, dönemin Mali Kralı II. Mansa Qu Ebûbekrî Keita (? – ?)’nın 1312 yılında büyük bir filoyu “okyanusun diğer tarafına ulaşması” amacıyla seferber ettiği yazılıdır. Yolda büyük bir fırtınaya tutulup batan gemilerden sadece biri kurtulup geri döner. Bunun üzerine aynı amaçla bu kez Sultan Mansa Ebûbekrî’nin de katıldığı çok daha büyük bir filo sefere çıkar. Mali Kralı Mansa Ebûbekrî, yeni bir kıt’ânın keşfedildiği heyecanı ve mutluluğu uğruna tahtından dahi ferağat edip bu sefere çıkmıştır. Ancak bu seferden kimse geriye dönemez. Çünkü “Amerika” kıt’âsına ulaşmışlardır. (200) Bunun ardından Mali İmparatorluğu (Mndg. Nyeri; Bamb. Mande Kurufaba)’na bağlı 400 gemi, Atlas Okyanusu üzerinde batıya doğru seyahat etmiş ve yeni bir toprak keşfederek Mali’ye geri dönmüştür. (201)

     1324 yılında yeni Mali Kralı I. Mansa Musa (1280 – 1337), Arap tarihçilere yaptığı aktarımda, atalarının Batı Afrika’dan Atlas Okyanusu’na doğru iki büyük sefer yaptığından bahseder. (202) Mansa Musa, Mısır’da bulunduğu zaman selefi II. Mansa Ebûbekrî’nin Atlantik Okyanusu’na bir sefer düzenlediğini ifade etti. Mansa Qu Ebûbekrî Keita okyanusa 200 gemi göndermiş, uzun bir süre sonra bu gemilerden sadece bir tanesi geri dönmüştü. Geri dönen geminin tayfalarına göre diğer gemiler devâsâ bir girdaba kapılmış ve ölmüşlerdi. Anlatılan hikâyelerden etkilenen Ebûbekrî, 2000 gemilik devâsâ bir filo kurdu ve denize yelken açtı. (203) Kendisi ve gemileri asla geri dönmediler ancak bazı duyum ve bulgulara göre 1312 yılında Brezilya’ya ulaştılar. (204)

     Batı Afrika’da bulunan Mali İmparatorluğu (1235 – 1670), dönemin süper güçlerinden biri sayılabilirdi. (205) Ülke refah içerisindeydi ve liderli I. Mansa Musa tüm zamanların en zengin insanı olarak biliniyor. (206) Mansa Musa o kadar zengindi ki, 1324 yılında Mısır’a yaptığı bir ziyaret Mısır’ın altın piyasasını çökertmişti. (207)

     Yine iddiâlara göre Cristoforo Colombo 1492 yılında “Amerika”ya ulaştığında, orada Afrikalı tacirlerle ve Mali altınlarıyla karşılaşmıştı. Bunlar 32 parçadan oluşuyor ve 18’i altın, 6’sı gümüş, 8’i de bakır idi. (208) Bir görüşe göre Meksika’da bulunan Olmek kafaları da bu Afrikalılar’ı tanımlamaktaydı. (209)

     Malili Müslüman Afrikalılar’ın “Amerika”yı keşfettiği aynı dönemde yaşayan Mısırlı ünlü Arap eğitimci ve tarihçisi Şihabeddîn ebû Abbas Ahmed bin Abdullah el- Kalkaşandî (1355 – 1418), vefatından yedi yıl önce, 1411 yılında tamamladığı değerli eseri “Subh’ul- A’şâ fi Kitabet’il- İnşâ”da, Atlas Okyanusu’ndan “Amerika”ya doğru seyahate çıkıp da genelde dönmeyen Müslümanlar’ın varlığından sözeder. (210) ABD’li tarihçi, dilbilimci ve yazar Leo Wiener (1862 – 1939)’e göre, 1513’ten önce Darien’de Siyahîler yaşamaktaydı. (211) Colombo’nun çağdaşı olan İtalyan tarihçi Pietro Martire d’Anghiera (1457 – 1526), İspanyollar’ın “Amerika” kıt’âsına gittiklerinde orada “Zencîler’i” gördüklerini ve bunların Kızılderililer’le savaş içerisinde olduklarını yazar. (212) Ayrıca Colombo, Küba kıyılarında havlamayan köpekler görmüştür ki, bu havlamayan köpekler Afrika’ya özgüdür ve dünyada sadece Batı Afrika’da yaşamaktadırlar. (213)

     ÇİNLİ MÜSLÜMANLAR

     Bu dönemde sadece Malili Müslümanlar batıya doğru giderek değil, yaklaşık yüz yıl sonra da Çinli Müslümanlar doğuya doğru giderek “Amerika” kıt’âsına ayak basmışlardı. Britanyalı deniz komutanı, tarihçi ve yazar Gavin Menzies (1937 – halen hayatta), kendisini meşhur yapan “1421” adlı kitabında, Çinli Müslüman amiral Zheng Hé (1371 – 1433) komutasındaki Çin donanmasının 1421 yılında “Amerika”ya çıktığını iddiâ eder. (214)

     Gavin Menzies’e göre 1421 – 23 yılları arasında Çin’de Ming Hanedanlığı hüküm sürmekteyken, o dönemde Avrupalılarca bilinmeyen bölgelere Müslüman Amiral Zheng Hé (鄭和), Çinli kaptanlar Zhou Wen (周聞), Zhou Man (周滿), Yang Qing (楊慶) ve Hong Bao (洪保) komutasındaki Çin donanması gitmiştir. Bu şekilde Menzies, Avustralya, Yeni Zelanda, Kuzey ve Güney Amerika hatta Antarktika’nın Çinliler tarafından keşfedildiğini iddiâ ederek, Grönland’ın çevresinin katedildiğini ileri sürer. Menzies’e göre o dönemde Çin, bu keşifleri yapabilecek ekonomik güce, zamana, insan kaynağına, bilimsel yeterliliğe ve önderliğe sahip tek ülkedir. Kitapta eski haritalarda ayrıntıyla çizilmiş bölgelerin Çinliler tarafından keşfedildiği ispat edilmeye çalışılır. (215)

     Menzies’in iddiâları akademik çevreler tarafından reddedilmektedir. Uzman tarihçiler, Amiral Zheng Hé komtasındaki Çin donanmasının Afrika’nın doğu kıyılarına ulaştığını, Menzies’in bu konuyu tam bilmediği için Amerika kıyıları olarak seslendirdiğini savunmuşlardır.

     Hui kökenli Çinli Müslüman amiral Zheng Hé’nin gerçek isminin Hacı Mahmud Şemseddîn olduğu ileri sürülüyor. İlk doğduğunda (Müslüman olmayan bir ailede doğdu, sonradan Müslüman olmuştur) ismi Mă Sānbāo idi. 56 m genişliğinde ve 136 m uzunluğundaki hazine gemisi, Colombo’nun gemisinden 10 kat daha büyüktü. Zheng Hé’nin ailesi ile birlikte yaşadığı evinin de içinde bulunduğu gemisinin 450 kişilik mürettebatını denizci, asker, yemek ustası, kâşif ve bilim adamları teşkil ediyordu. Her gittiği kültürden farklı hayvanları geminin içinde toplayarak dev bir koloni oluşturan Müslüman kâşif, sadece “Amerika” kıt’âsını keşfetmekle kalmayıp, denizaşırı yaptığı seyahatler ile dünya üzerinde ciddi toplumsal değişikliklerin de mimarı oldu. Endonezya ve Malezya’da İslam dîninin yayılmasında öncü rol oynayan Müslüman amiral Zheng Hé’nin ilk denizaşırı seyahate çıktığı 11 Temmuz günü bugün Çin’de “Denizcilik Günü” olarak kutlanıyor. (216)

     ■ BASKLILAR

     Bu dönemde Avrupa’dan, İberya Yarımadası’ndaki Basklılar’ın da “Amerika” kıt’âsına ulaştıklarına dair bulgular var. 15. yy başlarında Basklı denizcilerin “Amerika”nın kuzeyindeki Newfoundland kıyılarında balina ve morina avladıklarına dair kanıtlar bulunuyor. (217)

     BİR KEZ DAHA MÜSLÜMANLAR

     Pekçok tarihçi ve coğrafyacının doğru bir şekilde belirttikleri üzere, “Amerika”, 1492’de ilk defa değil, sadece “yeniden keşfedilmiş” bir kıt’âdır. (218) Lübnan kökenli ABD’li İslambilimci Prof. Philip Xuri Hitti (1886 – 1978)’nin de gayet yerinde dediği gibi, “Eğer Endülüs’teki Müslüman coğrafyacıların Dünya’nın yuvarlak ve bir küre şeklinde olduğuna dair eski görüşlere canlılık vermeleri olmasaydı, Yeni Dünya (Amerika) asla keşfedilemezdi.” (219)

     Zaten Cristoforo Colombo, Venedikli seyyah Marco Polo (1254 – 1324)’nun Doğu’dan hususen İslam dünyasından öğrendiklerini okumuştu. (220) Aynı şeyi Hollandalı oryantalist ve edebiyat bilimcisi Johannes Hendrik Kramers (1891 – 1951) de söylemektedir. (221) Britanyalı ordu görevlisi, gazeteci ve yazar Ronald Victor Courtenay Bodley (1892 – 1970) ise açıkça şunları demektedir: “Rönesans hareketini, Müslüman ilim adamlarına borçluyuz.”  (222)

     Müslümanlar Yunanlar’dan, Hindistanlılar’dan ve İranlılar’dan öğrendikleri “Ay tutulması”na dayanarak boylam derecesini ölçme işini geliştirdiler. Onlar karşımıza 9. yy’dan beri ölçülen boylam derecelerini haritaya ilk defa tatbik eden bir kültür dünyasının mensupları olarak çıkıyorlar. Müslümanlar’ın, herşeyden önce Yunanlar’ın öğrencileri olarak başladıkları Matematik – Coğrafya ve Haritacılık, 800 yıllık bir gelişmeyi gerçekleştirdi. Onların 11. yy’dan beri kazanılan Müslüman İspanya dışı Avrupalı öğrencileri, eski dünyanın haritasına 18. yy’da yeni yapıcı unsurları katmaya, yanlışları düzeltmeye başladılar. (223)

     Aslında Colombo’nun 15. yy’daki “gecikmiş keşfini” dahi bütün bir insanlığın mirası sayılması gereken bilimsel gelişmeler mümkün kılmıştı. Örneğin Colombo’nun kullandığı harita, 1470 – 77 yıllarında İtalya’dan Portekiz’e gönderilmiş bir harita idi ve o dönemde Endonezya’da Müslümanlar’ın yaşadığı Java Adası’ndaki yerli halkın diliyle yazılmıştı. Java Adası’nda yaşayan Müslümanlar, Java ile Afrika arasını titizlikle haritalamışlardı. Zaten Portekizliler de bunun İslam dünyasına ait bir harita olduğu gerçeğini reddetmemişlerdi. Colombo’nun ilk coğrafî keşif seyahatinde yanında taşıdığı pusula dahi Güney İtalya üzerinden 15. yy’da Avrupa’ya ulaşmış olan bir Arap denizcilik bilimi ürünüydü. Ayrıca Portekizli denizci Vasco de Gama (1469 – 1524) ve diğer Portekizli gemiciler de, haritalarını Müslüman denizcilerden aldıkları gerçeğini teslim ediyorlardı. Portekizli kâşif Fernão de Magelhães (1480 – 1521)’in Ümit Burnu’nun “keşfi” ile sonuçlandığı iddiâ edilen ünlü seferine katılan ve bu seferin tarihini kaleme almış olan İtalyan keşif seyyahı ve yazar Antonio Pigafetta (1492 – 1531), bu yolculukta 1507’den evvel yapılmış bir haritanın kullanıldığını, güncesinde belirtiyordu. (224)

     Kısacası, Vasco de Gama’nın Hindistan’a ulaşmasını sağlayan bütün gemicilik ve denizcilik teknolojileri kaynağını nasıl Çin’den ya da Ortadoğu’daki İslam toplumlarından alıyorsa, benzer bir durum Colombo için de geçerliydi. İslam dünyasının sunduğu teknik imkânlar olmasaydı, Colombo Atlas Okyanusu sularına açılmayı muhtemelen aklından bile geçiremeyecekti. Colombo’nun “Amerika”ya ulaştığı 1492 yılı aslında bir başka açıdan da “milat”tı. Müslümanlar’ın İslam dünyasının batısındaki politik varlıkları Granada’nın düştüğü 1492 yılında sona eriyordu. Artık İberya Yarımadası İslam dünyasına değil, Batı dünyasına ait olacaktı. Bu miladın sonrasında İslam dünyası coğrafî keşiflerdeki önderliğini kaybetti. 16. yy’dan itibaren İspanya ve Portekiz dünya sahnesinde politik ve bilimsel açıdan daha büyük bir rol oynar hale geldi. İslam dünyasından alınan denizcilik, astronomi ve geometri bilgileri üzerinde yükselen bu rol, Avrupa’yı zamanla dünyanın yeni hâkimi yaptı. Ve 1492’de  muzaffer olanlar, gün geldi yeni bir tarih yazdı. (225)

     Ne Vasco da Gama ne de diğer Portekizli gemiciler, birkaç Kızıldeniz krokisi bir yana, Hint Okyanusu’nun, Afrika’nın haritasını yaptıklarını veya haritanın yapılması için Portekiz’e materyal taşıdıklarını iddiâ ettiler. Tam aksine, onlar Arap denizcilerin elinden bu haritaları aldıklarını açıklamaktan kaçınmadılar. Vasco da Gama ilk Hindistan seferine Arap haritaları ile pusulasız olarak çıkmıştı. Afrika’nın Malindi Limanı’nda Müslüman denizcilerin elinde gördüğü enlem – boylam dairelerini taşıyan çok gelişmiş haritaları, ilk defa karşılaştığı pusulaları, hareket halindeki gemide enlem derecesini ölçmek için kullanılan özel aleti ve gemilerin büyüklüklerini hayranlıkla anlatır. (226)

     Bu yönde en önemli bilgileri bize Colombo’nun genç çağdaşı ve “Historia de las Indias” adlı seyahatin tarihine ilişkin eseri yazan İspayol dînbilimci, tarihçi ve yazar Bartolomé de Las Casas (1485 – 1566) veriyor. Babası Colombo’nun seferlerine katılmış olan bu ünlü tarihçi, kitabında her fırsatta Colombo’nun elinde eski bir haritanın bulunduğunu tekrarlıyor. Bu haritanın sonradan kendi eline geçtiğini, esasında Colombo’ya Floransalı doktor, matematikçi, astronom ve haritacı Paolo dal Pozzo Toscanelli (1397 – 1482) tarafından gönderildiğini açıklıyor. Çok ilginç bilgilerden birinde, Colombo’nun diğer kaptanlarla hep bu haritaya dayandıklarını, bir ara bu haritayı birkaç ada öteye giden İspanyol denizci ve kaptan Martín Alonso Pinzón (1441 – 93)’un beraberinde götürdüğünü, Colombo’nun sonraki rotayı planlamak için haritayı geri göndermesi için ona haber gönderdiğini, harita geri geldikten sonra Colombo’nun diğer gemicilerle birlikte pozisyon tespiti yaptığını kaydediyor. (227)

     Son olarak ünlü Türk denizci, coğrafyacı, haritacı ve seyyah Hacı Ahmed Muhyiddîn Pirî Reis (1470 – 1554)’in çizdiği o zamanlarüstü haritadan bahsetmeden geçersek, konuya nokta koymamış oluruz.

     Deve derisi üzerine sekiz ayrı renk kullanılarak çizilen ve günümüzdeki ölçülerle birebir uyuşan bu haritayı Pirî Reis, 1513 yılında çizmiştir. (228) Pirî Reis bu haritayı hazırlarken 34 ayrı haritadan yararlanmıştır. (229) Bütün dünyada hayranlık uyandıran harita, bugünkü modern ölçümlerle tespit edilen ebatlara birebir uymaktadır. Akdeniz ve Kuzey – Güney Amerika çizimlerinin doğru olduğu anlaşılmıştır. (230) Nitekim ABD’nin George Town Üniversitesi de 1956 yılında bu haritanın bilimsel olduğunu kabul etmiştir. (231)

     Kitab-ı Bahriye” adlı eserinden önce dünya haritası çizen Pirî Reis’in çizdiği ilk harita, İspanya, Atlas Okyanusu, Doğu Afrika ve Amerika’nın bilinen kısımlarını içine almakta. (232) Bu haritanın bazı parçaları kayıptır. Gelibolu (Gallipoli)’da 1528 yılında çizdiği ikinci haritanın, sadece Kuzey Amerika ve Grönland (Kalaallit Nunaat, Grønland) sahillerini gösteren parçası ele geçmiştir. Bu harita deve derisi üzerine sekiz ayrı renk kullanılarak çizilmişti ve günümüz ölçülerine uygun bulunmaktadır. Bu ikinci harita, birincisine göre daha yeni bilgilere göre çizilmiştir. (233)

     Arapça, Yunanca, İtalyanca, İspanyolca dillerini bilen Pirî Reis’in “Dünya Haritası”, Amerika’nın doğu kıyılarını da göstermektedir. Bugün dünya haritalarının yapımı işinde Washington’daki National Geographic Society, özel bir projeksiyon olan trimetrik sistemi kabul etmiştir. Bu amaçla birçok uzman çok duyarlı aletlerle çalışmaktadır. Oysa Pirî Reis’in 21 parça deri üzerine yaptığı harita, resimlendirilmesi dahil, tamamen kendi elinden çıkmıştır. Macellan Amerika’nın güney ucuna 1519’da gitmişti. Oysa Pirî Reis, 1513’te yaptığı haritada Amerika’nın güney ucunu göstermiştir. Haritada gösterilen Laplata Nehri 1515’te keşfedilmiştir ama Pirî Reis, Laplata Nehri’ni, keşfedilmesinden iki sene önce göstermiştir. (234)

     Pirî Reis hatta çizdiği haritada öylesine mucizevî bir olaya imza atmıştır ki, henüz keşfedilmemiş toprakları çizdiği yetmiyormuş gibi, o topraklarda yaşayan hayvanları da haritanın üstüne çizmiştir. Örneğin Güney Amerika’da yaşayan maymunları, Karibik Adaları’ndaki papağanları. (235) Pirî Reis’in bunları nasıl ve nereden bildiğini kimse bilmiyor ve halen dahi tarihin en büyük sırları arasındadır.

     Pirî Reis, haritanın yanına Amerika’nın keşfiyle ilgili 5 not yazmıştır. Bu notlar harita uzmanlarınca hâlâ incelenmektedir. Pirî Reis Haritası’nın çağlar boyu buzullarla kaplı Antarktika’yı son derece doğru göstermesi de hayranlık uyandırmıştır. Çünkü Antarktika’daki dağlar ancak 1952 yılında ses yansıtıcı aletlerle keşfedilebilmişti. (236)

     Pirî Reis’in “Kitab-ı Bahriye” (Denizcilik Kitabı) adlı eseri de oldukça ilginçtir. Zamanının eşsiz bir deniz kılavuzunu yazan Piri Reis, “Kitab-ı Bahriye”yi 1521 yılında nazım ve nesir halinde telif etmiş, 1525’te eserini genişleterek ikinci kez kaleme almıştır. Eser denizcilikten bahsetmekte, tehlikeli deniz yollarını, sahilleri, adaları, kayalık yerleri anlatmaktadır. (237)

     Bu kitabında Pirî Reis’in olağanüstü güzellikteki şiirleri de yer alıyor. Bu şiirlerden biri konumuz bağlamında önemlidir. Çünkü Pirî Reis bu şiirinde yeni keşfedilen “Antilya” (Amerika) kıt’âsından bahsetmektedir. Ancak bir ilginçlik de, şiirde Amerika’nın keşfedildiği tarih hicrî 870 yani miladî 1465 olarak verilmektedir.

     İşte ünlü Türk denizci Pirî Reis’in 1521 yılında kaleme aldığı ve içinde Amerika kıt’âsından da bahsettiği o hoş şiiri:

     “Lodos üstünde bulundu bir diyar,
     Septe’den dört bin mil öte uzar,
     Hangi tarihte bulundu iş bu yer?
     Şerhedeyim, ehl-i tarih gör ne der:
 
     Tarih-i hicret buydu ol zaman,
     Tâ sekiz yüz dahi yetmişdi ol an,
     İşbu tarihde bulundu ol zemin,
     İsmine ‘Antilya’ dediler hemin.” (238)

– BİTTİ –

     DİPNOTLAR:

(164): Clifford Edmund Bosworth, The Cambridge History of Iran: The Saljuq and Mongol Periods, cilt 5, bölüm 5, “The Political and Dynastic History of the Iranian World (A. D. 1000 – 1217)” bölümü, 1968 / Richard Nicholson Frye , The Golden Age of Persia, Phoenix Publishing, 2000 / M. A. Saleem Khan, Al-Biruni’s Discovery of India, s. 11,  iAcedemic Books, 2001 / H. U. Rahman, A Chronology of Islamic History: 570 – 1000 CE, s. 167, Mansell Publishing, Londra 1995 / David C. Lindberg, Science in the Middle Ages, s. 18, University of Chicago Press, Chicago 1980 / J. Lennart Bergren – Jonathan Borwein – Peter Borwein, Pi: A Source Book, s. 680, Springer Publishing, Burnaby 2014

(165): James R. Lewis, The Astrology Book: The Encyclopedia of Heavenly Influences, s. 15 – 16, Visible Ink Press, Canton 2003 / Sally P. Ragep, Jaghmīnī’Mulakhkhaş – An Islamic Introduction to Ptolemaic Astronomy, s s. 55 – 58, Springer Publishing, Montreal 2016

(166): Ebû Reyhan Muhammed bin Ahmed el- Birunî, Dünya Haritası, Yıl: 1029, http://www.myoldmaps.com/early-medieval-monographs/2143-al-biruni-world-map/2143-al-biruni.pdf

(167): Bill Scheppler, Al- Biruni: Master Astronomer and Muslim Scholar of the Eleventh Century, s. 49 – 50, The Rosen Publishing, New York 2006 / David A. King, World-Map for Finding the Direction and Distance to Mecca, s. 42 ve 340 – 343, Brill Publishing, Köln & Leiden & Boston 1999 / Karen C. Pinto, Medieval Islamic Maps, s. 28 – 33 ve 300, The University of Chicago Press, Chicago 2016

(168): S. Frederick Starr, So, Who Did Discover America, History Today, sayı 63, konu 12, Aralık 2013

(169): George Saliba, Encyclopædia Iranica, cilt 6, fasikül 3, “Abū Rayhān Bīrūnī: Mathematics and Astronomy” maddesi, s. 277 – 279, 1989

(170): Rayyan Al- Biruni, The Book of Instruction in the Elements of the Art of Astrology, Kessinger Publishing, Whitefish 2004 / George C. Noonan, Classical Scientific Astrology, s. 32, American Federation of Astrologers Publishing, Tempe 2005

(171): S. Frederick Starr, So, Who Did Discover America, History Today, sayı 63, konu 12, Aralık 2013

(172): Ay’daki Biruni Krateri’nin fotoğraflarına bakmak için: Wikipedia (Almanca), “Al-Biruni (Mondkrater)” maddesi, https://de.wikipedia.org/wiki/Al-Biruni_(Mondkrater) / Wikipedia (İngilizce), “Al-Biruni (crater)” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Al-Biruni_(crater)

(173): Al- Mas’udi, World Map, My Old Maps, Early Medieval Monographs, http://www.myoldmaps.com/early-medieval-monographs/212-massaudy-world-map/212-masudi.pdf

(174): El- Mesudî, Muruc’ez- Zehab we Meadin’ul- Cewher, cilt 1, s. 102

(175): Ibn Hawqal, World Map, My Old Maps, Early Medieval Monographs, http://www.myoldmaps.com/early-medieval-monographs/213-ibn-hawqals-world-map/213-ibn-hawqal.pdf

(176): Mehmet Bayrakdar, İslam’da Bilim ve Teknoloji Tarihi, s. 193 – 210, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1985

(177): Wikipedia (Almanca), “Al-Idrisi” maddesi, https://de.wikipedia.org/wiki/Al-Idrisi / Wikipedia (İngilizce), “Muhammad al-Idrisi” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Muhammad_al-Idrisi / ayrıca bkz. Gerhard Dohrn – van Rossum, Al- Idrisi and his World Map (1154), Mediavalists, 14 Mart 2012, http://www.medievalists.net/2012/03/al-idrisi-and-his-world-map-1154/

(178): Mehmet Bayrakdar, İslam’da Bilim ve Teknoloji Tarihi, s. 193 – 210, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1985

(179): Salma Khadra Jayyusi, The Legacy of Muslim Spain, s. 275, Brill Publishing, Köln & Londra & New York 1994 /Abul Fazl Ezzati,  The Spread of Islam, s. 255, Islamic College for Advanced Studies Press, Londra 2002 / ayrıca bkz. İslam Ansiklopedisi, Rıza Kurtuluş, “Amerika” maddesi, cilt 3, s. 37

(180): Davud el- Kayserî, Matlaa Hususi’l- Kelam fi Maani Fususi’l- Hikem, s. 262, Bombay 1299

(181): Philip K. Hitti, Siyasî ve Kültürel İslam Tarihi, cilt 3, s. 904 – 905, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1980

(182): El- Qazvinî, Acaib’ul- Mahluqat we Ğaraib’ul- Mewcudat, Beyrut 1976

(183): Columbia Electronic Encyclopedia, “Madoc” maddesi, Columbia University Press, New York 2013, http://encyclopedia2.thefreedictionary.com/Madog+ab+Owain+Gwynedd

(184): Nancy Yaw Davis, The Zuni Enigma: A Native American People’s Possible Japanese Connection, W. W. Norton & Company, Londra & New York 2000

(185): age

(186): University of York Magazine, sayı 9, Nisan – Mayıs 2008

(187): Brannon Parker, The Serpent, The Eagle, The Lion & The Disk, s. 96, 2002

(188): Jerald Fritzinger, Pre-Columbian Trans-Oceanic Contact, s. 3 – 4, 2016

(189): Andrew Lawler, Beyond Kon – Tiki: Did Polynesians Sail to South America?, Science Dergisi, sayı 328, bölüm 5984, s. 1344 – 1347, 11 Haziran 2010

(190): E. Thorsby – B. A. Lie – B. M. Dupuy – A. Spurkland – M. A. Fernández-Viña – E. Hagelberg, Molecular Genetic Studies of Natives on Easter Island: Evidence of an Early European and Amerindian Contribution to the Polynesian Gene Pool, Tissue Antigens (HNA), sayı 69, bölüm 1, s. 10 – 18, 6 Aralık 2006

(191): E. Thorsby – S. T. Flåm – B. Woldseth – B. M. Dupuy – A. Sanchez-Mazas – M. A. Fernández-Viña, Further Evidence of an Amerindian Contribution to the Polynesian Gene Pool on Easter Island, Tissue Antigens (HNA), sayı 73, bölüm 6, s. 582 – 585, 15 Mayıs 2009

(192): Alice A. Storey, Wie das Huhn nach Amerika Kam, Bild der Wissenschaft, 5 Haziran 2007, https://web.archive.org/web/20111108121527/http://www.wissenschaft.de/wissenschaft/news/278781.html

(193): Alice A. Storey – José Miguel Ramírez – Daniel Quiroz – David V. Burley – David J. Addison – Richard Walter – Atholl J. Anderson – Terry L. Hunt – J. Stephen Athens – Leon Huynen – Elizabeth A. Matisoo-Smith, Radiocarbon and DNA Evidence for a Pre-Columbian Introduction of Polynesian Chickens to Chile, Proceedings of the National Academy of Sceinces (PNAS), sayı 104, bölüm 25, s. 10335 – 10339, 19 Haziran 2007 / Heather Whipps, Chicken Bones Suggest Polynesians Found Americas Before Columbus, Live Science, 4 Haziran 2007

(194): J. Victor Moreno-Mayar – Simon Rasmussen, Genome-wide Ancestry Patterns in Rapanui Suggests Pre-European Admixture with Native Americans, Current Biology, sayı 24, s. 2518 – 2525, 3 Kasım 2014

(195): Eric A. Powell, Polynesian Chickens in Chile, Archaeology – The Publication of the Archaeological Institute of America, sayı 61, Ocak – Şubat 2008

(196): Vicki A. Thomson – Ophélie Lebrasseur – Jeremy J. Austin – Terry L. Hunt – David A. Burney – Tim Denham – Nicolas J. Rawlence – Jamie R. Wood – Jaime Gongora – Linus Girdland Flink – Anna Linderholm – Keith Dobney – Greger Larson – Alan Cooper, Using Ancient DNA to Study the Origins and Dispersal of Ancestral Polynesian Chickens Across the Pacific, Proceedings of the National Academy of Sceinces (PNAS), sayı 111, bölüm 13, s. 4826 – 4831, 1 Nisan 2014

(197): Russel Westerholm, Easter Island Was Not Populated Solely by the Polynesians – According to New Genetic Study, University Herald Reporter, 24 Ekim 2014, https://www.universityherald.com/articles/12415/20141024/easter-island-was-not-populated-solely-by-the-polynesians-according-to-new-genetic-study.htm

(198): Pontus Skoglund – Swapan Mallick – Maria Cátira Bortolini – Niru Chennagiri – Tábita Hünemeier – Maria Luiza Petzl-Erler – Francisco Mauro Salzano – Nick Patterson – David Reich, Genetic Evidence for Two Founding Populations of the Americas, Nature, sayı 525, s. 104 – 108, 3 Eylül 2015

(199): John Seh David, The American Colonization Society and the Founding of the First American Republic, s. 3 – 4, iUniverse LLC, Bloomington 2014 / Joan Baxter, Afrika’s “Greatest Explorer”, BBC News, 13 Aralık 2000, http://news.bbc.co.uk/2/hi/africa/1068950.stm

(200): İbn-i Fadlullah el- Umerî, Mesalik’el- Ebşar fi Memalik’el- Emşar, (eserin bir kopyası Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunmaktadır)

(201): Mwalimu J. Shujaa – Kenya J. Shujaa, The SAGE Encyclopedia of African Cultural Heritage in North America, SAGE Published, Yeni Delhi & Singapur & Londra & Wahington & Los Angeles 2015 / James M. Lamb, Black, s. 362, Author House, Bloomington 2013 / David Imhotep, The First Americans Were Africans, s. 100, Authorship, 2012 / John Seh David, The American Colonization Society and the Founding of the First American Republic, s. 4, iUniverse LLC, Bloomington 2014 / Black World, The African Presence in America Before Columbus, cilt 22, bölüm 9, s. 15,  Temmuz 1973 / The Crisis, sayı 69, bölüm 6, s. 323, Haziran – Temmuz 1962

(202): Molefi Kete Asante, The History of Africa: The Quest for Eternal Harmony, s. 131, Routledge Publishing, Londra & New York 2007

(203): Expressions of Africa in Los Angeles Public Performance, 1781 – 1994, s. 57, ProQuest and Learning Company, Los Angeles 2008 / John Seh David, The American Colonization Society and the Founding of the First American Republic, s. 4, iUniverse LLC, Bloomington 2014

 (204): John Seh David, The American Colonization Society and the Founding of the First American Republic, s. 4 – 5, iUniverse LLC, Bloomington 2014 / Black World, The African Presence in America Before Columbus, cilt 22, bölüm 9, s. 15,  Temmuz 1973 / The Crisis, sayı 69, bölüm 6, s. 323, Haziran – Temmuz 1962

(205): Hamba Wanzola, Rediscovering the Hidden World, What’s Where in the World, DK Publishing, s. 134, Münih & Londra & Yeni Delhi & New York & Melbourne 2013 / Julian Birkinshaw – Jonas Ridderstråle, Fast Forward, Stanford University Press, Stanford 2017

(206): Robert O Collins, Documents from the African Past, s. 33 – 34, Markus Wiener Publishing, New Jersey 2009 / Lauré Blauer – Jason Ettagale, Cultures of the World Mali, s. 25, Marshall Cavendish Benchmark Publishing, New York 2008 / Kevin Shillington, History of Africa, 2012

(207): Sayyid Rami Al Rifai, How Islam Shaped The Modern World, s. 27, Ghayb Publishing, 2016

(208): John Boyd Thacher, Christopher Columbus: His Life, His Work, His Remains, as Revealed by Original Printed and Manuscript Records, Together with an Essay on Peter Martyr of Anghera and Bartolomé De Las Casas, the First Historians of America, s. 379 – 380, G. P. Putnam’s Sons Publishing, New York 1903 / Julius E Olson – Edward Gaylord Bourne, The Northmen, Columbus and Cabot (985 – 1503), Charles Scribner’s Sons Publishing, New York 1906 / Samuel Eliot Morison, Journals & Other Documents on the Life & Voyages of Christopher Columbus, s. 262 – 263, The Heritage Press, New York 1963

(209): Molefi Kete Asente, The African American People, s. 22, Routledge Publishing, New York 2012 / Boodie Hodge, Tower of Babel: The Cultural History of Our Ancestors, Master Books, Green Forest 2013 / Darrel A. Dawson, Affairs of a Bowler’s Heart, Tehuti World Books, 2014 / Edward Bruce Bynum, The African Unconscious, 2012 / Bobby Sullivan, Revolutionary Threads: Rastafari, Social Justice and Cooperative Economics, 2018

(210): Şihabeddîn ebû Abbas Ahmed bin Abdullah el- Kalkaşandî, Subh’ul- A’şâ fi Kitabet’il- İnşâ, cilt 5, s. 294, Kahire 1913

(211): Leo Wiener, Africa and the Discovery of America, s. 11, Philadelphia 1922

(212): Muhammed Hamidullah, L’Afrique Découvre L’Amérique Avant Christophe Colomb, Presence Africaine, sayı 18 – 19, s. 173 – 183, Şubat – Mayıs 1958  / Richard R. Wright, Negro Companions of the Spanish Explorers, American Antropologist, cilt 9, s. 217, 1902 / Jena Louis Armand de Quatrefages, Atlantic, s. 36, Londra 1950

(213): İsmail Çolak, Amerika’yı Keşfeden İlk Müslümanlar, Tarih Dergisi, s. 41, Ekim 2014

(214): Gavin Menzies, 1421, Transworld Publishers, kitabın tümü, Ealing 2003

(215): age

(216): Wikipedia (İngilizce), “Zheng He” maddesi / Wikipedia (Almanca), “Zheng He” maddesi / Vikipedi (Türkçe), “Zheng He” maddesi

(217): Mark Kurlansky, Salt – A World History, s. 119, Random House, Londra 2003 / Ivan Valiela, Global Coastal Change, s. 247, Blackwell Publishing, Malden & Oxford & Carlton 2009 / The First Voyages of the Europeans, Memento, 3 Şubat 2014 / ayrıca bkz. Ein Fisch Macht Geschichte, 3 SAT, 24 Kasım 2010, http://www.3sat.de/page/?source=/ard/sendung/148739/index.html

(218): İslam Ansiklopedisi, Sırrı Erinç, “Amerika Birleşik Devletleri” maddesi, cilt 3, s. 46, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1991

(219): Philip K. Hitti, Siyasî ve Kültürel İslam Tarihi, cilt 3, s. 904 – 905, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1980

(220): The Encyclopedia Britannica, “Christopher Columbus” maddesi, cilt 6, s. 938, Londra 1988

(221): Johannes Hendrik Kramers, İslam Medeniyeti Tarihinde Coğrafya ve Ticaret, s. 23 – 24, Asar-ı İlmiye Kütüphanesi Neşriyatı, İstanbul 1934

(222): Ahmet Gürkan, İslam Kültürünün Garbı Medenileştirmesi, s. 1, Nur Yayınları, Ankara 1975

(223): Fuat Sezgin, Amerika’nın Müslümanlar Tarafından Kristof Kolom Öncesi Keşfi, s. 5, Instituts für Geschichte der Arabisch – Islamischen Wissenschaften, Johann Wolfgang von Goethe – Universität, Frankfurt 2006, https://www.uni-frankfurt.de/59003922/Sezgin_turkish.pdf

(224): Akdoğan Özkan, Amerika’yı Kim Keşfetti?, T 24, 17 Kasım 2014

(225): agm

(226): Fuat Sezgin, Amerika’nın Müslümanlar Tarafından Kristof Kolom Öncesi Keşfi, s. 6 – 7, Instituts für Geschichte der Arabisch – Islamischen Wissenschaften, Johann Wolfgang von Goethe – Universität, Frankfurt 2006, https://www.uni-frankfurt.de/59003922/Sezgin_turkish.pdf

(227): age, s.12, https://www.uni-frankfurt.de/59003922/Sezgin_turkish.pdf

(228): Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Yeni Kütüphane, No: 1633

(229): Osmanlı Medeniyeti Tarihi, Ekmelettin İhsanoğlu, “Eğitim ve Bilim”, cilt 1, s. 273, İstanbul 1999

(230): Şaban Döğen, İslam ve Coğrafya, s. 45, Gençlik Yayınları, İstanbul 1997

(231): age, s. 35 – 48

(232): İslam Ansiklopedisi, Mahmut Ak, “Coğrafya” maddesi, cilt 8, s. 62 – 66, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1991

(233): Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, Yeni Kütüphane, No: 2754 ve 9357

(234): Paul Kahle, Die Verschollene Columbus-Karte von 1498 in Einer Türkischen Weltkarte von 1513, s. 17, De Gruyter Verlag, Berlin & Leipzig 1933

(235): Wikipedia (Almanca), “Entdeckung Amerikas” maddesi

(236): Gregory C. McIntosh, The Piri Reis Map of 1513, s. 58 – 64, The University of Georgia Press, Londra & Atina 2000 / W. Joseph Stallings, The Genesis Column, s. 126 – 127, Wipf & Stock Publishinf, Eugene & Oregon 2018 / Brian Haughton, Hidden History, s. 109 – 112, New Page Books, Pompton Plains 2007

(237): Pirî Reis, Kitab-ı Bahriye, s. 77 – 85, Türk Tarihi Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara 1935

(238): age, s. 78

     SEDİYANİ HABER

     25 ARALIK 2018

 

8 Total Views 4 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir