58 Yıldır Sönmeyen Ateş: Amude Sineması Katliâmı

 

isediyani

Nerdeyse her takvim yaprağına bir katliâm düşen mazlum Kürt milletinin tarihindeki en acı trajedilerden biri, 13 Kasım 1960 tarihinde 283 çocuğun yanarak can verdiği Amude Sineması Katliâmı’dır.

 

     Rojava (Suriye Kürdistanı)’nın Amude kentinde 13 Kasım 1960 tarihinde 283 Kürt çocuğun yanarak can verdiği Amude Sineması Katliâmı’nın üzerinden 58 yıl geçmesine rağmen felâketin tanıkları yaşadıklarını halen unutabilmiş değil.

     Amude’de 13 Kasım 1960 günü 500 kadar ilkokul çocuğunun film izlediği sırada sinemada çıkan yangında 283 çocuk yanarak can vermişti.

     O dönem Fransızlar’a karşı bağımsızlık mücadelesi veren Cezayir’e destek amacıyla Amude’deki ilkokullarda bir sinema etkinliği düzenlendi ve katılım zorunlu tutuldu. İddiâlara göre şehrin 120 kişi kapasiteli tek sinemasına çoğunluğu Kürtler’den oluşan 500 çocuk dolduruldu ve film gösterimi başladı.

     Takvimler 13 Kasım 1960’ı gösterdiğinde, hayatlarında ilk defa sinemaya giden Rojavalı 500 Kürt çocuğun Amude Sineması’nda Mısır yapımı, Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nı konu alan “Cerimet Nifis’el- Leyl” (Geceyarısı Suçlaması) isimli filmi izlediği sırada filmin gösterildiği perde tutuşur ve yangın çıkar. Ancak öğretmenler tarafından, çocuklara yerinden kalkmamaları söylenir. Yangın kısa sürede yayılınca çocukların bağrışmaları artar ama çıkış kapılarında asker beklediğinden ve kapılar kilitli olduğundan kimse dışarı çıkamaz.

     Halk da yangını görünce sinemaya doğru koşmaya başlar. Yangını gören Dılşa Deqorî adlı bir kadın, ağabeyi Muhammed Said Ağayê Deqorî’ye haber verir. Haberi alan Muhammed Said, sinemaya gelir. Sinemanın kapısını kırıp kendini yangının içine atar ve çocukları dışarı çıkarmaya başlar. Dılşa, ağabeyi Said’in çocuklarını sinema kapısında görünce abisi Said’e, “Görmüyor musun ateş arşa kadar yükselmiş. Sinemanın her yerini sarmış, içeri girme, üzerine çökecek. Çocuklarını arıyorsan burada, içeri girme artık” der. Ancak Muhammed Said, kızkardeşi Dılşa’ya dönüp, “Allah için bu sözü bana söyleme, Kürt çocuklarının sesleri gelene kadar giderim. Allah bilir ben çocuklarımın derdine düşmedim, oradaki bütün Kürt çocukları benim çocuklarımdır” der ve çocukları dışarı çıkarmaya devam eder. 7 çocuğu daha koltuklarının altına ve kucağına alıp çıkacağı sırada sinemanın demirleri Said’in ve çocukların üzerine çöker. Muhammed Said Ağayê Deqorî ve 283 çocuk Amudê Sîneması’nda yanarak feci şekilde hayatlarını kaybederler.

     Filmin ortasında perdede başlayan yangın kısa sürede tüm salona sıçradı ve 283 çocuk yanarak hayatını kaybeder. Çoğu hayatında ilk defa sinemayı gören 283 çocuk alevler arasında yanarak can verirken onlarcası da yaralanır.

     Faciâ, ardından onlarca soru işareti bırakır. Sinemadaki teknisyenlerden hiçbirinin ölmemesi ve ciddi bir soruşturma açılmaması, yangının bilinçli olarak çıkarıldığı iddiâlarını sürekli taze tutar.

     Bugün, Amude Sineması Katliâmı üzerinden tam 58 yıl geçti. Şairlerin şiirlerinde, dengbêjlerin ağıtlarında, yazarların romanlarında yer verdiği bu yangın, kimilerine göre elektrik kontağından çıktı. Kimileri de Cezayir Bağımsızlık Mücadelesi’ni destekleyen Kürtler’in, gerçekte Fransız yanlısı olan Suriye rejimi tarafından “cezalandırıldığını” ve yangının bu sebeple çıkarıldığını söyler. Sinemadaki teknisyenlerden hiçbirinin ölmemesi ve ciddi bir soruşturma açılmaması yangının bilinçli olarak çıkarıldığı ihtimalini de güçlendirmektedir. Ancak sebebi hâlâ “bilinmeyen” yangında resmî verilere göre 206, bazı kaynaklara göre 283 kişi hayatını kaybeder. Amude Sineması Faciâsı 58 yıldır tazeliğini koruyor ve aradan geçen onca yıla rağmen yangının çıkış sebebi ile ilgili bir ipucu elde edilemedi.

     Amude Sineması Faciâsı kurbanları, katliâmın 58. yıldönümünde Amude’de olayın yaşandığı sinemanın yerinde düzenlenen etkinlikte anıldı.

     Faciânın tanıklarından Muhammed Emin Abdusselam, yaptığı açıklamada, “Okul müdürü Cezayir’e destek için çocukları sinemaya götürmek üzere herkesten para istedi. O dönem sinema bilinmeyen bir şeydi. Bazı arkadaşlarımız yeni elbiselerini giyerek sinemaya geldiler. Sinemanın şartları çok kötüydü. Film başladıktan bir süre sonra arkadaşlarımızdan biri bağırarak yangın çıktığını söyledi” dedi. Abdusselam, olayın büyük bir faciâ olduğunu ifade etti.

     Faciânın bir diğer tanığı olan Hasan Hamidî, yangını ve çocukların feryâdlarını unutamadığını söylüyor. Olay yaşandığında 9 yaşında olduğunu kaydeden Hamidî, “Biz tüm çocuklarla birlikte sevinçli bir şekilde sinemaya gittik. Sinema yöneticisi film cihazının ısındığına yönelik uyarıda bulunmasına rağmen o dönemin Amude emniyet yetkililerinin baskısıyla filmin izlenmesine devam edildi. Cihaz ısınınca sinemada yangın çıktı. Sinemada ahşap madde çok olduğu için yangın çabuk yayıldı” dedi. Sinemada bulunan çocuklardan bazılarının yandığını bazılarının da boğulduğunu söyleyen Hamidi, “Bazı öğrenciler kendilerini pencereden dışarı attılar ve kuyuya düştüler. Yaşamını yitirenlerin bazılarının cesetleri yandığı için belli olmuyordu. O zaman Amude’de her yerde yangın kokusu vardı. Ben her zaman olayın yaşandığı yeri ve kurbanların mezarlarını ziyaret ediyorum. Yaşananları unutamıyorum” diye konuştu.

     Amudeli yazar Halim Yusuf ise, “Katliâmın üzerinden 58 yıl geçti. Ancak hâlâ dün gibi acısı. Her yıl 13 Kasım’da Amude’de çocuklar yeniden yanıyor hissi uyanır bizde” diyor ve şunları söylüyor: “Asla unutulmayacak bir acı. Öyle bir katliâm ki bir kentin bir neslini komple yok ettiler. Bir anda 250 çocuğun yanarak can verdiği bir olayın üzerinden kaç yıl geçerse geçsin unutulması mümkün değil. Yaraların sarılması da. Her yıl Kasım ayında üstüme hüzün ve yitirmişliğin havası siner. Onlarca dengbêj ağıtlarıyla bu katliâmı ve katliâmda onlarca çocuğun hayatını kurtaran Muhammed Said Ağayê Deqorî’nin kahramanlığını anlattı. Ben de daha önce yanan çocukların anısına bir hikâye kaleme almıştım.”

     Kendisi de Amudeli olan yazar ve şair Jan Dost ise annesinin Amude Sineması’nın yandığı güne dair anlattıklarını şu sözlerle aktarıyor: “‘Sen daha doğmamıştın. Yüzlerce kilometre uzağına düşmüştük Amude’mizin. O zamanlar düz yollar yoktu. Senede bir giderdik akraba ve sevdiklerimizin ziyaretine. Deden, noksandı. Her iki gözünden de âmâ idi. Ama kalp gözü ile görürdü. O her çocuğunun kokusunu bilir. Amude’de yağmur yağsa ‘Siz de ıslak toprak kokusunu duyuyor musunuz?’ diye sorardı bizlere. Amude’den biri vefat etse, ellerini kulaklarına götürür ve şöyle derdi: ‘Siz de ağıtların yakarışını duyuyor musunuz?’ Oğlum, o sonbahar öyle ağır ve tatsız bir sonbahardı ki her Amudeli’nin dilinin ucunda onun o acısı var ki ölene dek de gitmeyecek. O gün ikindi vakti deden annesini kaybetmiş bir çocuk gibi ağlayarak kapıda belirdi. Sordum ‘ne oldu’ diye. Korkmuştum. Çünkü deden bir iki kişinin ölümüne, bir iki tarla için ağlamazdı. Sonra, deden yavaşça kendine geldi ve koç postunun üzerinde oturdu. Sordum yine ‘Ne oldu’ diye. Yine çocuklar gibi ağlayarak dedi ki ‘Agır bı Amudê ket, agır (Amûdê yanmış Amûdê)!”

     Amudeli gazeteci Dilyar Amudî ise 58 yıl geçmesine rağmen hâlâ olayın tam anlamıyla aydınlatılmadığını ve ölenlerin sayısının bile net olarak bilinmediğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ya kader diyeceğiz ya da günahkârlar bir başkaları idi. 500 kırlangıç ağa takılmıştı. 293 gül dalından koparılmış ve solmuştu. Ateş, iki defa yandı o gün. Uçaklar… Diğerinde ise ana kuzularının arasına daldı ateş. Saat 18:30’du Amude’de… Amude iki defa yanmış; ilkinde Fransız savaş uçaklarıyla yakılmış, diğerinde ise sinemadaki yangında. Yanarak ölen çocukların sayısı tam olarak bilinmiyor. 180, 283, 293… bu sayıların hepsini de kaynaklarda gördüm. Ama net olan bir sayı vermemi isterseniz de Hasan Dirê, ‘Amude Dışewıte’ (Amude Yanıyor) kitabında 206 çocuğun ismini kitabında toplayabilmiş.”

     BASNEWS, RÛDAW, K 24

     13 KASIM 2018

 

Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir