Beyşehir Gölü 2040’ta Kuruyabilir

 

isediyani

Nature dergisine göre, en büyük Akdeniz gölü olan Beyşehir Gölü 2040 yılında kuruyabilir.

 

 

     Dünyanın saygın bilim dergilerinden Nature’da yayınlanan “Climate Change and Interconnected Risks to Sustainable Development in the Mediterranean” (İklim Değişikliği ve Akdeniz’de Sürdürülebilir Kalkınmaya İlişkin Riskler) başlıklı makalede, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda iklim değişikliğinin sonuçlarının, hemen hemen her değişkende diğer bölgelere oranla daha yüksek olduğunu söyleniyor.

     Makalenin hazırlık aşamasında dünyanın önde gelen üniversitelerinden 15 farklı bilim insanı konu hakkında biraraya geldi ve iklim değişikliğinin bölgede su, ekosistem, gıda, sağlık ve güvenlik alanında ortaya çıkardığı riskleri derledi. Çalışma, Türkiye’yi de kapsıyor. Metin, iklim değişikliği kaynaklı birçok çevresel etki ile risklerin, bölgedeki insanların geçim kaynaklarını nasıl etkilediğini ortaya koyan ilk araştırma olma özelliğini de taşıyor.

     Akdeniz havzasında sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre ortalama 1, 4 derece artış gösterdi. Bu rakam küresel ortalamanın yaklaşık 0, 4 derece üzerinde. Yağışların Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bölgelerde % 10 ile % 30 oranında azalma riski bulunuyor. Araştırmada sözkonusu yağışlardaki düşüş, Türkiye gibi güney ülkelerinde var olan su kıtlığının artması ve tarımsal verimliliğin azalması anlamına gelebileceğine işaret ediliyor. İklim değişikliği, Akdeniz’de kentleşme, tarımsal üretim, artan kirlilik ve azalan biyolojik çeşitlilik gibi var olan mevcut sorunların daha da derinleşmesine sebep oluyor.

     Sadece iklim değişikliğinden dolayı, bölgedeki sulama taleplerinin yüzyılın sonlarına doğru % 4 ile % 18 arasında artacağı öngörülüyor. Nüfûs artışı bu rakamları % 22 – % 74 aralığına kadar yükseltebilir. Turizm geliştirme, yeni sanayiler ve kentsel yayılma da su kirliliğini artırabilir. Türkiye ve Yunanistan’da kişi başına düşen su miktarı 2030 yılında ilk defa yılda 1000 m³’ün altına düşebilir.

     Çalışmada tatlı su kaynakları ve göllerde su seviyelerinin azalacağı ifade ediliyor. Bu konuda, en büyük Akdeniz gölü olan Beyşehir Gölü’nün 2040 yılında kuruyabileceği örnek olarak gösteriliyor.

     İklim değişikliğinin Akdeniz’e dair oluşturduğu en büyük risklerin biri de ortalama su sıcaklığının artması. Suların ısınmasının deniz ekosisteminde yarattığı ilk sorunlardan biri de Akdeniz’deki işgalci bitki ve hayvan türünün sayısı 700’ü geçmiş olması. Yarısından fazlası Süveyş Kanalı ile Akdeniz’e giren bu tropik işgalci türler bir yandan çevresel sorunlara yol açarken diğer bir yandan da balıkçılık sektörünü olumsuz etkiliyor.

     Akdeniz bölgesindeki tarım ve balıkçılık alanlarındaki gıda üretimi de sosyal, ekonomik ve çevresel değişimlere bağlı olarak değişiyor. Bölgede iklim değişikliği ve diğer stres faktörleri yüzünden tarımsal ve hayvansal üretimde ciddi düşüşlerin olabileceği öngörülüyor. Örneğin, 2050 yılına kadar Türkiye’yi de içeren Güney Avrupa bölümünde ayçiçeği üretiminin % 12 azalabileceği uyarısı yapılıyor.

     Çalışmada, iklim değişikliğinin kamu sağlığı üzerine etkisi de vurgulanıyor. Araştırma, iklim değişikliği yüzünden artan sıcak hava dalgalarının ve hava kirliliğinin kardiyovasküler veya solunum yolu hastalıklarının yaygınlaşması riskini arttırdığını ifade ediyor. Buna ek olarak, Batı Nil virüsü, dang, chikungunya gibi bulaşıcı hastalık vektörlerinin bölgede daha fazla yayılacağına da işaret ediliyor.

     İşte bu iç karartıcı verilerin ardından araştırmayı yapan bilim insanları, Akdeniz’e dair bir risk değerlendirme çalışması yapılması çağrısı yaptı. Bu çağrıya cevap olarak içinde 400 bilim insanının olduğu devlet kuruluşları tarafından da desteklenen Akdeniz İklim ve Çevresel Değişim (MedECC) adıyla bir ağ oluşturuldu. Bu uzmanlar ağı özellikle siyasetçiler için ortaya çıkacak bütün riskleri kapsamlı bir şekilde sentezlemek ve bunları tartışıp çözüm üretebilmeleri için bilgilerine sunmakla yükümlüler.

     Denizler yükseliyor, hem gerçek hem de mecaz anlamda fırtınalar yaklaşıyor. Bu noktada Türkiye’nin de Akdeniz’e kıyısının olduğunu hatırlamak faydalı olabilir. Bu veriler ışığında Türkiye’nin de karbon taahhütlerini yerine getirmek için önce Paris Anlaşması taahhütlerini mecliste onaylayarak, bir an önce harekete geçmesi gerekiyor.

     NATURE, GAZETE DUVAR

     5 KASIM 2018

132 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir