Ekim 2018 İnstagram Paylaşımları

 

isediyani

Kişisel Twitter, Facebook ve İnstagram hesaplarında birbirinden ilginç ve güzel fotoğraflar paylaşan yazar İbrahim Sediyani’nin İnstagram’da Ekim ayında paylaştığı fotoğraflar…

 

 

     Kendisine ait kişisel Twitter, Facebook ve İnstagram hesaplarında birbirinden ilginç ve güzel fotoğraflar paylaşıp altına düşündüren sözler yazan yazar İbrahim Sediyani’nin bu yılın Ekim ayında İnstagram’da paylaştığı fotoğrafları sitemiz takipçilerinin ilgisine sunuyoruz.

     İşte Sediyani’nin Ekim ayı boyunca paylaştığı birbirinden ilginç ve güzel doğa, hayvan, insan, toplum, çocuk ve kadın, aile, kırsal yaşam ve san’ât fotoğrafları ve onların altına yazdığı düşündüren, anlamlı ve güzel sözler…

     * * *

Diyarbekir, 1931… Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri.

Diyarbekir, 1934… Profesyonel Diyarbakırspor kurulmadan önceki amatör Diyarbekirspor.

Diyarbekir, 1936.

Diyarbekir Fiskaya Şelâlesi, 1938.

Diyarbekir’in Hani ilçesi, 1947.

Diyarbekir Hasanpaşa Hanı, 1948.

Diyarbekir Mervani Köprüsü (On Gözlü Köprü), 1951.

Diyarbekir Mardinkapı, 1952.

Diyarbekir, 1958… Ziya Gökalp Lisesi mezunları ve öğretmenleri.

Diyarbekir, 1963.

Diyarbekir Surdibi, 1964… O zamanlar Türkiye’nin tek trafik çocuk bahçesi.

Diyarbekir Hasanpaşa Hanı, 1965.

Diyarbekir’de bir açıkhava sineması, 1966.

Diyarbekir’de sinema keyfi, 1970.

Diyarbekir, 1970’li yıllar… Sivritepe (Şahaban) köyü civarında Shell firmasının, petrol boru hattını Dicle Nehri’nin karşı kıyısına geçirmek için yaptığı asma köprü.

Diyarbekir, 1971.

Diyarbekir’de bir Kürt kadınının gözaltına alınışı, 1972.

Diyarbekir, 1977.

Diyarbekir, 1978.

Diyarbekir, 1979.

Yokluğuna hâlâ alışamadım, Baba. Dört senedir kendimi güçsüz ve savunmasız bir çocuk gibi hissediyorum. Özlüyorum seni Baba, çok özlüyorum.

Çocukluğumun geçtiği dere, maalesef şimdi bu durumda. Oysa ne güzel hatırâlarım vardı; balık tutardık, kenarındaki çimenlerde mahalle maçları yapardık. Betonlaşma ve ekolojik bilinçsizlik, o güzellikleri tamamen yok etmiş.

Benim olduğum yerde, menüde sadece bir tek şey olur: Balık.

Annem ve minik yavrusu

Türkiye’nin 43 ilinde ve 789 ilçesinde 52.824 denek üzerinde yapılan araştırmaya göre, ülkede en çok okunan yayın organı, Sediyani Haber.

Mala bavê min mala jinane.

Karakoçan’da sevgi ve muhabbetle karşılandık. Acaba “belediye başkanlığına” mı aday olsam ne yapsam? Ama yok yok; siyaset bana göre değil. Çünkü ben insanlar arasında ayrım yapmam. Fikri, inancı, siyasi çizgisi ne olursa olsun, herkes kardeşimdir.

Sırf bunlar için bile vatanperver olunmalı bence.

VANGÖLÜ SEYAHAT… Yıllaaaaaaar yıllar sonra bu otobüste yolculuk.

Bingol şewitî, mij û dûmane,
Sediyanî şewitî, evîn ketiye dilane.
 
 
 
 
Lise 3. sınıfı 3 ay okuduğum Solhan (Boğlan) ilçesine tam 26 yıl sonra gelmek…
 
 
 
Burası Muş’tur,
Yolu yokuştur,
Sediyani odur Tatvan’a gidiyor,
Acep ne iştir?
 
 
 
Muş’un Hasköy (Dêrxas) ilçesi. Yaşadığımız gezegen sadece biz insanlara ait değil. Dünya aynı zamanda hayvanların, hatta bizden çok onların. Kırmızı ışıkta 10 dakika bekleyince ses çıkarmayan, polis kontrol noktasında yarım saat bekleyince gıkı çıkmayan, ama inekler yüzünden 15 dakika durmak zorunda kalınca of pof eden ey insanoğlu/kızı, sen ne aşağılık bir mahluksun?
 
 
 
Bitlis’in Güroymak (Norşîn) ilçesi… Dünyada ne kadar eksantrik itikat, tarikat, cemaat, meşrep varsa, dünyada ne kadar abuk sabuk fikir, ideoloji, akım, felsefe varsa, bu küçücük yerleşim biriminde hepsinin de adamı çıkmıştır.
 
 
Tatvan’ın girişindeki bu dağ çok ilginç. Tıpkı Avustralya’da, Aborjinler’in kutsal dağlarına benziyor.
 
 
 
 
Tatvan… Bir ilçe bu kadar mı güzel olur? Sana âşık oldum, ey sevgili şehir!..
 
 
 
Tatvan şehir merkezinde tek başıma yürürken – abartmasız – her 500 m’de bir, beni tanıyan birileri çıktı. Beni evlerine buyur ettiler, “”Hocam misafirimiz olun” dediler. Meğer Tatvan’da ne çok sevenim varmış. O kadar mutlu ettiler ki beni. Tek üzüntüm, bu güzel insanların sevgisine layık olamamak. Ama inşallah onlara layık olmaya çalışacağım.
 
 
 
 
Kahve yeşili,
nehirler bir de şehirler biriktirmiştim avuçlarımın içinde
cezveye koyup pişiresin diye, melek soylum
kahve yeşili gözlerinde süzerek
bir fincan kahve koyasın diye önüme
bir şekeri Tatvan’dan
bir şekeri Aşkabat’tan
Aşk-âbad’dan…
 
Musa’ya inen 11 Emir idi aslında
birini sakladı
korkmuştu kavmine açıklamaya
şöyle yazıyordu: “Aşka ihanet etmeyeceksin!”
 
 
“Bugün, geri kalan hayatınızın ilk günüdür” demişti, kıymetli bir düşünür. Uykudan uyandığınız her sabah, yeni bir hayat başlar aslında. Merhaba yeni hayatım…
 
 
Bu fakir burada olduğu müddetçe, “malesef balık ızgara yapmıyoruz” diyemezsin, “abi bizde nargile yok” diyemezsin!!!… Yoooo, hiç kusura bakma arkadaş! Bu fakir Türkiye’de olduğu müddetçe, balık ızgara, nargile, salep, su böreği, bunları bulundurmak zorundasın!!!…
 
 
Yaşlı anamla evde başbaşa kahvaltı. Dünyanın en zengin sofrası. Dünyadaki bütün servetleri, bütün makamları versen de satın alamayacağın bir zenginlik. Ah anam, çilekeş anam, 12 çocuk doğurup hepsinin de kendi yuvasını kurarak gittiği, 4 yıl önce de 65 yıllık kocasını kaybeden anam, bu gariban evlâdın için dua et. Allah karşıma hayırlı insanlar çıkarsın. Çünkü insanlar çok kötü, çok çıkarcı, çok vicdansız.
 
 
Henüz 15 yaşında bir kız çocuğuyken, 27 yaşında bir delikanlıyla evlendirildi. Evlendiği adam dul bir erkekti ve hiç görmemişti. Kocasını ilk kez düğünden sonra gördü. Ama birbirlerini öyle bir sevdiler ki, öyle bir sevdiler ki, gerçek bir aşktı bu. Aşkına 12 çocuk verdi; biri bebekken ikisi doğumda öldü; sağlıklı doğan 9 çocuğu şerefiyle, edebiyle büyüttü. Tam 65 yıl evli kaldılar. Mezara kadar. Bir kez dahi olsun birbirlerini kandırmadılar, ihanet etmediler. Onlar “Biz” olmuşlardı. “Biz” olmak ne demektir? Şimdikiler bunu anlamazlar. Bu mübarek kadın, benim annem.
 
 
Zaman, herkes için eşit akıyor. Zenginler için de, fakirler için de. Zalimler için de, mazlumlar için de. Erdemliler için de, bağnazlar için de. Aydınlar için de, yobazlar için de. Aşka inananlar için de, paraya tapanlar için de. Aşkı uğruna mevcut konumunu ve statüsünü feda etmeye hazır olanlar için de, para ve statü için aşka ihanet edenler için de. Herkes için eşit akıyor, zaman.
 
 
Büyük masalar, küçük dünyalar. Boş hayâller, sonu uçurum olan milyarlık, trilyonluk iş projeleri. Hayattaki en büyük zenginliğin HELAL LOKMA, hayattaki en büyük statü ve kariyerin de DÜRÜSTLÜK ve SADAKAT olduğunu unutan bir toplum. “Bataklıkta açan gül”, yalandır, yok öyle birşey. O, biz şairlerin avuntusu, saflığı. Bataklıkta gül açmaz.
 
 
 
 
 
Yeğenlerim ile Elazığ il merkezini gezdik bugün.
 
 
Elazığ, bugün. Şehir bana kendi hikâyesini anlattı, ben de şehre kendi hikâyemi. Şehrin bir hikâyesi vardı, benim hikâyemde ise onlarca şehir vardı. Ben anlattıkça şehir büyüdü, büyüdü. Bir sokağı İslamâbâd oldu, bir sokağı Kahire, Mariánské Lázně, Be’er-Şeva, Ohri, İsfahan, Nairobi, Garissa, Dakka, Chittagong, Aşkabat, Lahey, Kopenhag, Göteborg, Oslo. Şehir hüzünlendi. Ben de.
 
 
 
 
 
Harput Kalesi… Bu kalenin yapımında, harcında su yerine süt kullanıldığını biliyor muydunuz? Efsaneye göre, kalenin yapıldığı yıl, kuraklık vardı, su kıtlığı çekiliyordu. O yıl inekler ise bol süt veriyordu. Yani su yoktu, ama süt boldu. Kalenin harcında su yerine süt kullanılmıştır.
 
 
 
 
Ey Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudîler, Hindular, Budistler, Şintoistler;
 
Âhirette sizi kurtaracak olan, tapınaklarınız ve ritüelleriniz değildir. Sizi kurtaracak olan; bu mâsum, konuşamayan, acıktığında ve susadığında bunu söyleyemeyen evsiz, barksız, sahipsiz hayvanlara göstereceğiniz merhamet, şefkat ve yardımdır.
 
 
Harput’ta bir çay bahçesinde, oturduğum masada önüme bunlar konuluyor. Dünya bir dakikalığına güzelleşiyor…
 
 
 
Dün sana bir tepeden baktım, aziz Elaziz. Sen alçaldıkça büyüdün, ben yükseldikçe küçüldûm. O zaman anladım ki, seni taşımam gereken yer, ayaklarımın altı değil, başımın üstüymüş.
 
 
 
 
Fasulye kırıyoruz bu akşam, kızkardeşim ve geliniyle birlikte. Seviyorum bu işleri. Bu gece güzel bir çay hakkettim. Gördüğünüz gibi, tatillerimde bile vatana ve millete hizmet etmeye devam ediyorum.
 
 
ANDIMIZ
 
Varlığım; bir insan olarak hayvan haklarına, bir erkek olarak kadın haklarına, bir cahil olarak da bilim ve sanata armağan olsun.
 
Ne mutlu “ben kâinatım” diyebilene.
 
 
İlkem; yurdumu, milletimi, üzümden çok sevmektir.
 
 
Yeniden Frankfurt’tayız. İki haftalık memleket ziyareti bitti ve çok güzel geçti. Başta Karakoçan ve Tatvan olmak üzere tüm halkımıza içten teşekkürler.
 
 
DUYURU
 
2 haftalık memleket ziyareti nedeniye yayınına ara verdiğimiz Sediyani Haber (www.sediyani.com), yayınına yarın tekrar başlayacak.
 
Bilim, arkeoloji, astronomi, tıp, ekoloji, tarih, kültür, edebiyat ve sanat haberlerini yarından itibaren yine takip edebilirsiniz.
 
 
ÖZEL HABER
 
Batman’da Piramitler mi Var?
 
Tarihî önemdeki özel haberimiz. Bizim arkeolojik keşfimiz. Lütfen haberin tamamını okuyalım. Tüm dostlarımızdan, kardeşlerimizden, bizi seven herkesten ricamız, haberi mümkün mertebe çok yayıp duyurmak. Paylaşıp yayan herkese duacı olacağız. Teşekkürler. Haberi bu linkten okuyabilirsiniz: http://www.sediyani.com/?p=25089
 
     INSTAGRAM
 
     31 EKİM 2018
 
121 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir