Batman Piramitleri ve Erich von Däniken’i Kıskandıracak İddiâlar

 

isediyani

Bosnalı arkeolog Semir Osmanagić’in Bosna Piramitleri kadar tuhaf keşif iddiâsı ortaya atıldı: Batman Piramitleri!..

 

     Bosnalı arkeolog Semir Osmanagić’in Bosna Piramitleri kadar tuhaf keşif iddiâsı ortaya atıldı: Batman Piramitleri!..

     Erich Anton Paul von Däniken’i dahi kıskandıracak iddiâya göre içinde insan yapımı tüneller bulunan en az 7 piramit var ama Batman Kültür Müdürlüğü ekipleri yağmur bahanesi ile incelemeye gitmedi!

     “Boşnak İndiana Jones” denilen Bosnalı arkeolog Semir Osmanagić’in tüm ikna gayretlerine ve bilimsel çerçeveye oturmak için yaptığı çırpınışlara rağmen “Bosna Piramitleri” iddiâsını akademik çevreler hâlâ ciddiye almıyorlar.

     Semir Osmanagić, Balkanlar’da yıllardır Bosna Piramitleri’nin doğal oluşum değil, insan elinden çıkmış mimari olduğunu ispata çalışırken Mezopotamya’da O’nun “piramitleri” kadar ilginç “piramitler ve insan yapısı tüneller” bulunduğu iddiâ edildi: Batman Piramitleri!

     Batman Piramitleri iddiâlarının bir kısmının dahi ispatlanması, “arkeloji alemini sarsacak” bulgular ortaya çıkaracak gibi görünüyor. Ama arazilerinde piramit bulunduğunu iddiâ edenler tepe sayısını bile kesin rakamla belirtemeyip “7 – 8” diyecek kadar muğlak açıklama yaparak şaşırtıyorlar! Olayın daha da ironik yönü, Batman Kültür Müdürlüğü yetkililerinin bu kadar iddiâlı bulguları yağmuru bahane ederek görmeye gitmedikleri iddiâsı!..

     İddiâlar ne kadar ciddiye alınabilir? Ne kadarı doğru? İddiâlar neden ortaya atıldı? İddiâlara sözkonusu arazi ile ilgili başka plan ve projeler olabilir mi? İddiâyı ortaya atan isimlerin tek gayesi bilimsel duyarlılık mı? İddiâların arkasında popülerlik, şöhret arzusu ya da başka bir hesap olabilir mi? Bu sorulara şu aşamada cevap vermek imkânsız. Herşeyi zaman gösterecek.

     Peki nedir bu iddiâlar ve kimler tarafından, nasıl ortaya atıldılar? İşte eldeki bilgiler:

     BATMAN PİRAMİTLERİ İDDİÂLARI VE İDDİÂLARI ORTAYA ATAN İSİMLER

     Batman il merkezine bağlı Güvercin (Emso) köyünde, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu Numan Baktaş ve kızkardeşi olan araştırmacı – yazar Muazzez Baktaş, piramit benzeri yapılar, insan yapımı tüneller ve çok sayıda antik eser bulduklarını belirttiler. İçinde tarihî eserler bulunduğu belirtilen piramit sayısının en az 7 olduğu söylenerek, resmî kurumlar ve arkeologlar inceleme için bölgeye davet edildi.

     Baktaş kardeşlerin beyanları ilk olarak, gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’ye ait Sediyani Haber (www.sediyani.com) sitesinde yer aldı. (Metnin orijinal haline http://www.sediyani.com/?p=25089 adresinden ulaşabilirsiniz)

     Batman Piramitleri’nin en azından şimdilik en fazla Bosna Piramitleri kadar bilimsel kabul göreceği ortada ama Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri arasındaki ilişkilere dair sansasyonellik içeren iddiâlarla birlikte duyurulan bulgulara bakılırsa alanda gerçekten önemli tarihî kalıntılar ortaya çıkabilir.

     TEPELER DOĞAL OLUŞUM DEĞİL İNSAN YAPISI MİMARİ İDDİASI

     Batman yakınlarında bulunan 247 nüfûslu Güvercin (Emso) köyünde piramitlerin bulunduğu alan, iddiânın sahiplerinden Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu Numan Baktaş’ın özel arazisi. Arazide bulunan ve bugüne dek doğal oluşum olduğu belirtilen tepelerde definecilerin sık sık tarihî eserler çıkardığı iddiâ ediliyor.

     Tepelerin gizli girişleri olduğunu ve içinde insan yapısı tüneller fark ettikleri iddiâsıyla, Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde bulunan gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’ye telefon ettikleri belirtilen Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu Numan Baktaş ile kızkardeşi araştırmacı – yazar Muazzez Baktaş, “piramitlerin” içinde antik döneme ait “tarihî hazineler” bulunduğunu da savunuyorlar.

     Yayınlanan resimlerde, bir tünelin giriş kapısı, bir değirmen taşı, sütûn parçaları, dibekvarî taş eşyalara ait olabilecek parçalar ve kırık keramik parçaları yer alıyor. Yayınlanan tünel girişi ise alanda bir tümülüs olabileceği izlenimi uyandırıyor.

     BATMAN KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜ EKİPLERİ “YAĞMUR VAR” DEDİ, PİRAMİTLERE GİTMEDİ İDDİÂSI

     Baktaş kardeşler, önce Almanya’da yaşayan fakat o günlerde yıllık iznini kullanmak üzere memleketi Elazığ’a gelen arkadaşları gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’ye sonra da Batman Kültür Müdürlüğü’ne iddiâlarını ilettiler.

     Batman Kültür Müdürlüğü’nden bir heyetin köye giderek bölgedeki kaya mezarları incelediği ama çok yağmur yağdığı için piramitlerin olduğu iddiâ edilen vadiye inemedikleri savunuldu.

     ERICH VON DÄNIKEN’İ KISKANDIRACAK İDDİÂLAR

     Sediyani Haber sitesinde yer alan iddiâya göre, yağan şiddetli yağmur ortaya “surların” bir bölümü çıkarmış (Piramitlerin duvarlarından sözedilirken sur nereden çıktı diye sorarsanız, izahı yok) ve tepelerin insan yapımı piramitler olduğu daha da belirginleşmiş!

     İddiâlar arasında kaya mezarlarının olduğu bölümde de Hristiyanlar tarafından önemli “Kayıp Kent Nasıra”nın saklı olduğu şüphesi de zikrediliyor. Tam burada Erich von Däniken tarzına dikkat: “Kayıp Kent Nasıra iddiâsı” değil, “Kayıp Kent Nasıra’nın saklı olduğu şüphesi”…

     Hemen ardından gelen iddiâ da tam Erich von Däniken’lik: Tanrılar’ın teyyareleri!

     TEPELERE HALK ARASINDA “GIRÊN TEYYARE” DENİLİYOR

     Piramit olduğu iddiâ edilen tepelere halk arasında “Gırên Teyyare” deniliyor. Kürtçe’de “Teyyare Tepeleri / Uçak Tepeleri” anlamına geliyormuş. Site tam bu noktada megalitik yapıların uzaylılar tarafından yapılmış olabileceği iddiâsını anımsatmayı da es geçmiyor.

     Sitede “arkeolojik keşif” olarak nitelendirilen olguları incelemek için Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilerini, arkeologları, bilim insanlarını ve uzmanları bölgeye davet ediliyor.

     NUMAN BAKTAŞ: “BURADA HEM PİRAMİTLER HEM DE KAYIP KENT NASIRA VAR”

     Arazinin sahibi olan Numan Baktaş, Sediyani Haber’e yaptığı açıklamada, şimdiki Batman şehir merkezinin kurulduğu ovanın “muhtemelen” hep tarım ve hayvancılık için “bakir” bir alan olarak değerlendirildiğini belirterek, “Batman Çayı ve etrafı da yine bu amaçla kullanılmıştır. Fakat ovanın Silvan, Beşiri, Bismil, Kozluk taraflarına gidildikçe hep bölük pörçük harabeler ve höyüklerle karşılaşılmaktadır. Kaya mezarları, etrafa dağılmış höyükler (özellikle Bismil’dekilerin tarihi M. Ö 12. yy’a kadar eskiye gitmektedir) ve kalıntılar bulunmaktadır. Mardin tarafında ise zaten Hasankeyf ve Midyat bulunmaktadır. Buradaki tarihî mirası anlatmaya gerek yok. Kozluk ve Sason’da kaleler, Bismil’de höyükler, Hasankeyf’te mağara yerleşimleri, Silvan’da antik yerleşimler bulunmaktadır. Fakat halkanın en önemli yeri olan bu antik kent şimdiye kadar bulunamamıştır. Deyim yerindeyse, şimdiye dek bulunan yerler hep ‘antik kentin varoşları’dır” dedi.

     “Kaleler varsa oralarda antik yerleşimler de bulunmalıdır” diyen Baktaş, “Ortada M. Ö. 12. yy’a kadar uzanan bir medeniyetin eserleri bulunmakta ama bu medeniyetin başkenti bir türlü bulunmamaktadır. İşte o kent şimdi bulundu. Kentin tamamı toprak altındadır. Fakat çok derinlerde değildir, yarım metre kazıyınca hemen kalıntılara ulaşılmaktadır. Küpler, bina kalıntıları, surlar, kiliseler, kaya mezarları vb. hep ‘hazine avcıları’ ve köylüler tarafından sürekli ortaya çıkarılmaktadır” değerlendirmesinde bulundu. Kentin vadi boyunca uzanan üç köy olan Emso, Tayyare ve Sıkesteke ile iki kanatta bulunan Mozgelane ve Bazorke köylerinin arasında yaklaşık 5 km’lik bir alanda bulunduğunu belirterek açıklamalarını sürdüren Numan Baktaş, “Ortalama 10 bin ile 12 bin dönüm alandan bahsetmekteyiz. Yerleşimin % 70’lik kısmı Emso köyünün sınırları içerisinde bulunmaktadır. Ve bu köy bizim köyümüzdür. Ben 18 yaşına kadar bu köyde kaldım, dolayısıyla araziye ve köyün ‘mistik’ yönüne yaşayarak şahit oldum” şeklinde konuştu.

     Sıleka köyünün küçük ve dik bir vadiden oluştuğunu, burada köylülerin “ferş” dedikleri çok sayıda kayalar bulunduğunu kaydeden Baktaş, “Burada bütün köylülerin insan yapımı olduğuna inandıkları bir PİRAMİT bulunmaktadır ve piramidin üst kısmı bu ferşlerden oluşan şapkayı andırmaktadır. Rivayet odur ki bu kumlar ve ferşler yani kayalar buraya başka yerlerden getirilmiştir” dedi. Gidip oradaki antik mezarları da incelediğini sözlerine ekleyen Baktaş, “Gidip mezarı gördüm. Ortalama yarım metre derinlikte bulunan mezar bir kaya mezarıdır. Mezarın etrafında ortaya atılmış kemikleri topladım (bir tane de azı dişi buldum) ve Batman Kültür Müdürlüğü’ne götürdüm. Kültür Müdürlüğü’nde çalışan bir arkeolog kemiklerin insana ait olduğunu ve muhtemelen Geç Roma Dönemi kaya mezarı olduğunu söyledi bana” dedi. Kaya mezarında hiçbir “simge” bulunmadığını ve kayaların “işlenmemiş” durumda olduğunu söyleyen Numan Baktaş, ilginç açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Gırê Tırbe bölgesinde yüzlerce kaya mezarı bulunmaktadır. Hepsi de yerin yarım metre altındadır. Köylüler eskiden sırtları ağrıdığında bu mezarlığa yanlarına ‘ekmek ve soğan’ alarak gidip uzanmaktaydılar. Onlara göre böyle yapınca ağrıları geçmekteydi. Bu ekmek ve soğandan sonra ‘Kayıp Kent Nasıra’ya geleceğiz. Çünkü bu Hz. İsa (as) ile alakalı bir durumdur. Tabiî işin içinde Kürtler olunca kutsal olan ‘ekmek ve şarap’ yerini ‘ekmek ve soğan’a bırakmıştır muhtemelen. Bu tepenin hemen arkasında oldukça ilginç bir ‘çekim merkezi’ bulunmaktadır. Küçüklüğümde ben de defalarca bu duruma şahit oldum. Ortalama 2 m’lik bir alana girdiğinizde büyük bir ‘KIYAMET’ kopmaktadır. İnsan sesleri ve değişik seslerden oluşan bir uğultunun ortasında bulunuyorsunuz. Burada köy görünmediği için ben defalarca köyde çok büyük kavgalar çıktı diye koşarak (o zamanlar köyde sürekli arazi kavgaları olmaktaydı) köye geldiğimi hatırlıyorum. Köye geldiğimde ortalık hep sütlimandı ve o sesler nereden geliyor hâlâ bilmiyorum. Köylülere göre tam o noktada cinler birbirleriyle kavga etmekteydiler.”

     Piramitler hakkında çok net bilgiler aktararak açıklamalarını sürdüren arazinin sahibi Numan Baktaş, “Vadi boyunca benim gördüğüm kadarıyla 7 veya 8 tane PİRAMİT bulunmaktadır. Burası bir nevi ‘Krallar Vadisi’ gibi M. Ö.’ye ait bir yerleşim yeri olmalıdır. Ben geçtiğimiz hafta bu tepenin üstüne kadar tırmanıp çıktım. Tepeden bakınca bunların piramit olduklarını daha iyi anlıyorsunuz. Görünümü tamamen piramide benzemektedir. Köylüler burada 20 – 30 sene önce sürekli kazılar yapmışlar ve daima küpler ve diğer tarihî eserler bulmuşlardır. Dağın çevresinde bu kadar çok tarihî eserin çıkması, buranın piramit olma ihtimalini güçlendirmektedir” dedi. Çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekmeden de geçmeyen Baktaş, “Yaptığım gözlemlerden çıkarttığım sonuç şudur ki, burada yer alan piramitler Mısır Piramitleri gibi kayalardan yapılmamıştır. Bizim coğrafyamızın asıl inşaat malzemesi olan toprak kullanılmıştır. Bu piramitler büyük ihtimalle toprağın değişik bir teknikle sıklaştırılması ile inşâ edilmişlerdir. Onun için arkeologların araştırmalarını tepelerin üstüne değil altına yapmaları gerekmektedir” tespitinde bulundu.

     Batman’daki piramitlerin M. Ö. 5000 yıllarından bile daha eski olabileceğini tahmin ettiğini söyleyen Numan Baktaş, “Yani Mısır, Amerika ve diğer yerlerdeki piramitlerden çok daha eski bir tarihte yapılmışlardır. Bu teze burun kıvıracak olanlara ‘Göbeklitepe’ye tekrar bakın’ derim” iddiâsında bulundu. “Piramitler, eğer bu tepeler köylülerin dediği gibi yapay tepeler ise, bunlar o zaman piramittirler” diyen Baktaş, “Ve eğer bu tepeler piramit ise o zaman tıpkı Göbeklitepe gibi tarih yeniden yazılmalıdır. Ve gördüğüm kadarıyla bu piramitler kayalardan değil de topraktan yapılmışlarsa eğer, o zaman Mısır Piramitleri’nin kökenini rahatlıkla burada yaşayanlara bağlayabiliriz. Buradakiler gidip Mısır Uygarlığı’nı oluşturmuşlardır” görüşünü savundu.

     Keşfi yaptıkları aynı günün akşamı gazeteci ve yazar İbrahim Sediyani’yi arayıp haber verdiklerini söyleyerek açıklamalarını sürdüren Numan Baktaş, “Benim çok sevdiğim bir yazardır, İbrahim Sediyani. Yazılarını, kitaplarını severek takip ediyorum. Aynı zamanda kendisi de yazar olan kızkardeşim Muazzez’in yakın arkadaşıdır, kardeş gibidirler. Dolayısıyla bizim kardeşimiz sayılır. Sediyani’nin memlekette olduğunu biliyorduk, sosyal medyada paylaşıyordu tatil fotoğraflarını, takip ediyorduk. Telefonda Sediyani’ye anlatınca, heyecandan çığlık attı. Zaten O’nun arkeolojiye merakını bildiğimiz için, bu olaya yakın ilgi göstereceğini tahmin ediyorduk. Öyle de oldu” dedi.

     MUAZZEZ BAKTAŞ: “VADİDE 7 VEYA 8 TANE PİRAMİT BULUNMAKTADIR”

     Mezopotamya’nın her yerinde insanlığa ait sayısız tarihî yer ve kalıntı bulunduğunu belirten araştırmacı – yazar Muazzez Baktaş ise, yaptığı açıklamada, “Yerin altındakiler muhtemelen yerin üstündekilerden daha da çoktur. İşte bunlardan bir tanesini ve belki de dünya arkeoloji ve kültür tarihini değiştirecek ve yeniden tarih yazımına katkıda bulunacak olan piramitleri de ben ve abim Numan hem de çok uzak olmayan bir yerde, yanıbaşımızda, kendi köyümüzde keşfettik” dedi. Ankara’dan gelen ağabeyi Numan Baktaş’ın kalıntıların olduğu vadiye bakar bakmaz “Bunlar piramit!” diyerek sevinç narası attığını kaydeden Muazzez Baktaş, “Adını şimdilik kendimizce ‘Krallar Vadisi’ olarak koyduğumuz bu vadide ortalama olarak 7 veya 8 tane piramit bulunmaktadır” açıklamasında bulundu.

     “Köylülerle yaptığımız sohbetlerde gayet rahat bir şekilde şu yorumları herkesten duyduk: ‘Bu tepeler yapay tepelerdir ve biz bunu zaten biliyorduk’… Bu vadi boyunca uzanan surlar, kaya mezarları, tüneller, küp parçaları her yerde tarlalar sürülürken ortaya çıkmaktadır” sözleriyle konuşmasını sürdüren Baktaş, “Bir bölgedeki bir yerde oldukça geniş bir alana yayılan çok yüksek miktarda kap ve küp parçaları oluşu bize o döneme ait o topluluğun ortak ambarı olma ihtimalini güçlendiriyor. Tıpkı Göbeklitepe gibi. Bunların hepsi yapılacak arkeolojik araştırmalar sonucu netleşecek tabi” tespitinde bulundu.

     Piramitlerin yanısıra bu kalıntıların “Kayıp Kent Nasıra”ya ait olma ihtimalinin de son derece yüksek olduğunu kaydeden Muazzez Baktaş, “Bu piramitler tıpkı Göbeklitepe gibi tarihi yeniden yazdıracağı gibi, ‘Kayıp Kent Nasıra’ da Hristiyanlık tarihinin yeniden yazılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

     İBRAHİM SEDİYANİ: “KÜLTÜR BAKANLIĞIMIZ’I VE ÜLKEMİZİN KIYMETLİ ARKEOLOGLARINI KEŞFİ İNCELEMEYE DAVET EDİYORUZ”

     Almanya’da yaşayan ancak keşif sırasında bölgede bulunan gazeteci – yazar İbrahim Sediyani ise, yaptığı açıklamada, Baktaş kardeşlerin kendisini telefonla arayarak haber verdiği gün yaşadığı heyecanın tarif edilemez olduğunu söyleyerek, “Beni arayıp olayı anlattılar, sonra da çektikleri fotoğrafları paylaştılar. O günün gecesi heyecandan uyuyamadım, sabaha kadar çay ve sigara içip düşündüm ve fotoğraflara baktım” dedi. Keşfin tarihî önemde olduğunu kaydeden Sediyani, “Ülkemizde piramitlerin varlığının ortaya çıkması, en az Göbeklitepe’nin keşfi kadar önemli. Bu keşif ayrıca Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri arasında yakın bir bağ olduğu teorilerini de kesin olarak doğrulayacak nitelikte” değerlendirmesinde bulundu.

     Başta Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ve bilim dünyası olmak üzere tüm yetkilileri, uzmanları ve arkeologları bölgeye gidip keşfi incelemeye davet eden İbrahim Sediyani, “Biz bu tepeleri uzun uzun inceledik ve kesinlikle doğal olmadığını, insan yapımı yani piramitler olduğunu düşünüyoruz. Doğa birçok şey yapabilir, ama asla böyle yapılar ve giriş tünelleri yapmaz. Fakat bir şeyin kesin olarak doğrulanması, ancak bilimsel inceleme ve somut kanıtla mümkündür. İnanmak, düşünmek başka şeydir, bilmek başka şey. Ben bilim adamı değilim, arkeolog değilim, tarihçi değilim, konunun uzmanı değilim. Ben sadece bir gazeteciyim ve kitapları olan bir yazarım. İşim sadece olayı duyurmak ve kamuoyunu bilgilendirmek, bu görevimi de Allah nasip etti ve yaptım. Gerisi konunun uzmanlarına, kıymetli bilim insanlarımıza, ülkemizin saygıdeğer arkeologlarına kalmış. Bunu yapacak onlardır. Hepsine çağrıda bulunuyorum: Lütfen acil olarak bölgeye gitsinler ve keşifleri hemen incelemeye başlasınlar” çağrısında bulundu.

     ARKEOLOJİK HABER

     29 EKİM 2018

 

351 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir