Batman Piramitleri, Mısır Uygarlığı’nın Kürdistan Kökeni ve Kutsal Kâse Efsanesi

 

Muazzez Hêja Baktaş

 

 

 

 

 

     Antik Yunan Uygarlığı’nın kökeninin Kürdistan olduğunu “iddiâ” ettiğimizde oldukça “tartışmalı” bir süreci de başlatmış olmuştuk.

     Sadece Yunan değil, Sümer, Babil, Asur, Elam, Fenike ve Hitit uygarlıkları da Kürdistan kökenlidir.

     “Tektanrılı dînler”in kökeni Ortadoğu ve Kudüs değildir. Hepsi “Mezra-Botan” kökenlidir.

     Nûh ve İbrahim peygamberler nerede yaşamışlardır? (Tufandan sonra Nûh Peygamber “Şehr-i Nûh” diye de bilinen Cizre bölgesinde yaşamış ve muhtemelen Göbeklitepe, Nûh Peygamber’in tapınağıdır.)

     İbrahim Peygamber ise, Urfa ve Harran’da yaşamıştır.

     Zerdüşt Peygamber, Urmiye tarafında ortaya çıkmıştır.

     Mani Peygamber, Mardin’lidir.

     “Tektanrılı dîn” inancı Kürdistan’da ortaya çıkıp, oradan Mısır’a yayılmış ve Mısır’dan Yahudîler tarafından benimsenerek daha sonra Kenan diyarına transfer olmuştur.

     Mısır Uygarlığı, Kürdistan kökenlidir. Kürdistan’dan göç edenler tarafından Mısır Uygarlığı “ete – kemiğe” büründürülmüştür.

     Mısır Uygarlığı’nın M.Ö. 5000 yıllarına kadar gidildiğinde ortaya çok net kanıtlar sunacağımız zengin bir dönemi bu makalede ele almayacağım. Sadece “Tektanrı” inancı bölümüne odaklanacağım.

     “Aton” dîni nasıl oldu da birdenbire ortaya çıktı?

     Firavun Akhenaton ve eşi Nefertiti ne oldu da birdenbire yüzyıllardır kurumlaşmış olan Mısır dîni olan “Amon”a karşı amansız bir mücadele içerisine girmişlerdir.

     Ve önemli bir soru soralım: Genellikle Yahudî kültürünün etkisi ile sürekli olarak tarihte hep “zalimlikle” bir tutulan firavunlar gerçekten neyin nesidirler? Ve daha da önemlisi Akheneton aynı zamanda bir “peygamber” miydi?

     M.Ö. 1350’li yıllarda “tektanrı” inancı bir firavun olan Akheneton tarafından “devlet destekli bir dîn” olarak bütün muhalefete rağmen Mısır’da ortaya çıkarılmıştır. Firavun Akheneton bu yeni dîn için yeni bir “dînî başkent” inşâ edecek ve geçmiş dînleri yasaklayacaktır.

     Karısı kimdir? Meşhur Nefertiti.

     Peki o kimdir? Bir Kürt prensesidir.

     Peki bütün tarihleri boyunca kendilerini “yarı tanrı” ilan eden firavunlar neden sadece Kürtler’le evlenmişlerdir?

     Firavun soyu o dönem “tanrısal” bir soy olarak görülmekte ve bu soyun devamı için müstakbel gelinler neden hep Kürdistan’dan seçilmektedir?

     Çünkü firavunların sülalesi tıpkı Hz. İbrahim gibi Mısır’a Kürdistan’dan göç edenler tarafından devam ettirilmiş bir sülaledir.

     Gelelim Akheneton’un birdenbire “tektanrı” inancına…

     Bunun kökeni neden hâlâ bilinmemektedir? Firavun Akheneton kimden etkilenmiştir?

     Hemen cevabı verelim:

     Musa Peygamber’in Mısır’daki hayat hikâyesi ve Yahudîler’in Mısır’dan çıkışı en ince ayrıntılarına kadar incelenirken, neden İbrahim Peygamber’in Mısır günleri o kadar “önemsenmemektedir”?

     İşte kimsenin şimdiye dek bir türlü anlayamadığı “Aton” tektanrılı dîninin esin kaynağı ve Akheneton’un ani dîn değişikliğinin nedeni tamamen İbrahim Peygamber’dir.

     İbrahim Peygamber, Kürdistan’daki Nemrut’u ikna edememiş olabilir ama Mısır Firavunu Akheneton’u kesinlikle “hak dînine” inandırmıştır.

     Buna itiraz edeceklere bir soru sormak istiyorum: Mekke’de “Beytullah”ı yani “Allah’ın Evi”ni inşâ eden, yani Kâbe’yi inşâ eden İbrahim Peygamber neden Kabe’nin olduğu Mekke’de durmayıp Mısır’a yerleşmiştir? Hadi bakalım bu muammayı çözün!..

     Ve daha sonraları neden “tektanrı” inancı Mekke’den değil de Musa Peygamber’le beraber Kenan diyarında yayılmıştır?

     Gelelim piramitlere…

     Mısır’da bu gelenek nasıl oluşmuştur?

     Denilecektir ki; “Piramitler dünyanın birçok bölgesinde bulunmaktadır.” Evet doğrudur, peki bu yapılar dünyanın her tarafına nereden “yayılmışlardır”?

     Mısır Uygarlığı’nın simgesi olan piramitler eğer Mısır’a Kürdistan’dan gitmişlerse, tarih “yeniden yazılacak” mı? Yazılmak zorunda. Tıpkı Göbeklitepe’nin Dünya tarih yazımını altüst etmesi gibi…

     Şimdiye dek Dünya’da tespit edilmiş en eski tapınak, net bir şekilde Göbeklitepe mi? Buna kimse itiraz edemez, geçmişi tâ M.Ö. 12. yy’a kadar dayanmaktadır bu tapınağın.

     Peki bu denli eskiye dayanan bir tapınağı inşâ eden Kürtler sizce “Dünya’nın ilk piramitlerini” de yapmış olabilirler mi? Olabilir ama ortada “piramit” varsa bu tez ancak desteklenir.

     O zaman çok uzaklara kadar gitmeme gerek kalmadan, hem de yıllardır yaşadığım Emso köyünde muhtemelen M. Ö. 5000’lerden daha da eski tarihlerde inşâ edilen 7 veya 8 tane “piramit” keşfettiğimi söylersem ne dersiniz?

     Keşfettiğim piramitleri hemen yakın dostum yazar İbrahim Sediyani ile paylaştım. Kendisi de geçtiğimiz günlerde tesadüfen Kürdistan’daydı…

     Sediyani dostum kendisine gönderdiğim “materyalleri” Dünya kamuoyuna sunduğu için burada detaylara girmeyeceğim. Merak edenler Sediyani Haber sitesindeki habere bakabilirler.

     Emso köyünde bulunan bir vadide birkaç tane piramit bulunmaktadır. Bu bilgiyi Batman Kültür Müdürlüğü ile de paylaştım…

     Yine bizim köyde bulunan “kaya mezarları”, “kilise” ve diğer kalıntıların arkeologlar tarafından yıllardır aranan “Kayıp Kent Nasıra”ya ait olma ihtimali oldukça yüksek görünmektedir. Eğer bu kalıntılar “Kayıp Kent Nasıra”ya aitse yine inanılmaz bir keşif gerçekleştirilmiş olacaktır. Çünkü Hristiyanlık tarihi de yeniden yazılmak zorunda kalınacaktır. Ve meşhur “Kutsal Kâse” efsanesi yeniden gündeme gelecektir.

     Bu durumda İsa Peygamber’in yakınları, Peygamber’in “çarmıha gerilmesinden” sonra büyük ihtimalle Emso köyüne gelip yerleşmişlerdir ve Hristiyanlık buradan bütün Dünya’ya yayılmıştır.

     Ve burada hâlâ İsa Peygamber’in dili olan Aramice’yi konuşan Süryaniler’in neden yaşadıkları daha da anlaşılacaktır.

    Ve sürekli olarak Kürdistan topraklarında eski el yazması “İnciller”in neden günyüzüne çıktıkları da anlaşılacaktır. Muhtemelen ilk İnciller arasında Kürtçe İnciller de bulunacaktır.

     Hz. Meryem ile Pavlus’un yolunun neden Kürdistan ve Anadolu’dan geçtiği de daha iyi anlaşılacaktır. Ve “Haçlı Seferleri”nde Haçlılar’ın neden Edessa yani Urfa’yı ve Antakya’yı neredeyse Kudüs gibi “önemsedikleri” de daha iyi anlaşılacaktır.

     Bu soruların bütün cevapları “Kayıp Kent Nasıra”da gizlidir.

     “Kürt Piramitleri”ni ve “Kayıp Kent Nasıra”yı her arkeolojik keşifte olduğu gibi “tesadüfen” keşfettim. İşin arkeolojik ve teknik kısımlarına uzmanlar bakabilirler…

     Tam da Mısır Uygarlığı’nın Kürdistan kökeni üzerine araştırmalar yaptığım bir dönemde hem de kendi köyümde “Kürt Piramitleri”ni keşfetmem de tarihin güzel bir “tesadüfü”dür.

     Her zaman yazdığım gibi, benim işim Kürdistan tarih yazımı konusunda “işaret fişeklerini” patlatmaktır.

     Gerisini işinin ehli olan uzmanlar araştırsınlar.

     NERİNA AZAD

     28 EKİM 2018

 

291 Total Views 5 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

5 Cevap Batman Piramitleri, Mısır Uygarlığı’nın Kürdistan Kökeni ve Kutsal Kâse Efsanesi

  1. Selman Çiftçi dedi ki:

    “Tektanrılı dîn” inancı Kürdistan’da ortaya çıkıp, oradan Mısır’a yayılmış ve Mısır’dan Yahudîler tarafından benimsenerek daha sonra Kenan diyarına transfer olmuştur.

    Mısır Uygarlığı, Kürdistan kökenlidir. Kürdistan’dan göç edenler tarafından Mısır Uygarlığı “ete – kemiğe” büründürülmüştür.

    Mısır Uygarlığı’nın M.Ö. 5000 yıllarına kadar gidildiğinde ortaya çok net kanıtlar sunacağımız zengin bir dönemi bu makalede ele almayacağım. Sadece “Tektanrı” inancı bölümüne odaklanacağım.

    “Aton” dîni nasıl oldu da birdenbire ortaya çıktı?

    Firavun Akhenaton ve eşi Nefertiti ne oldu da birdenbire yüzyıllardır kurumlaşmış olan Mısır dîni olan “Amon”a karşı amansız bir mücadele içerisine girmişlerdir.

    Ve önemli bir soru soralım: Genellikle Yahudî kültürünün etkisi ile sürekli olarak tarihte hep “zalimlikle” bir tutulan firavunlar gerçekten neyin nesidirler? Ve daha da önemlisi Akheneton aynı zamanda bir “peygamber” miydi?

    M.Ö. 1350’li yıllarda “tektanrı” inancı bir firavun olan Akheneton tarafından “devlet destekli bir dîn” olarak bütün muhalefete rağmen Mısır’da ortaya çıkarılmıştır. Firavun Akheneton bu yeni dîn için yeni bir “dînî başkent” inşâ edecek ve geçmiş dînleri yasaklayacaktır.

    Karısı kimdir? Meşhur Nefertiti.

    Peki o kimdir? Bir Kürt prensesidir.

    Peki bütün tarihleri boyunca kendilerini “yarı tanrı” ilan eden firavunlar neden sadece Kürtler’le evlenmişlerdir?

    Firavun soyu o dönem “tanrısal” bir soy olarak görülmekte ve bu soyun devamı için müstakbel gelinler neden hep Kürdistan’dan seçilmektedir?

    Çünkü firavunların sülalesi tıpkı Hz. İbrahim gibi Mısır’a Kürdistan’dan göç edenler tarafından devam ettirilmiş bir sülaledir.

    Gelelim Akheneton’un birdenbire “tektanrı” inancına…

    Bunun kökeni neden hâlâ bilinmemektedir? Firavun Akheneton kimden etkilenmiştir?

    Hemen cevabı verelim:

    Musa Peygamber’in Mısır’daki hayat hikâyesi ve Yahudîler’in Mısır’dan çıkışı en ince ayrıntılarına kadar incelenirken, neden İbrahim Peygamber’in Mısır günleri o kadar “önemsenmemektedir”?

    İşte kimsenin şimdiye dek bir türlü anlayamadığı “Aton” tektanrılı dîninin esin kaynağı ve Akheneton’un ani dîn değişikliğinin nedeni tamamen İbrahim Peygamber’dir.

    İbrahim Peygamber, Kürdistan’daki Nemrut’u ikna edememiş olabilir ama Mısır Firavunu Akheneton’u kesinlikle “hak dînine” inandırmıştır.

    Buna itiraz edeceklere bir soru sormak istiyorum: Mekke’de “Beytullah”ı yani “Allah’ın Evi”ni inşâ eden, yani Kâbe’yi inşâ eden İbrahim Peygamber neden Kabe’nin olduğu Mekke’de durmayıp Mısır’a yerleşmiştir? Hadi bakalım bu muammayı çözün!..

    Ve daha sonraları neden “tektanrı” inancı Mekke’den değil de Musa Peygamber’le beraber Kenan diyarında yayılmıştır?….” Yaptığım bu alıntıda nedense YUSUF(a.s)’a dair tek bir değini yok.YAKUB(a.s) ve ailesi nerede yaşıyorlardı ve daha nice soru işaretleri.Lakin sanki aceleye getirmeye çalışmışsınız bu makalenizi.

  2. Amed MOL dedi ki:

    Sevgili Muazzez Heja, teknik bir “sorun” u dile getirmeden edemiyecegim: Göbeklitepe nin insaa tarihinin, günümüzden 12500( on iki bin besyüz) sene öncesine ait oldugu sayin Prof.Schmidt tarafindan kayda gecirilmistir. Siz bunu “geçmişi ta M.Ö 12. Yüzyıla kadar dayanmaktadır bu tapınağın” diyerek bir “0” (sifir) atmis oluyorsunuz.12 bin yil nasil 12 yüzyil oluyor? Rakamsal olarak yazsaniz bir adet “sifir”dalginliginizin kurbani olsun diyecegim ama Sevgili Muazzez,Göbekli tepe tapinagina “M.Ö 12.Yüzyil” öncesine denk geldigini yazili olarak söylüyorsunuz. Düzeltmenizi umarim.

    • Muazzez Baktaş dedi ki:

      Haklısınız daha sonra fark ettim bu yanlışı kesinlikle dalgınlıkla olmuş
      Teşekkür ederim. Düzelteceğim. Selamlar

  3. Hatice dedi ki:

    Nihayet aylardır güncel yazınızı bekliyoruz. Lütfen daha sık yazın.

  4. Hatice dedi ki:

    Nihayet yenş bir makale,lütfen daha sık yazın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir