Hopiler: Zamanın Ötesine Uzanan Bir Halk

 

isediyani

Hopiler, günümüzde, Kuzeydoğu Arizona’da bulunan Black Mesa (Kara Düzlük) platosunun sınırlarında yaşarlar. Dillerini (Uto – Aztek dili), kültür ve yaşam anlayışlarını diğer yerli halklarla paylaşarak, ortak bir kültür ve dünya görüşünün bir parçasını oluşturuyorlar.

 

     Hopiler, günümüzde, Kuzeydoğu Arizona’da bulunan Black Mesa (Kara Düzlük) platosunun sınırlarında yaşarlar. Eskiye dair kanıtlar, Hopilerin günümüz ABD’si olan topraklara kuzey, doğu ve güney yönlerinden gelen farklı yerli topluluklarının torunlarından oluştuğunu gösteriyor. Ataları olan ana kabile Anasaziler’in, Meksika’da yaşamış olan Aztek halkıyla ilişkili olduğu ve günümüzden 5 bin ilâ 10 bin yıl önce bugünkü topraklarına göç etmeye başlamış oldukları düşünülüyor.

     Doğu Amerika’daki diğer yerli topluluklarla bağlantılı olan Hopiler, asla tek bir grubun kimliğine sahip olmadılar; bağımsız köylerde yaşıyorlardı, dil (Uto – Aztek dili), kültür ve yaşam anlayışlarını diğer yerli halklarla paylaşarak, ortak bir kültür ve dünya görüşünün bir parçasını oluşturuyorlardı.

     AMERİKA’NIN KADİM VE BARIŞÇIL HALKI

     Günümüzde Arizona’nın kuzeydoğusunda bulunan 1, 5 milyon dönümlük bir rezerv alanında yaşayan Hopi halkı, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki diğer yerli kabileler arasında aynı alanda yaşayan ve doğrulanmış en eski tarihe sahip olan tek kabile… Meksika’nın kuzeyinden yaklaşık M. Ö. 500 dolaylarında göç ettiği düşünülen öncü Hopiler, zaman içinde Amerika’nın dört bir yanına dağıldı.

     Hopiler, başlangıçta, çukur şeklindeki evlerde yaşayan, çok sayıda küçük gruba ayrılmış bir avcı ve toplayıcı halktı. Bununla birlikte, M. S. 700’lü yıllarda, platolardaki nehirlerden faydalanarak mısır yetiştiren bir tarım toplumu haline geldiler. Bu dönemle birlikte, küçük grupların birçoğu biraraya gelmeye başladılar ve bugünkü Arizona’nın doğusunda bulunan Antilop Platosu’nda, günümüzde Keams Kanyonu denilen bölgede büyük köyler kurmaya başladılar. Bu yıllarda, artık duvar yapımına başlanmıştı ve yer üstüne inşâ edilen evler, çukur evlerin yerini almıştı. Nüfûsun artmasıyla birlikte tarım daha da mühim bir hale geldi.

     900 yılından 1100’e kadar bölgede taştan yapılma evlerden oluşan birçok köy ortaya çıktı. Sonraki iki yüzyıl boyunca yaşanan kuraklık nedeniyle, bölge nüfûsunun Oraibi, Wupatki, Betatakin bölgelerinde ve Chelly Kanyonu’nda görülenlere benzer büyük köylerde toplandığı görüldü. Bu yıllar, aynı zamanda “Kaçina Kültü”nün ortaya çıktığı dönemdi. Hiç kimse nasıl ortaya çıktığını bilmiyor olsa da, günümüzde, 1150’den kalma Taşlaşmış Orman Ulusal Parkı’ndaki Puerco Kalıntıları’nda görülen Kaçina sanatı ve 1325’te kaya resimlerinde ortaya çıkan Kaçina maskeleri ve dansçı figürleri gibi birçok bulgu sözkonusu. Kaçinalar, Tanrılar’ın, doğal unsurların, hayvanların veya ölen Hopi atalarının rûhlarını temsil eder.

     Onbeşinci yüzyılda görülmeye başlanan maskeli dansçılara ve oyma bebeklere ilişkin kültürün, güneybatıda yaşayan çeşitli Pueblo kabilelerinin kültürünün bir parçası haline geldiği biliniyor ve sonraki yüzyılda bölgeye gelen İspanyol işgalciler, yerlilerin evlerinde Şeytan’la bağlantılı tuhaf imgeler gördüklerini belgelemeye başlamışlardı. Bahsettikleri imgeler, genellikle Kaçina bebekleri, çeşitli tılsım ve muskalardı.

     Onaltıncı yüzyıl boyunca Hopi kültürü, ayrıntılı bir tören döngüsü, karmaşık bir toplumsal örgütlenme ve gelişmiş tarım sistemiyle oldukça ileri bir medeniyet haline gelmişti. Bunun ötesinde, güneybatı bölgesinde yayılan ve Meksika’ya dek uzanan gelişmiş bir ticaret ağının parçasıydılar.

     Hopi toplumunda, miras, sosyal statü ve toplumla ilgili kararları kadınların belirlemesi nedeniyle, anaerkil bir yapı sözkonusuydu. Bir erkek evlendiğinde, kurulan ailede dünyaya gelen çocuklar, kadının parçası olduğu klanın üyesi olurlardı.

     AVRUPA İSTİLASIYLA YOK OLAN “HUZUR ÜLKESİ”

     Hopiler, 1540 yılında topraklarına ilk Avrupalılar gelene dek barış ve huzur içinde yaşayan bir toplumdu. İspanyol soylusu Don Pedro de Tovar’ın önderliğindeki istilacılar, efsanevî Yedi Altın Şehir’in peşindeydiler. İspanyollar önceleri samimi biçimde karşılanmadılar; ancak yerlilerin muhalefeti kısa süre sonra ortadan kalktı ve İspanyol grubu birkaç günlüğüne Hopiler’le birlikte kaldı. Bu zaman zarfında Hopiler’den Büyük Kanyon’un varlığını da öğrendiler. Altın arayışları hezimetle sonuçlanan İspanyollar, Meksika’ya geri döndüler ancak Hopiler’le ilişkilerini sürdürdüler. 1592 yılında İspanyollar, Katolik rahiplerin Awatovi’de bir misyon kurmasıyla Hopi topraklarına geri döndüler. Sonraki dokuz yıl boyunca rahipler Hopi dînini bastırmaya ve kabileyi Katoliklik’e çevirmeye çalıştı.

     İspanyollar’ın Katoliklik dayatmasına karşı 1680 yılında başlayan Pueblo Ayaklanması’nda, Hopiler de New Mexico’daki yerli topluluklarına katıldı. İspanyollar, yerli kabileleri yenilgiye uğratsa da Hopiler’in arasına hiçbir zaman tam anlamıyla yerleşemediler. 1700’lü yıllarda Navajo yerlilerinin maruz kaldığı soykırım nedeniyle Hopi topraklarına göçmesiyle savaş tekrar başladı. Hopiler, 1824 yılına dek hem İngiliz hem de İspanyol sömürgecilere karşı uzun bir savaş sürdürdü. 1848 yılında ABD ve Meksika, Hopiler’in kendi topraklarını yönetme haklarını ellerinden alan Guadalupe de Hidalgo Antlaşması’nı imzaladılar.

     Bölge ABD’nin bir parçası haline geldikten sonra, 1870’te ABD hükûmeti Hopi toprakları üzerinde hak iddiâ etti. Hopiler topraklarını kurtarmak için yeni bir savaşa zorlandılar ve sonuçta yenilerek 1882’de Black Mesa bölgesindeki rezerv bölgesine sürüldüler.

     ABD hükûmeti Hopi kültürünü ve dînini ortadan kaldırmak için yıllarca çalıştı. Çocuklar okula gitmeye, erkekler saçlarını kesmeye zorlandı ve Hopiler’i Hristiyanlaştırma çabaları yoğunlaştı. 1934’te yerli halklara dair ortaya çıkan bir duyarlılık dalgası, ABD hükûmetinin yerli Amerikalılar’ın haklarını koruma yükümlülüklerini oluşturan “Yerliler İçin Yeniden Yapılanma Yasası”nın hazırlanmasına yol açtı. Kısa bir süre sonra, 1936 yılında ABD hükûmetiyle görüşmeler yürütmek üzere bir temsil organı olarak Hopi Kabile Konseyi kuruldu.

     Diğer Amerikan kabilelerininki gibi, Hopi toprakları da büyük ölçüde küçüldü; günümüzdeki rezerv alanlarında, orijinal toprak sahiplerinin yalnızca % 9’u temsil ediliyor. Gerçekteyse, Hopiler, Kaliforniya’dan Güney Nevada’nın bazı bölgelerine dek neredeyse tüm Kuzey Arizona bölgesinde yaşamaktaydı.

     KÜLTÜREL VE İNANÇSAL VARLIKLARI

     Günümüzde Hopiler, çoğu yerli Amerikan toplumundan daha fazla, geleneksel kültürlerini sürdürüyor ve sonraki nesillere aktarıyorlar. Geleneksel olarak, oldukça yetenekli “mikro”, yani geçimlik çiftçiler olan Hopiler, daha geniş bir ekonominin de parçası ve çoğu birey, eskimeyen, temel mesleklere sahip. Diğer bireylerse, özellikle Kaçina tarzı oyma bebek üretimi, seramik ustalığı ve gümüş takılar gibi mücevher tasarımına ilişkin yüksek kaliteli Hopi sanatlarıyla hayatlarını sürdürüyorlar.

     Başta kış aylarında olmak üzere, çoğu zaman yağmur yağması ve mahsulün büyümesi için törenler düzenlerler. Mitolojileri, büyük ölçüde atalara ibadet ve fetiş nesneleriyle bezenmiş, çoktanrıcılığı andıran bir külliyattan oluşur. Aslen “Tanrı” inancını anımsatan bir “Büyük Rûh” tasavvurları olsa bile asla tektanrıcı olmadılar. Hristiyan misyonerlerin öğretilerini kabul etmelerine karşın, bu öğretiler eski inançlarının yerini asla almadı. En büyük tapınç özneleri olan Doğa Ana ve Gökyüzü Tanrısı, doğrudan, anne ve baba sıfatıyla, insanların ve olağanüstü hayvanların kaynağı olarak görülür. Bunların dışında tabiatın güçleriyle ilişkili başka Tanrılar da mevcuttur.

     Bu kutsal varlıklar “Kaçinalar” adıyla bilinir ve iyilik veya kötülük için kullanılan her doğal nesnenin taşıdığı sihirli bir güce atıfta bulunurlar. Bu Kaçinalar’ın çoğu, klan atalarının sembolleşmiş halidir, diğerleriyse yalnızca bilinmeyen varlıklarla bağlantılı ve sihirli güçlerle donatılmışlardır. Her Kaçina, kendine has özellikler taşır.

     Hopi mitolojisinde insan türü “yaratılmamıştır” ama insanın, Colorado’da bulunan Büyük Kanyon’daki “sipapu” adı verilen bir açıklıktan yeryüzüne çıkarıldığına inanılır. Ölülerinse, tekrar yeraltı dünyasına dönmesi gerekir. Gökyüzü Tanrısı ve Dünya Ana’nın birçok ismi vardır ve birçok açıdan nesneleştirilmişlerdir; Dünya Ana bir örümcek tarafından temsil edilir; Gökyüzü Tanrısı ise bir şahin ya da bir kartalda vücût bulur. Ateş Tanrısı, Tohum Tanrısı ve benzeri isimler, doğanın erkeksi (güce ve şiddete dayalı) güçlerinin ya da erkeğin dölleme işlevinin tasvirleri olarak görülür. Bütün doğaüstü varlıklar, yağmuru ve sonuçta mahsulün büyümesini etkiler. Her klan, klanın erkek ve dişi atalarından birinin kendine özgü klan adıyla anılan, güçlü bir ata ibadeti gerçekleştirir.

     EFSANELER VE KEHANETLERLE BEZELİ BİR TARİH

     Kuzey Amerika’daki diğer tüm kabilelerden daha fazla nüfûsa sahip olan Hopiler, bir kehanet mirası olarak adlandırılabilecek kültürel öğeleri aktarmaya ve yaşatmaya devam ettiler. Elbette, geleceğe ilişkin kehanetleri, günümüz toplumlarının da ilgisini çekmeyi sürdürdü. Kehanetler, ilk olarak 20. yy’ın ortalarından kısa bir süre önce kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı. Tek kültürlü bir kabile olmadıkları için, kehanetlerinin kaynakları parçalı ve çok yönlü gelişmişti. Öte yandan, Hopi kabileleri, geleceğe ilişkin kehanetlerini çoğu kez dış dünyayla paylaşmayı reddederler.

     Bir zamanlar birlikte yaşadıkları ve sonraki binyıllarda ticaret yaptıkları Mayalar gibi, Hopiler de dünyanın zaman döngülerini kavramlaştırmıştır. Hopiler, daha önce Dünya’nın üç büyük felâkete maruz kaldığını düşünür: “Birinci Dünya ateşle yok edilmişti” öğretisi, tahminen, bir kuyruklu yıldız veya asteroit çarpması ya da bir takım volkanik patlamaya işaret eder. “İkinci felâkette, Dünya buzlarla yok edildi” öğretisi, büyük bir Buz Çağı’na işaret ediyor olabilir. Ve son olaraksa Dünya’nın dört bir yanındaki birçok kültürün tarihten silindiği muazzam bir tufan, Üçüncü Dünya’yı yok etmiştir.

     Mayalar’dan farklı olarak Hopiler, bu çağların değişim tarihleri noktasında nadiren kesin konuşurlar. Bu sebeple, Mayalar’a “zamanın ustaları” denirken, Hopiler’e “mekânın ustaları” adı verilir.

     Birçok yaşlı “kikmongwi” (Hopi dînî lideri), Dördüncü Dünya’nın son günlerinde yaşadığımızı öne sürüyor. Yaklaşık yetmiş yıldır farklı Hopi dînî liderleri, Dünya’da yaşadığımız çağın sonuna ve Beşinci Dünya’nın başlangıcına işaret eden çeşitli değişikliklerden bahsediyorlar. 1970 yılında, 112 yaşındayken hayata veda eden Hotevilla köyünün lideri Dan Katçongva, kötüye giden koşullarından şöyle sözediyordu:

     “İnançlarımıza bağlılığımızı sürdürmemiz için bize cesaret ve güç vermesi gereken işaretler, bu işaretlerle ilgili olarak uyanık olmamız gerektiğini anlatan öğretiler ve kendi kehanetlerimiz var. Kan akacak. Saçlarımız ve kıyafetlerimiz yeryüzüne saçılacak. Doğa, güçlü rüzgâra benzeyen nefesiyle bizimle konuşacak. Büyük felaketlere, mevsimlerde ve hava koşullarında değişikliklere, vahşi yaşamın kaybolmasına ve kıtlığa yol açan depremler ve seller yaşanacak. Liderler ve tüm dünyadaki insanlar arasında zincirleme bir yolsuzluk ve akıl karışıklığı yaşanacak ve savaşlar güçlü fırtınalar gibi ortaya çıkacak. Bütün bunlar, daha yaratılışın başlangıcında planlanmıştı.”

     Elbette bu kehanetleri destekleyen bir kanıt ya da bunlara inanmayı gerektirecek nitelikte işaretler sözkonusu değil. Kehanetler, Hopi halkının eşsiz hayâl gücünün ve kendi varlığını tabiatla bir tutan yaşam anlayışlarının birer sembolik ifadesi ve yaşadıkları dünyanın koşullarına ilişkin bir yorum niteliği taşıyor. Yine de bu gelecek tasavvurlarının giderek düzensizleşen küresel iklim ve gittikçe sertleşen sosyal sorunlara atıfta bulunduğu, su götürmez bir gerçek.

     Tarkan Tufan

     GAZETE DUVAR

     7 EKİM 2018

 

167 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir