Sedir Ağacı: Antik Çağ’ın Tanığıydı, Modern Dünya’nın Kurbanı Oldu

 

isediyani

İnsanlık tarihinin kayıt altına aldığı ilk ağaç olan sedir ağacı, savaşlara ve birçok felâkete rağmen günümüze ulaştı. Ancak sedir ağaçları da binlerce yıl varlığını sürdürüp modern çağın kurbanı olan birçok tür gibi tehdit altında.

     Sedir ağacı, modern Lübnan tarihinin en önemli sembollerinden biri. Lübnan bayrağında, parasında, resmî havayolu şirketinin ve birçok kamu – özel kuruluşun ambleminde de sedir ağacı var. İnsanlık tarihinin kayıt altına aldığı ilk ağaç olan sedir ağacı, savaşlara ve birçok felâkete rağmen günümüze ulaştı. Ancak sedir ağaçları da binlerce yıl varlığını sürdürüp modern çağın kurbanı olan birçok tür gibi tehdit altında.

     Lübnan’daki sedir ağaçlarıyla medeniyet tarihini şekillendiren birçok gelişmenin, felâketin, kralın, peygamberin ve komutanın hikâyesi birbirine karışıyor. İlk kez M. Ö. 3. yy’da Sümerler tarafından kayda geçirilen sedir ağaçları, “Gılgamış Destanı”nda da yer buluyor. Destana göre, Gılgamış Kralı Lübnan’daki sedir ormanını ve ormanın ruhanî koruyucusu Humbaba’yı katleder. Kestirdiği ağaçlarla kendi sarayını inşâ eder.

     Fenikeliler, denizleri aşarak tarihin seyrini değiştirdikleri kayıklarını sedir ağaçlarından yapar.

     Kral Süleyman, efsanevî tapınağını dayanıklılığı ve güzel kokusu nedeniyle yine Lübnan dağlarındaki sedir ağaçlarından inşâ ettirir.

     Antik Mısır’da mumyalama ve tedavi amacıyla kullanılan Lübnan sedirleri Eski Ahit ve Yeni Ahit’te de birçok kez zikrediliyor. Yüzlerce yıl içinde birçok şarkıya, efsaneye, kutsal metne konu olan Lübnan sedirlerine değinen kayıtlarda sedir ormanlarının yüzlerce dönümlük araziyi kapladığı bilgisi yer alıyor.

     Ancak yüzyıllar içinde inşattan taşımacılığa birçok ihtiyaç için kullanılan sedirlerin günümüze kadar ulaşmasını sağlayan kişinin, Roma İmparatoru Hadrian olduğu belirtiliyor. M. S. 2. yy’da bölgeye gelen Hadrian, sedir ormanlarının etrafına üzerinde “ormanın imparatorun koruması altında olduğunu” belirten taşlar yerleştirilmesini emreder. Muhtemelen Hadrian’ın amacı ekosistemin korunmasından çok kullanışlı ve dayanıklı sedir rezervini korumaktı ancak bu kararı bir türün yok olmasına engel olur.

     Osmanlı İmparatorluğu da, İstanbul – Şam – Mekke güzergâhını izleyen Hicaz Demiryolları için yine Lübnan sedirlerini tercih eder.

     Lübnan’ın Fransız mandasına karşı bağımsızlığını kazanmasının ardından dayanıklılık, uzun ömürlülük ve ihtişam gibi kavramların sembolü olan sedir ağacı, Lübnan’ın bayrağında yer alarak ülkenin sembolü haline gelir.

     Günümüzde Lübnan’da sedir ormanları sadece dağlık bölgelerdeki koruma altındaki alanlarda görülebiliyor. İklim değişikliğinden çevresel kirlenmeye kadar birçok faktörün sedir ormanlarını tehdit ettiği biliniyor.

     UNESCO’nun “Dünya Mirası” listesindeki Lübnan sedirleri aynı zamanda Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin “Tehdit Altındaki Türler” listesinde de yer alıyor. Bu listeye göre, Lübnan sedirleri yok oluştan önceki üçüncü aşamada, yani “varlığı tehdit altında.” Ancak sedir ağaçlarının korunması için çaba gösteren sivil toplum örgütlerine göre, “kaybedilecek vakit kalmadı.”

     Yaklaşık 50 yılda birkaç metrelik genç bir ağaç haline gelen sedirlerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehdidin iklim değişikliği olduğu kaydediliyor. Koruma altındaki bölgelerden biri olan Shouf Bioshpere Reserve bünyesinde görev alan Faysal Ebu İzzeddîn, tek suçlunun iklim değişikliği olmadığını savunuyor. Lübnan sedirlerine dair geniş kapsamlı bir kitabı da olan Ebu İzzeddîn, yaptığı değerlendirmede, “Lübnan’daki doğal yapının iklim değişikliği dahil birçok sorunla karşı karşıya olduğunu” söyledi. 1970 yılından beri çevre konularıyla ilgilenen Ebu İzzeddîn, ABD Çevre Programı gibi birçok çalışmada da yer aldığını anlattı.

     Lübnan’daki çevresel durumu “tam olarak bir felâket” sözleriyle tanımlayan Ebu İzzeddîn, “Hava, su ve topraktaki kirlenme korkunç durumda. Bu durumu engellemek için çalışan iyi insanlar var ancak kişisel çıkarlar, aç gözlülük, yozlaşma ulusal sorun. Çok iyi kanunlarımız var ancak esas sorun bunların uygulanmaması. Bütün suçu iklim değişikliğine atıp daha büyük sebepleri maskeliyoruz” dedi. İklim değişikliğinin de sanayileşmenin sonucu ve insanlığın ürünü olarak ortaya çıktığını hatırlatan Ebu İzzeddin’e göre, Lübnan’daki çok başlılık, mezhepçi sistem, devlet mekanizmalarının hantallığı, şahısların kişisel çıkarları ve aç gözlülüğü, doğanın kontrolsüz ve aşırı kullanımı, doğal kirlenmenin önüne geçilmesi için harekete geçilmemesi gibi birçok faktör gözardı ediliyor.

     Lübnan’daki ormanların ve özellikle sedir ağaçlarının korunması için sivil toplum örgütleri “Bir Sedirin Olsun” gibi sloganlarla kampanyalar yapıyor. Sedirlerin korunması için yapılan ilk girişimlerin 1980’li yıllarda başladığı ancak 15 yıl süren savaş nedeniyle ormanların korunmasının mümkün olmadığı ve savaştan büyük zarar gördüğü kaydediliyor. İç savaş döneminde bazı grupların inanç dahil taşıdığı sembolik önem nedeniyle sedirleri korumaya çalıştıkları ve bu amaçla sedir ormanlarının etraflarını mayınladıkları anlatılıyor. Yine devlet tarafından birkaç yıl önce ülke genelinde ağaçlandırma seferberliği başlatıldığı ve 40 milyon fidan dikileceği duyuruldu. Ancak aynı zamanda şüpheli olduğu belirtilen orman yangınlarının ardından imara açılan orman arazileri de giderek büyüyor. Aynı şekilde yeraltı suları dahil doğal kirlenme ve küresel ısınma nedeniyle kar ve yağmur miktarının azalması gibi sebepler ekosistemi doğrudan etkiliyor. Sedir ağaçlarının soğuk havaya ve yağışa ihtiyaç duyduğunu anlatan Ebu İzzeddîn de havalar ısındıkça sedirlerin sadece dağların yüksek bölgelerinde hayatta kalabileceğini söyledi.

     Sedirleri tehdit eden bir başka unsur ise, ekosistemdeki değişiklikle birlikte ortaya çıkan yeni böcek türleri. Lübnan’daki koruma altındaki bölgelerde bu böcek türleriyle mücadele edilmesi amacıyla çalışmalar yürütülüyor ancak sedirleri kurutan veya büyümesine engel olan bazı böceklerin 5 – 10 yıl öncesine kadar bilinmeyen türler oldukları kaydediliyor.

     Sedir ağaçlarının uzun dönemli ağaçlar olduklarını vurgulayan Ebu İzzeddîn, “Sedir ağaçlarının büyüyebileceği yeterli yer yok. Bu ağaçlar uzun dönemli ağaçlar ve yüzyıllarca yaşıyorlar. Bu nedenle, yeni alanlar açılmalı ve koruma altındaki bölgeler mutlaka korunmalı. Ancak sedirler de ekosistemin parçası. Başka ağaçları, hayvanları kurtarmadan ağaçları kurtaramazsınız” dedi.

     Binlerce yıldır varlığını sürdüren sedir ağaçlarının karşı karşıya oldukları tehditlerin ortadan kaldırılmaması halinde bayraktan anahtarlığa birçok objenin üzerindeki desenden ibaret olabileceği belirtiliyor.

     Hediye Levent

     AMERİKA’NIN SESİ

     15 EYLÜL 2018

 

172 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir