Kürdistanlı Mavi Gözlü Göçmenler, 6500 Yıl Önce İsrail’i Değiştirdi

 

isediyani

Binlerce yıl önce, kuzeyden ve doğudan, diğer bir deyişle günümüz Kürdistan’ından büyük bir göç dalgası bugünkü Kuzey İsrail’e ulaştı. Bu Kürt göçmen akımı derin bir etki yaratarak, doğuş sürecindeki kültürde bir dönüşüme yol açtı.

     Binlerce yıl önce, kuzeyden ve doğudan, diğer bir deyişle günümüz Kürdistan’ından büyük bir göç dalgası bugünkü Kuzey İsrail’e ulaştı. Bu Kürt göçmen akımı derin bir etki yaratarak, doğuş sürecindeki kültürde bir dönüşüme yol açtı.

     Yeni yapılan bir araştırmaya göre göçmenler bölgeye yeni kültürel pratikler getirmekle kalmamış, mavi gözlü olmaya yol açan mutasyon gibi daha önce bu coğrafî alanda bilinmeyen yeni genleri de beraberlerinde getirmişti.

     Arkeologlar bu tarihî popülâsyon değişimini geçtiğimiz tarihlerde, İsrail’deki bir mağarada korunagelmiş iskeletlerden aldıkları DNA’yı analiz ederek keşfetti. Bilim insanlarının bildirdiğine göre bu küçük ülkenin kuzeyinde yer alan kazı alanında düzinelerce gömüt ve yaklaşık 6 bin 500 yıl öncesine tarihlendirilen 600’den fazla ceset bulunuyor.

     DNA analizi, mağarada korunagelmiş iskeletlerin genetik olarak tarih boyunca bu bölgede yaşamış insanlardan farklı olduğunu gösterdi. Araştırmada, genetik farklılıklardan bazılarının komşu toprak Kürdistan’da, kadim Kürdistan ülkesinin tam göğsünde yer alan Zağros Dağları’nda yaşamış Kürtler’le uyuştuğu saptandı.

     O dönemde Celile olarak adlandırılan Antik İsrail, bugünün Doğu Akdeniz ülkelerini kapsayan daha geniş bir bölge olan Levant’ın bir parçası sayılan Güney Levant bölgesine aitti. Güney Levant, yaklaşık olarak M. Ö. 4500’den M. Ö. 3800’e kadar olan dönemi kapsayan Geç Kalkolitik Çağ sırasında önemli bir kültürel değişim geçirdi. Yerleşimler yoğunlaştı, daha fazla ritüel alenen uygulanır hale geldi ve cenaze hazırlıklarında ölünün kalıntılarının konduğu kapların kullanımında bir artış oldu.

     Bazı uzmanlar daha önce, kültürel dönüşümün Güney Levant yerlilerince yönlendirildiğini iddiâ etmiş olsa da yapılan bu yeni araştırmanın yazarları, değişimlerin insan göçü dalgalarıyla açıklanabileceği görüşünde. Bilim insanları, akıllardaki sorulara güvenilir cevaplar bulmak için İsrail’de yer alan Peki’in Mağarası’ndaki bir gömüt alanına yöneldi.

     Peki’in, yaklaşık 17 m uzunluğunda ve 5 – 8 m genişliğinde doğal bir mağara. Mağaranın içerisinde yüzlerce iskeletin yanısıra bezemeli kaplar ve cenaze sunuları bulunuyor. Tüm bunlar, bu bölgenin çevrede yaşayan Kalkolitik insanlar için bir tür morg görevi üstlendiğinin göstergesi.

     Ancak İsrail’deki Kinneret Colloge Celile Arkeolojisi Enstitüsü’nden arkeolog ve araştırma eşyazarı Dina Şalem’in belirttiğine göre, mağaranın içindekilerin hepsi yerel kökenlere sahip değil. Şalem, “Mağarada ele geçirilen bulgulardan bazıları bölgeye özgü özellikler gösteriyor, ancak diğerleri uzak bölgelerle kültürel bir alışveriş olduğunu işaret ediyor” diyor. Harvard Üniversitesi Organizmik ve Evrimsel Biyoloji Bölümü’nden doktora adayı Eadaoin Harney, mağaradaki eserlerin sanatsal üsluplarının Yakındoğu’nun daha kuzeyde yer alan bölgelerindeki yaygın üslûplara yakından benzerlik gösterdiğini söylüyor.

     48 iskelet kalıntısından elde edilen kemik tozundan DNA örnekleri alan bilim insanları, mağarada kalıntıları bulunmuş 22 bireyin genomlarını yeniden oluşturmayı başardı. Araştırmacıların bildirdiğine göre bu, Yakındoğu’daki antik DNA’lara dair en geniş çaplı genetik çalışmalar arasında. Bilim insanları, bu bireylerin kuzeydeki Kürt insanlarıyla ortak genetik özellikler taşıdığını ve bu benzer genlerin daha önce Güney Levant’ta yaşamış çiftçilerde olmadığını ortaya çıkardı. Örneğin, mavi gözlü olmaya yol açan alel (bir genin iki veya daha fazla alternatif formundan biri) örneklenmiş kalıntıların % 49’u ile ilişkilendirildi, bu da mavi gözün Yukarı Celile’de yaşayan insanlar arasında yaygın hale geldiğini gösteriyor. Araştırma yazarlarının belirttiğine göre, diğer bir alel ise açık tenin yerel popülâsyonda da yaygın olabileceğini işaret ediyor. Harney durumu, “Hem göz hem de ten rengi, hepsi değil ama birçoğu tanımlanmış birden fazla alel arasındaki karmaşık etkileşimler tarafından kontrol edilen özellikler” diyerek açıklıyor. Ve ekliyor: “Çalışmamızda üzerinde durduğumuz iki alelin açık göz ve ten rengiyle yakından ilişkilendirildiği biliniyor ve bunlar antik DNA araştırmalarında çeşitli insan popülasyonlarının görünümünü üzerinde tahminde bulunmak için sıklıkla kullanılıyor.”

     Ancak birçok diğer alelin de insanlardaki göz ve ten rengini etkileyebileceğini belirtmekte fayda var. Dolayısıyla bilim insanlarının bir bireydeki pigmentasyona dair söyledikleri bir tahmin olmaktan öteye gidemiyor. Yukarıda bahsedilenlere ek olarak, bilim insanları gruplar içerisindeki genetik çeşitliliğin zaman içerisinde arttığını, gruplar arasındaki genetik farklılıklarınsa azaldığını keşfetti. Araştırmacılara göre bu, bir insan göçü dönemi sonrasında popülasyonlarda tipik olarak ortaya çıkan bir durum. Illinois’teki Wheaton Koleji’nden arkeoloji profesörü Daniel Master, uzak geçmişten DNA’ları taşıyan bu bulguların dinamik antik dünyaya ve onu iskân eden çeşitlilikli insan popülasyonlarına dair yeni ve heyecan verici bilgiler sunduğunu söylüyor. Çalışmaya dahil olmayan Master, “En kilit sorulardan biri, Celile’deki grupların Beer – Şeva Vadisi’ndeki, Ürdün Vadisi’ndeki veya Golan Yaylaları’ndaki gruplarla ne derece bağıntılı olduğuydu. Peki’in’de ele geçirilen eserlerin yayımlanması, bu bölgeler arasında birçok kültürel bağlantı olduğunu gösterdi. Gelecekte ise, bu bağlantıların aynı zamanda genetik olup olmadığını görmek ilginç olacak” diyor.

     Şalem, araştırmacıların elde ettiği sonuçların Kalkolitik Çağ insanlarının eşsiz kültürünün gidişatını değiştiren esas etkenin ne olduğu hakkında uzun süredir devam etmekte olan bir tartışmaya da nokta koyduğunu belirtiyor ve “Artık bu etkenin göç olduğunu biliyoruz” diyor.

     LIVE SCIENCE, NATURE COMMUNICATIONS, İSRAİL ESKİ ESERLER MÜDÜRLÜĞÜ, SEDİYANİ HABER

     29 AĞUSTOS 2018

 

592 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir