Çatalhöyük Çiftçilerinin Kuraklığa Nasıl Adapte Oldukları Anlaşıldı

 

isediyani

Araştırmacılar, Çatalhöyük’teki çiftçilerin 8200 yıl önce yaşanan iklim değişikliğine nasıl uyum sağladığının kanıtlarını ortaya çıkardı.

 

 

     Araştırmacılar, Çatalhöyük’teki çiftçilerin 8200 yıl önce yaşanan iklim değişikliğine nasıl uyum sağladığının kanıtlarını ortaya çıkardı.

     8000 yıldan biraz daha süre önce, dünya aniden soğuyarak, Kuzey Yarımküre’nin büyük kısmında daha kurak yazların yaşanmasına yol açtı. Bunun bölgedeki erken dönem çiftçilerine olan etkisi aşırı olmalıydı, ancak arkeologlar insanların buna nasıl dayandıkları hakkında çok az şey biliyorlardı. Şimdi ise, dünyanın en eski ve en sıradışı ön şehirlerinden biri olan Çatalhöyük’teki kırık çömlekler üzerindeki hayvansal yağ kalıntıları, bu eski halkların felaketten nasıl kurtulduklarına dair yeni bakış açıları sunuyor. Boston Üniversitesi’nden araştırmaya katılmayan çevresel arkeolog John Marston, “Araştırmacıların mükemmel bir iş çıkardığını düşünüyorum. Araştırma, Çatalhöyük halkının inanılmaz derecede esnek olduğunu gösteriyor” diyor.

     Bugün Çatalhöyük, Türkiye’nin ortasında sadece kalıntılardan ibaret. Ancak binlerce yıl önce burası hareketli bir tarihöncesi metropolüydü. Buradaki ilk çiftçiler yaklaşık M. Ö. 7500’den M. Ö. 5700’e kadar buğday, arpa ve bezelye ekmiş ve koyun, keçi ve sığır yetiştirmişti. Çatalhöyük’ün en parlak döneminde burada yaklaşık 10000 insan yaşıyordu.

     Daha dikkat çekici özellikleri arasında Çatalhöyük’ün sakinleri alçıya takıntılıydı, duvarlarını astarlayarak, resim yapmak için bir tuval olarak kullanıyorlardı ve hatta sevdiklerinin canlı görüntülerini yeniden oluşturmak için ölülerinin kafatasını alçıyla kaplıyorlardı.

     Yaklaşık M. Ö. 6200 yıllarında iklim küresel ölçekte soğudu. Kuzey Kızılderili Kıtası’ndaki devâsâ buzul gölleri Atlantik Okyanusu’na boşaldı ve bilim insanları bu olayın, deniz akıntılarını ve hava koşullarını değiştirerek 8.2 Olayı’nı tetiklediğine inanıyor. (8.2 Olayı, 8200 yıl önce yaşanan iklimsel değişimin kısa adı)

     Şimdi ise biyokimyacı Mélanie Roffet-Salque ve Richard Evershed ile arkeolog Arkadiusz Marciniak liderliğindeki araştırmacılardan oluşan bir ekip, Çatalhöyük’ün çiftçilerinin iklim değişikliğinin izlerini bırakıp bırakmadığını merak etti.

     Geçtiğimiz birkaç yıl içinde, Marciniak, yaklaşık 8300 ilâ 7900 yıl öncesine tarihlenen eski çöp yığınları içindeki kil çömlek parçalarını ortaya çıkarıyordu. Bu kil kaplar et saklamak için kullanılıyordu ve araştırmacılar gözenekli, sırsız çömlek parçalarında nispeten iyi korunmuş hayvansal yağ kalıntısı buldular.

     8.2 Olayı’nın getirdiği aşırı kuraklık, yem bitkilerini ve otlak alanlarını kısıtlamıştı ve daha soğuk kışlar, hayvanların besin gereksinimlerini artırmış olmalıydı. Bu etkiler, daha yağsız ve susuz çiftlik hayvanlarına neden olmuş olmalıydı ve hayvanların yağları, bu diyet stresinin kimyasal yankılarını kaydetmiş olabilirdi.

     Araştırma ekibi, izotoplar olarak bilinen elementel varyantları tanımlamak için gaz kromatografisi-kütle spektrometresi olarak bilinen bir teknik kullandı. Araştırmacılar hayvansal yağın hidrojen izotoplarını incelediğinde, ilginç bir şey ortaya çıktı: Sadece yaklaşık 8200 yıl öncesine ait olan parçalarda, izotop döteryum veya ağır hidrojen oranı, diğer hidrojen izotoplarına göre yaklaşık % 9 oranında artmıştı.

     Bölgenin iklim ve bitki kimyası ile ilgili daha önce yapılan araştırmalar, daha düşük yağış oranlarının daha yüksek ağır hidrojen oranları ile ilişkili olduğunu göstermişti. Araştırmacıların makalede belirttiğine göre, bu izotop izleri, 8.2 Olayı’nın ilk doğrudan arkeolojik kanıtlarını oluşturuyordu.

     Dünyadaki diğer yerlerden elde edilen çömlek parçalarındaki yağlar analiz edilerek, bilim insanları ilk kez diğer eski topluluklar için iklim koşullarını doğru bir şekilde yeniden oluşturabilecek. Zooarkeolog David Orton, “Bunun gerçekten çok kullanışlı bir araç olabileceğini düşünüyorum. İleriye doğru atılmış büyük bir adım” diyor.

     Çatalhöyük’ün ek buluntuları, çiftçilerin daha serin ve kuru şartlara nasıl uyum sağladıklarını ortaya koyuyor. O zamandan itibaren hayvan kemikleri nispeten yüksek sayıda kesme izine sahip, bu da her bir yenilebilir parça için kesildiklerini gösteriyor. Araştırmacılar, keçi sürüleri çoğalırken sığır sürülerinin azaldığını, belki de keçilerin kuraklığa daha iyi uyum sağlayabildiğini belirtiyor. Çatalhöyük’ün mimarisi de, bağımsız, kendi kendine yetebilen hanelere doğru bir değişimi yansıtan, bireysel aileler için daha küçük evlerin yapılmasına neden olan, ikonik, geniş, ortak konutlarla değişmişti. Evershed, tüm bu değişikliklerin, insanların zorlu koşullar karşısındaki dirençliliğinin altını çizse de, nispeten küçük iklim değişikliklerinin bile bir toplumu temel olarak nasıl değiştirebileceğini gösterdiğini söylüyor.

     Ancak Orton, Çatalhöyük mimarisinin, 8.2 Olayı’ndan yüzlerce yıl önceden beri zaman içinde zaten geliştiğini söylüyor. Yani mimarideki bu değişimin ne kadarının iklim değişimi ile ilişkili olduğunu söylemek zor.

     SCIENCE MAG, ARKEOFİLİ

     17 AĞUSTOS 2018

 

319 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir