Bilim İnsanlarına Göre İnsanlığın Kökeni Tek Bir Ataya Dayanmıyor

 

isediyani

Bilim insanlarına ve araştırmacılara göre, modern insanların kökeninin tek bir noktaya ve tek bir popülasyona dayandığı fikrinden vazgeçmenin vakti geldi.

 

 

     Bilim insanlarına ve araştırmacılara göre, modern insanların kökeninin tek bir noktaya ve tek bir popülasyona dayandığı fikrinden vazgeçmenin vakti geldi.

     Türümüzün kökenleri dünyanın en eski homo sapiens fosillerinin keşfedildiği Afrika’nın doğusuna kadar uzanıyor. Süregelen anlatıya göre yaklaşık 300 bin yıl önce, o topraklardaki bir grup ilkel insan, onları sonu günümüzde dünya üzerindeki tüm insanlara çıkan eşiz bir çoğalma yoluna sokan bir dizi genetik ve kültürel değişim geçirdi. Ancak önde gelen bilim insanlarından oluşan bir ekip, bu gelenekselleşmiş anlatının, geniş kapsamlı fosil incelemelerinin yanısıra arkeolojik ve genetik delillere dayanılarak yeniden yazılmasını istiyor. Uluslararası ekip bizi insan yapan belirleyici özelliklerin, tıpkı mozaikler gibi, tüm Afrika kıtasına yayılan farklı popülasyonlar boyunca ortaya çıktığını savunuyor. İddiâ edildiğine göre, tam gelişmiş modern insan, anca bu yarı izole gruplar arasında binlerce yıllık ırk karışımı ve kültürel değiş tokuşlardan sonra var olabildi. Oxford Üniversitesi’nden uluslararası araştırmayı yöneten arkeolog Dr. Eleanor Scerri, “Bu tek köken, tek popülasyon görüşü insanların aklında yer etmiş… Fakat bizim getirdiğimiz açıklama oldukça basit” diyor.

     Türümüzün Afrika’nın tek bir noktasında değil, kıtanın tümünde ortaya çıktığı görüşü, Güney Afrika (Florisbad)’dan Etiyopya (Omo Kibiş)’ya, oradan Fas (Cebel-i İrhud)’a yayılmış şekil bakımından büyük çeşitlilik gösteren erken homo sapiens fosillerine dair çelişkili yorumlamaları bağdaştırmaya yardımcı olabilir. Öne sürülen bu yeni iddiâya göre, modern insanın belirleyici özellikleri (yuvarımsı beyin, çene, daha ince bir alın ve küçük bir yüz) ilk olarak farklı zamanlarda farklı yerlerde ortaya çıkmış olabilir. Daha önce, bu durum, ya kıta etrafında kitle halinde dolaşan tek ve büyük bir popülasyona dair kanıtlarla ya da belirli anatomik benzerlikler geliştirmiş modern insan soyunun yan dallarına ait bazı fosillerin ekarte edilmesiyle açıklanıyordu.

     Yapılan son analiz, modern insanın belirleyici özelliklerinin parça parça ortaya çıkmasının, iklim değişiklikleri nedeniyle tekrar biraraya gelmelerinden önce nehirler, çöller, ormanlar ve dağlarla, periyodik olarak bin yıllık dönemlerle birbirlerinden ayrılan birden fazla popülâsyonun varlığıyla açıklanabilir olduğunu gösteriyor. Scerri, “Bu bariyerler daha önce ayrılmış olabilecek gruplar için göç ve temas olanakları yaratmıştı, daha sonraki dalgalanma ise kısa bir süreliğine birleşmiş popülasyonların tekrar izole olmuş olması anlamına gelebilir” diyor.

     Trends in Ecology & Evolution dergisindeki makaleye göre, daha gelişmiş taş aletler, takılar ve pişirme gereçlerine doğru olan eğilim de bu teoriyi destekliyor. Scerri, önyargıları ve varsayımları elemek amacıyla, arkeolojik, genetik ayrıca fosillere ve iklime dair verileri incelemek için multidisipliner bir ekip topladı. Scerri, daha önce, her biri sonu günümüze varan doğrusal evrim merdiveninde kendi keşiflerine öncüllük verilmesini isteyen araştırma grupları arasındaki amansız rekabetin bilimsel objektifliğe gölge düşürdüğünü söylemişti. Belirttiğine göre, Güney Afrika’da ve Afrika’nın doğusunda çalışan rakip ekipler arasındaki bu çekişmeler kök salmış durumda.

     Scerri, en son yaklaşımı tanımlarken, “Birileri bir yerde bir kafatası buluyor, başka birileri başka bir yerde bazı aletler buluyor ve tüm bunlar insanlığın kökenini kavrayabilmemiz için büyük bir önem arzediyor. Bu noktada yapılması gereken kucaklayıcı olmak ve şu an elimizdeki tüm verilere dayalı bir model oluşturmak” diyor.

     Analiz ayrıca, insanların resmini, günümüzde var olandan çok daha çeşitli bir tür ve alt-popülasyon topluluğu olarak çiziyor. Bundan 200 bin ilâ 400 bin yıl önce, atalarımız Afrika’nın güneyinde bulunmuş homo naledi adı verilen bir ilkel insan türüyle ve Orta Afrika’da homo heidelbergensis adı verilen daha büyük beyinli bir türle birlikte yaşıyordu. Belki daha pek çok insan türü keşfedilmeyi bekliyor.

     THE GUARDIAN, ARKEOFİLİ

     23 TEMMUZ 2018

 

Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir