Şeyh Said İsyanı – 2

 

Kenan Erzurumlu

 

 

 

 

 

     Şeyh Said’in soyu 1639’da IV. Murat’a başkaldırdığı için öldürülen Şeyh Haşim’e kadar uzanmaktadır: Seyyîd Hacı Hüseyin el- Hüseynî – Molla Haydar – Molla Kasım – Şeyh Ali Septî – Şeyh Mahmut Fevzî – Şeyh Said. Yani ki, Şeyh Said, Şeyh Hasan’ın yedinci göbekten torunudur.

     1921’de Erzurum’da kurulan ve kısaca Azadî olarak bilinen Kürdistan İstiklâl Cemiyeti’nin aktif üyelerindendir. Azadȋ örgütün liderlerinden Cibranlı Halid Bey, Şeyh Said’in kayınbiraderi idi.

     Şeyh Said İsyanı’nın ilk başlamasında 1924 Nasturî İsyanı sırasında isyancıların yanında yer alan Yüzbaşı İhsan Nuri ve arkadaşlarının sınırın güneyine geçmeleri ile ilgili olarak, Yusuf Ziya Bey ve Albay Cibranlı Halid Bey’in tutuklanmaları ve yargılanmaları sürecinde, tanıklığına başvurulan Şeyh Said’in tanıklıktan kaçınmasının yanısıra, etrafındaki firarîleri (Yüzbaşı İhsan Nuri, Teğmen Hurşit, Teğmen Rasim) jandarmaya teslim etmemesi de rol oynamıştır.

     Şeyh Said İsyanı, 27 Aralık 1924 günü Hınıs’ın Kırıkhan köyünde yayınladığı fetvâ ile başlar. İsyanın ateşleyicisi olan fetvânın içeriği şöyledir:

     “Bismillahirrahmanirrahim.

     Kurulduğu günden beri Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği dînin temellerini yıkmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti başkanı Mustafa Kemal ve arkadaşlarına, Kur’an ahkâmına aykırı hareket, Allah ve Peygamber’i inkâr ettikleri ve Halife-i İslam’ı sürdükleri için gayr-ı meşrû olan bu idarenin yıkılmasının bütün Müslümanlar üzerine farz olduğunu, Cumhuriyet’in başında bulunanların ve Cumhuriyet’e tabi olanların mal ve canlarının Şeriat’a göre helâl olduğunu bildiririm.

     Allah yolunda cihad edin ve öldürün.

     4 Kanun-i Sanî 1341

     Emir el- Mücahidîn es- Seyyîd Muhammed Said Eel- Nakşibendî”

     Bu fetvâdan sonra Şeyh Said, aşiretlere mektuplar yazarak, onları cihada davet etmiştir.

     İsyan, Şubat ve Mart aylarında isyancılar lehine bir gelişme göstermiştir. Nitekim, 14 Şubat’ta Genç ilçesi asilerin eline geçmiş; isyanın idare merkezi olarak kabul edilmiştir. Lice, Mustan ve Botan aşiretlerinin etrafını sarmasıyla, 20 Şubat’ta Şeyh Said taraftarların eline geçmiştir.

     Şeyh Şerif, isyanda “Batı Cephesi Komutanı” olarak atanmıştır ve Palu, 20 Şubat 1925’te, tek bir kurşun dahi atmadan Şeyh Şerif’e teslim olmuştur. Şeyh Şerif, 24 Şubat’ta Elazığ’a girmiş, tüm mahkumları serbest bırakarak adliye binasını yakmıştır. Şeyh Said’in Diyarbakır Kuşatması 7 – 11 Mart tarihlerinde gerçekleşmiştir ve toplam 4 gün sürmüştür.

     İsyan süresince, Şeyh Said taraftarlarının kullandıkları bayrak, yeşil zemin üzerinde kırmızı daire içinde beyaz Hilâl’den ibarettir. Bu bayrak, bugünkü Irak ve Suriye sınırları içerisinde, 1921 – 1924 yılları arasında Şeyh Mahmud Berzencȋ tarafından kurulan Kürdistan Krallığı’nın bayrağıdır.

     Şeyh Said hareketine karşı çıkan Tavşanlı Doğan Dedeoğlu Hüseyin Efendi liderliğindeki Türkmenler’e ek olarak Nolan – Soran, Abdalan aşiretleri ile Elazığ’daki Alevî grupları, hükûmet kuvvetlerine yardım ederek Şeyh Şerif kuvvetlerini hezimete uğratırlar. Hormek aşiretinin de isyana karşı tavır alması ile, durum, tamamen asilerin aleyhine dönmüştür. İsyan 31 Mart 1925’te sona ermiş; Şeyh Şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri Palu’da yakalanırken, Şeyh Said, İran’a kaçmak gayretinde iken 15 Nisan 1925’te Carpuh Köprüsü’nde ele geçirilmiştir.

     Mahkemesi süresince asılmayacağına inanarak, duruşmalardan sonra köyünde “kuzu yemek” üzere sözleşmiştir.

     KAYNAKÇA:

     (3): Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları, cilt 1, s. 106, Kaynak Yayınları, İstanbul 2012

     (4): Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları, s. 84

     (5): İhsan Ş. Kaymaz, Şeyh Said Ayaklanmasında İngiliz Parmağı, s. 112 – 113, Kaynak Yayınları, İstanbul 2014

     (6): İbrahim Sediyani, Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı, cilt 1, s. 43, Şura Yayınları, İstanbul 2014

     (7): İbrahim Sediyani, age, cilt 1, s. 343

     SAMSUN ETİKETHABER

     26 HAZİRAN 2018

 

Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Şeyh Said İsyanı – 2

  1. Cemşît keya dedi ki:

    Benim bu makaleden anladığım
    Şeyh seyit isyanı sadece bir ümmet isiyanıidi din elden gidiyor kaygısıyla
    Ve osman oğullarına hayran
    Bir palulü türkün
    Ataların’ın izinden gitmesidir .

    LAKİN bu şeyh neden hep kürtler arasında ürgütlenmiş ve sadece kürd illerinde ürgütlenmiş neden türk veya turukmanlar
    Bu ümmet isyanında yoktur lar .
    İşi götürüp aleviler kırış çıktılar
    ARGUMANİ ILE AÇIKLAMAK YETERLI GELMEZ
    ANCAK BIR .SENARYO OLUR
    ÇÜNKÜ DEDEM DE BU ISYANDA YER ALMIŞ NENEMIN İSTİKLAL MAHKEMELERİNDE
    ĞÖRDÜKLERINI YAŞADIKLARINI BİZLERE ANLATIKLARINI
    ÜMETÇILIKLE YADA OSMANÎ CILIKLA
    AÇIKLAMAK
    İMKANSIZDIR
    TARIHI KAYNAKLAR BU KONUDA BANA GÖRE TARAFTIR.BELLI BIR DÖNEM INGLIZ AJANI HAIN’IDI BU 15.20.SENEDIRDE REHMETLI
    IYIYDİ SEYİDİDİ DAVASI ISLAMISTIDI ÜMETÇİYDI
    ÜMET KAVGASI YAPMIŞTIR.IYÎ İMANLI BIR TURKTI.ANLADIĞIM BU
    YANI DAVA TÜRKBİSLAM DAVASIYDİ…

    AMA NEDENSE BUNLARI YAZANLAR
    HİÇ DIMEZLER BU ISLAM
    ŞEHIDININ MEZARI NERDE
    HER 2 SAIDIN.VESELAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir