Kızılderili Kıtası’nın İlk Yerlileri 250 Sibiryalı idi

 

isediyani

Yeni genetik çalışmaya göre, Kızılderili Kıtası ne kadar büyük olursa olsun, kıtaya ilk yerleşen yerliler, Sibirya’dan gelen 250 kişilik küçük bir gruptan oluşuyordu.

 

     Yeni genetik çalışmaya göre, Kızılderili Kıtası ne kadar büyük olursa olsun, kıtaya ilk yerleşen yerliler, Sibirya’dan gelen 250 kişilik küçük bir gruptan oluşuyordu.

     Araştırmanın eşyazarlarından olan Brezilya’daki Rio Grande do Sul Federal Üniversitesi Genetik Bölümü’nden Prof. Nelson Fagundes’in dediğine göre, “kurucu nüfûs” olarak bilinen bu ilk grup yaklaşık 15 bin yıl önce Sibirya’dan Kuzey ve Güney Kızılderili Kıtası’na göç etti. Fagundes’e göre, sonraki nesillere aktarılan genetik çeşitliliğin boyutunu belirlediği için, kurucu nüfûsun kişi sayısı, konunun anahtar noktası durumunda. Fagundes aynı zamanda, doğal seleksiyonun kötü genleri ayıklamada ne kadar etkili olacağını da genetik çeşitliliğin belirleyeceğini söyledi. Fagundes, “Kalabalık popülasyonlarda çok verimli bir seleksiyon varken küçük bir popülasyonda zararlı aleller(gen varyasyonları) yayılıp bazı hastalıklara genetik yatkınlığa sebep olabilir” diyor.

     Kızılderili Kıtası yerlilerinin kurucu nüfûsunun kaç kişi olduğunu hesaplamak için, Fagundes ve çalışma arkadaşları, Kuzey ve Güney Kızılderili Kıtası’nın çeşitli bölgelerinden 10 Kızılderili Kıtası yerlisinin, farklı Sibiryalı gruplardan 10 kişinin ve Çin’den 15 kişinin DNA örneklerini inceledi. Fagundes’e göre, araştırmacılar Kuzey Kızılderili Kıtası’ndan yerlileri araştırmaya dahil etmedi, çünkü birçoğu daha sonradan Kızılderili Kıtası’na göç eden insanlarla karışmıştı, bu da orijinal kurucu grubu daha kesin bir şekilde belirlemeyi zorlaştırıyordu.

     Bireylerin DNA’sına ulaştıktan sonra, araştırmacılar her bireyin genomunda, her biri yaklaşık 10 bin baz çifti veya harf içeren, dokuz bölgeye baktı. Fagundes, araştırmacıların örneklemdeki (Kızılderili Kıtası yerlilerinki gibi) genetik çeşitliliğin doğrudan nüfûs büyüklüğü ile ilişkili olduğunu bildiğini söyledi. Bununla birlikte, iki popülasyonun (Kızılderili Kıtası yerlileri ve Sibiryalılar gibi) arasındaki genetik farklılığın da zamanla artacağı gerçeği sayesinde araştırmacılar, DNA verilerini bilgisayar simülasyon modellerine bağladı ve kurucu grubun orijinal boyutunu ortaya çıkarmak için bu simülasyonları geriye doğru çalıştırdı. Araştırmacılar, simülasyon modellerinin 229 ilâ 300 kişilik bir “kurucu nüfûs” ihtimaline ulaştığını ve nihayetinde kurucu nüfûsun 250 kişilik olduğu sonucuna varıldığını söyledi. Fagundes, bu sayının çok küçük olduğunu ve “genetik bir darboğaz” yaratmış olacağını, bunun da Kızılderili Kıtası’na ilk büyük göç dalgasıyla ilişkili çok az genetik varyasyon anlamına geleceğini söyledi. Yine de, Fagundes’in eklediği üzere, kurucu nüfûsun Kızılderili Kıtası’na ulaşması üzerinden geçen uzun zaman sayesinde, kıta yerlilerinin tümü genetik çeşitliliği yeni genetik mutasyonlar sonucu zamanla tekrar kazanmış olabilir. Dahası, Fagundes’e göre, Kuzey Kızılderili Kıtası yerlilerinden bazılarının yakın zamanda gelen göçmenlerle karışması da genetik çeşitliliği arttırdı. Fagundes, “250 sayısının sadece bir tahmin olduğunu unutmamak gerek. Yaklaşık 250 bireyin etkisinin görüldüğü bu figüre kaç gerçek kişinin karşılık geldiğini tahmin etmenin çok zor hatta imkaâsız olduğunu akılda tutmak gerekir” diyor.

     Buna rağmen, 250 kişilik tahmin diğer araştırmaların sonuçlarıyla örtüşüyor. Fagundes “Bu darboğaz, muhtemelen 1000’den az insan içeriyor hatta daha az sayıda (150 – 170 arası) insanın göçmüş olması ihtimali daha olası görünüyor. Daha az kişinin etkisini öngören çalışmalar da mevcut ama elimizdeki veriler onları desteklemiyor” diyor.

     Araştırmacılara göre bu genetik darboğazın kaç kişi olduğunu belirlemek, iki sebeple önemli: İlki, bu sayı, Kızılderili Kıtası yerlilerinin genetik çeşitliliğinin çözümlenmesi için kaç genetik belirleyicinin gerektiğini araştırmacıların anlamasına yardım ediyor. İkincisi, bu sayı, bahsi geçen popülasyondaki gen varyasyonlarının ne kadarının zararlı veya faydalı olduğunu değerlendirmeye yarıyor. Kansas Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde araştırmacı olan Prof. Michael Crawford, genetik verilerin, Kızılderili Kıtası’nda antik göçün nasıl gerçekleştiğini gözler önüne serdiğini söylüyor. Crawford, Kızılderili Kıtası yerlilerinin yeni bir yere yerleşmesini, popülasyon ve doğurganlık artışının takip ettiğini, ardından ise nüfûsun bir kısmının kopup komşu bir bölgeye yerleştiğini belirtiyor. Crawford, ayrıca, “Bu şekilde 15 bin yıl içinde Arjantin’e kadar yerleştiler” diye ekliyor.

     LIVE SCIENCE, ARKEOFİLİ

     5 HAZİRAN 2018

 

355 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir