Şigir İdolü, Ritüelistik Sanatın Doğuşuna Dair Görüşleri Yıkıyor

 

isediyani

Çalışmalar, 5 m’lik Şigir İdolü (Şigirskiy İdol)’nü 11 bin 500 yıl öncesine tarihlendirdi ve Buzul Çağı’nın sonunda yaşayan avcı toplayıcılara yeni bir ışık tuttu.

 

 

     Çalışmalar, 5 m’lik Şigir İdolü (Şigirskiy İdol)’nü 11 bin 500 yıl öncesine tarihlendirdi ve Buzul Çağı’nın sonunda yaşayan avcı toplayıcılara yeni bir ışık tuttu.

     24 Ocak 1894 tarihinde Rusya’daki Ural Dağları eteklerinde yer alan Yekaterinburg kasabasının kuzeyindeki Şigir Bataklıkları’nda, odun parçalarının garip bir koleksiyonu ortaya çıkarıldığında altın madenleri kazılıyordu. Birbirinin yanında toplam 10 parça bulundu. Parçalar biraraya getirildiğinde, yüksekliği 5 m’yi bulan bir idol ortaya çıktı. İdol, açık bir şekilde tek ve özenle düzeltilmiş bir karaçam ağacının kütüğünden yapılmıştı. Yüzeyi ise zikzak çizgilerle, yüz ve el çizimleriyle kaplanmıştı.

     Bu, Şigir İdolü’ydü ve bilim insanlarına göre, yapısına ve yapım tarihine dair son çalışmalar, sanatın insanlar arasında ortaya çıkmasıyla ilgili fikirlerimizi dramatik bir şekilde tersine çeviriyordu. İdol, ortaya çıkarılan en eski anıtsal eserlerden biriydi. Prof. Thomas Terberger, “Analizlerimiz, Şigir İdolü’nün yaklaşık 11 bin 500 yaşında olduğunu gösteriyor” diyor. Terberger’in dediğine göre, “O dönemde Avrupa ve Asya hâlâ Buz Çağı’ndan çıkma aşamasındaydı ve çiftçiler yoktu. Dünyanın bu bölgesinde sadece avcı toplayıcılar vardı. Yine de Şigir İdolü’nü yaratmışlardı. Bu nedenle bu idolün keşfi, ritüel sanatın doğumu hakkındaki görüşlerimizi değiştiriyor.”

     Erken Taş Devri’ne ait birçok sanat örneği biliniyor: Bunlar arasında, 30 bin yıl önce çizilmiş olan Fransa ve İspanya’nın mağara resimleri ve hayvan ya da insan betimlemeleri, mamut dişlerinden oyulmuş küçük nesneler yer alıyor. Bunların çoğu son derece hassas ve olağanüstü derecede iyi yapılmış. Ancak çoğu realistik stilde tasvir edilmişler. Sembollerle kaplı Şigir İdolü ise, bir çeşit naturalist sanata geçişi temsil ediyor.

     İdol keşfedildiğinde, ne zaman yapıldığı bir varsayım meselesiydi ve 1990’larda bilim insanları bir bölümünü çıkardılar ve radyokarbon dedektörleri kullandılar. Sonuçlar 9 bin 800 yıl öncesini gösteriyordu. Araştırmacılar bu sonucu mantıksız olarak gördüler ve reddettiler. Şüpheciler, o dönemde avcı toplayıcıların bu kadar büyük bir eser yapamayacağını, ayrıca bu kadar karmaşık bir sembolik hayâl gücüne sahip olmadıklarını savunuyordu. Şimdi ise daha kesin ve karmaşık bir analiz yapıldı. Analizler, şüphecilerin savunduğu düşünceye karşı çıkarak, idolün daha yeni bir dönemde yapılmadığını, tam tersine daha da eski bir zamanda yapıldığını ortaya koydu. Terberger, “Kabul etmeliyim ki sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı” diyor.

     Daha önceden, büyük ölçekli karmaşık sanat örnekleri 8 bin yıl önce Ortadoğu’dan yayılmaya başlayan ve daha önce avcı toplayıcılar tarafından kullanılan toprakları ele geçiren yerleşik çiftçilerin elişi olarak kabul ediliyordu. Bu tarımsal toplumlar, büyük ölçüde sofistike bir yapıya kavuşmuşlar ve Britanya’da Stonehenge ve Orkney’deki Brodgar Ness gibi büyük Neolitik eserlerden sorumluydular. Buna karşılık, avcı toplayıcıların, bu büyük anıtların tasarımını destekleyen sembolik düşünce türüne ya da organizasyona sahip olmadığı varsayılıyordu. Bununla birlikte, Şigir İdolü’nün tarihlendirmesi, bunun böyle olmadığını ve bazı araştırmacıların iddiâ ettiği gibi son Buzul Çağı’ndan sonraki dönemin kültürel bir çöl olmadığını ileri sürüyor.

     Avcı toplayıcıların anıtsal sanat kalıntıları, kendilerinden sonra gelen çiftçilerin taş eserlerinden farklı olarak, ahşap kullandıkları için günümüze kadar ulaşamıyordu. Ancak Yekaterinburg’da yer alan bataklığın sağladığı sıradışı koşullar bu tür ahşap eserlerin günümüze ulaşmasına izin verebiliyor. Terberger, “Avcı toplayıcıların karmaşık ritüelleri olduğunu ve fikirlerinin ve sanatlarının çok sofistike bir ifadesine sahip olduklarını kabul etmeliyiz. Bu sanat çiftçilerle başlamadı, çok daha öncesinde avcı toplayıcılarla başladı” diyor.

     Ahşabın analizi de o dönemin yaşam koşulları hakkında çok şey ortaya koydu. Terberger, “Halkaları incelerseniz, ağaçların çok yavaş büyüdüğünü görüyorsunuz, o zamanlar hava oldukça soğuktu. Avrupa hâlâ son Buzul Çağı’ndan çıkma aşamasındaydı. İdolün yapıldığı ağacın halkalarında bunu görebiliyorsunuz” görüşünü savunuyor.

     Yıllar boyunca arkeologlar Kuzey Avrupa’daki zikzak sembolleriyle süslenmiş pekçok küçük araç buldu ve bu da toplumun daha önce düşünülenden çok daha az parçalanmış olduğunu ve önemli fikir paylaşımlarının olduğunu gösterdi. Terberger, bu bağlantıların devâsâ mesafelerde kurulduğunu görmenin heyecan verici olduğunu söylüyor. Ancak bu 5 m’lik anıtın amacı tam olarak neydi? Terberger’e göre, “Mevcut bakış açımızdan, Şigir İdolü yaratıcılarının zihninde neler olup bittiğini anlamak çok zor. Ancak, Kuzeybatı Pasifik bölgesinde yerli Amerikalılar’ın totem direkleri ile idolün benzerliği etkileyici. Bu totemler genellikle tanrıları veya ataları onurlandırmak için yapılıyor ve bu da idolün amacını açıklayabilir.”

     Diğer araştırmalar daha farklı teoriler öne sürüyor. Rusya Bilim Akademisi’nden Mihail Jilin, idolün orman rûhlarını ya da iblisleri gösterebileceğini savunurken, Danimarka Ulusal Müzesi’nden Vang Petersen, kutsal topraklara girmemek için uyarı niteliği taşıyor olabileceğini öne sürüyor. Terberger, “Kesin olan tek şey, bunu yapan insanların, ‘Büyük bir totem yapabiliyorum’dan çok daha fazla şey söylemeye çalıştığıdır” diyor.

     THE GUARDIAN, ARKEOFİLİ

     20 MAYIS 2018

 

384 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir