Kayseri’deki 4000 Yıllık Tabletlerle Kayıp Antik Kentleri Bulmak

 

isediyani

Kayseri’deki Kültepe (Kaniş)’de bulunan 4000 yıllık tabletler, Anadolu’da henüz keşfedilememiş antik kentlerin yerlerinin bulunmasına yardımcı oluyor.

 

     Kayseri’deki Kültepe (Kaniş)’de bulunan 4000 yıllık tabletler, Anadolu’da henüz keşfedilememiş antik kentlerin yerlerinin bulunmasına yardımcı oluyor.

     Güçlü, şehirlerarası bir ticaret ağına dair ele geçirilen en erken bulgular Orta Anadolu’da, tarihî Bronz Çağ’a kadar uzanan Kültepe (Kaniş) kentinden çıkarılan binlerce kil tabletten oluşuyor. Bu canlı şehir, M. Ö. 2000’den 1750 dolaylarına kadar günümüz Irak’ının 1100 kilometre güneydoğusuna uzanan bir Asur kenti olan Aşur’dan gelen çok sayıda yabancı tüccara ev sahipliği yapmıştı. M. Ö. 3. binyılın sonlarında, Aşur kralı ticaret üzerindeki devlet tekelini kaldırarak, kuzeye, Anadolu’nun kalbine, en az 27 şehir devletinde mallarının karşılığında gümüş ve altın külçeler almak üzere, deve kervanlarıyla lüks kumaşlar ve kalay taşınması yolunda tüccarların önünü açmıştı. Bu girişimciler Kaniş’teki hususî arşivlerinde üzerlerinde nakliye ve muhasebe kayıtlarının yanısıra iş mektupları ve anlaşmaların da yazılı olduğu kil tabletler oluşturmuş ve bunları saklamıştı. Büyük bir yangın, tüccarlara ait evleri yok etmiş, ancak İtalyan Rönesansı’nın tüccar odaları arşivlerini ortaya çıkarana kadar eşi benzeri bulunmayan detaylarıyla bizlere döneme dair yoğun bilgiler sunan bu kil tabletleri pişirerek daha da sağlamlaştırmıştı.

     Harvard Üniversitesi’nden Asurolog Gojko Barjamoviç, bu canlı ticaret sistemini yeniden oluşturmak adına tabletlerde yazılı bilgileri analiz etmek için matematiksel modellerin kullanımında Virginia Üniversitesi’nden Kerem A. Coşar’ın da aralarında bulunduğu bir grup ekonomistle işbirliği yapmakta. Bu iş için oluşturulan araştırma ekibi, belgelerin detaylı yapısı sayesinde, tabletlerde bahsedilen fakat coğrafî konumları belirlenememiş 11 “kayıp” şehrin yerlerini tahmin edebilmek için kullandı.

     Barjamoviç, Kaniş tabletleri üzerinde uzun süreli incelemeler gerçekleştirdi, ticaret yollarını irdelemek ve sözkonusu kayıp şehirlerin konumlarını belirlemek için geleneksel tarihî yöntemler kullandı. Barjamoviç konu hakkında, “Bölgeye hâkim olmak adına tüm Orta Anadolu’yu dolaştım. Hatta kasabalarda yaşlı kimselere modern yollar yapılmadan önce ticaret yollarının nerede olduğunu dahi sordum” diyor.

     Barjamoviç şu an Coşar ve diğer iki ekonomistle birlikte çekim modeli olarak bilinen bir ekonomik konsepte dayanan niceliksel yöntemler kullanarak tabletleri analiz etmeye devam ediyor. İlk olarak 1960’lara geliştirilen çekim modeli, şaşırtıcı bir şekilde Newton’un iki parçacığın kütlelerine ve aralarındaki mesafeye bağlı olarak birbirlerine çekim uyguladığı evrensel kütle çekim yasasına dayanıyor. Bu yasa, 19. yy’ın ortalarında Uranüs’ün yörüngesinde gözlemlenmiş bir anormalliğe dayanarak Neptün’ün varlığını kanıtlamak ve konumunu belirlemek için kullanılmıştı. Sözkonusu konseptin yeni bir uygulamasında, günümüz ekonomistleri ekonomik birimler arasındaki ticarî ilişkileri konumlandırmak için, bu birimlerin boyutlarına ve aralarındaki mesafeye dayanarak çekim modelini kullanıyor. Coşar araştırmalarına ilişkin, “Bu yöntemle şehirler veya devletler arasındaki ticaret akışlarını % 80’lik bir doğruluk oranıyla tahmin edebileceğiz” diyor.

     Araştırma ekibi işe üzerlerinde iki veya daha fazla şehir arasındaki seyahat güzergâhlarından da bahsedilen 2806 tableti temizleyerek başladı, daha sonra farklı merkezler arasındaki ticaret akışını tahmin etmek için çekim modeline dayanan denklemler oluşturdu. Coşar devam eden çalışmalara dair, “Kaniş’in ve diğer belirli şehirlerin nerede olduğunu biliyoruz. Kayıp bir şehrin bilinen bir şehirle ne denli etkileşimde bulunduğuna dayanarak bu şehirler arasındaki mesafeyi ve bunların ekonomik boyutlarını tahmin edebiliriz” diyor.

     Çekim modeli kullanılarak, kayıp şehirlerin yaklaşık 32 km’lik bir yarıçap içerisinde konumlandığı tahmin ediliyor. Birçok durumda, ekibin tahminleri tarihçiler tarafından ortaya atılan önerileriyle uyuşuyor. Şaşırtıcı bir şekilde, şehirlerin ekonomik boyutları aynı zamanda günümüzde Türkiye’nin aynı bölgelerinde yer alan şehirlerin nüfûslarının ve gelirlerinin tahmin edilmesinde de kullanılabiliyor. Görünüşe bakılırsa, bir şehrin uzun vadedeki başarısının anahtarı, doğal ticaret yolları üzerindeki konumunda yatıyor. En azından 4000 yıl önce bir tanesininki böyleydi.

     Perrin Margaryan

     ARKEOFİLİ

     25 MART 2018

 

298 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir