Atalarımız Denisovalılar ile En Az İki Kez Çiftleşmiş

 

isediyani

Yeni bir araştırmaya göre atalarımız, eski ve kısa boylu bir insan türü olan Denisovalılar ile en az iki kez çiftleşti.

 

 

 

     Yeni bir araştırmaya göre atalarımız, eski ve kısa boylu bir insan türü olan Denisovalılar ile en az iki kez çiftleşti. Bu keşif, Denisovalılar’ın Asya çapında geniş bir alana yayılmış olduğunu ve modern insanlarla birlikte mutlu bir şekilde birlikte yaşadıklarını ve onlarla birlikte antik dünyanın iki farklı bölgesinde çocuk sahibi olduklarını gösteriyor.

     Araştırmacılar, Sibirya’daki Denisova Mağarası’nda bulunan bir kızın parmak kemiğini tanımladıklarında, Denisovalılar 2010 yılına kadar bilinmiyordu. Kısa bir süre sonra, araştırmacılar parmaktaki hayatta kalan DNA’ları diziledi. DNA, Neandertaller gibi bilinen herhangi bir hominine ait değildi, bu yüzden yeni bir tür olmalıydı.

     Dahası, bazı Avustralyalılar’ın, özellikle Papua Yeni Gine’deki bazı insanların DNA’sının yaklaşık % 5’i Denisovalı çıktı. Yani insanlar, 50000 ya da daha uzun yıllar önce Denisovalılar’la açıkça çiftleşmişti.

     Ama bu yeni bir soru yarattı: Denisovalılar’ın Avustralya’daki torunları, Denisovalılar’ın Sibirya’daki yuvalarından neden bu kadar uzaktaydı? En basit açıklama Denisovalılar’ın sadece Sibirya’da değil, Güneydoğu Asya da dahil olmak üzere Asya’nın büyük bir bölümünde yaşadıklarıydı.

     Yeni araştırmada, Seattle’daki Washington Üniversitesi’nden Sharon Browning ve meslektaşları, Asya anakarasındaki insan ile Denisovalı melezlemesinin ikinci bir örneğini kanıtladılar. Browning’in ekibi, Avrupa’dan, Asya’dan, Kızılderili Kıtası’ndan ve Okyanusya’dan 5600 insanın genomlarındaki antik DNA’lar için yeni bir teknik kullandı.

     Eski DNA’nın parçaları hemen göze çarpıyor çünkü mutasyon olarak muazzam derecede zenginler. Bunlar, Denisovalılar’ın genomlarında yüzbinlerce yıl boyunca inşâ edilmiş olacaklardı, fakat insan soyunda bulunmayacaktı. Yani insanlar ve Denisovalılar çiftleştiğinde, çocukları DNA’nın bu mutasyon bakımından zengin bölgelerini miras alacaktı.

     Browning, antik DNA’yı izole ettikten sonra, nereden geldiğini bulmak için Denisovalılar ve Neandertaller’in referans genomlarını kullandı. Browning, özellikle Han Çinlileri, Çin Dai ve Japon halkları gibi bazı Doğu Asyalılar’ın Denisovalı DNA’sı taşıdığını gördü. Fakat bu Denisovalı DNA’sı, Avustralyalılar tarafından taşınandan farklıydı ve Denisovalı örneğiyle daha yakından ilişkiliydi. Browning, “Papualılar daha fazla Denisovalı soyu ile karışmış olsalar da, dizilenen Denisovalı genomuna daha az benziyor” diyor.

     Sonuç olarak, Denisovalılar modern insanlarla en az iki yerde melezleşmişlerdi: Doğu Asya’da ve daha güneydoğudaki Endonezya ya da Avustralya’da. “Araştırmamız, Asya’da yaşayan, muhtemelen coğrafi olarak uzak olan en az iki ayrı Denisovalı popülasyonunun olduğunu gösteriyor” diyen Browning, “İki melezlenme olayının ortaya çıkması, en azından bazı örneklerde, Denisovalılar’ın ve modern insanların yakınlık içinde yaşamaya ve etkileşime girmeye istekli olduklarını gösteriyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

     Denisovalılar’la çiftleşmenin yanısıra, insanların, Denisovalılar için kardeş bir tür olan Neandertaller’le de çiftleştiğine dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Browning bu konuda, “Bu yeni çalışma önemli, çünkü ilk defa insanlar ile homininler arasında net olarak üçüncü bir melezleşmeyi gösteriyor. Şimdiye kadar sadece iki melezleşmeye dair verilerimiz vardı. Neandertaller’le çok daha önceden gerçekleşmiş bir melezleşmeye dair de iddiâlar var fakat bilim insanlarının çoğu buna ikna olmuş değil” diyor.

     İlginç olan ise, atalarımız sadece Neandertaller’le ve Denisovalılar’la melezleşmiş olmayabilir. Browning’in yaşayan insanlarda bulduğu antik DNA parçalarının çeyreği, Neanderthal veya Denisovan DNA’sı ile uyuşmuyor. Dolayısıyla atalarımız, şimdiye kadar bilinmeyen farklı bir hominin türüyle daha melezleşmiş olabilir.

     Max Planck Enstitüsü’nden Svante Pääbo, bu konuda yaptığı değerlendirmede, “Bu noktada, bunların henüz bilinmeyen bir arkaik insan türünden mi yoksa basitçe yanlış bir test sonucundan mı kaynaklandığını bilemeyiz” diyor.

     NEW SCIENTIST, ARKEOFİLİ

     19 MART 2018

 

581 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir