Kürdiyat Araştırmalarına Giriş

 

Ahmet İnan

 

 

 

 

 

     Kürtler’in İslamlaşma sürecini iki ana başlık altında incelemek mümkündür:

     Kürtler’in İslam’a girmesi, Hz. Peygamber döneminde bireysel olarak İslam’ı tercih eden kimseler ile başlar. Ünlü müfessir Alusî’ye göre, Kürtler’in bir kısmı Hz. Peygamber (as) döneminde Müslüman olmuşlardır. Ebu Meymun Caban el-Kurdî (ra), bireysel olarak İslam’ı kabul eden Kürt bir sahabidir. Caban el-Kurdî (ra), bazı hadisler de rivayet etmiştir. “Sizlere iki ağır ve paha biçilmez emanet bırakıyorum: Kitabullah ve Siretim. İkisi birbirinden asla ayrılmaz ve havzada birlikte bana gelirler” mealindeki hadis-i şerifiini, Caban el Kurdî (ra)’den sonra yaşayan Tirmizî, Cabir bin Abdullah (ra)’tan nakletmiştir.

     Caban isminin Kürtçe’de “sığır çobanı” anlamana gelen Gavan kelimesinin Arapça’daki telaffuzu olduğu belirtilmiştir Gerçekte de Arapça’da “g” sesi bulunmadığı için en yakın ses olan “c” ile telaffuz edilmektedir. Hatta sonradan Araplaşmış bazı kavimler, Arapça’daki “c” (cim) sesini, ona en yakın ses olduğu için “g” sesi ile çıkarırlar. Meselâ Mısırlılar, “cami” diyeceklerine “gami” derler. Hakezâ “Caban” isminin orta yerindeki “b” sesi de iki dudak arasından çıkar. Kürtçe’deki “Gavan” kelimensinin ortasındaki “v” sesi de “b”nin mahrecine en yakın bir noktadan çıkar. Binaenaleyh, bir dildeki kelime diğer bir dile geçtiğinde, en yakın telaffuzlarla geçer. Gerçekte de fonetik bilimi açısından Kürtçe’deki “Gavan” kelimesinin Arapça’ya en uygun geçişi ancak “Caban” kelimesi ile mümkün olur. Kürtçe de “ga” sözcüğü, “öküz / sığır” anlamına gelir; “van” ise bir ismin sonuna saffiks / sonek olarak gelmek suretiyle onu Türkçe’deki “-cı, -cu” anlamı kazandırır. “Berivan, tollikvan” gibi. Eski Kürtler’in, daha çok tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları da hesaba katılırsa “Caban” adının kökenin Kürtçe’deki “Gavan” olması figürü daha da güçlenir.

     İslam kültür tarihinde bazı sahabilerin kendi ırkına nisbet ile anıldığı, görülür. Meselâ Selman (ra) Fars olduğundan Selman el- Farisî, Suheyb (ra) Rumî olduğundan Suheyb er- Rumî, Bilal (ra) Habeş olduğundan Bilal el- Habeşî şeklinde anılmıştır. Bu tür etnik nisbetler ile anılıyor olmak, İslam’da asla bir tenfüre ve ayrışmaya değil, bilakis Kur’an’ın taerüf konsepti içinde kaynaşma ve kardeşliğe müncer idi. Binaenaleyh Caban el- Kurdî (ra)’ın da Kurdî nisbesi ile tanınması, İslam kültür ortamı bakımından gayet normaldir.

     Kürt tarihçi ve devlet adamı Muhammed Emin Zeki Beg, Caban (ra)’ın oğlu Meymun el- Kurdî’nin de babası ile birlikte Müslüman olduğunu belirtir. Müfessir Mahmud el- Alusî, “Rûh’ul- Meanî” adlı tefsirinde, Caban (ra)’ın oğlu Meymun’un künyesinin Ebu Busayr olduğunu, hâfız İbn-i Hacer’in “El- İsabe fî Temyiz’es- Sahabe” adlı eserine dayandırır. Son zamanlarda ilk Kürt sahabinin Zozan (ra) adında bir kadın olduğunu söyleyenler olmuş ise de (Bkz: İbrahim Sediyani, Taraf, 10 Şubat 2014), bu bilgi kaynaklara dayandırılmamıştır.

     Meşhur hadis kitaplarından olan “Cem’ul- Fewaid” adlı eserde, Meymun el- Kurdî’nin baba­sı Caban (ra)’dan naklettiği bir hadis zikredilir.

     JET HABER

     10 NİSAN 2015

 

Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir