Türkiye Geleceğini Hak ve Adalet Platformu Işığında Aradı

 

isediyani

Hak ve Adalet Platformu tarafından İstanbul’da düzenlenen “Türkiye Geleceğini Arıyor” panelinde tüm muhalefet partileri temsilcileri biraraya geldi.

 

     İslamî kimlikli aydınların biraraya gelerek kurdukları hak, adalet ve erdem oluşumu olan Hak ve Adalet Platformu, ülkedeki demokrasi ve adalet mücadelesinin fikrî nabzını tutmaya devam ediyor. Hak ve Adalet Platformu tarafından bugün İstanbul’da düzenlenen “Türkiye Geleceğini Arıyor” panelinde tüm muhalefet partileri temsilcileri biraraya gelerek fikir teatisinde bulundu.

     Taksim Hill Otel’de düzenlenen panele Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Saadet Partisi (SP), Anavatan Partisi (ANAP) ve İYİ Parti adına eski ve yeni siyasetçilerin yanısıra çok sayıda gazeteci, yazar, sivil toplum temsilcisi ve vatandaşlar katıldı.

     Moderatörlüğünü Hak ve Adalet Platformu kurucularından Prof. Dr. Nazir Cihangir İslam’ın yaptığı panele konuşmacı olarak katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Prof. Mehmet Bekâroğlu, HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, SP Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, ANAP Genel Eski Başkanı Nesrin Nas ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz, siyasetin ve ülkenin geleceği için çözüm yollarını tartıştılar.

     CHP: “TOPLUM TEHLİKELİ BİR KUTUPLAŞMAYA İTİLİYOR”

     CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mehmet Bekâroğlu, Türkiye’de toplumun tehlikeli bir kutuplaşmaya doğru itildiğini belirterek başladığı konuşmasında, bunun yol açacağı sosyolojik sıkıntılar üzerinde durdu. Toplumun kimlikler üzerinden bölünmüş durumda olduğuna dikkat çeken Bekâroğlu, “Siyaset de bu alanlar üzerinden yapılıyor. Bu hayırlı bir gidişat değildir” tespitinde bulundu. Bu tür keskin kutuplaşmaların yaşandığı ülkelerde yaşanan kaos ve kargaşaları hatırlatan Bekâroğlu, “Böyle devam ederse korkarım coğrafyamızda yaşanan kanlı hesaplaşmalar buraya da gelebilir” uyarısında bulundu.

     Türkiye’de siyasetin özellikle iktidar cenahı tarafından ucuz ve demagojik laflarla icra edildiğini kaydeden CHP İstanbul Milletvekili Bekâroğlu, “Milletin bekâ sorunu olarak ortaya konulan şey aslına kendi sorunudur. Erdoğan ve küçük ortağı, 2019’u kendisinin var olma yok olma sorunu olarak görüyor” değerlendirmesinde bulundu. 2019 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkacak sonuçsal ihtimaller üzerinde duran 1954 Rize – Fındıklı doğumlu Prof. Mehmet Bekâroğlu, “Eğer 2019 çevrilemezse herkesin çok ağır bedeller ödeyeceği süreç başlıyor” yorumunu yaptı. “Hukuk, seçim yasası, savaş vb. herşeyi yapıyor ve topluma ‘Susun, bu bekâ sorunudur’ diyor” sözleriyle konuşmasını sürdüren tıp profesörü ve akademisyen Bekâroğlu, bunun önünün alınması gerektiğini salık verdi.

     Konuşmasının sonunda çözüm ve çıkış yolları üzerinde duran siyasetçi, doktor ve yazar Mehmet Bekâroğlu, “Eğer demokrasiyi tekrardan ayağa kaldıramasak, toplum olarak kimlik siyasetinin içinde boğulacağız” tespitinde bulundu.

     HDP: “KATILIMCI DEMOKRASİYE GEÇİŞ SAĞLANMALI”

     HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen de, siyasette korku ya da güven duygusunun olduğunu ifade ederek başladığını konuşmasında, “Ya toplumun güvenini alarak yönetirsiniz ya da korkularla yönetmek mümkün oldukça yeniliği sağlamak imkânsız olur” dedi. Korkuyu kırmanın ve hissettirmenin farklı yönleri olabileceğini dile getiren Bilgen, “Biz meselâ kendi aramızda şöyle aşmaya çalışıyoruz: Şu anda 7 bine yakın yöneticimiz cezaevinde ama olsun birşey olmaz. Neden olmaz? Çünkü hâlâ Türkiye cezaevleri 6 milyon kişiyi kaldırmaz. Dolayısıyla çalışmaya devam etmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

     Geçmişle yüzleşmeden geleceği konuşmanın kendini kandırmak anlamına geldiğini ifade ederek konuşmasını sürdüren 1970 Kars – Sarıkamış doğumlu Ayhan Bilgen, “Siyaseti kan dâvâsına dönüştürmemek, geleceğe dair önümüzü tıkayacak bir sorundan bahsetmiyorum. Ama hepimizin muhasebe hesabıyla özeleştiri kararlılığında geçmişle yüzleşmeye ihtiyacı var. Bunu yapmadığımız zaman diktiğimiz bina üstümüze yıkılabilir. Çünkü muhatabımız algı siyasetini çok iyi yapıyor ve her hamlesiyle bizi yeniden başa çekecek araçlara sahip” tespitinde bulundu. Bugün OHAL’e karşı birşey söylemeyenlerin seçime 3 ay kala piyasaya çıkıp kendini kurtarıcı gibi pazarlamaya kalkabileceğini söyleyen Bilgen, onun için şimdi herkesin sözünü söylemesi ve vicdanen rahat olabilecek bir kararlılık ve cesaretle yola koyulması gerektiğini salık verdi. “OHAL ve savaş koşullarında seçim olur mu olmaz mı?” diye sorarak konuşmasını sürdüren gazeteci, yazar ve siyasetçi Ayhan Bilgen, bu konuda tüm muhalefet partilerine “netleşme” çağrısında bulundu. “Bu asla sandığı önemsiz görmek, seçimi hafife almak değildir. Son derece gerçekçi olmaktır” diyerek sözlerine açıklık getiren Bilgen, “Sandıkla ilgili her düzenlemeyi KHK ile yapabilir. Yarın bir partiyi kapatma kararı alabilir” uyarısında bulundu.

     Dünyada artık temsilî demokrasinin bittiğini savunarak konuşmasını tamamlayan Ayhan Bilgen, “Biz yeniden temsilî demokrasiyi rûh çağırır gibi çağırarak bu ülkeyi kurtaramayız. Ya katılımcı demokrasiyi göze alacağız ya da temsilî demokrasi 10 – 20 yıl sonra yeni canavarlar yetiştirecek” görüşünü savundu.

     SP: “BİRLİKTE YAŞAMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

     SP Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın ise, ülkenin her kesiminden sorunların ne olduğunu bildiklerini söyleyerek başladığı konuşmasında, “Türkiye’yi yeni bir heyecan iklimine hep birlikte kavuşturacağız. Bir şeyin zamanı gelmemişse gerçekleşmez. 15 yıldır zamanı gelmemiş ama bugün gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu. “Her seçim döneminin bir hapı vardı. Önümüzdeki 3 seçimin de hapını ‘güvenlik’ olarak sunacaklar” yorumunu yapan Aydın, “Birbirimizi üzmeyerek, birbirimizi anlamamızı güçlendirecek söylemleri çoğaltmak için birtakım şeyleri askıya alacağız. O zaman herşeyin normal olduğunu göreceğiz” şeklinde konuştu.

     “Yan tarafta bir Afrin Operasyonu yapıyoruz. Hem Türk hem Kürt hem de Arap’ın canı yanıyor” sözleriyle konuşmasını sürdüren 1969 Gümüşhane doğumlu Aydın, “Türkiye öteden beri adalet özürlüsü dönemler yaşadı ama bugün gibi yaşamadı. Irkı ön plana çıkarmak, başkasının yokluğu üzerinden kendini var etmek, zihinsel kodlarda bir bozukluğun göstergesidir” tespitini yaptı.

     “Bizim birlikte yaşamaya ihtiyacımız var” diyerek konuşmasını sonlandıran Birol Güven, “Bizim huzur ve mutluluğumuzun Diyarbakır’dan geçtiğini, Edirne’nin huzurunun Muğla’dan, Muğla’nın huzurunun Mardin’den geçtiğini, Türk’ün huzurunun Kürt’ün huzurundan geçtiğini, AKP’nin huzurunun da CHP’nin huzurundan geçtiğini bilmemiz lazım. Bizler hak, adalet ve özgürlüklerde buluşacağız” şeklinde konuştu.

     ANAP: “İNSAN HAKLARI BAKIMINDAN 1215 MAGNA CARTA’NIN  VE 1839 TANZİMAT FERMANI’NIN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜK”

     ANAP Genel Eski Başkanı Nesrin Nas ise, 7 Haziran seçimleri ellerinden alındığında ses çıkartmadıklarını belirterek başladığı konuşmasında, “Ankara Katliâmı sonrası dönemin Başbakan’ı televizyonlara çıkıp ‘Oyumuzu arttırdık’ dedi, hepimiz sustuk. Bugün de ‘Afrin Operasyonu oylarımızı arttırıyor’ dediklerinde ‘Aman ses çıkartmayalım yoksa ‘vatan haini’ ilân ediliriz’ diyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Dokunulmazlıklar kaldırıldığında seslerini çıkartmadıkları için bugün siyaset alanının neredeyse kapalı olduğunu kaydeden 1958 Kayseri – Bünyan doğumlu Nesrin Nas, “Parlamentonun neredeyse işlevi kalmadı. Meclis’in 3. büyük partisinin vekilleri tutuklu, bazılarının milletvekillikleri düşürüldü. Bir ana muhalefetin vekili de tutuklu ve sanki herşey normal düzeninde işliyormuşçasına zamana bırakmaya devam ediyoruz. AKP – MHP ortağı dışındaki tüm partiler kriminalize edildi. 3 aydan kısa sürede kaldıracakları OHAL, 19 aydır devam ediyor. Anayasa askıda, dolayısıyla hepimiz boşluktayız” tespitlerini yaptı.

     Avrupa’da yolsuzluk endeksinde ilk sırada olduklarını hatırlatarak konuşmasını sürdüren iktisat doktoru ve akademisyen Nas, “En büyük carî açığı biz veriyoruz. Biraz nefes almaya çalıştığımız her alan kapatılıyor. Şimdi hepimiz hukuku, devleti ve demokrasiyi bir körün fili tarif etmesi gibi tarif ediyoruz” nitelemesinde bulundu.

     Bugün kralın yetkilerini sınırlayan 1215 tarihli Magna Carta’nın, insan hakları diyen 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’nın dahi gerisine düşmüş bir Türkiye olduğu tespitinde bulunarak konuşmasına devam eden Nesrin Nas, “Tüm toplumu ilgilendiren seçim yasası, bırakın muhalefeti, iktidar milletvekillerinin haberleri olmadan iki üç kişi tarafından hazırlanıp önümüze atılıyor. Bugün toplumu ikiye ayıran bir Cumhur ittifakı bize dayatılıyor. KHK’yle savunma sanayisi de Cumhurbaşkanı’na bağlanmış. Böyle bir yapı savaşsız yaşayamaz” değerlendirmesinde bulundu. Sözlerinin sonunda Nas, “Cumhur ittifakının karşısına adalet, demokrasi ittifakı koyarak durumu tersine çevirebiliriz” ifadelerini kullandı.

     İYİ PARTİ: “DEMOKRASİDE BİRLEŞMEK LAZIM”

     İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz ise, korkutma ve baskıyı araç olarak kullanan bir iktidarın olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, anketlerle “günü nasıl kurtarırım” diyen bir iktidarın olduğunu söyledi. “Birinin sarayda kalması, diğerinin de baraj altında kalmaması için ittifak yaptılar” sözleriyle konuşmasını sürdüren 1956 Ankara doğumlu Ayfer Yılmaz, iktidarın oy hırsızlığına yol açmak için seçim yasasını değiştirdiğini savundu.

     “Tek adama karşı demokraside birleşmek lazım” ifadesiyle konuşmasını tamamlayan Yılmaz, “Özgürlüklerin olduğu bir ülkede bugünkü bazı sorunlarımızı da konuşmayız” değerlendirmesinde bulundu.

     SEDİYANİ HABER / İSTANBUL

     25 ŞUBAT 2018

 

683 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir