İbrahim Sediyani: “Kürtler tarihlerini kendi kaynaklarından öğrenmelidir”

 

isediyani

Türkmenistan’da yaşayan yazar İbrahim Sediyani, yeni çıkan “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı 2 ciltlik eseriyle ilgili Milat Gazetesi Ankara Temcilcisi Bayram Zilan’a konuştu…

 

    Kürtler ve Kürt tarihiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen gazeteci–yazar İbrahim Sediyani’nin, Şeyh Said ve Kıyamı’nı tüm detaylarıyla anlattığı yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Şura Yayınları’ndan çıkan “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, iki ciltten oluşuyor. Yazarın 2 yıllık bir emek sonucu tamamladığı ve Şura Yayınları tarafından 2 cilt halinde yayınlanan bu geniş kapsamlı eser, 748 sayfa hacminde. Yazar İbrahim Sediyani ile kitabını konuştuk. – MİLAT

milat 1

     – 1925’teki Şeyh Said Kıyamı ile ilgili bugüne dek Türkiye’de pekçok kitap, makale, araştırma yayınlandı. Sizin çalışmanızı bunlardan farklı kılan nedir?

     Şeyh Said ve Kıyamı hakkında bugüne dek Türkiye’de 250, İran’da 15 çalışma yayınlanmıştır. Başta Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, diğer coğrafyalarda da ortaya konmuş çalışmalar bulunmaktadır. Lakin bunların çoğu tatmin edici bilgiler içermemektedir. Bunlar haricinde, Şeyh Said ve Kıyamı ile ilgili Türkiye’de birçok kişinin elinde belgeler olduğu gibi başka ülkelerde de birçok belge mevcuttur. Bunlara ilaveten Fransa, İngiltere ve Rusya’da Şeyh Said’in mâhkeme videoları bulunuyor. Bunun da haricinde, Suudî Arabistan’da da kıyam öncesini ilgilendiren bazı bilgi ve belgeler mevcut. Bütün bunlardan ayrı olarak, Şeyh Said’in bir oğlu, torunları ve akrabaları da henüz hayattadır. Ayrıca 1925 Kıyamı’nı yaşayan ve hâlâ hayatta olan canlı şahîdler de vardır.

     Bu derece önemli bir tarihî hadiseyi “yanlış” veya “maksatlı” değerlendirmek, “özünden saptırmak” nasıl büyük bir suç ve vebâl ise, aynı şekilde “eksik” değerlendirmek de aynı derecede yanlıştır.

     Bazı tarihî olaylar vardır ki, onu “eksik” değerlendirmek, “yanlış” değerlendirmek ile eşdeğerdedir. İşte 1925 Şeyh Said Kıyamı da böyle bir hadisedir.

     Biz bu kitapta, kıyamı bütün yönleri ve boyutlarıyla ele almaya çalıştık ve mümkün mertebe hiçbir boyutunu eksik bırakmamaya özellikle dikkat ettik. Çünkü 1925 Kıyamı, dînî, millî, siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla bir bütün olduğu için bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmeyi hak ediyordu. Kitap, bu yönüyle bir ilk.

     Bir diğer önemli nokta da şudur: Başta 1925 Şeyh Said Kıyamı olmak üzere Kürt Tarihi’ni kaleme alan, yazıp araştıran tarihçi ve yazarların önemli bir kısmının Kürt olmamaları, kendileri de Kürt Tarihi hakkında fazla bilgiye sahip olmamaları ve genelde Kürdistan’a da yabancı olup hepsi de aynı çalışma metodunu takip eden bu tarihçi ve yazarların, daha önce konuyla ilgili yazılmış eserlerden bilgiler derleyerek bu kitaplardan “bir yenisini daha” ortaya koymaktan öte birşey yapmamış olmaları, kendi tarihlerini öğrenme gereksinimi duyan ve “öğrenme süreci” içinde olan Kürtler için en büyük sıkıntılardan birini oluşturuyor.

     1925 Şeyh Said Kıyamı ile ilgili yazıp çizen ve bu konuda kitapları olan isimlerin çoğu Kürt değil ve hem Kürdistan gerçeğine hem de tarihine yabancı. Zaten sözkonusu hadiseyi de “İslamî ve Kürdî” bir hassasiyet ve sahiplenme duygusuyla değil, daha çok “ideolojik” sahiplenme ve faydalar umma duygusuyla (İslamcılık, Seküler Kürtçülük vb.) kaleme alıyorlar. Veyahut da tamamen kariyer amaçlı, “benim de bu alanda bir çalışmam olsun” güdüsüyle hareket ederek bu konuya merak salıyorlar.

     – Önemli bir noktaya dikkat çektiniz: Kürtler genelde kendi tarihlerini Kürt olmayan yazarlardan ve araştırmacılardan öğreniyorlar. Kürt Tarihi üzerine eserler kaleme alan yazar ve araştırmacılar içinde, sizi diğerlerinden ayıran özellik Kürt olmanız mı?

     Kürtler ne yazık ki kendi tarihlerini genelde Türk, Ermenî, Rus veya Batılı yazarlardan ve araştırmacılardan öğreniyorlar. Bu eserlerin çoğu ise yalan ve çarpıtmalarla doludur. Örneğin bilhassa Türk ve Ermeni yazarların Kürtler hakkında yazdıkları makaleler / kitaplar, bunlar güyâ “Kürt tarihini aydınlatmak, Kürt halkını savunmak” gibi amaçlarla yazılmış imajı veriliyor ancak akıllı ve şuurlu insanlar tarafından okunduğunda amacın tam tersi olduğu satır aralarında rahatlıkla farkedilebilir. Kürt halkını ve Kürt millî liderlerini aşağılayan bu tür kitaplar, ne yazık ki Kürt kamuoyunda “Bizi savunuyor” denilerek sahipleniliyor.

     Rus ve Batılı yazar ve araştırmacıların eserleri bana göre daha bir objektif duruyor, ancak özellikle Türk ve Ermeni yazarların, yani güyâ sözümona “Kürtçü” bir dil kullanarak, “Kürt halkını savunuyor” imajı vererek Kürt mahallesinde prestij kazanmaya çalışan Türk ve Ermeni yazarların ve araştırmacıların kitap ve makalelerinde pekçok sıkıntılar, hatta Kürtler’e karşı düşmanlık var. Bunu Kürtler’in geneli farkedemiyor, ancak “Kürdistanî bir bilince” sahip olan Kürt aydınları rahatlıkları farkedebiliyor.

     – “Kürdistanî olmak” ne demektir?

     “Kürdistanî olmak”, Kürdistan’ın millî ve manevî değerleriyle uyumlu bir hayat yaşamak, Kürt halkına faydalı bireyler olmaya çalışmak ve siyasal / düşünsel alanda öncelikli olarak Kürdistan’ın ve Kürt halkının menfaatlerini gözeterek tutum belirleme bilincine sahip olmaktır.

     Örnek vermek gerekirse: Dünyada, Ortadoğu’da ve Kürdistan’da önemli hadiseler yaşanmaktadır. Mâlesef pekçok Kürt aydını ve pekçok Kürt siyasetçisi, Ortadoğu ve hatta Kürdistan’daki birçok gelişmede Kürt halkının ve Kürdistan’ın çıkarlarını önceleyen bir tutum sergileme basireti gösteremiyorlar. Bunlar millî bilinçten yoksun oldukları ve daha çok ideolojik düşüncenin esiri oldukları için, birinci derecede Kürdistan’ın geleceğini ilgilendiren gelişmelerde dahi ya Türkiye ve Suud ekseninin, ya İran ve Suriye ekseninin, ya da ABD ve İsrail ekseninin gölgesinde ve onlarla paralel davranışlar sergiliyorlar. Oysa ki her Kürt aydını ve her Kürt siyasetçisi, öncelikli olarak Kürdistan’ın ve Kürt halkının menfaatlerini gözeterek adım atmalıdır; Türkiye’nin, İran’ın ya da ABD’nin değil. Biz buna “Kürdistanî duruş” diyoruz.

     Aslında yeni bir icad içinde de değiliz. Dünyada zaten herkes böyle davranıyor; herkes önce kendi çıkarını düşünerek adım atıyor. Bunu bir tek Kürtler yapmıyor veya layıkıyla yapamıyor. Dünyada herkesin yaptığı şeyi Kürtler’in de yapmasını istiyoruz. Bu kadar basit!

     – Bu bahsettiğiniz, “Kürtçülük” maskesi takınmış olan Türk ve Ermenî yazarlar, Kürtler’e ne gibi zararlar veriyorlar?

     Bunlar, örneğin Kürt mahallesinde prestij kazanmaya ve popüler olmaya çalışan Türk yazarlar, Kürtler arasında direk “Türk Solculuğu” yapamadığı için “Kürtçülük” yapıyor. Kürt mahallesinde prestij kazanmaya ve popüler olmaya çalışan Ermeni yazarlar, Kürtler arasında direk “Ermeni Milliyetçiliği” yapamadığı için “Kürtçülük” yapıyor. Halbuki ikisinin de asıl amacı ve niyeti “Kürtçülük” değildir; bunu sırf Kürtler arasında prestij ve popülizm edinmek için yapıyorlar. Türk yazarlar maske olarak “Kürtçülük” yapıyorlar ama asıl gayeleri “Türk Solculuğu”dur; Ermeni yazarlar maske olarak “Kürtçülük” yapıyorlar ama asıl gayeleri “Ermenicilik”tir.

     Düşünün ki, bu yazarlar Kürdistan’dan bahsederken “Batı Ermenistan” diyerek bahsediyorlar. Ve daha odur Kürdistan’a “Kürdistan” bile diyemeyen, Kürdistan’dan bahsederken “Batı Ermenistan” diyerek söz eden bu sinsî düşman kalemler, ne kadar üzücü bir durumdur ki, Kürtler arasında “Bizi savunuyor” denilerek sahipleniliyor. Bu tür düşman kalemler, ne yazık ki Kürtler arasında “sahiplenilen” isimler haline gelmiş durumda. Diğer taraftan, “Kürtçülük” maskesiyle “Türk Solculuğu” yapan Türk yazarlar da, milyonlarca Kürd’ün katili olan, “Kürdistan” ismini haritadan silen ve Kürtçe’yi yasaklayan Kemalizm’i Kürtler’e şırınga ediyor, Kemalizm’in şeflerini, Kemalist Sol’un sembol isimlerini Kürtler’e dayatıyor. Onların marifeti (!) sayesinde, bugün Kürtler’in düzenlediği gösterilerde yaşlı ve gariban Kürt annelerin ellerine o Kemalist gençlik önderlerinin posterleri tutuşturuluyor.

     Biz, Kürtler’in kendi tarihlerini kendi yazarlarından ve araştırmacılarından öğrenmelerini istiyoruz. Ben bir Kürd’üm ve 25 yılımı, ömrümün çeyrek asrını Kürt Tarihi’ne harcamaktaki amacım ne “başkalarının” tarihini yazmak ne de prestij kazanmaktır. Başkalarıyla değil, kendi tarihimle meşgulüm. Amacım da kendi halkıma hizmettir.

     Söyleşi: Bayram Zilan

     MİLAT GAZETESİ

     2 OCAK 2015

milat 2

Kürtler ve Kürt tarihiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’nin 2 ciltlik “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı araştırma kitabı, Şura Yayınları’ndan çıktı. Yazarın 2 yıllık bir emek sonucu tamamladığı ve 2 cilt halinde yayınlanan bu geniş kapsamlı eser, 748 sayfa hacminde.

milat 3

“Adını Arayan Coğrafya” (2009) adlı araştırma kitabı, “Gülistan” (2012) adlı şiir kitabı ve “Guldexwîn” (2013) adlı çocuk kitabı bulunan İbrahim Sediyani’nin, “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, dördüncü kitabı olarak sevenleriyle buluşuyor.

milat 4

Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi Bayram Zilan, yeni çıkan 2 ciltlik eseriyle ilgili Gazeteci – Yazar İbrahim Sediyani ile bir röportaj gerçekleştirdi. Gazetenin Ankara bürosunda gerçekleştirilen söyleşide Sediyani, Kürdistan ve Kemalizm üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu.

milat 5

KİTABIN KÜNYESİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ:

“Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”
İbrahim Sediyani
2 cilt, 748 sayfa
Şura Yayınları
Aryan Basım Tanıtım ve Matbaa Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
Yüzyıl Mahallesi Mas – Sit Matbaacılar Sitesi 5. Cadde No: 57
34550 Bağcılar / İstanbul
Tel: (0212) 544 99 06 Fax: (0212) 432 06 22
www.aryanbasim.com.tr
ISBN: 9 786056 306235
milat 6

milat 8

1591 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir