Van Gölü’nde Suyun İçinde 3000 Yıllık Kale Bulundu

 

isediyani

Kürdistan’ın en büyük gölü olan Van Gölü’nde, suyun içinde Urartu Kürt Krallığı dönemine ait 3 bin yıllık kale bulundu.

 

     Kürdistan’ın en büyük gölü olan Van Gölü’nde, suyun içinde Urartu Kürt Krallığı dönemine ait 3 bin yıllık kale bulundu.

     Daha önce hummalı çalışma ile “Sualtı Peri Bacaları” olarak bilinen dikitler olan ve boyları 10 m’yi aşan mikrobiyalitler (kayaç benzeri yapılar) tespit edilirken, Van Gölü’nde bu sefer de Urartu Kürtleri dönemine ait 3 bin yıllık kale görüntülendi.

     SU ALTINDA SAKLI MEDENİYET

     Zûlqarneyn (Bitlis) ilimizin El Cewaz (Adilcevaz) ilçesine gelen Sualtı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş, Dalış Eğitmeni ve Federasyon Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kulakaç ve Dalgıç Cumali Birol, Van Gölü’ne dalış yaparak Urartu Kürt Krallığı dönemine ait 3 bin yıllık kaleyi görüntüledi.

     Yapılan çalışmaları Adilcevaz Kaymakamı Arif Karaman da izledi. Arif Karaman, yapılan çalışmaların önemli olduğunu ifade ederek, “İlçemizde bulunan tarihî Urartu Kalesi’nin su altında kalan kısmı günyüzüne çıkarıldı. Bu yaklaşık 3 bin yıllık bir kaledir. Yapılan bu çalışma ilçemizin tarihi açısından önemli bir çalışmadır. Bu tarihin günyüzüne çıkarılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

     VAN GÖLÜ SIRLARI İLE BÜYÜLÜYOR

     Sualtı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan ise, Van Gölü’nün 600 bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu ifade ederek, “Van Gölü’nün etrafından birçok uygarlık ve toplumlar yaşamıştır. Bu toplumlar Van Gölü’nü yukarı deniz olarak isimlendirmiş ve Van Gölü’nün kalbinde birçok gizemi barındırdığına inanmıştır” dedi. Kendilerinin de bu noktadan hareketle Van Gölü’nün yani yukarı denizin kalbindeki sırları açığa çıkarmak için çalışmalar yaptıklarını ifadeden Ceylan, “Bildiğiniz gibi Van Gölü’nde yaklaşık 10 yıla yakın yaptığımız çalışmalar ile inci kefali, mikrobiyalitler ya da Van Gölü mercanları ve Rus batığının sualtı görüntülerini çekerek bütün dünyaya duyurduk. Bugün burada Van Gölü’nün suları altında kalmış bir kaleyi keşfetmekle Van Gölü’ne ait sırlardan birini daha açığa çıkarmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Tarihi parça parça araştırıp üstüne gittiklerini belirten Ceylan, Van Gölü’nde bulunan bu kalenin yanısıra daha önce tespit edilen mikrobiyalitlerin bölgenin ekonomisine ve turizmine önemli katkılar sağlayacağını düşündüklerini dile getirdi. Su altında bu kaleye rastlamalarını “mucizevî bir olay” olarak niteleyen Ceylan, “Bu kalenin tarihi hakkında arkeologlar gelip araştırma yapacak ve buranın tarihi hakkında da önemli bilgiler edinmiş olacağız. Kaledeki surun taş yapısı daha çok Urartular döneminde kullanılan kesme taşlardır. Bu nedenle bu kalenin bir Urartu kalesi olması daha ağır basıyor. Burada bulunan kalenin surları çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Van Gölü suyu sodalı bir su olması dolayısıyla kalenin yapılarında bir bozulma sözkonusu değildir. Bu nedenle kale yıllardır suyun altında tahrip olmadan ilk günkü gibi özelliğini korumaktadır” bilgisini verdi. Adilcevaz Kaymakamı Arif Karaman’ın daveti üzerine bu dalışı gerçekleştirdiklerini belirtmeden de geçmeyen Tahsin Ceylan, “Yapmış olduğumuz dalış ile Van Gölü’nün suları altındaki kalenin yerini kesin olarak belirleyerek sualtı görüntülerini çektik. Elde ettiğimiz bulgular ile bir yıla yakın süren araştırmalarımız ileri bir boyuta taşınmış oldu. Bu aşamadan sonra arkeolog ve tarihçilere yeni bir araştırma alanı açtığımıza inanıyoruz. Van Gölü sırları ile bizleri büyülemeye devam ediyor. Gölün derinliklerine indikçe bir anlamda tarihe bir yolculuk yapmış oluyoruz” açıklamasında bulundu. Su altında bir kaleyi görüntülemenin ve tarihin parmak izlerine dokunabilmenin “muhteşem bir duygu” olduğunu ifade eden Ceylan, kalenin yanısıra etrafında yer alan mikrobiyalitleri de görüntülediklerini söyledi. “Bu manzaralar insanı büyüleyen, Van Gölü’nün adeta sıralarının biraraya geldiği muhteşem manzaralar” yorumunu yapan Ceylan, “Dilerim bu kayıtlar bölgenin daha fazla tanınması ve daha fazla dalışseverin bölgeye gelmesine neden olur” temennisinde bulundu.

     KALENİN CAZİBESİ HER GEÇEN GÜN DAHA DA ARTACAK

     Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş ise, tespit edilen bu yapıların bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacağını belirterek, “Burada yapılan keşif ile Van Gölü’nün önemli sırlarından birini daha açığa çıkartmış bulunuyoruz. Adilcevaz Kaymakamlığı ile koordineli olarak yapmış olduğumuz bu çalışmalarımız ile öncelikli amacımız su altında bulunan bu kalenin korunmasıdır” tespitinde bulundu. Van Gölü’nün 600 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatan Akkuş, “Van Gölü’nün çekilmesiyle birlikte, göl etrafında yaşayan uygarlıklar zamanla buralarda yerleşim yerleri kurmuş ve göl tekrardan yükseldiğinde ise insanlar tekrar geri çekilmiştir. Fakat insanların yapmış olduğu yapılar buralarda suyun altında mevcut kalmışlardır” bilgisini verdi. Buradaki bu yapıların korunması gerektiğini salık veren Akkuş, “Çünkü ülkemizdeki tarihî kaleleri gördüğümüz zaman buraların tahrip edildiğini görmekteyiz. Ancak buradaki göl, suyun altında kalan kaleye tahrip vermeden koruyucu görevi üstlenerek bu zamana kadar saklamıştır. Yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde Van Gölü’ne ait birçok gizemli yapıyı ortaya çıkarttık. Bunların yeterince tanıtımını yapabilirsek Van Gölü etrafında onlarca dalış okulu açılacak ve bu nedenle binlerce insan dalış yapmak için buralara gelerek bu güzellikleri yerinde görebileceklerdir. İşte bu güzellikler bölgede bir eko turizm sektörünün doğmasını sağlayacaktır. Buda bölgede ekonomik açıdan bir canlılığa sebep olacaktır. Arkeologların da burada yapacağı çalışmalar sayesinde inanıyorum ki bu kale ile ilgili bizleri heyecanlandıracak ve bizi hayrete düşürebilecek daha çok bilgilere ulaşacağız. Bu sayede bu kalenin cazibesi her geçen gün artacak. Bu kalenin göl kenarında bulunması hem de dünyada bulunan en büyük mikrobiyalitler ile çevrili olması sayesinde buraya dalacak olanlar iki muhteşem güzelliği birarada görebilme imkânına ulaşabilecek” değerlendirmesinde bulundu.

     TÜRKİYE’DE YERİN VE SUYUN ALTINDA BAŞKA BİR ÜLKE Mİ VAR?

     Tarihöncesi uygarlıklar ve arkeoloji alanındaki çalışmalarıyla bilinen araştırmacı yazar İbrahim Sediyani ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Van Gölü’nde suyun altında bulunan 3 bin yıllık kalenin çok önemli bir buluş olduğunu belirterek, “Türkiye’de göllerin altında ve yerin altında saklı medeniyetler bulunuyor, hepsini ortaya çıkarmamız lazım” dedi. Türkiye’de yerin altında da başka bir ülke olduğunu iddiâ eden Sediyani, “Kapadokya’daki Derinkuyu’da yerin altında 50 bin kişilik şehirler, İstanbul’da Kız Kulesi’nin altındaki ve nereye kadar uzandığı bilinmeyen gizli geçitler, Urfa’da keşfedilen ve dînler tarihini yeniden yazdıracak olan Göbeklitepe, son olarak da Van Gölü suları altında bulunan kalıntılar, bütün bunlar da gösteriyor ki Türkiye’de yerin altında başka bir ülke var. Gizemli bir tarih, kayıp bir medeniyetler mirası var” tespitinde bulundu. Bu tür çalışmalara ilginin ne yazık ki az olması ve yeterince kaynak aktarılmamasının büyük bir eksiklik olduğunu kaydeden Sediyani, “Türkiye’de yerin ve suyun altında bulunan saklı medeniyetler günyüzüne çıkarıldığında, insanlık tarihi yeniden yazılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

     AJANSLAR, SEDİYANİ HABER

     11 KASIM 2017

VİDEOLAR

 

955 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir