Norveç’teki bu gölün ismi Van Gölü (Vansjø)

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 10, bölüm 20…

 

 

 

Vikingler Selam Durdu Ben Âşık Olunca İskandinavya’ya – 20

İbrahim Sediyani

     Merkezi geldiğimiz Göteborg şehri olan Batı Götlanda (İsv. Västra Götaland) ilinin Uddevalla ilçesi yakınlarında, bu ilçeye bağlı Sunningen köyünün Unda mezrâsında, hoşça vakit geçirmiştik.

     Kuzey Denizi’nin birer uzantıları olan Kattagat’ın bitip Skagerrak’ın yeni başladığı yerde, By Fiyordu (İsv. Byfjorden) üzerinde inşâ edilmiş olan 1712 m uzunluğundaki Uddevalla Köprüsü (İsv. Uddevallabron), oldukça muhteşemdi.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Unda mezrâsından çıktıktan sonra Stan ve Kleven mezrâlarından geçerek tekrar E 6 otobanına giriyoruz.

     İstikamet, Norveç’in başkenti Oslo ve oraya 200 km’lik yolumuz kaldı.

     Parola aynı.

     Vikingler’in parolası: Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye…

     E 6’ya çıktıktan sonra sırasıyla Herrestad, Mosshed, Torp, Röane, Skogen, Berga, Hogstorp, Norra Svensland, Kalsås, Kråkeröd, Småröd ve Svinebacka köylerini geride bırakarak, burada akan Taske å Nehri ile bu akarsuyun döküldüğü Saltkällan Fiyordu (İsv. Saltkällefjorden)’na varıyoruz.

     20 km uzunluğunda küçük bir ırmak bu.

     Nehri geçip Björkebö ve Saltkällan köylerini ardımızda bıraktıktan sonra ise, bu kez yolumuzu büyük bir ırmak, Örekilsälven Nehri kesiyor.

     70 km uzunluğunda bir akarsu ve oldukça da geniş.

     Nehri geçtikten sonra Munkedal ve Säleby köyleri geliyor. Sonra da Sjöris Nehri (İsv. Sjöris Älv).

     Nehrin karşı kıyısına geçtikten sonra sırasıyla Lycke, Håby, Gläborg, Gulmarsgården, Körsängen, Österöd, Fåglekärr, Rabbalshede, Knaxeröd, Ljungbytorp, Hoghem, Tanum ve Tanumshede köylerini geride bırakıyoruz ve yolumuzu Skärbo Nehri (İsv. Skärboälven)’nin mavi suları kesiyor.

     Skärbo, bizim İsveç’te gördüğümüz 26. nehir oluyor. Toplamda ise bu gezide gördüğümüz 32. nehir durumunda.

     Nehrin bir kıyısından öbür kıyısına geçip yolumuza devam ettikten sonra ise sırasıyla Arendal, Bräcke, Skälleröd, Buar, Holma, Folkestad, Vättland, Skee, Kollekind, Ejgst, Stene, Ylseröd, Askeviken, Hogdal, Ramdal ve Svinesund köylerini geçerek, nihayet Norveç sınırının sıfır noktasındaki Seläter köyüne varıyoruz.

     İsveç – Norveç sınırındayız, dostlar…

     İsveç ile Norveç arasındaki sınırı, Kuzey Denizi’nin bir bölümü durumundaki Skagerrak’ın anakaranın içine uzanan bir uzantısı olan Ringdal Fiyordu (İsv. ve Nrv. Ringdalsfjorden) belirliyor. Ringdal Fiyordu’nun bir bölümü olan Svinesund Boğazı, iki ülke arasındaki sınırı çiziyor.

     Suyun güney tarafı İsveç’in Batı Götlanda İli (İsv. Västra Götalands län) toprakları (merkezi Göteborg) ve tarihî Bohuslän toprakları, suyun kuzey tarafı ise Norveç’in Doğu Katı İli (Nrv. Østfold Fylke) topraklarıdır (merkezi Sarpsborg).

     Ringdal Fiyordu’nun bir bölümü olan Svinesund Boğazı üzerinde, E 6 otoyolunun bir parçası olarak bir köprü inşâ etmişler. İsmi, haliyle Svinesund Köprüsü (İsv. Svinesundsbron; Nrv. Svinesundsbrua). İşte bu köprü, İsveç – Norveç sınırıdır; iki ülkeyi birbirine bağlıyor. Köprünün bu (güney) tarafı İsveç, diğer (kuzey) tarafı ise Norveç. Biz şimdi bu köprüyü geçtik mi, Norveç topraklarına ayak basmış olacağız…

     Köprünün ve suyun bu tarafı İsveç’in Batı Götlanda (İsv. Västra Götaland) ilinin Strömstad ilçesinin Seläter köyü, köprünün ve suyun karşı tarafı ise Norveç’in Doğu Katı (Nrv. Østfold) ilinin Halden ilçesinin 521 nüfûslu Sponvika köyü.

     Köprüye yanaşıyoruz; üstünden geçeceğiz…

     2003 – 05 yılları arasında inşâ edilmiş bir köprü olan ve İsveç ile Norveç’i birbirine bağlayan Svinesund Köprüsü (İsv. Svinesundsbron; Nrv. Svinesundsbrua)’nün uzunluğu 704 m, toplam yüksekliği 92 m, araç yolunun geçtiği ana kısmın su yüzeyinden yüksekliği ise 60 m. Köprü ile su arasındaki boşluk 55 m’dir. Köprünün ana köprü kısmını teşkil eden ve suyun üzerinde bulunan en uzun kısmı, tam olarak 247 m 30 cm’dir.

     E 6 otoyolunun bir parçası olan köprü, 4 şeritlidir (ikisi gidiş, ikisi geliş).

     Eskiden burada, şimdiki köprünün 1150 m kadar batısında aynı adla, Svinesund Köprüsü adıyla başka bir köprü vardı. 4 değil 2 şeritli (tek gidiş, tek geliş) o eski köprünün uzunluğu 420 m, yüksekliği de 58 m idi ve II. Dünya Savaşı’nın henüz sürdüğü 1939 – 42 yılları arasında inşâ edilmiş, savaşın bitiminden sonra 1946 yılında faaliyete başlamıştı. Bundan 12 yıl önce (2003 – 05 yılları arasında) bu şimdiki köprüyü inşâ edince, o eski köprüye Eski Svinesund Köprüsü (İsv. Gamla Svinesundsbron; Nrv. Gammel Svinesundsbrua), şimdi üzerinden geçtiğimiz bu yeni köprüye de Yeni Svinesund Köprüsü (İsv. Nya Svinesundsbron; Nrv. Nye Svinesundsbrua) dediler, demeyi uygun buldular.

     Eski köprü yıkılmadı, trafiğe de kapatılmadı; halen faaliyette ve üzerinde araçlar seyrediyor. Velâkin ağırlığı 3, 5 tonu geçen TIR (uzun ve geniş araç), otobüs gibi büyük araçların eski köprüyü kullanmalarına müsaade edilmiyor. Ancak normal otomobil ile seyahat ediyorsanız, İsveç’ten Norveç’e veyahut Norveç’ten İsveç’e geçmek için istediğiniz köprüyü kullanabilirsiniz, serbestsiniz.

     Şimdi diyeceksiniz ki, madem fiyordun üzerinde bir köprü var ve üzerinden araç da geçiyor, üstelik kapatmadılar veya yıkmadılar da, o halde hemen 1 km doğusunda bu yeni köprüyü niçin yaptılar?

     Öncelikle konuya göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ediyorum. Söyleyeyim: Fiyordun üzerinde araç geçişini sağlayan bir köprü olmasına rağmen nerdeyse hemen yanında bu yeni köprüyü yapmalarının sebebi, işte az önce size bahsettiğimiz TIR’lardır. Ekonominin son derece iyi, dolayısıyla transport işinin de son derece yoğun olduğu bu bölgede, trafikte yoğun bir biçimde seyreden yük araçları, TIR ve kamyonlar, trafiğin sıkışmasına sebebiyet veriyordu. Bundan ötürü köprünün yanında yeni ve daha geniş bir köprü yapma ihtiyacı doğdu.

     Türkiye Gazetesi’nin ekonomi yazarı Resul İzmirli’nin güzel bir sözü var: “Eğer bir ülkenin yollarında kamyonlar dolanıyorsa ekonomi rayında demektir.” Yüzde yüz doğru bir tespit bu.

     İsveç ile Norveç’i birbirine bağlayan Yeni Svinesund Köprüsü’nün inşaatına 2003 yılında başlandı. İki yıl süren inşaat sonucu köprünün yapımı 2005 yılında tamamlandı ve 10 Haziran 2005 tarihinde düzenlenen törenle İsveç ve Norveç kraliyet ailelerinin huzurunda açılışı yapılarak trafiğe açıldı. Aslında 7 Haziran’da açılışını planlamışlardı ancak 3 günlük bir gecikmeyle 10 Haziran’da gerçekleştirebildiler. Neden mi 7 Haziran 2005? Çünkü eskiden tek devlet olan Danimarka ve Norveç, 7 Haziran 1905 tarihinde birbirinden ayrıldılar ve her biri bağımsız birer devlet oldular. Köprünün açılışını o tarihî hadisenin 100. yıldönümünde gerçekleştirdiler. 7 Haziran 1905, Norveç’in bağımsızlığını kazandığı ve Norveç Krallığı devletinin kurulduğu tarihtir. Köprünün 10 Haziran 2005 tarihindeki açılış merasimine İsveç Kraliyet Ailesi ile Norveç Kraliyet Ailesi de iştirak etmişlerdir. Fakat o tarihte ben Hacc’dan döneli henüz 5 ay olduğundan inzivâya çekilip kendimi zühd ve takvâya verdiğimden beni açılışa dâvet etmemişlerdir. Yoksa kessin çağırırlardı…

     Buraya böyle bir köprü yapma fikrinin doğuşu, 2000’li yılların başına dayanıyor. Hatta yapılacak olan köprüye ne isim verilmesi gerektiğiyle ilgili 2001 yılında bir yarışma düzenlenir. Yarışmanın jürisi biri İsveç’ten biri Norveç’ten iki kişiden, İsveç’ten Västra Götaland Valisi Göte Kurt Bernhardsson (1942 – halen hayatta) ve Norveç’ten Østfold Valisi Edvard Grimstad (1933 – 2014)’dan oluşuyordu. Yarışmada onlarca isim önerisi gelmişti. Ancak gerek İsveç halkında gerek Norveç halkında köprünün adını “Yavuz Sultan Selim Köprüsü” koymak kimsenin aklına gelmediğinden, bu isimlerin hiçbiri beğenilmedi. Sonuçta Norveç Kamu Yolları İdaresi (Nrv. Norge Statens Vegvesen), Kasım 2002’de bir anket düzenledi. Østfold’da 500 kişilik bir seçimde, katılımcıların % 68’i coğrafî bir isim olarak köprünün yapılacağı su ve mıntıkanın isminin verilerek “Svinesund Köprüsü” adını uygun görürken (zaten var olan eski köprü de bu ismi taşıyordu), % 24’ü “Viken (= Koy) Köprüsü” adını teklif ettiler. Böylece halihazırda var olan Svinesund Köprüsü adında karar kıldılar ancak eskisine Eski Svinesund Köprüsü (İsv. Gamla Svinesundsbron; Nrv. Gammel Svinesundsbrua), yenisine de Yeni Svinesund Köprüsü (İsv. Nya Svinesundsbron; Nrv. Nye Svinesundsbrua) diyeceklerdi.

     Türkiye ve İran devletleri Kürtler’e savaş açmak için ortak projeler geliştirirken, köprü yapmak için ortak projeler geliştiren İsveç ve Norveç devletlerinin ortak projesi olan köprünün maliyeti 675 milyon İsveç Kronu (616 milyon Norveç Kronu) olarak hesaplanmıştı ve bu para 20 yılda ödenecekti.

     Köprü, bir Alman inşaat şirketi olan (yaw hêç bişêy de Doyçlandsız olmuyor haa) ve merkezi şu bizim Mannheim’da bulunan Bilfinger Berger SE tarafından planlanmış ve inşâ edilmiştir. Köprünün mimarî dizaynını ise merkezi Norveç’in başkenti Oslo’da bulunan Lund + Slaatto Arkitekter AS, merkezi aynı şehirde bulunan Dr. Ing. Aas – Jacobsen AS ve merkezi İsveç’in Solna şehrinde bulunan AB Jacobson & Widmark Ing. tarafından gerçekleştirilmiştir.

     Köprü, üst yapıların toplam 5 sütûn tarafından desteklendiği kirişli bir köprü gibi inşâ edilmiştir. Üst yapı 2 parçadan oluşmaktadır. Enine taşıyıcılarla birbirine bağlanan 11 m genişliğinde çelik kutular, Ich liebe Dich Federal Deutschland Cumhuriyeti’nde üretilmiştir.

     Köprünün ortasında, üst yapı betonarme arkada dikey kablolar vasıtasıyla askıya alınır ve bunlar yine pistler arasındaki yatay sertliğe bağlanır. Buna ek olarak, yanal kararlılık sağlamak için köprü doğrudan her iki yönde yaya bağlanır. Köprüyü taşıyan dikey kablolarda, yapıdaki dinamik gerilimleri ve kuvveti ölçen bazı sensörler takılı.

     Kemerin içi boştur. Yay boyunca iç merdivenler var. Buna ek olarak, pistleri taşıyan çelik kutulara doğrudan bakan kapaklar da var. Bu, köprünün gerekli incelemelerini yapabilmesi için yapılmıştır. Buna ek olarak, korozyonu önlemek için de ayrı nem alma sistemleri takılı. Buz ve kar birikmesini engelleyen ısıtma bobinleri ile birlikte navigasyon ışıkları ve iç bakım yolları da sağlanmıştır.

     Kemerin iki yarısı, benzer bir tırmanma kalıbı kullanılarak, bir kablo konveyörü vasıtasıyla beton ile dökülmüştür. Her bölüm için yaklaşık 60 m³ k70 sınıfı beton kullanıldı ve her bir taraf için yaklaşık 50 parça idi bu. Kemer yerine geçildiğinde, kalıntılar, geçici beton kalıcı kuleler ve kablo konveyörleri çıkarıldı ve yol parçaları eklendi. Bazıları yerine yerleştirildi, ancak kemer altındaki orta yol bölümü tam bir bölüm olarak mavnalar üzerinde durdu ve yerine oturtuldu.

     2003 yılında inşaatına başlanıp iki yılda tamamlanan köprünün açılışı, 10 Haziran 2005 tarihinde gerçekleştirildi ve trafiğe açıldı. Açılıştan bir gün sonra, 11 Haziran 2005, köprünün üzerinde “Svinesund Yarışı” (İsv. Svinesundsloppet; Nrv. Svinesundsløpet) düzenlendi. İsveç’te başlayıp Norveç’te biten ve bir etabı 5 km, bir etabı 10 km, bir etabı da 21 km olan bu yarışta binlerce insan koştu.

     Gelgelelim, devletler köprü yapar da vatandaşlardan para almadan onları ordan geçirtir mi? Sonuçta – ne kadar demokratik olursa olsun – devlet devlettir xxx. (3 tane x olan yerde küfür var)

     Köprü trafiğe açıldıktan üç hafta sonra, 1 Temmuz 2005’ten başlayarak “paralı geçiş” uygulamasına geçtiler. Üstelik bir yıl sonra, 1 Mayıs 2006’dan itibaren eski köprüyü de “paralı” yaptılar. Böylece her iki köprüden de geçmek ancak para ödeyerek mümkün oldu. Halen öyledir. Geçiş ücreti; ilk başta normal otomobiller için 23 İsveç Kronu (20 Norveç Kronu), ağır vasıtalar içinse 115 İsveç Kronu (100 Norveç Kronu) idi. Haziran 2007’den itibaren ise ücretler 18 ilâ 20 Norveç Kronu (NOK) arasında yükseltildi. Ancak bir ülkede ikamet edip diğer ülkede çalışanlar, yani her gün sınırı geçip tekrar geri dönmek zorunda olanlar için, 1 Kasım 2015 itibariyle “kart sistemi” getirildi; onlara ücretlerde % 13 indirim uygulanıyor.

     Köprü, mimarî ödüller almış bir köprüdür. Örneğin; 2006 yılında Norveç mimarî ödülü olan “Betongtavlen” ve 2007 yılında İsveç Yol İdaresi’nin güzel yollar ödülü olan “Vägverkets Vackra Vägars Pris”, bu bâbda zikredilebilir.

     Köprünün üzerinden geçiyoruz…

     Köprüden geçince, Norveç topraklarındayız.

     Norveç’teyiz, dostlar…

     O kadar heyecanlı ve mutluyum ki, anlatamam. Çeyrek asırdır yaşadığım Avrupa’da, Almanya’ya geldiğim günden beri en çok gidip görmek istediğim, bir gün görmeyi ve gezmeyi hâyal ettiğim ülkeye, Norveç’e ayak basmış durumdayım.

     Norveç topraklarına girince karşımıza çıkan ilk yerleşim birimi, Østfold ilinin Halden ilçesinin 521 nüfûslu Sponvika köyü oluyor.

     Norveç’in içlerine doğru devam ediyoruz yolculuğa. Ülkenin başkenti ve gitmek istediğimiz Oslo, Norveç – İsveç sınırından yalnızca 115 km ötede.

     Norveç’e girdikten sonra sırasıyla hepsi de birbirinden güzel olan Haugen, Stenrød, Langkas, Bjørndalen, Hallesby, Østre Bø, Høysand, Busgård ve Ărum köylerinden geçiyoruz ve yolumuzu Norveç’in en büyük ırmağı olan Glomma Nehri’nin mavi suları kesiyor.

     Nehrin öte tarafı ise, Østfold ilinin merkezi olan 55 bin 334 nüfûslu Sarpsborg şehri.

     Norveç’in en büyük nehri olan Glomma (diğer adıyla Glåma), bizim Norveç’te gördüğümüz ilk nehir oluyor. Toplamda ise bu gezide gördüğümüz 33. nehir durumunda.

     623 km uzunluğundaki Glomma (Glåma) Nehri, Norveç’in en büyük nehridir. Norveç’in en büyük 10 nehri şunlardır:

     1. Glomma (Glåma) Nehri → 623 km → sadece Norveç

     2. Pasvikelva (Lap. Bàhčeveaijohka; Nrv. Pasvikelva; Fin. Paatsjoki; Rus. Патсойоки [Patsojoki]) Nehri → 380 km → Norveç, Finlandiya ve Rusya

     3. Numedalslågen Nehri → 359 km → sadece Norveç

     4. Vorma – Gudbrandsdalslågen Nehri → 358 km → sadece Norveç

     5. Tana – Anarjohka (Lap. Deatnu – Anárjohka; Nrv. Tana – Anarjohka; Fin. Teno – Inarijoki) Nehri → 348 km → Norveç ve Finlandiya

     6. Drammenselva – Begna Nehri → 308 km → sadece Norveç

     7. Skienselva – Tinne – Måna – Kvenna Nehri → 271 km → sadece Norveç

     8. Snarumselva – Hallingdalselva Nehri → 257 km → sadece Norveç

     9. Otra Nehri → 247 km → sadece Norveç

     10. Altaelva Nehri → 240 km → sadece Norveç

     Norveç’in en büyük akarsuyu olan ve şu anda üzerinden geçtiğimiz 623 km uzunluğundaki Glomma (Glåma) Nehri, sadece Norveç’in değil, tüm İskandinavya’nın da en büyük akarsuyu özelliğine sahiptir.

     Nehrin adı, Viking kökenlidir. Akarsuyun eski Viking İskandinav dilindeki ismi “Gláma” olup bu sözcük Viking dilinde “gök gürültüsü” veya “gök gürültüsünün yüksek sesi” anlamına gelmekteydi. Vikingler, nehrin gürül gürül akarken suyunun çıkardığı çağlayanvarî sesi gök gürültüsünün sesine benzettikleri için, nehre böyle şiirsel bir isim vermişlerdi. Yani sizin zannettiğiniz gibi sadece savaşçı değil, aynı zamanda ince rûhlu ve duygusal insanlar idiler, Viking kardeşlerimiz.

     Glomma (Glåma) Nehri, Norveç’in güneydoğusunda, İsveç sınırı yakınında, merkezi Trondheim şehri olan Güney Trøndelag (Nrv. Sør – Trøndelag) ilinin Røros ilçesine bağlı ve adını nehirden alan 983 nüfûslu Glåmos köyünde, 46, 4 km² büyüklüğündeki Aursunden Gölü’nden doğar. Nehrin doğduğu kaynak, deniz seviyesinden 860 m yüksektedir.

     İsveç sınırı yakınındaki bu gölden doğduktan sonra kuzeyden güneye doğru akan ırmak, İsveç sınırına paralel biçimde akmakta ama (geçiş paralı olduğu için) bir kez olsun sınırdan içeri girmemektedir. Geçiş paralı olduğu için İsveç’e girmemekte, sadece Norveç topraklarında akmaktadır. Glomma (Glåma), bu mavi akıntısı boyunca Norveç’in 4 ilinin topraklarını sulamaktadır. Bunlar; merkezi Trondheim şehri olan Güney Trøndelag (Nrv. Sør – Trøndelag), merkezi Hamar şehri olan Hedmark, merkezi ülkenin başkenti Oslo olan Akershus ve merkezi tam da bu nehrin kıyısında kurulu ve şu anda orada bulunduğumuz Sarpsborg şehri olan Doğu Katı (Nrv. Østfold) illeridir.

     Nehir, akıntısı boyunca Norveç topraklarının % 13’ünü sulamakta, ama Norveç’te daha pekçok nehir, fiyort ve göl olduğu için ülkenin diğer bölgeleri susuzluktan kavrulmamaktadır. Nazlı nazlı akan ırmak, bu mavi akıntısı boyunca pekçok yerde birbirinden güzel ve büyük şelâleler oluşturmaktadır. Norveç’te zaten sayamayacağınız kadar çok şelâle vardır. Bunlardan biri de, şu anda bulunduğumuz Sarpsborg kentinde bulunan 23 m yüksekliğindeki Sarpefossen Şelâlesi’dir.

     Nehir, 623 km’lik mavi akıntısını Østfold ilinin 80 bin 536 nüfûslu Fredrikstad ilçesinde tamamlar ve burada Kuzey Denizi’nin bir bölümü olan Skagerrak’ın bir uzantısı olan Oslo Fiyordu (Nrv. Oslofjorden)’na sularını bırakarak yolculuğunu bitirir.

     Akıntısı boyunca nehrin üzerinde yalnızca şelâleler yok, maalesef. Ayrıca nehrin üzerinde pekçok hidroelektrik santrali de kurulmuştur. Sadece bu ırmağın üzerindeki hidroelektrik santralleri, tüm ülkenin hidroelektrik enerjisinin % 7’sini üretmektedir.

     Glomma (Glåma) Nehri ülkenin en zengin orman bölgelerinden bazıları boyunca aktığı için, tarihsel olarak Norveç’in önde gelen “kayalık nehri” olmuştur. Hammaddelerin kombinasyonu, su gücü ve kolay ulaşım, yüzyıllar boyu Glomma (Glåma) boyunca endüstriyi teşvik etti. Ülkenin en büyük üretim ve işleme tesisleri bu yüzden ırmak ağzının etrafında, kereste ve hidroelektrik kaynaklarının mükemmel liman tesisleri tarafından desteklendiği bir ortamda bulunuyorlar.

     Nehir, zengin balıklarıyla ünlüdür. Akarsuyun içinde pike, levrek, somon, alabalık, akbalık, güve balığı, ringa ve çupra gibi balıklar kardeş kardeşe yaşamaktadırlar. Siyasete karışmadıkları için hallerinden memnundurlar.

     Irmağın suyu pekçok kereler taşmış, bu su taşkını büyük maddî zarara yol açan sellere sebebiyet vermiştir. Örneğin 1789, 1934, 1952, 1985 ve 1995 yıllarında Glomma (Glåma) Nehri’nin suları taşmış, yaşanan sel felâketi ciddî zararlara yol açmıştır.

     Topraklarında bulunduğumuz Østfold ilinin merkezi olan 55 bin 334 nüfûslu Sarpsborg şehri, tam da Glomma (Glåma) Nehri kıyısında kurulmuş bir yerleşim birimi. Bizler de tam o noktada bulunuyoruz zaten. Nehrin üzerinde kurulu Sandesund Köprüsü (Nrv. Sandesundbrua) üzerinden geçer geçmez, Sarpsborg il merkezindeyiz.

     1528 m uzunluğunda ve 30 m yüksekliğindeki bu köprü, 1978 yılında inşâ edilmiştir.

     Köprü üzerinden nehri, sonra da şehri geçiyoruz.

     Şehrin maşallahı varmış! Zirâ güneyi nehirle çevrili iken, kuzeyi de göl kıyısıymış.

     Østfold ilinin merkezi olan Sarpsborg şehrini tam geçerken, şehrin kuzey ucunda Tunevannet Gölü selamlıyor bizi.

     Tunevannet, bizim Norveç’te gördüğümüz ilk göl oluyor. Toplamda ise bu gezide gördüğümüz 10. göl durumunda.

     Deniz seviyesinin sadece 40 m yükseğinde bulunan Tunevannet Gölü, toplam 2, 37 km²’lik bir büyüklüğe sahip.

     Gölün etrafı tarım için elverişli olduğu gibi, göl de balık yönünden zengin. Özellikle çok lezzetli bir balık olan çipura (çupra), bolca bulunuyor bu gölde. Yaz aylarında ise göl kıyıları popüler bir sahil durumunda; insanlar gelip içinde yüzüyorlar.

     Tunevannet Gölü yolumuzun sağ (kuzey) tarafında düşerken, yolumuzun sol (güney) tarafında da Grålum köyü bulunuyor.

     Bunları geçtikten hemen sonra Nordre Bjørnstad köyü geliyor ve önceki gölden 4 katı daha büyük olan Vestvannet Gölü selamlıyor bizi.

     Deniz seviyesinin sadece 25 m yükseğinde bulunan Vestvannet Gölü, toplam 7, 55 km²’lik bir büyüklüğe sahip.

     Üzerinde pekçok ada bulunan gölün – bizim bulunduğumuz – güney kısmı, Vestvannet Doğa Rezervi (Nrv. Vestvannet Naturreservat) olup, koruma altındadır.

     Gölü geçip Børnstadbrăten ve Steinløkka köylerini geçtikten sonra bu kez de Visterflo Gölü karşımıza çıkıyor ve onu da geçiyoruz.

     Deniz seviyesinin sadece 8 m yükseğinde bulunan Visterflo Gölü, toplam 3, 34 km²’lik bir büyüklüğe sahip.

     Gölü geçip Gyldenpris, Missingmyr, Borgedalen, Bråten ve Kåpegot köylerini geride bıraktıktan sonra vardığımız 7 bin 398 nüfûslu Råde ilçesinde, ismi çooook çok ilgincinize gidecek olan bir göl çıkıyor karşımıza: Van Gölü (Nrv. Vansjø).

     Evet, yanlış okumadınız. Østfold ilinin Råde ilçesinde karşımıza çıkan ve deniz seviyesinin 25 m yükseğinde bulunup toplam yüzölçümü 36, 94 km² olan bu gölün ismi Vansjø, yani Van Gölü. (“sjø”, Norveççe’de “göl” demek)

     Toplam 0, 264 km³’lük bir su hacmine sahip olan gölün, en derin yeri 41 m’dir. Gölün yaklaşık 250 km’lik bir kıyı şeridi bulunuyor.

     Gölün adının neden “Van Gölü” (Vansjø) olduğu, başka bir ifadeyle “van” isminin ne anlama geldiği bilinmemekle birlikte, “van” kelimesinin eski Viking İskandinavya dilinde bir sözcük olduğu ve Viking dilinde “koruma” anlamına geldiği tahmin edilmektedir. Yani “Vansjø = Koruma Gölü”. (van: koruma; sjø: göl)

     Norveç’in en büyük 35. gölü olan bu göl, fiyort, ada ve adacıklarla dolu. Gölün etrafında ise yaban hayatını idame ettirebilmek için 1992 yılında Vestre Vansjø ve Moskjæra adlarında iki tane önemli doğa rezervi kurulmuştur. Zira gölün etrafı zengin bir kuş cenneti durumundadır. Burada yuva yapan kuş türleri arasında deniz kuşu, sessiz kuğu, moorhen, kamış bülbülü, balıkkartalı, balıkçıl kuşu, kıyı kuşu ve martı, ilk başta isimlerini sayabileceğimiz kuş türleridirler.

     Gölün içi ise balık yönünden hakikaten muazzam bir zenginliğe sahip. Gölün içinde tam 17 farklı balık türü yaşamaktadır. İstediğiniz kadar çok balık çeşidi bulabilirsiniz gölde. Levrek, çapak, gustera balığı, turna balığı, sazan, karrus, kokulu balık, laue, av borusu balığı, göl balığı, suter, kızılkanat, trepigget, alabalık, yılanbalığı, stam ve boyu nadiren 10 cm’den daha uzun olan hork balığı, gölde bulunan balık türleridirler. 17 farklı etnik kökene mensup bu balıklar, gölün içinde kardeş kardeşe yaşarlar. Herkes kendi anadiliyle eğitim görmekte, kendi kimliğiyle yaşamaktadır.

     Van Gölü (Nrv. Vansjø)’nü ve kıyısındaki Råde ve Moss ilçelerini geçtikten sonra, yolumuza devam ediyoruz.

     Sırasıyla Patterød, Grindvoll ve Kambo köylerini geçtikten sonra, merkezi Sarpsborg şehri olan Doğu Katı (Nrv. Østfold) il topraklarını terk ediyor ve merkezi ülkenin başkenti Oslo olan Akershus il topraklarına giriyoruz.

     Norveç’te ilk defa il değiştiriyoruz, ilk kez bir ilden çıkıp başka bir ile giriyoruz ancak biz toplam 19 ili olan Norveç’in zaten sadece bu 2 ilini göreceğiz. Şu anda girdiğimiz ilin merkezi olan başkent Oslo’yu gezip akşam İsveç’e geri döneceğiz, ordan öteye gitmeyeceğiz. Oslo’ya ise sadece 50 km’lik bir yolumuz kalmış durumda.

     Akershus il topraklarına girince karşımıza giren ilk yerleşim birimi, Vestby ilçesinin 2 bin nüfûslu Store Brevik köyü oluyor.

     Daha sonra Strømbråten köyünü geçiyoruz ve ardından Hølen köyüne varınca yolumuzu Såna Nehri’nin mavi suları kesiyor.

     Såna (veya diğer adıyla Hølenelva), küçük bir ırmak.

     Såna, bizim Norveç’te gördüğümüz 2. nehir. Toplamda ise bu gezide gördüğümüz 34. nehir.

     Nehri geçip Pepperstad Stog, Vestby, Verpet ve Ås köylerini ardımızda bıraktıktan sonra, yolumuzun sağ (doğu) tarafında Årungen Gölü selamlıyor bizi.

     Deniz seviyesinin sadece 34 m yükseğinde bulunan Årungen Gölü, toplam 1, 17 km²’lik bir büyüklüğe sahip.

     Gölün “Årung” olan isminin eski Viking İskandinav kökenli bir isim olup başkalaşıma uğradığı ve bu ismin eski Viking dilinde “Kızıl ağacın etrafında büyüyen göl” anlamına geldiği düşünülmektedir. Dedim ya; Vikingler sizin sandığınız gibi salt savaşçı, vurup kıran bir topluluk değil, olukça içli, duygusal, içsel dünyaları bir hayli derin olan insanlar idiler.

     Su sığ ama besleyicidir. Gölde levrek, pike balığı, yılanbalığı, harç balığı, ringa balığı ve daha pekçok balık çeşidi yaşar.

     Göl ve çevresi “collodictyons” olarak adlandırılan mikroskobik canlılar yönünden oldukça zengin bir mıntıka. Norveçli bilim kadınları/adamları bu mikroskobik yaratıkları özellikle son iki yıldır hummalı bir biçimde araştırıp inceliyorlar. Bilim kadınları/adamları, bu mikroskobik canlıların bilinen en eski organizmalardan olduğunu belirtiyorlar ve yaptıkları araştırmaların sonucunda hayatın kökenleri hakkında somut bilgiler elde edebileceklerini umduklarını söylüyorlar.

     Gölün yalnızca 1 km güneyinde, Follo ilçesinin – az önce geçtiğimiz – Ås köyünde kısa adı NMBU olan Norveç Yaşam Bilimleri Üniversitesi (Nrv. Norges Miljø- og Biovitenskapelige Universitet) bulunmaktadır.

     Årungen Gölü, gölün doğu kesimi, Norveç’teki kürek çekme sporunun ulusal merkezine evsahipliği yapmakta aynı zamanda. Göl, 1933 yılındaki Dünya Gençler Kürek Şampiyonası’na evsahipliği yapmıştır.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Gölü geçtikten sonra Togrenda köyünü geride bırakarak 26 bin 988 nüfûslu Oppegård ilçesine varıyoruz ve burada da Gjer Gölü (Nrv. Gjersjøn) selamlıyor bizi.

     Deniz seviyesinin sadece 40 m yükseğinde bulunan Gjer Gölü, toplam 2, 64 km²’lik bir büyüklüğe sahip. Gölün en derin yeri, 65 m 50 cm.

     Gölde levrek, pike, yılanbalığı, ringa balığı ve çipura (çupra) gibi balık çeşitleri bulunuyor. Gölün etrafında kaz avlanıyor. Ayrıca yırtıcı kartallar da yaşamakta.

     Gölün güney kesimi “doğal koruma alanı” ilan edilmiştir, devlet tarafından.

     Gjer, bizim Norveç’te gördüğümüz 6. göl. Toplamda ise bu gezide gördüğümüz 15. göl.

     Gölü geçtikten sonra devam eden yolculuğumuzda, nihayet başkent Oslo’ya varıyoruz.

     Oslo’ya güney tarafından girince, ilk girdiğimiz semt, Søndre Nordstrand oluyor. Daha sonra Klemetsrud, Skullerud, Bogerud, Lambertseter, Ekeberg, Manglerud, Simensbråten, Gamle Oslo, Sørenga, Barcode ve Grønland semtlerinden geçerek nihayet Sentrum denen şehir merkezine ulaşıyoruz.

     Sentrum’a girdikten sonra, şehir merkezinin en müstesnâ bölümleri olan Vika, Aker Brygge ve Tjuvholmen’i gezeceğimiz için, oralara yakın bir yerde park yeri arıyoruz.

     Park yeri bulmak biraz zor. Hele hele “beleş park” yeri bulmak tamamen imkânsız. Ortadoğu ülkelerinde adalet, eşitlik ve demokrasi bulabilirsiniz ama İskandinavya ülkelerinde bedava park yeri bulamazsınız.

     Şehrin tam merkezi olan Aker Brygge semtinde, Filipstadveien adlı cadde üzerinde yer alan Q – Park isimli yeraltı otopark merkezine sürüyor Şükrü abi arabayı.

     İçeri girip bir kat aşağıya, yeraltına iniyoruz ve arabayı içeride park edip dışarı çıkıyoruz.

     – Evet beyler, Oslo’ya hoş geldiniz, diyor Şükrü abi.

     Gülüyoruz.

     – Biji Norge, diyorum ben.

     400 araç kapasiteli büyük bir otopark, Q – Park.

     Eski Fredrikstad Mekanik Atölyesi için kuru rıhtımda dört bölüm halinde inşâ edilmiş ve Oslo’ya sürüklenerek Tjuvholmen’de denize indirilmiştir.

     1998 yılında yapılan bu park, arabanızı park edip şehir merkezini yürüyerek dilediğiniz gibi gezme imkânı sunuyor. Yapıldığı tarihten bu yana geçen 19 yıl içinde ortalama 900 bin motorlu taşıt buraya park etmiştir. Avrupa’nın en gözde 5. parkı durumundadır. İskandinavya’da ise lider.

     Oldukça modern ve kaliteli bir park. Zaten Q – Park olan ismindeki Q harfi de “kalite” anlamına gelen “Quality” kelimesinden dolayıdır, Fener maçında kırmızı kart gören Beşiktaşlı Quaresma’dan dolayı değil.

     Eh, modern ve kaliteli olur da pahalı olmaz mi? Çok pahalı, elbette. İş saatlerinde (Pazartesi – Cumartesi günleri arası saat 06:00 – 18:00 arası) yarım saatlik (30 dakika) park ücreti 35 Norveç Kronu (35 NOK), iş saatleri dışında (Pazartesi – Cumartesi günleri arası saat 18:00 – 06:00 arası ve Pazar günü ile tatil günlerinde tüm gün) yarım saatlik (30 dakika) park ücreti 25 Norveç Kronu (25 NOK). Aracınızı tüm gün de park edebilirsiniz. Bir tam günlük park ücreti ise 350 Norveç Kronu (350 NOK).

     Parkın otomatından kart çekip arabaya koyduktan sonra, otoparktan dışarıya, açıkhavaya çıkıyoruz ve başlıyoruz şehri gezmeye.

     Adıyaman – Besnili Şükrü Duran, Bitlisli Fırat Erol ve ben, birlikte Norveç’in başkenti Oslo’yu gezeceğiz şimdi.

     Asla unutmayacağımız, muhteşem bir gezi.

     Vikingler ile Kürtler’in tarihteki ikinci karşılaşması olacak bu.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 10

FOTOĞRAFLAR:

Unda mezrâsından çıktıktan sonra Stan ve Kleven mezrâlarından geçerek tekrar E 6 otobanına giriyoruz.

İstikamet, Norveç’in başkenti Oslo ve oraya 200 km’lik yolumuz kaldı. (İSVEÇ)

İsveç – Norveç sınırındayız, dostlar…

İsveç ile Norveç arasındaki sınırı, Kuzey Denizi’nin bir bölümü durumundaki Skagerrak’ın anakaranın içine uzanan bir uzantısı olan Ringdal Fiyordu (İsv. ve Nrv. Ringdalsfjorden) belirliyor. Ringdal Fiyordu’nun bir bölümü olan Svinesund Boğazı, iki ülke arasındaki sınırı çiziyor.

Suyun güney tarafı İsveç’in Batı Götlanda İli (İsv. Västra Götalands län) toprakları (merkezi Göteborg) ve tarihî Bohuslän toprakları, suyun kuzey tarafı ise Norveç’in Doğu Katı İli (Nrv. Østfold Fylke) topraklarıdır (merkezi Sarpsborg).

Ringdal Fiyordu’nun bir bölümü olan Svinesund Boğazı üzerinde, E 6 otoyolunun bir parçası olarak bir köprü inşâ etmişler. İsmi, haliyle Svinesund Köprüsü (İsv. Svinesundsbron; Nrv. Svinesundsbrua). İşte bu köprü, İsveç – Norveç sınırıdır; iki ülkeyi birbirine bağlıyor. Köprünün bu (güney) tarafı İsveç, diğer (kuzey) tarafı ise Norveç. Biz şimdi bu köprüyü geçtik mi, Norveç topraklarına ayak basmış olacağız… (İSVEÇ – NORVEÇ SINIRI)

İsveç ile Norveç’i birbirine bağlayan Yeni Svinesund Köprüsü’nün inşaatına 2003 yılında başlandı. İki yıl süren inşaat sonucu köprünün yapımı 2005 yılında tamamlandı ve 10 Haziran 2005 tarihinde düzenlenen törenle İsveç ve Norveç kraliyet ailelerinin huzurunda açılışı yapılarak trafiğe açıldı. Aslında 7 Haziran’da açılışını planlamışlardı ancak 3 günlük bir gecikmeyle 10 Haziran’da gerçekleştirebildiler. Neden mi 7 Haziran 2005? Çünkü eskiden tek devlet olan Danimarka ve Norveç, 7 Haziran 1905 tarihinde birbirinden ayrıldılar ve her biri bağımsız birer devlet oldular. Köprünün açılışını o tarihî hadisenin 100. yıldönümünde gerçekleştirdiler. 7 Haziran 1905, Norveç’in bağımsızlığını kazandığı ve Norveç Krallığı devletinin kurulduğu tarihtir. Köprünün 10 Haziran 2005 tarihindeki açılış merasimine İsveç Kraliyet Ailesi ile Norveç Kraliyet Ailesi de iştirak etmişlerdir. Fakat o tarihte ben Hacc’dan döneli henüz 5 ay olduğundan inzivâya çekilip kendimi zühd ve takvâya verdiğimden beni açılışa dâvet etmemişlerdir. Yoksa kessin çağırırlardı… (İSVEÇ – NORVEÇ SINIRI)

Buraya böyle bir köprü yapma fikrinin doğuşu, 2000’li yılların başına dayanıyor. Hatta yapılacak olan köprüye ne isim verilmesi gerektiğiyle ilgili 2001 yılında bir yarışma düzenlenir. Yarışmanın jürisi biri İsveç’ten biri Norveç’ten iki kişiden, İsveç’ten Västra Götaland Valisi Göte Kurt Bernhardsson (1942 – halen hayatta) ve Norveç’ten Østfold Valisi Edvard Grimstad (1933 – 2014)’dan oluşuyordu. Yarışmada onlarca isim önerisi gelmişti. Ancak gerek İsveç halkında gerek Norveç halkında köprünün adını “Yavuz Sultan Selim Köprüsü” koymak kimsenin aklına gelmediğinden, bu isimlerin hiçbiri beğenilmedi. Sonuçta Norveç Kamu Yolları İdaresi (Nrv. Norge Statens Vegvesen), Kasım 2002’de bir anket düzenledi. Østfold’da 500 kişilik bir seçimde, katılımcıların % 68’i coğrafî bir isim olarak köprünün yapılacağı su ve mıntıkanın isminin verilerek “Svinesund Köprüsü” adını uygun görürken (zaten var olan eski köprü de bu ismi taşıyordu), % 24’ü “Viken (= Koy) Köprüsü” adını teklif ettiler. Böylece halihazırda var olan Svinesund Köprüsü adında karar kıldılar ancak eskisine Eski Svinesund Köprüsü (İsv. Gamla Svinesundsbron; Nrv. Gammel Svinesundsbrua), yenisine de Yeni Svinesund Köprüsü (İsv. Nya Svinesundsbron; Nrv. Nye Svinesundsbrua) diyeceklerdi.

Türkiye ve İran devletleri Kürtler’e savaş açmak için ortak projeler geliştirirken, köprü yapmak için ortak projeler geliştiren İsveç ve Norveç devletlerinin ortak projesi olan köprünün maliyeti 675 milyon İsveç Kronu (616 milyon Norveç Kronu) olarak hesaplanmıştı ve bu para 20 yılda ödenecekti.

Köprü, bir Alman inşaat şirketi olan (yaw hêç bişêy de Doyçlandsız olmuyor haa) ve merkezi şu bizim Mannheim’da bulunan Bilfinger Berger SE tarafından planlanmış ve inşâ edilmiştir. Köprünün mimarî dizaynını ise merkezi Norveç’in başkenti Oslo’da bulunan Lund + Slaatto Arkitekter AS, merkezi aynı şehirde bulunan Dr. Ing. Aas – Jacobsen AS ve merkezi İsveç’in Solna şehrinde bulunan AB Jacobson & Widmark Ing. tarafından gerçekleştirilmiştir.

Köprü, üst yapıların toplam 5 sütûn tarafından desteklendiği kirişli bir köprü gibi inşâ edilmiştir. Üst yapı 2 parçadan oluşmaktadır. Enine taşıyıcılarla birbirine bağlanan 11 m genişliğinde çelik kutular, Ich liebe Dich Federal Deutschland Cumhuriyeti’nde üretilmiştir. (İSVEÇ – NORVEÇ SINIRI)

Norveç’in en büyük nehri olan Glomma (diğer adıyla Glåma), bizim Norveç’te gördüğümüz ilk nehir oluyor. Toplamda ise bu gezide gördüğümüz 33. nehir durumunda.

Norveç’in en büyük akarsuyu olan ve şu anda üzerinden geçtiğimiz 623 km uzunluğundaki Glomma (Glåma) Nehri, sadece Norveç’in değil, tüm İskandinavya’nın da en büyük akarsuyu özelliğine sahiptir.

Nehrin adı, Viking kökenlidir. Akarsuyun eski Viking İskandinav dilindeki ismi “Gláma” olup bu sözcük Viking dilinde “gök gürültüsü” veya “gök gürültüsünün yüksek sesi” anlamına gelmekteydi. Vikingler, nehrin gürül gürül akarken suyunun çıkardığı çağlayanvarî sesi gök gürültüsünün sesine benzettikleri için, nehre böyle şiirsel bir isim vermişlerdi. Yani sizin zannettiğiniz gibi sadece savaşçı değil, aynı zamanda ince rûhlu ve duygusal insanlar idiler, Viking kardeşlerimiz. (NORVEÇ)

GyldenprisMissingmyrBorgedalenBråten ve Kåpegot köylerini geride bıraktıktan sonra vardığımız 7 bin 398 nüfûslu Råde ilçesinde, ismi çooook çok ilgincinize gidecek olan bir göl çıkıyor karşımıza: Van Gölü (Nrv. Vansjø).

Evet, yanlış okumadınız. Østfold ilinin Råde ilçesinde karşımıza çıkan ve deniz seviyesinin 25 m yükseğinde bulunup toplam yüzölçümü 36, 94 km² olan bu gölün ismi Vansjø, yani Van Gölü(“sjø”, Norveççe’de “göl” demek)

Toplam 0, 264 km³’lük bir su hacmine sahip olan gölün, en derin yeri 41 m’dir. Gölün yaklaşık 250 km’lik bir kıyı şeridi bulunuyor. (NORVEÇ)

Deniz seviyesinin sadece 34 m yükseğinde bulunan Årungen Gölü, toplam 1, 17 km²’lik bir büyüklüğe sahip.

Gölün “Årung” olan isminin eski Viking İskandinav kökenli bir isim olup başkalaşıma uğradığı ve bu ismin eski Viking dilinde “Kızıl ağacın etrafında büyüyen göl” anlamına geldiği düşünülmektedir. Dedim ya; Vikingler sizin sandığınız gibi salt savaşçı, vurup kıran bir topluluk değil, olukça içli, duygusal, içsel dünyaları bir hayli derin olan insanlar idiler.

Su sığ ama besleyicidir. Gölde levrekpike balığıyılanbalığıharç balığıringa balığı ve daha pekçok balık çeşidi yaşar.

Göl ve çevresi “collodictyons” olarak adlandırılan mikroskobik canlılar yönünden oldukça zengin bir mıntıka. Norveçli bilim kadınları/adamları bu mikroskobik yaratıkları özellikle son iki yıldır hummalı bir biçimde araştırıp inceliyorlar. Bilim kadınları/adamları, bu mikroskobik canlıların bilinen en eski organizmalardan olduğunu belirtiyorlar ve yaptıkları araştırmaların sonucunda hayatın kökenleri hakkında somut bilgiler elde edebileceklerini umduklarını söylüyorlar.

Gölün yalnızca 1 km güneyinde, Follo ilçesinin – az önce geçtiğimiz – Ås köyünde kısa adı NMBU olan Norveç Yaşam Bilimleri Üniversitesi (Nrv. Norges Miljø- og Biovitenskapelige Universitet) bulunmaktadır. (NORVEÇ)

 

375 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir