İranlı aydın Neqibzâde’den ilginç bir makale: “Kürdistan’ın Bağımsızlığı: 2. İran’ın Doğumu”

 

isediyani

İranlı aydın Ahmed Neqibzâde’den çok ilginç bir makale: “Kürdistan’ın Bağımsızlığı: 2. İran’ın Doğumu”

 

 

    Hem bölge ve dünya ülkeleriyle hem de bizzat kendi halkıyla kavgalı olan Türkiye ve İran hükûmetleri, 25 Eylül’de Azad Kürdistan’da gerçekleşen Kürdistan Bağımsızlık Referandumu sürecinde her türlü ahlakî ve diplomatik sınırı çiğneyip Kürtler’e ve Kürdistan’a yönelik düşmanlıklarını açıkça ifşâ ederken, erdemli ve hakkaniyetli Türk ve İranlı aydınlar Kürdistan’ın bağımsızlığına ve referanduma destek veren ilkeli ve ahlaklı duruşlarıyla dikkat çekiyorlar.

     Tahran Üniversitesi (Danişgahê Tehran) Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmed Neqibzâde, bu süreçte çok ilginç bir makale kaleme aldı. Neqibzâde’nin İran’dan yayın yapan Feratab (Birçok Kez) sitesinde yayınlanan “Kürdistan’ın Bağımsızlığı: 2. İran’ın Doğumu” başlıklı makalesini ilginize sunuyoruz…

     * * *

Kürdistan’ın Bağımsızlığı: 2. İran’ın Doğumu

Dr. Ahmed Neqibzâde

     Kürdistan’ın bağımsızlığına karşı çıkan herkes muhalefet edebilir ama İran, Kürtler’in arkasında durmalıdır. Çünkü İran imparatorluğunu kuran üç aileden biri olan Kürtler ve diğer İranlılar, tarihî ve kültürel bakımdan çok eski ve birbirinden ayrılmaz bağlara sahiptirler. Bu üç aile ise Medler, Persler ve Partlar’dır.

     İran imparatorluğunu kurma yolunda ilk adımı Medler yani Kürtler atmıştır.

     Son birkaç yüzyılda bu topraklara hâkim olan farklı hükûmetlerin gölgesi altında yaşama ve özellikle Çaldıran Savaşı gibi Kürtler’in kaderini belirlemede etkisi olan savaşların yenilgisi sonucunda büyük Kürdistan topraklarının bir bölümü İran’dan ayrıldı. Bu ayrılmanın neticesi olarak da bizim soydaşımız olan Kürt halkı farklı ülkelere dağıldı, eziyet çekti, zûlüm gördü ve toplu katliâmlara maruz kaldı ama Kürt olduğunu asla unutmadı.

     Kürtler’den sadece bir kısmı anavatanında kalabildi ve elbette cehalet ve bilgisizlikten dolayı Kürtler burada da (İran) zûlüm görmüştür. Buranın, yani İran’ın Irak, Türkiye, Suriye ve Lübnan’dan farkı ise kendi vatanları olmasıdır.

     Üçbin yıldır İran’ın kanı damarlarında akmış ve İran’ın sözü dillerinde coşmuş Kürtler nereye gitsin?

     Kürtler kimden yüz çevirsin, her ne kadar kardeşleri bazen merhametsiz davranmış olsa da?

     Birincisi; Halepçe, Enfal ve Şengal’de masum çocuklarının bir daha katledilmemesi için Kürtler haklarını isterken kimden yardım beklentisi içinde bulunabilir? Eğer Türkiye ve Suriye Kürtler’in bağımsızlığından korkuyorsa bırakalım korksun ama ben soydaşımı öylece bırakmayacağım.

     Irak hiçbir zaman millî bir devlet olmadı. Sınırları sömürge altındadır ve nüfûsu da sunîdir, doğal değildir. Kürtler’in Araplar’la hiçbir bağı olmadığı gibi Sünnî Araplar da Şiîler’den farklıdır, yabancıdırlar.

     Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Yugoslavya ve Çekoslovakya gibi ülkelerin çoğu yıkıldı ve bu kavimlerden her biri birer devlet olarak yeniden kuruldu. Bu durumu gözönünde bulundurduğumuzda Irak’ın çaresiz kaderi de bu şekildedir.

     İkincisi; dağınık ve perişan bir millet olan Kürt halkı dünyanın bir köşesinde bir vatana sahip olabilmek için artık yavaş yavaş toparlanmaktadır. Batılılar’a göre İsrail’in varlığı da bu şekildeydi ki “bir devlet kurana kadar İsrail’in sakin olmayacağını” söylemişlerdir. Şu an İsrail devletinden nefret eden çok Yahudî vardır ama İsrail’in yıkılmasını istemezler. Çünkü İsrail’in yıkılması durumunda Holocaust kâbusunun uykularını kaçıracağını biliyorlar.

     Üçüncüsü; İran’ın millî menfaatleri Irak’ın güçlü merkezî bir devlet olmamasından yanadır. Diğer bir ifadeyle Irak’ın güçlü olmaması veya parçalanması durumunda daha çok bizim menfaatimize fayda sağlayacaktır. Çünkü Irak’ın merkezî yönetimleri bedevîlerin umdukları vâhşet dışındaki bu uyumsuzluğu koruyamadılar ve koruyamayacaklar da.

     Son yüzyılın tarihi şunu göstermiştir ki, her ne zaman Bağdat’ta merkezî bir devlet kurulsa İran’a karşı savaş açılmış ve diş gösterilmiştir. Şuna da vurgu yapmam gerekir ki, şu an Bağdat’ta meydana gelen durum asıl karar kılıcı olarak ele alınmamalıdır. Zirâ jeostratejik kaideler belirleyici olmalıdır, geçici değişim ve değişiklikler değil.

     Ben, Erbil merkezli bir Kürdistan devletinin hiçbir zaman İran aleyhinde kılıç çekmeyeceğine ve dostluğunu düşmanlarımızla örneğin İsrail’i İran’ın zararı için yaymayacağına inanıyorum. Bu bölgedeki bütün kültürel, toplumsal ve siyasî değerler benim Kürdistan’ı “2. İran”ın doğumu olarak” isimlendirmeme vesile oldu.

     Bu “İkinci İran” inşallah hiçbir zaman toprağını İran düşmanlarına tahsis etmeyeceği bir şekilde kurulacaktır. Elbette onlar bizim şu anki tavrımızı unutmayacaklardır. Kürtler bilsinler ki biz her yerde onların arkasında olacağız. Biz asla Kürtler’le savaşmış ve alınlarında soykırım ayıbı yazanların yanında olmayacağız, onlara arka çıkmayacağız. Belki onların definin sesiyle sabaha kadar Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı için dans edebiliriz.

     Azîz kardeşlerime şunu söylemeliyim ki:

     Ey Kürdistan, kardeşlerine darılma, kırılma! Çünkü bazıları birtakım şeylere düçar olabilir ama bu kardeşlerimiz en kısa zamanda dost ve düşmanını tanıyacak ve kucaklarını senin için açacaklar. Şiddetli bir küfür ve nifağa bağlı hıyanet ve hileler açığa çıktığı zaman onlar da anlayacaklardır.

     Maalesef bazen gündüz gibi açık olan gerçeklerin idrakı biraz geç olabiliyor.

     Ey Bağımsız Kürdistan, ben ne kadar da sana muhtaçtım…

     Benim huzuru olmayan bu bölgede herhangi bir kardeşim yok ve artık senin doğumunla hiç kimse bizim Nevruz’umuzdan korkmayacak.

     Artık İran yalnız değildir.

     Asır ve yüzyılların ardından Demavend gibi başı dik olan ben ve sen, aydınlık ve ateş sembolüyle birer İranlı’yız.

     FERATAB

     (TAHRAN – İRAN)

     30 ŞEHRİVAR 1396

 

595 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir