Mesud Barzanî’nin Akrê ve Berdereş Mitingi’ndeki Bağımsızlık Referandumu Konuşmasının TAM METNİ

 

isediyani

Kürdistan Devlet Başkanı Mesud Barzanî’nin Kürdistan’ın Ninova ilinde Akrê ve Berdereş ilçelerinin düzenlediği Bağımsızlık Referandumu Mitingi’nde yaptığı konuşmanın TAM METNİ

 

     Bağışlayıcı ve merhamet sahibi Allah’ın adı ile.

     Sevgili kardeşlerim, değerli Akrê ve Berdereş bölgesi halkı;

     Allah’ın selamı hepinizin üzerine olsun, bu imkânı verdiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda bu sıcaklık altındaki tahammülünüz için çok teşekkür ediyorum.

     Değerli kardeşlerim:

     Bugün hepimizin sıcak gündemi Referandum’dur. Herkes “Neden referandum kararı verildi?” diye soruyor.

     Herşeyden önce bilinmelidir ki referandum kararı kişisel bir karar değildir; bir, iki, üç partinin kararı değildir. Kürdistan halkının kararıdır; bütün Kürdistan halkının millî ve dînî partilerinin yani temsilcilerinin katılımı ile alınmış bir karardır.

     Cesur bir karardı, tarihî bir karardı.

     “Neden bu karar alındı?” sorusuna gelirsek: Çünkü diğer bütün yollar, yöntemler denendi, hiçbir sonuca varılmadı, hiçbir faydası olmadı.

     Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi denendi, başarısız olundu. Otonomi denendi, başarısız olundu. 2003 yılından sonra yani BAAS rejimi sonrası, bütün Kürdistanlı parti ve taraflar Irak’ta federal güçlü bir devlet yapısı için enerji harcadı, yine faydası olmadı.

     Herkesin şu soruyu kendisine sorması gerekiyor: Acaba bu çabalar, denemeler neden başarısızlıkla sonuçlandı?

     Çünkü hakim akıl, ortak yaşamı kabul etme potansiyeline sahip değildir.

     Tarihe dönüp Kürdistan’ın Bağdat ile ilişkilerine değinmeyeceğim. Ancak I. Dünya Savaşı sonrasında Irak Devleti’nin kurulması şu temeldeydi: Irak Devleti; Kürt, Arap ve diğer bütün bileşenlerle ortaktır.

     Ancak bize o ortaklıktan düşenler;
Enfal (Kürt Soykırımı), katliâm, kimyasal soykırım, viran edilmiş yuvalar ve kentler, Kürdistan’ın yakılıp yıkılması oldu.

     2003 yılı sonrasında yeni bir imkân doğdu, yeni Irak kurulacak düşüncesini taşıyorduk. Gün be gün ortaya çıktı ki yeni mantalite (akliyet) ortak yaşamı kabul etme potansiyeline sahip değildir.

     Kürdistan halkının “Artık yeter” deme zamanı gelmiştir. Cezayir, Sykes – Picot ve Lozan’ın kaderimizi tayin etmesine “Artık yeter” demenin zamanıdır.

     Kürdistan halkının kendi kararını verme zamanı gelmiştir artık. Kendisi kaderini tayin edecek.

     Bütün bu şehîdlerden sonra, bunca yıkımdan sonra, bu milletin çektiği bunca acı ve dertten sonra, halen başka halklar “EVET! Bağımsız olmak istiyorum” demeye bile layık görülmüyorlar.

     Çok ilginç! Dışarıda dostlarımız “Zamanı değil” diyorlar. Hakikaten bu çok önemli bir soruya sebep oluyor: “Peki ne zaman?”

     100 yıldır bekliyoruz. Öyle anlaşılıyor ki bunların sözlüğünde “Kürtler için zamanıdır” diye birşey yok! Eğer başkasının oturup bize bağımsızlığı vermesini beklersek, onu hiçbir zaman görmeyeceğiz.

     Biz onlara cevaben “Tamam siz referandumu ertelememizi istiyorsunuz. Buna karşılık alternatifiniz nedir?” dedik. İnanın ki Kürdistan halkının razı olacağı hiçbir alternatifleri yoktur!

     Referandum hedef değildir, daha büyük bir amacın aracıdır. Eğer onlar büyük hedefe ulaşmamız için daha iyi, daha kısa bir yol gösterselerdi hiçbir sorun olamazdı. Demek ki, bu şekilde referandumu kabul etmeyenlerin kafasında başka birşey var.

     Biz de kendimize göre çok tecrübe edindik. İlişkilerimizde çok şey yaşandı. Bize çokça sözler verildi ancak hiçbiri uygulanmadı.

     Bağımsızlık için bütün değerlerimizi ortaya koymalıyız. Hiçbir toplum bağımsızlığı hediye olarak almadı, hepsi de onun için çalıştı. Milletimizin verdiği emekler, döktüğü kan, 10 bağımsızlığa karşılık gelir.

     Size “25 Eylül’de sandığa gidin ve EVET deyin” söyleme gereği duymuyorum. Yalnız şunu hatırlayın: Oyunuz şehîdlerin rûhuna mutluluk verecektir, oyunuz Enfal’lere (Kürt soykırımı) son verecektir, bir daha bu millet soykırıma uğramayacaktır, kimyasal saldırılara maruz kalmayacaktır, köylerimiz viran edilmeyecektir.

     Biz de hiçbir düşmanlığın olmasını istemiyoruz. Milletler arasında herhangi bir düşmanlığın olmasına karşıyız.

     Bağımsızlık sonrasında dostane müzakereler içinde bulunmak istiyoruz. Sınır, su, petrol, doğalgaz ve bütün meselelerde tertipli, düzenli anlaşmalar yapmak istiyoruz.

     Çok insan referandumun sorun sebebi olabileceğini söylüyor. İnanın eğer biz bu aşamayı başarıyla geçmezsek, Bağdat ile ilişkilerimizi değiştirmesek en büyük tehlike budur.

     IŞİD ile savaş zerre kadar etkilenmeyecektir, pozisyonumuz aynı kalacaktır, devam edeceğiz. Çünkü Pêşmerge ve Kürdistan halkı IŞİD’in heybetini yıktığını gösterdi. IŞİD ile savaşa devam edeceğiz. IŞİD gibi olanlarla da…

     Referandumun ertelenmesini isteyenler gelsin, referandum sonrasında bizimle görüşsünler. Referandum sonrasında kapımız, aklımız, yüreğimiz açık olacaktır. Yok eğer bize kapılar kapatılırsa, o girişimde bulunanlar bunun sorumluluğunu taşıyacaklardır.

     Biz kanın dökülmesini, düşmanlıkların olmasını istemiyoruz. Hepinize tavsiyem şudur ki, milletlerin kardeşliğini koruyun. Eğer orda, burada, televizyon kanalında bir kişi tehdit yağdırırsa… Evet karnı doyurulmuş bazı şahıslar tehditler yağdırıyor ancak ne onların bir kıymeti var ne de tehdit yağdırmalarının.

     Kürt – Arap, Kürt – Türkmen, Kürt – Aşuri, Kürt – Süryani, Kürt – Keldani, Kürt – Ermeni, tüm dîn ve mezheplerin özgürlüğünün korunması, güvence altında olması gerekiyor.

     Tarihe ters, insanlığa ters, demokrasiye ters adımlar atanların kendileri pişman olacaktır.

     Tekrar söylüyorum; kimse ile savaş niyetimiz yok, tehdit yağdırmıyoruz, bütün taraflara kardeşlik elini uzatmak istiyoruz. Ama biri kendini denemek istiyorsa, Kürt milletinin iradesini yıkmayı çok istiyorsa, işte meydan hele bir denesinler!

     Bizim çok acı bir tecrübemiz var değerli kardeşlerim. Hiç kimse durumun anormalleşmesini istemiyor. Çok kişi “çok kazanımları var” diyor. Ama bedeli nedir? Bize kimse hayrına bu kazanımları vermedi, biz kanımızla bunları elde ettik. Ancak ben biliyorum. Hiçbir şüphe yok ki, vallahi bu kazanımları da yok etmek istiyorlar. Bu kazanımları bizden almak istiyorlar.

     Siyasî çözüm sürecinde, siyasî çoğunluğu esas alanlar var. Siyasî çoğunluk şudur: Anlaşmaya göre “Anayasa’da Pêşmerge Irak’ın bir savunma gücüdür” kanununun Meclis’ten geçmesi gerekiyordu. Ertelediler, getirip götürdüler, 10 yılı aşkın sürede kanunu geçiremediler. Ancak 2 saatte Haşd’el- Şeabî kanunu geçirdiler.

     Dün yine siyasî çoğunluk yolu ile Kürt milletinin iradesine, varlığına karşı siyasî çoğunluk ile üzerimizde kararlar uygulamak istiyorlar. Ben Irak Parlamentosu’na şunu diyorum: Verdiğiniz siyasî karardan dönün, çünkü Kürt halkının iradesi kırılamaz. Biz güzellikle, anlayışla, kardeşlikle birbirimizi anlamayı, birlik içinde kalmayı, hep kardeş kalmayı, iyi komşular olmayı istiyoruz. İki kardeş bile anlaşamadığı zaman evlerini ayırıyor.

     Biz yüz yıldır “kardeşlik” dedik, ama kardeşlerimiz bizi katlettiler. Yine de Bağdat’a gittik. Anayasa’yı Kürtler’le, Kürt halkı sayesinde geçirebildiler. Madem ki ortak olmamızı kabul etmiyorlar, biz de onların hizmetkârı olmayı kabul etmiyoruz.

     Eğer iki kardeş olsaydık, ortak olsaydık, bu duruma gelmeyebilirdik. Ancak madem kendileri kabul etmedi, kendilerini eleştirsinler.

     Son olarak Kürdistan şehîdlerine selam olsun, tüm kahraman pêşmergelere, tüm Kürdistan halkına selam olsun.

     Hep mutlu olun.

     Kürtçe’den çeviren: Bedel Boselî

     ZERNEWS

     13 EYLÜL 2017

 

332 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir