Çinhindi’nde “Kürt” Sorunu

 

Hüseyin Aykol

 

 

 

 

 

     Asya ülkelerinden Myanmar bir kez daha dünya gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Ancak bu, Arakan (Raxine) eyaletinde Rohingyalar’a yönelik katliâm ve tehcir ile oldu. Budist Myanmar (Burma) yönetimi, ülkenin batısında yaşayan Müslüman Arakanlılar’ı vatandaş saymıyor ve onları Müslüman Bangladeş’e göçe zorluyor.

     Hindistan ile Çin arasında bulunan yarımadaya Çinhindi ya da Hindiçin deniyor. Bu yarımadada bugün Myanmar (Burma), Laos, Kamboçya, Vietnam ve Malezya bulunuyor. Burası, İpek Yolu üzerinde olduğu için yüzyıllarca sömürgecilerin hedefinde oldu. Sözkonusu ülkelerden Myanmar, bugünlerde haber bültenlerinde sık sık yer almaya başladı.

     ÇATIŞMALAR NASIL BAŞLADI?

     Myanmar’ın batısında bulunan Arakan eyaletinde 1 milyondan fazla Müslüman yaşıyor. Nüfûsun çoğunluğu Budist olan Myanmar’daki Müslümanlar, vatandaşlık da dahil olmak üzere, birçok temel hakka sahip değil. Bölgede Ekim ayından bu yana genel olarak çatışmaların durduğu, sakin bir dönem yaşanmasına karşın Ağustos ayı sonunda 20’den fazla karakola düzenlenen baskınlar çatışmaların yeniden başlamasına neden oldu.

     Karakollara düzenlenen baskını, kuruluş amacını “Devletin Müslümanlar üzerinde uyguladığı zûlmü durdurmak” olarak açıklayan Arakan Rohingya Kurtuluş Örgütü (ARSA) üstlendi. Myanmar hükûmeti ise ARSA’yı “terör örgütü” olarak nitelendiriyor ve Müslümanlar’a baskı uygulanmadığını savunuyor.

     Myanmar hükûmeti, yaşanan çatışmalarda ve ordunun müdahalesi sonucunda yaklaşık 400 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 12 bin gayr-i müslimin de tahliye edildiğini açıkladı. Bangladeş’e kaçan Müslümanlar’ın sayısının ise 60 bini bulduğu belirtiliyor. Peki, Birmanya, Burma ya da en yeni adıyla Myanmar, nasıl bir ülke, nasıl bir devlet?

     MYANMAR’IN TARİHİ

     Askerî cuntanın adını 1989 yılında Myanmar olarak değiştirdiği Burma, bugünkü sınırlarına 19. yüzyılda ulaştı. Sadece değişik etnisiteleri içeren Burmalılar değil, aynı zamanda kimi etnik şehir devletleri ve küçük krallıklar biraraya getirilmişti. Ülkeyi işgal eden Britanya, 1824’ten 1886’ya kadar, burayı Hindistan İmparatorluğu’nun bir bölümü olarak yönetti. Daha sonra, burayı 1937’ye kadar Hindistan, kendisinin bir eyaleti olarak gördü. 1948’de kendi kendini yöneten bir sömürge haline gelen Burma, Britanya Ortak Pazarı’na katıldı.

     General Ne Win, ülkeyi 1962’den 1988’e dek yönetti. Önce askerî yöneticiydi, sonra kendi kendini cumhurbaşkanı olarak atadı, ardından da siyasî kral olarak yoluna devam etti. Halkın 1988 yılında ayaklanması üzerine Ne Win istifa etmek zorunda kaldı; ancak öğrencilerin başını çektiği halkın gösterilerini bastıran ordu, yönetime el koydu. 1990’da yapılan seçimleri, muhalefet partisi Demokrasi İçin Ulusal Birlik Partisi (NLD) kazandı. Ancak cunta yönetimi bırakmadığı gibi, bu partinin Nobel Barış Ödüllü lideri Aung San Sui Kyi’yi defalarca ve yıllarca ev hapsinde tuttu.

     Cunta tarafından 2008’de anayasa referandumu yapıldı. 2010 seçimlerini NLD boykot etti. Cuntanın desteklediği parti seçimleri kazandı ve eski başbakanlardan Thein Sein, cumhurbaşkanı seçildi. Thein, siyasî tutsakları serbest bırakmak, ülkedeki kimi etnik silahlı gruplarla ateşkes ilan etmek, basına özgürlük getirmek gibi kimi reformlara gitti. 2014 yılında yapılan ve 90 partinin katıldığı seçimleri ise, NLD kazandı. Cumhurbaşkanlığına ise, 2016 yılında NLD’li Htin Kyaw seçildi. “Ülkenin Onursal Başkanı” olarak kabul edilen Aung San Sui Kyi ise, aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı yapıyor.

     ÜLKENİN NÜFÛS YAPISI

     Myanmar’da 55 milyon insan yaşıyor. Ülkedeki nüfusun yüzde 68’i Burma (Bamar), yüzde 9’u Şan, yüzde 7’si Karen, yüzde 3, 5’i Raxine, yüzde 3’ü Çinli, yüzde 2’si Hintli, yüzde 2’si Mon, yüzde 2’si Rohingya ve diğer etnik gruplar ise nüfusun yüzde 5’ini oluşturuyor. Myanmar, ülkede yaşayan 135 farklı etnisitenin varlığını kabul ediyor; ancak Müslüman olan Rohingyalar’ı yani Arakanlılar’ı vatandaşı olarak kabul etmiyor. Arakanlılar’ın aslında ülke nüfûsunun yüzde 4’ünden fazla olduğu iddiâ ediliyor ama bu konuda elimizde bir rakam yok. Arakanlılar’ın 1 milyonunun Myanmar’ın yedi eyaletinden biri olan Raxine’de yaşadığı, 1.5 milyonunun ise başta Bangladeş olmak üzere, komşu ülkelerde yaşadığı sanılıyor.

     Myanmar’da her etnik grup, kendi dilinde konuşurken, ülkenin resmî dili Burmaca. Ülkedeki dînî dağılım ise şöyle: Budistler ülke nüfûsunun yüzde 88’ini oluştururken, yüzde 6’sı Hristiyan, yüzde 4’ü Müslüman. Animist ve Hindular’ın nüfûsu ise yüzde 1’i bulmuyor. Ülkeye ait bu oranlar, 2014 yılında yapılan nüfûs sayımına dayanıyor. Ancak Müslümanlar’a ait rakamlar, tahmine dayanıyor; çünkü Myanmar devleti, 1982 yılında kabul edilen “Nüfus Yasası” ile Müslümanlar’ı kendi vatandaşı olarak kabul etmiyor. Arakanlı Müslümanlar’a, “vatandaş olmayanlar”, “yabancı yerleşimciler” deniliyor.

     ARAKAN MÜLTECİLEŞTİRİLDİ

     Burma nüfûsunun neredeyse yarısını oluşturan değişik etnik grupların akrabaları komşu ülkelerde yaşıyor. Bu yüzden Burma’nın sınırlarıyla başı dertte. Myanmar ile Bangladeş sınırında 200 kilometrelik dikenlitel bulunuyor. Ancak Bangladeş’e kaçanlar genelde iki ülke arasındaki Naf Nehri’ni kullanıyor. Bangladeş’te bulunan Cox’s Bazar yakınlarındaki mülteci kampı, yaklaşık 30 bin Arakanlı’yı barındırıyor. Bu arada, Myanmar’da otonom Şan Devleti kurmak isteyenlerin sık sık kaçtıkları Çin’in Yunnan bölgesiyle de başı dertte. 100 bin Karen mülteci sözkonusu. İsyancıların, ekonomik sığınma arayanların bir başka adresi ise, Tayland. Tayland’ın iç bölgelerinde kamplar bulunuyor. Çin ve Tayland’da yaşamak zorunda kalan mültecilerin sayısı 640 bin kişi olarak tahmin ediliyor.

     VATANDAŞ KABUL EDİLMEYENLER

     Myanmar’da vatandaş olmayanların sayısı ise, 925 bin kişi. Bunların ezici bir bölümü Arakan eyaletinde yaşayan Rohingya Müslümanları. Rohingyalar, 1982 yılındaki “Nüfus Yasası” ile vatandaşlıktan çıkarıldıkları gibi, 2014 yılında kabul edilen “Raxine Eyaleti Eylem Planı” ile Rohingyalar’ın Burma’da en az 60 yıldır yaşadığını ispat etmelerini isteniyor. Bu yapılamadığında, onları daha sonra sınırdışı edilmek üzere, toplama kampları bekliyor. Myanmarlılar’ın başka ülkelerde doğum yapan akrabaları da vatandaş olarak kabul edilmiyor.

     KATMERLİ SÖMÜRÜ ÜLKESİ

     Myanmar’ın en büyük sorunlarından bir diğeri ise, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı. Başka ülkelere iltica etmek isteyen erkekler, kadınlar ve çocuklar kaçırılıyor. Yetişkin erkekler, Doğu Asya, Güney Asya, Ortadoğu ve ABD’de işçi olarak çalıştırılırken; kadın ve çocuklara ise fahişelik yaptırılıyor. Bu arada, illegal haşhaş üretiminde Myanmar, dünya üçüncüsü durumunda. Haşhaş ekimi her geçen yıl artarken, Şan eyaleti üretimin yüzde 95’ini sağlıyor.

     Bangladeş’te bugün toplam 700 bin Rohingya mülteci yaşamakta. Kimi BM denetiminde olan kamplarda yaşayanların sayısı 100 bini bulurken; kamplarda kalmayan Rohingya mültecilerin sayısı ise, 600 bin civarındadır. Bu arada, Suudî Arabistan’da 500 bin, Pakistan’da 200 bin, Tayland’ta 110 bin, Hindistan’da 30 bin ve Malezya’da 20 bin civarında Rohingya mülteci bulunduğu sanılıyor. Yaşam ve çalışma koşullarına ise, biraz önce değinmiştik.

     BM VE TÜRKİYE NE DİYOR?

     Birleşmiş Milletler (BM), etnik çatışmaların çözülememesi durumunda radikalleşme uyarısında bulunuyor, bölgedeki şiddet olaylarından endişe duyduğunu belirtiyor. İngiltere sorunu BM’ye taşırken, BM Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun silahlı eylemlerini kınıyor. Dünyanın en kalabalık Müslüman ülkelerinden olan ve 1990’lardan beri Myanmar’dan kaçan Arakanlılar’a evsahipliği yapan komşu Bangladeş, Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’na karşı Myanmar’a askerî yardım teklif ediyor. Bangladeş, daha fazla mülteci kaldıramayacağını söylüyor.

     Arakanlılar’ın “etnik temizliğe” uğradığını iddiâ eden Türkiye, Myanmar devletinin saldırılarının durmasını ve Arakanlılar’ın haklarının tanınmasını istiyor. Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun saldırılarını da kınayan Türkiye, son olayların başlangıcı olarak kabul edilen 25 Ağustos’taki karakol saldırılarını resmen kınamış, olayların bu saldırılarla başladığını kabul etmişti. Dışişleri’nin açıklamasında, “Saldırıları kınıyor ve Raxine eyaletindeki sorunların şiddet yoluyla çözülemeyeceğini vurguluyoruz” ifadeleri kullanılmıştı.

     İBRAHİM SEDİYANİ’NİN İDDİÂSI

     Arakan coğrafyasına yerli dilde “Rohingya”, Arakan halkına da “Rohingya halkı” denir. Buradaki Budist halk ise “Raxine” olarak adlandırılır. Bu isimlendirme hem etnik hem de dînî ayrımı belirtir. Hicaz bölgesine ve Ortadoğu’ya oldukça uzak olmasına rağmen Arakan topraklarının “İslamlaşması”, çok erken tarihlerde, 8. yüzyılda başlar. Kürdistan’dan giden Müslüman Kürt tüccarlar vasıtasıyla İslamiyet ile tanışan Arakanlılar, 8. yüzyılda Müslüman olmuş bir halktır. Bangladeşli, Myanmarlı ve Batılı pekçok tarihçinin aktardığına göre, Arakan coğrafyasının yerli orijinal dildeki ismi olan “Rohingya”, bölgeye İslamî daveti götüren Kürt tüccarların bu coğrafyaya verdiği bir isimdir. Kürtçe bir isim olan “Rohingya”, Kürtçe’de “Güneşin doğduğu topraklar” anlamına gelir. Bir bölümü, bugünkü Bangladeş’te bulunan ve 9. yüzyılda var olan Rohingya Krallığı, tarihî İpek Yolu üzerindeydi. Dönemin ticaretine evsahipliği yapmıştı.

     ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİ GAZETESİ

     5 EYLÜL 2017

469 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir