Øresund Köprüsü ve Danimarka’dan İsveç’e Yolculuk

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 10, bölüm 16…

 

 

 

Vikingler Selam Durdu Ben Âşık Olunca İskandinavya’ya – 16

İbrahim Sediyani

     Danimarka’nın başkenti Kopenhag (Dan. København)’da yaptığımız ve saatler süren gezimiz, oldukça güzel geçmişti. Dolu dolu geçti, zamanımız.

     Gezimizin Danimarka (Dan. Danmark) 1. etabı tamamen bitmişti; şimdi gezinin bir sonraki ülkesi olan İsveç (İsv. Sverige)’e gelmişti sıra. Arabayı çalıştırdığımız gibi, direk İsveç’e doğru yol alacaktık. Navigasyona İsveç’in Malmö şehrini verdim ve hareket ettik…

     Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın kalbi olan Amalie Sarayı Yuvaları Meydanı (Dan. Amalienborg Slotsplads)’nda başlayan yolculukta, doğuya doğru yolculuk etmemiz gerekirken, navigasyon bizi kuzeye doğru sürüp, önce Kastellet sonra Fælled Parkı’nın ordan götürerek Telia Parken adlı futbol stadının önünden geçirmiş (2000 yılında Galatasaray’ın UEFA Kupası’nı kazandığı stad), Nørrebro ve Østerbro semtlerine götürmüştü. Daha sonra bizi E 47 otobanına sokarak Kopenhag’dan dışarıya kuzey noktasından çıkarmıştı.

     Navigasyon bizi yanlış götürüyordu ama biz arabada Fırat kardeşimle sohbete daldığımız için, farkına varmamıştık. Yoo yo, öyle ilmî, siyasî ve sosyolojik bir sohbet değildi yaptığımız. Amalie Meydanı’nda bize 500 Kron park cezası kesmişlerdi ya, onu konuşuyorduk öfkeli öfkeli.

     Navigasyonun bize niçin böyle bir azîzlik yaptığını bilmiyorum. İsveç’in Malmö şehri, Kopenhag’ın hemen doğusundaydı, suyun karşısıydı ve oraya Öresund Köprüsü (Dan. Øresundbroen; İsv. Öresundsbron) üzerinden gidiliyordu. Ama navigasyon, şaşırtıcı bir biçimde, bizi Danimarka’nın – şu anda üzerinde bulunduğumuz – en büyük adası olan Zelanda (Dan. Sjælland) Adası’nın en kuzeyindeki ve suyun karşı karşısındaki İsveç’e bakan Helsingør şehrine doğru götürüyordu.

     Dediğim gibi, navigasyonun bize niçin böyle bir azîzlik yaptığını bilmiyorum. Ancak bu konuda bir tahminde bulunabilirim: Kopenhag’daki Amalie Meydanı’nda arabayı çalıştırmadan önce navigasyonu ayarlayıp İsveç’in Malmö şehrini yazdığımda, Hz. Navigasyon (as) bana, “Paralı geçiş mi yoksa parasız geçiş mi?” diye sormuştu. Bendeniz de itikadî ve ideolojik olarak “Nerde beleş orda yerleş” hayat felsefesine sahip olduğumdan, hiç tereddüt etmeden “Parasız geçiş”i tıklamıştım (Danimarka’dan İsveç’e parasız geçişin olmadığını iyi bildiğim halde; navigasyon öyle bir soru sorunca, ben de içimden “Demek ki Malmö’ye para ödemeden geçmenin mümkün olduğu bir yer var ve biz bilmiyoruz” diye düşündüm). Meğersem onu tıklarsanız, sizi tâââ en kuzeydeki Helsingør şehrine götürüyor. Niye mi oraya götürüyor? Çünkü suyun iki yakasında karşı karşıya olan Danimarka’nın Helsingør şehri ile İsveç’in Helsingborg şehri arasında vapur seferleri var. Arabayla vapura binip, öyle İsveç’e geçiyorsunuz. Yani bizim dün akşam Almanya’dan Danimarka’ya geçtiğimiz gibi.

     İyi de kardeşim, resmen saçmalık bu! Niye diye soracak olursanız; birincisi, vapur beleş değil. Hatta vapur ücreti, köprü ücretinden daha fazla. İkincisi, vapur tamamen beleş olsa dahi, sen 30 km’lik yolu 150 km’ye çıkarıyorsun. Yani o parayı bu sefer de benzine veriyorsun. Uğradığın zaman kaybı ise hakezâ.

     Arabamdaki navigasyon aletinin Kopenhag’dan Malmö’ye köprü üzerinden geçmek isteyen bize yaptığı azizlik, tıpkı şuna benziyor: Diyelim ki siz İstanbul’da aracınızla Asya (Anadolu) yakasından Avrupa (Trakya) yakasına geçmek istiyorsunuz. Faraza; Kadıköy’den Eminönü’ne gideceksiniz, arabayla. Navigasyona Eminönü’nü yazınca, navigasyon aleti size “Paralı geçiş mi yoksa parasız geçiş mi?” diye soruyor. Siz ise parasız geçiş olmadığını bildiğiniz için şaşırıyorsunuz ama merak ya, “hele ne olacak” deyip “parasız geçiş”i tıklıyorsunuz. Böyle yaptığınız için, Boğaziçi Köprüsü üzerinde para ödememek için, navigasyon sizi Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Tekirdağ üzerinden dolandırıp öyle götürmeye çalışıyor. Yahu köprüye ödeyeceğin ücretin on katını benzine verirsin! Dünya kadar zaman kaybı da hakezâ. Düşünün; Kadıköy’den Eminönü’ne öyle gidiyorsunuz, Çanakkale üzerinden. 🙂 🙂

     Kopenhag’dan çıktıktan sonra E 47 otobanına girip de Gentofte, Fortunen, Lundtofte, Hjortekær, Nærum, Gammel Holte, Sandbjerg ve Brådebæk köylerini ve kentlerini geride bıraktıktan sonra anlamıştık, batıya değil kuzeye doğru yol aldığımızı ve yanlış seyrettiğimizi. Isterød köyünün olduğu noktada otobandan çıkıp diğer (yani ters) tarafında yeniden girdik ve aynı yolu mecburen geri döndük.

     25 km kadar kuzeye gitmiştik. Gidiş – dönüş; 50 km’lik bir beyhude yolculuğumuz olmuştu.

     Kopenhag şehir merkezindeydik tekrar ama navigasyon – ne yapsak – vermiyordu köprüyü, bizi oraya yönlendirmiyordu. Kapatıp yeniden açıyoruz, silip yeniden yazıyoruz ama ne yapsak fayda etmiyor. İşin garip tarafı, yol üzerindeki trafik levhalarında da Malmö’ye giden yolu gösteren bir işaret göremiyorduk. Biz de mecburen insanlara sora sora Øresund Köprüsü’ne ulaşmaya çalışıyorduk.

     Bu arada telefonumuz çalıyor. Arayan, İsveç’in Göteborg şehrinde bizi bekleyen, Adıyaman (Kürt. Semsur) ilimizin Besni (Kürt. Beheştî) ilçesinden Şükrü Duran.

     Sohbetimiz Kürtçe gerçekleşiyor:

     – Selamun aleykum.

     – Aleykum selam, Şükrü abê.

     – Mamoste wûn kûder man? (Hocam nerede kaldınız?)

     – Kekê Şükrî, me rêya xwe şaşkır. (Şükrü abi, biz yolumuzu şaşırdık.)

     – Çawa? (Nasıl?)

     – Navigasyon me bır hêla bakur, em çun heya Isterød’ê û disa vegeriyan. (Navigasyon bizi kuzey tarafına götürdü, Isterød’a kadar gidip tekrar döndük.)

     – Nha kûderêne? (Şimdi neredesiniz?)

     – Kargehavn. (Kopenhag)

     – Lê wêxtê wûn dereng dıkevın. (O zaman geç kalacaksınız.)

     – Belê, mxabın. (Evet, maalesef.)

     – Wêxtê Sêdiyanî, kingê wûn hatın Zvêrgê, direk werın Gêtaborg’ê. J’bo Malmê pır dereng bu. Ez Mamoste Muhammed dıgerım û wêre qısse dıkım. Dıbêjım bıle nefkıre qusuran. (O zaman Sediyani, siz İsveç’e girdiğiniz zaman, direk Göteborg’a gelin. Malmö için çok geç oldu. Ben Muhammed Hoca’yı arayıp konuşurum. Kusura bakmamasını söylerim.)

     – Temam kekê. Ez ji jêra dıbêjım. (Tamam abi. Ben de söylerim kendisine.)

     – Wêxtê em ser we dısekının. (O zaman sizi bekliyoruz.)

     – Serseran û serçavan. (Başım gözüm üstüne.)

     İsveç’in Göteborg şehrindeki Şükrü abiyle yaptığım telefon görüşmesi bittikten hemen sonra, İsveç’in Malmö şehrinde bizi bekleyen, Şırnak (Kürt. Şehr-i Nûh) ilimizin İdil (Kürt. Hezex) ilçesinden Muhammed Doğala’ya telefon açıp konuştum.

     Sohbetimiz Kürtçe gerçekleşiyor:

     – Selamun aleykum, Mamoste. (Selamun aleykum, Hocam.)

     – Aleykum selam, brayê İbrahim. (Aleykum selam, İbrahim kardeşim.)

     – Mamoste me rêya xwe şaşkır. Navigasyon me bır hêla bakur, em çun heya Isterød’ê û disa vegeriyan. Nha dı vê seatê em hina hin Kargehavn’êne. (Hocam, biz yolumuzu şaşırdık. Navigasyon bizi kuzey tarafına götürdü, Isterød’a kadar gidip tekrar döndük. Şimdi bu saatte biz hâlâ hâlâ Kopenhag’dayız.)

     – Ooo, nebaş buye. (Ooo, kötü olmuş.)

     – Me li Kekê Şükrî’re qıssekır, em direk dıçın Gêtaborg’ê. İnşallah nefkıri qusuran Mamoste, mera heqqê xwe helal bıke. (Biz Şükrü Abi ile konuştuk, direk Göteborg’a gidiyoruz. İnşallah kusura bakmazsın Hocam, bize hakkını helal et.)

     – Her tışt bı xêr. İnşallah demek dın em hev û dın bıbinın. (Herşeyin hayırlısı. İnşallah başka bir zaman biz birbirimizi görebiliriz.)

     – İnşallah, Mamoste. Bıminın xweşîyêda. (İnşallah, Hocam. Sağlıcakla kalın.)

     – Xatırê we. Gerına baş. (Hoşçakalın. İyi gezmeler.)

     Muhammed Doğala Hoca ile tanışmayacak olmamız, beni çok üzmüştü. Ama bir gün mutlaka sırf O’nu ziyaret etmek için, tekrar geleceğim Malmö’ye.

     Şırnak – İdilli Muhammed Doğala, öğretmen. Hem de Kürtçe öğretmeni. Malmö şehrinde, İsveç okullarındaki Kürtçe dil derslerine öğretmen olarak giriyor. Çocuklara Kürtçe öğretiyor.

     Ne kadar güzel bir meslek, ne kadar mukaddes bir çaba! Allah yâr ve yardımcısı olsun. Rabbim utandırmasın.

     Böyle insanlar halkımız için gerçekten de büyük bir değer.

     Kopenhag şehrine tekrar girdikten sonra, navigasyon göstermediği için, sora sora yolu bulmaya çalışıyoruz.

     HusumIslevBrøndbyAvedøre ve Friheden semtlerini dolanarak nihayet E 20 otobanına çıkmayı başarıyoruz. Bu yol, bizi İsveç’e götürecek.

     Baltık Denizi’nin kuzeye doğru uzanan körfezi üzerinden uzanan E 20 otobanı üzerinde seyrederek, Zelanda (Dan. SjællandAdası’ndan çıkıp Skrædderholmen Adası’na geçiyoruz. Küçücük, miniminnacık bir ada olan Skrædderholmen’den yola devam edip bu kez de büyükçe bir ada olan Amager Adası’na geçiyoruz.

     Batı Amager (Dan. Amager Vest) semtinin Tårnby mahallesine geldiğimizde, yol kenarındaki bir süpermarketin parkına giriyoruz. Amacımız, yolculuk için marketten biraz meyve ve içecek su almak.

     Marketteki alışverişten sonra devam ediyoruz yola.

     Maglebylille mahallesini geçtikten sonra, işte nihayet Kopenhag Kastrup Havaalanı (Dan. Københavns Kastrup Lufthavn)’na varıyoruz.

     Danimarka ile İsveç’i birbirine bağlayan Öresund Köprüsü (Dan. Øresundbroen; İsv. Öresundsbron), Kopenhag Kastrup Havaalanı’nın hemen arkası.

     Havaalanını geçtikten sonra – çok şükür – köprüye varıyoruz.

     Köprüye giriyoruz…

     Danimarka ile İsveç’i birbirine bağlayan 7 km 845 m uzunluğundaki Öresund Köprüsü (Dan. Øresundbroen; İsv. Öresundsbron), iki ülke arasındaki Øresund Boğazı üzerinde kurulan bir asma köprü. Danimarka’nın başkenti Kopenhag (Dan. København) ile İsveç’in 3. büyük şehri Malmö arasında güzel bir gerdanlık olmuş.

     Øresund Boğazı’nın burasında, yani Kopenhag (Danimarka) ile Malmö (İsveç) arasında biri büyük biri küçük iki tane güzel ada var: Büyük olan adanın ismi Saltholm ve ismi Danca’da “Tuz Adacığı” demek. Küçük olan adanın ismi de Peberholm ve ismi Danca’da “Acıbiber Adacığı” demek. Yani biri tuz biri acıbiber. Adaların ikisi de Danimarka’ya ait.

     Saltholm doğal, Peberholm ise yapay bir adadır.

     Öresund Köprüsü üzerinden geçerken, büyük olan (16 km²) ve üzerinde insanların yaşadığı Tuz Adası (Dan. Saltholm)’nın yanından, küçük (1, 3 km²) ve üzerinde yerleşimin olmadığı Acıbiber Adası (Dan. Peberholm)’nın ise üstünden geçiyorsunuz.

     Biz de köprüye girer girmez, birkaç dakika içinde Peberholm Adası’nın üzerindeyiz.

     Peberholm Adası üzerindeyiz şimdi, kardeşlerim…

     Peberholm, bizim Danimarka’nın ayak bastığımız 11. adası oluyor. Toplamda ise bu gezide ayak bastığımız 12. ada.

     130 hektarlık (1, 3 km²’lik) küçük bir ada olan Peberholm, doğal değil yapay bir adadır. 1995 – 96 yıllarında yapılmış olan adanın uzunluğu 4 km, genişliği 400 m’dir. Deniz dibinden malzeme toplanarak yapılmıştır.

     Adanın ismi, Danimarka’da yayınlanan Politiken gazetesinde 1996 yılında düzenlenen bir yarışma sonucunda konulmuştur.  

     Yapay bir ada olan Peberholm Adası’nın inşâ edilmesinin birkaç ana sebebi vardır. Bu sebepler şunlardır:

     1 – Ekolojik kaygılar. Doğal ve çok güzel bir ada olan Saltholm Adası’nın yapısını, doğasını ve ekolojisini bozmamak. Köprü eğer adadan geçerse, ki çok uzun bir köprü olacağından böyle bir kara desteğine ihtiyaç vardı, bu inşaat adanın doğasını ve ekolojisini bozardı. Adaya zarar vermemek için hemen yakınında yeni ve yapay bir ada inşâ edip, köprüyü oradan geçirttiler.

     2 – Tünel ile köprü arasında bir geçit noktası oluşturmak. Tünel inşâ edildi, çünkü Malmö ile Kopenhag arasındaki tüm bağlantıyı kapsayan bir köprü, Kopenhag Kastrup Havaalanı çevresinde engelsiz bölgelere müdahale edecekti.

     3 – Gemilerin korkusuzca geçişini kolaylaştırmak. Büyük gemilere köprünün yüksekliği hakkında endişelenmeden Øresund Boğazı’nı geçme fırsatı sunmak.

     4 – Øresund Köprüsü’nü daha yüksek yapmak yük tren trafiğini etkileyebilecekti, çünkü daha sert bir eğime ihtiyaç duyulacaktı.

     5 – Øresund’un köprü nedeniyle suyun akışını azaltmak için daha derin kazılmış olması. Malzeme bu adayı yaratmak için kullanıldı.

     Bir “doğa deneyi” olduğu için, Peberholm Adası’na insanlar gidemiyor. Sadece bilim adamlarının/kadınlarının adaya girişlerine izin veriliyor. Bunlar da daha çok biyologlar oluyor. Normal insanlar, sadece köprüden geçerken adanın üzerinden geçiyorlar (bizim gibi). Ama adanın üzerindeyken yoldan çıkamıyorsunuz, dümdüz devam etmek zorundasınız.

     Ayrıca hayvanların veya bitkilerin yerleşimine ilişkin de herhangi bir düzenleme yapılmış değil. Adaya hiçbir çimen ekilmedi, meselâ. Ancak bitkiler ve hayvanlar – insan yardımı olmadan da – üreyip çoğalabiliyorlar. Örneğin İsveç’in Malmö şehrinin hemen kuzeydoğusunda yer alan, Skanya (İsv. Skåne län) ilinin Lund ilçesinde bulunan Lund Botanik Derneği (İsv. Lunds Botaniska Förening) üyesi biyologlar, Temmuz 2005 itibariyle adada ikamet etmekte olan yaklaşık 20 örümcek türü ve 12 kuş türü tespit etmişlerdir. Bu örümcekler ve kuşlar adada kendi hallerinde yaşamaktadırlar. Siyasete karışmadıkları için hallerinden memnundurlar. Örümcekler adada ağlar örerek köprüden daha güzel eserler ortaya koymaya çalışmakta, kuşlar da çalı çırpı gagalayarak vatana millete faydalı olmaya çalışmaktadırlar. Bu 20 farklı örümcek türünden biri, Zooloji’deki Latince bilimsel adı “Tegenaria agrestis” olan, İsveç ve Danimarka’da “Hobo örümceği” adıyla anılan zehirli bir örümcektir. Sadece bölgesel olarak Yutlanda (Dan. Jylland) topraklarındaki belli bir bölgede rastlanan ve ilk kez 2002 yılında keşfedilen bu örümcek türünün buraya trenler içinde yolculuk ederek geldikleri tahmin ediliyor.

     2006 yılında adada Zooloji’deki Latince bilimsel adı “Ceutorhynchus resedae” olan böcek türü keşfedildi.

     Haziran 2007 itibariyle bilim insanları tarafından adada 454 bitki türü tespit edilmiştir.

     2008 yılı itibariyle adada toplam 345 böcek türü421 kelebek ve 18 arı tespit edilmiştir. Bulunan kelebek türleri, Zooloji’deki Latince bilimsel adı “Epiblema grandaevana” olan “güve türü kelebek” ve Latince bilimsel adı “Pontia daplidice” olan “banyo beyazı kelebeği”dir ki, ikisi de doğada çok nadir görülen kelebek türleridir.

     2009’dan başlayarak adadaki kuş türlerinin miktarı ve sayısı artmıştır. Martı çeşitlerine rastlanmıştır. Kaz ve ördek görülmektedir. Kış aylarında beyaz kuyruklu kartal adaya gelir. Danimarka’da nadir bulunan ve korunması gereken Avrupa yeşil kurbağası adadaki birkaç hendeğin içinde yurt edinir. Adadaki kurbağaların nüfûsu 2 bin 500 olarak sayılmıştır. Ancak adadaki bu hayvanların hiçbirinin Danimarka’daki seçimlerde oy kullanma hakları yoktur. Zaten siyasetle ilgilenmemektedirler. Adadaki böcekler, kuşlar ve kurbağalar kendi aralarında kardeş kardeşe yaşamaktadırlar. Genelde toprağı kazarak, suyla oynayarak ve bitkileri gagalayarak vatana millete faydalı olmaya çalışmaktadırlar.

     2010 yılında adada 500 bitki türü12 tavşan ve bilinmeyen sayıda ev ve yaka faresi tespit edilmiştir. Farelerin buraya trenler içinde yolculuk ederek geldikleri tahmin ediliyor.

     2011 yılında adada 25 kuş türü daha keşfedilmiştir.

     İsveç ve Danimarka tren sinyalizasyonu ve tren trafik kontrolü arasındaki sınır, Peberholm Adası’nda bulunuyor.

     Bu küçük adaya girip çıkmamız bir oluyor. Köprü devam ediyor…

     Toplam uzunluğu 7 km 845 m, genişliği 23 m 50 cm, yüksekliği ise 57 m olan köprü, tam 1 milyar Euro’ya (Türk parasıyla 64 bin 753 ayakkabı kutusu) mal olmuştur. Köprü üzerinde iki şeritli demiryolu ve dört şeritli karayolu mevcuttur. Øresund dünyadaki en büyük sınırötesi köprüdür ve aynı zamanda özel teşebbüsle yapılıp işletilen en büyük köprüdür.

     3 bin 14 m uzunluğundaki batı rampası, toplam 22 köprü açıklığından oluşur ve bunlardan 18’inin 140 m’lik yayılımı vardır. 3 km 739 m uzunluğundaki doğu rampası ise toplam 28 köprü açıklığından oluşur ve bunlardan 24’ünün 140 m’lik yayılımı vardır. Köprünün en büyük direğinin yerden yüksekliği 204 m’dir.

     Bu köprüden günlük ortalama 200 tren ve 17 bin motorlu araç geçiş yapmaktadır. Bugüne dek bu köprünün üzerinden geçmiş en kıymetli araç ise benim arabamdır. Bu konuda bana park cezası kesen Danimarka devleti ile benden geçiş ücreti alan İsveç devleti de benimle aynı kanaattedirler.

     Köprüden yaya, bisikletle ya da eşekle geçmeniz mümkün değildir. Ya arabayla geçeceksiniz ya da trenle.

     Danimarka ile İsveç arasında iki ülkeyi birbirine bağlayan bir köprü inşâ etme fikrinin temeli, tâ 1936 yılına kadar uzanır. Bu tarihte, Øresund Boğazı üzerinde köprü yapmak düşüncesi, Danimarka için bir ulusal otoyol ağı öneren mühendislik şirketlerinin bir konsorsiyumu tarafından resmen önerilir. Ancak fikir, Danimarka’nın tamamını Alman Nazi işgali altında geçirdiği II. Dünya Savaşı (1939 – 45) sırasında bırakılır ve unutulur.

     1950’li yıllarda fikir yeniden canlanır. 1950’ler ve 1960’lar boyunca Danimarka ve İsveç hükûmetleri, iki devletin ulaştırma bakanlıkları konuyu görüşmek için defalarca toplantılar yapıp karşılıklı fikir teatisinde bulunurlar. Köprünün yapımına iki ülke de can atmakta ve her iki ülkenin halkı da çok istemektedir, ancak nasıl yapacaklarına dair nihaî karara varmaları oldukça uzun sürer. Bazıları bu köprünün – kabul edilip şu anda var olan – Kopenhag (Danimarka) – Malmö (İsveç) arasında yapılmasını isterken, bazıları da daha kuzeyde, boğazın daha dar olduğu Helsingør (Danimarka) – Helsingborg (İsveç) arasında yapılmasını savunuyordu.

     Danimarka ve İsveç hükûmetleri sonunda 1973 yılında sabit bir bağlantı kurmak için bir anlaşma imzaladılar. Ancak bu proje, ekonomik sıkıntılar ve artan çevresel kaygılar nedeniyle (çevreciler istemiyordu), 1978’de iptal edildi.

     1980’li yıllarda iki ülkenin de ekonomik durumları iyileştikçe köprüye ilgi daha da arttı ve Danimarka ve İsveç hükûmetleri, 1991 yılında yeni bir anlaşma imzaladılar.

     Danimarka mühendislik firması COWI A / S tarafından tasarlandıktan sonra HochtiefSkanskaHøjgaard & Schultz ve Monberg & Thorsen adlarındaki mühendislik şirketlerinin ortak girişimleri ile Øresund Köprüsü’nün inşaatına 1995 yılında başlandı.

     Köprü tam 40 ayda tamamlandı ve öngörülenden 3 ay önce bitirildi, 14 Ağustos 1999. Danimarka Prensi Frederik André Henrik Christian (doğumu 1968) ve İsveç Prensesi Victoria Ingrid Alice Désirée (doğumu 1977), köprünün tamamlanışını kutlamak için köprünün ortasında buluştular. 14 Eylül 1999 sabahı da, boğazın suları üzerinde yüzen bir vinç, 140 m’lik son köprü parçasını kaldırdı.

     1 milyar Euro’ya (Türk parasıyla 64 bin 753 ayakkabı kutusu) mal olan köprü, 40 ayda tamamlanmıştır. Köprü inşaatında kullanılan malzemelerin % 90’ı büyük parçalardan oluşuyordu. Köprü, 1 Temmuz 2000 tarihinde hizmete açılmıştır.

     Köprünün resmî açılışı, 1 Temmuz 2000 tarihinde Danimarka Kraliçesi II. Margrethe Dronning Alexandrine Þórhildur Ingrid (doğumu 1940 ve halen kraliçe) ile İsveç Kralı XVI. Carl Gustaf Folke Hubertus (doğumu 1946 ve halen kral) tarafından gerçekleştirilmiştir. Tam o gün, 1 Temmuz 2000 günü dünyanın en küçük 6. ülkesi olan Liechtenstein’ın başkenti, dünyanın en küçük 5. başkenti olan Vaduz’da ablalarım ve oğlum Malcolm’la geziyordum. Yoksa açılışa beni de kessin çağırırlardı…

     Daha sonra köprü, aynı gün trafiğe açılmıştır.

     Açılıştan birkaç gün önce, 12 Haziran 2000 günü Köprü Yarışı (Dan. Broløbet; İsv. Broloppet) adı verilen bir maraton düzenlenmiş ve bu maratonda tam 79 bin 871 koşucu yarışmıştır. Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın güneydoğu kesimi olan Amager Adası ile İsveç’in Skanya (İsv. Skåne län) vilayeti arasında düzenlenmiştir bu koşu. Erkeklerde Etiyopyalı atlet Tesfaye Tola (doğumu 1974) 59 dakika 51 saniyelik derecesiyle yarışı kazanırken, Kenyalı atlet Philip Rugut (doğumu 1977) 1 saatlik derecesiyle ikinci, Tanzanyalı atlet Phaustin Baha Sulle (doğumu 1982) 1 saat 5 saniyelik derecesiyle üçüncü, Slovakyalı atlet Róbert Štefko (doğumu 1968) 1 saat 29 saniyelik derecesiyle dördüncü, Etiyopyalı atlet Gezahegne Abera (doğumu 1978) de 1 saat 30 saniyelik derecesiyle beşinci olmuştur. Kadınlarda ise Tanzanyalı atletin Restituta Joseph Kemi (doğumu 1971) 1 saat 7 dakika 59 saniyelik derecesiyle yarışı kazanırken, Kenyalı atletin Joyce Chepchumba (doğumu 1970) 1 saat 8 dakika 18 saniyelik derecesiyle ikinci, Rusyalı Tatar atletin Lyubovı Vasilyevna Morgunova (doğumu 1971) 1 saat 8 dakika 45 saniyelik derecesiyle üçüncü, Etiyopyalı atletin Abeba Tolla (doğumu 1977) 1 saat 8 dakika 48 saniyelik derecesiyle dördüncü, İtalyan atletin Maria Guida (doğumu 1966) da 1 saat 9 dakikalık derecesiyle beşinci olmuştur. (NOT: 12 Haziran 2000 tarihindeki bu “Köprü Yarışı” isimli maraton, 12 Haziran 2006 ve 12 Haziran 2010 tarihlerinde yeniden düzenlenmiştir. Fakat onları anlatmayacağım. O yarışların sonuçlarını da başka bir arkadaşımız araştırıp yazsın. Her şeyi de benden beklemeyin yahu!..)

     Øresund Köprüsü, 2002 yılında merkezi İsviçre’nin Zürih (Alm. Zürich) kentinde olup kısa adı IABSE olan Uluslararası Köprüler ve Binalar Mühendisliği Birliği (Alm. Internationale Vereinigung für Brücken- und Konstruktiven Ingenieurbau; İng. International Association for Bridge and Structural Engineering) tarafından “Üstün Yapı Ödülü” (İng. Outstanding Structure Award) almıştır.

     Köprüye döşenen 11 km’lik demiryolu ağı da Mart 2003 tarihinde tamamlanmıştır.

     İlk başlarda köprünün kullanımı umulduğu kadar çok olmadı. Bunun nedeni çoğu zaman yüksek geçiş ücretlerine bağlandı. Ancak yine de Danimarka – İsveç arasındaki motorlu taşıt trafiği – köprü sayesinde – % 61 oranında artmıştı. Bununla birlikte, özellikle 2005 yılından başlayarak köprü trafiğinde kayda değer bir artış gözlenmiştir. Bunun en büyük nedeni, özellikle başkent Kopenhag’da çalışan Danimarkalılar’ın, çok pahalı bir şehir olup ev kiralarının da yüksek olduğu Kopenhag’da değil, hemen köprünün karşısındaki İsveç’in ev kiralarının çok daha düşük olduğu Malmö şehrinde ev kiralayıp orada ikamet etmesi, her sabah Malmö’den Kopenhag’a işe gelip, akşam da Malmö’ye geri dönmeleridir.

     Köprüden geçiş ücretleri ise şöyle: Otomobiller için 36 Euro (260 Danimarka Kronu / 325 İsveç Kronu), motorsikletler için 20 Euro (145 Danimarka Kronu / 180 İsveç Kronu), karavanlar ve 6 m – 9 m arası minibüsler için 71 Euro (520 Danimarka Kronu / 650 İsveç Kronu), 9 m’den uzun otobüsler için 151 Euro (1100 Danimarka Kronu / 1365 İsveç Kronu), 9 m’den uzun kamyonlar için 106 Euro (775 Danimarka Kronu / 960 İsveç Kronu).

     1 milyar Euro’ya mal olan köprünün 2035 yılına kadar “köprü geçiş ücretleri”nden bu maliyeti çıkartacağı hesap edilmektedir.

     Danimarka (Dan. Danmark) ile İsveç (İsv. Sverige) arasında kara ve demiryolu bağlantısını sağlayan ve Øresund Boğazı üzerinde kurulan Öresund Köprüsü (Dan. Øresundbroen; İsv. Öresundsbron), çok güzel bir asmalı köprü.

     Danimarka ile İsveç arasındaki köprünün batı tarafı Danimarka’nın başkenti Kopenhag (Dan. København), doğu tarafı da İsveç’in 3. büyük şehri Malmö.

     Köprünün öbür tarafına varıyoruz ve İsveç (İsv. Sverige) topraklarına giriyoruz.

     İsveç topraklarına girdiğimizde ilk ayak bastığımız yer, ülkenin 3. büyük şehri olup Skanya (İsv. Skåne län) ilinin merkezi olan Malmö şehri. Malmö şehrinin en batı kesimi olan Batı (İsv. Väster) semtinin Tutku Limanı (İsv. Limhamn) mahallesi.

     İsveç’teyiz, kardeşlerim…

     İsveç’e girince, üzerinde bulunduğumuz E 20 otoyolunun ismi E 6 olarak değişiyor.

     E 6 otoyolu, bizi 301 bin 706 nüfûslu Malmö şehrinin güney ve doğu kesimlerinden dolaştırıp, bir yay gibi kavis çizdirip, Malmö’nün Batı (İsv. Väster), Fosie, Husie, Valdemarsro ve Arlöv semtlerinden geçirterek şehrin kuzey ucundan çıkartıyor.

     Ülke değişti ama rotamız değişmedi. Parola aynı.

     Vikingler’in parolası: Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye…

     İş bu “Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye”, çok eski zamanlarda Norveçli Vikingler’in parolasıydı. Bugünkü Norveç (B. Norv. Norge; N. Norv. Noreg) ismi de buradan gelir. Norveç’in Norveççe özgün ismi olan “Norge”, aslında Vikingler’in bu parolasıdır. “Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye” şeklindeki Viking sloganı, sonradan ülkenin ismi olmuştur.

     Norveç (Norge) ülke ismindeki “nor” ifadesi, “kuzey” demektir. “Norge” (Norveç) ise “Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye” demektir. (KAYNAK: Adını Arayan Coğrafya, sayfa 34, Özedönüş Yayınları, İstanbul 2009)

     İşte bizim de bu yolculuğumuzda parolamız ve menzilimiz, tıpkı o eski Vikingler’in parolası gibi: “Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye”…

     Frankfurt’tan Fehmarn’a, Lollanda’dan Kopenhag’a, Malmö’den Göteborg’a doğru…

     Gezimizde ülkeler değişiyor, şehirler değişiyor, adalar değişiyor, hatta denizler değişiyor ama o Viking parolamız hiç değişmiyor. Parola aynı: Kuzeye, kuzeye, daima kuzeye…

     İsveç’teyiz, kardeşlerim.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 10

FOTOĞRAFLAR:

Danimarka ile İsveç’i birbirine bağlayan 7 km 845 m uzunluğundaki Öresund Köprüsü (Dan. Øresundbroen; İsv. Öresundsbron), iki ülke arasındaki Øresund Boğazı üzerinde kurulan bir asma köprü. Danimarka’nın başkenti Kopenhag (Dan. København) ile İsveç’in 3. büyük şehri Malmö arasında güzel bir gerdanlık olmuş.

Øresund Boğazı’nın burasında, yani Kopenhag (Danimarka) ile Malmö (İsveç) arasında biri büyük biri küçük iki tane güzel ada var: Büyük olan adanın ismi Saltholm ve ismi Danca’da “Tuz Adacığı” demek. Küçük olan adanın ismi de Peberholm ve ismi Danca’da “Acıbiber Adacığı” demek. Yani biri tuz biri acıbiber. Adaların ikisi de Danimarka’ya ait.

Saltholm doğal, Peberholm ise yapay bir adadır.

Öresund Köprüsü üzerinden geçerken, büyük olan (16 km²) ve üzerinde insanların yaşadığı Tuz Adası (Dan. Saltholm)’nın yanından, küçük (1, 3 km²) ve üzerinde yerleşimin olmadığı Acıbiber Adası (Dan. Peberholm)’nın ise üstünden geçiyorsunuz. (DANİMARKA – İSVEÇ SINIRI)

Köprünün resmî açılışı, 1 Temmuz 2000 tarihinde Danimarka Kraliçesi II. Margrethe Dronning Alexandrine Þórhildur Ingrid (doğumu 1940 ve halen kraliçe) ile İsveç Kralı XVI. Carl Gustaf Folke Hubertus (doğumu 1946 ve halen kral) tarafından gerçekleştirilmiştir. (DANİMARKA – İSVEÇ SINIRI)

Toplam uzunluğu 7 km 845 m, genişliği 23 m 50 cm, yüksekliği ise 57 m olan köprü, tam 1 milyar Euro’ya (Türk parasıyla 64 bin 753 ayakkabı kutusu) mal olmuştur. Köprü üzerinde iki şeritli demiryolu ve dört şeritli karayolu mevcuttur. Øresund dünyadaki en büyük sınırötesi köprüdür ve aynı zamanda özel teşebbüsle yapılıp işletilen en büyük köprüdür. (DANİMARKA – İSVEÇ SINIRI)

Bu köprüden günlük ortalama 200 tren ve 17 bin motorlu araç geçiş yapmaktadır. Bugüne dek bu köprünün üzerinden geçmiş en kıymetli araç ise benim arabamdır. Bu konuda bana park cezası kesen Danimarka devleti ile benden geçiş ücreti alan İsveç devleti de benimle aynı kanaattedirler. (DANİMARKA – İSVEÇ SINIRI)

Köprünün öbür tarafına varıyoruz ve İsveç (İsv. Sverige) topraklarına giriyoruz. İsveç topraklarına girdiğimizde ilk ayak bastığımız yer, ülkenin 3. büyük şehri olup Skanya (İsv. Skåne län) ilinin merkezi olan Malmö şehri. (İSVEÇ)

 

240 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir