Su İçin Şehîd Oldular

 

Emir Ersoy

 

 

 

 

 

     İnsanın, hayvanın, bitkinin, yani her canlı varlığın ihtiyacı olan, diğer bir ifade ile hayatın olmazsa olmazı yani vazgeçilmezi su. Su, sıvı durumunda bulunan kokusuz ve renksiz bir maddedir. Dünyanın içilebilir su varlığının her geçen gün azaldığı dikkate alınırsa yıllar sonra uğruna belki de savaşılacak nesne su.

     Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,1993 yılında, 22 Mart tarihini “Dünya Su Günü” olarak ilan etti. İlk kez 1992’de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda önerilen “Dünya Su Günü”, gerek Birleşmiş Milletler üyelerinin, gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isimle bir gün adamak anlamında oluşturuldu.

     Bilindiği gibi su, canlıların yaşaması için hayatî öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Su olmayan yerde sanırım canlı hayatı da sözkonusu olamaz. Dünyamızın % 70’ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık % 0, 3’ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir. 

     Dünya nüfûsunun % 40’ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. 1940 – 80 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmıştır. Nüfûsun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. 

     Dünyadaki mevcut suyun hacmi 141 milyar m³’tür. Bu miktar dünya yüzeyini 3 km kalınlığında bir tabaka halinde sarabilecek büyüklüktedir. Bu suyun % 98’i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta, fakat tuzlu olduğu için, içme suyu olarak kullanıma, sulamaya ve endüstriyel kullanıma uygun değildir. Dünyadaki suların ancak % 2, 5’i tatlı sudur. Bunun da % 87’si buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır. 

     İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m³ olup, her yıl yeryüzüne inen yağış aynı miktardadır. 

     Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Şanslıyız ki bu yıl boru ile Türkiye’den ülkeye içilebilir nitelikte su gelecektir. Bu gerçekleşmemiş olsa, yıllar sonra ülke ciddi anlamda susuzlukla karşılaşacaktı. Bu yıl bile yağışların azlığı hayatımızı olumsuz etkiledi. Bunları dikkate alarak suyu tasarruflu kullanmalıyız.

     Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m³ olup, bunun % 16’sı içme ve kullanmada, % 72’si tarımsal sulamada, % 12’si de sanayiîde tüketilmektedir. Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. Örneğin Amerika’da 1692 m³, Avrupa’da 726 m³, Afrika’da 244 m³’tür. 

     Eğer su olmasaydı yaşam da olmazdı. İnsan vücûdunun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşurken, yiyeceklerin, özellikle sebze ve meyvelerin büyük bir bölümü de sudur. 

     Dünyadaki yaşamın varlığı suya bağlıdır. Güneş ısısı suyu buharlaştırır; buharlaşan su, damlacıklardan oluşan bulutlar halinde atmosferde kümelenir. Bu kütleler yeterli bir büyüklüğe ulaşınca yağmur, dolu ya da kar halinde yeryüzüne iner ve yaşamın sürmesini sağlar.

     Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfûs ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma politikası doğrultusunda, su kaynaklarını tasarruflu kullanma bilinci yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir. 

     Su, hayatın kaynağı, dünyanın 3 / 4’ü; vücûdumuzun % 80’i. Kana kana içtiğimiz, duş yaptığımız, yağmur olup yağdığında sevindiğimiz ama sel olup aktığında korktuğumuz su. 

     Su insan için çok önemli. Ama öte yandan da dünya nüfûsunun artması, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri, suyun yeryüzündeki dağılımı ve kullanım şekli, su ile ilgili ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Belki de gün gelecek insanlar su için savaşacaklar.

     İnternetteki bilgilere göre, dünyadaki tatlı suyun % 80’ii buzul olarak kutuplardadır. Dünyadaki nehirlerin yaklaşık 2 / 3’ü (yaklaşık 300 nehir) sınır ötesi su olarak bir kaç komşu ülke tarafından paylaşılmaktadır. Bu nehirlerin hemen hemen tamamı komşu ülkelerle sorunlara yol açmaktadır. Yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su ile ilgili hastalıklardan dolayı ölmektedir. 2025 yılında dünya nüfûsunun üçte biri şiddetli derecede su sıkıntısı çekecektir. Halen dünyada 2, 8 milyar insan şehirlerde yaşıyor; bu rakam 2025’te 4, 5 milyara yükselecek. Şehirler temiz suya daha fazla ihtiyaç duymakta olup aynı zamanda da daha büyük atık su sorununa yol açmaktadırlar. Şehir nüfûsunun artması ciddi su sorunlarını beraberinde getirecektir. 

     Güney Kıbrıs’ta kalan köyüm Üçşehitler (Goşşi) de içme suyu sıkıntısı çeken köylerdendi. Temmuz 1958’de köylü susuz kalmasın diye köyden uzaktaki su motorunu çalıştırmaya giden Özkan Hasan, İbrahim Yılmaz Hasan ve Mehmet Betmez, pusuda bekleyen Rumlar’ın kurşunlarına hedef olarak şehîd oldular. Onlara Tanrı’dan rahmet dilerim.

     1963 yılı ve sonrasında da, Rumlar’ın Türkler’e karşı silahlı saldırısından köyüm Üçşehitler (Goşşi) de nasibini aldı. Köye su sağlayan köyden uzaktaki motoru uzun süre çalıştırılamadığı için su ihtiyacı köy yakınındaki derelerden ve kuyulardan temin edildi. Eşeğin üzerine konan küfelere testiler veya tenekeleri koyarak eve çok defalar su taşıdığımı hatırlarım. Köyde elektrik de olmadığından ısıtılarak su kullanımı bugünkünden çok azdı. Önceleri sokaklardaki çeşmelerden su alan köylülerin daha sonra avlularına hat çekilerek çeşmeler konmuştur. Şimdiki yaşam sürecinde her evde su var. Isıtma olanakları da arttığından, sıcak su kullanımı da artmıştır. Banyolar, çamaşır ve bulaşık yıkamalar gibi.

     Su hayatın kaynağı olması yanında yerine göre, yangın gibi felâketlerin söndürülmesinde insanlığın en önemli yardımcısıdır.

     Suyun insan yaşamındaki önemini ifade eden sözler de günlük hayatımızda vardır. “Su gibi aziz ol”, “Su hayattır” gibi. Yazımı hazırlamak için internette araştırma yaparken gördüğüm bir söz dikkatimi çekti. “Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları yer.” Yani kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemeli. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir anlamında bir söz.

     Bir güzel tanım da şu: “Su: Akarsa nehir, düşerse şelâle, durursa da göl olur.” (İbrahim Sediyani)

     Dünya su günümüz kutlu olsun.

     KIBRIS TIME

     (KIBRIS)

     23 MART 2014

kıbrıs

711 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir