Down sendromlu Cizreli Cano’ya kral gibi düğün. Peki ya Cano, “Karım nerede” diye sorarsa?

 

isediyani

Şırnak’ın Cizre ilçesinde ilginç bir düğün. Down sendromlu Cano’nun dillere destan düğünü. Cizre halkının amacı, Cano’yu mutlu etmekti. Ama ya bunu gerçek bilen Cano, “Karım nerede” diye sorarsa? Cizreliler’in en büyük korkusu şimdi bu…

     Şırnak (Şehr-i Nûh) ilimizin Cizre (Cezire Botan) ilçesinde ilginç bir düğün. Down sendromlu Cano’nun dillere destan düğünü. Cizre halkının amacı, Cano’yu mutlu etmekti. Ama ya bunu gerçek bilen Cano, “Karım nerede” diye sorarsa? Cizreliler’in en büyük korkusu şimdi bu…

    CİZRE’NİN CANO’SU

     Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşayan down sendromlu bir genç. Adı, Erdal Caba. Ama ilçede herkes O’nu “Cano” diye çağırıyor.

     Cano, 22 yaşında. Down sendromlu.

     O diğer akranları gibi okul okumadı, eğitim almadı. Gündüzleri evinde annesinin ve babasının gündelik yaşantısı ile, akşamları da kahvede mahalleli gençler ile yaşamını sürdüren Cano, Cizre’nin tanınan, bilinen en delikanlı erkeği. Yaz akşamları kendinden büyük kardeşlerinin sohbetlerini dinler, onlarla koyu muhabbetler eder, kâh espirili kâh duygusal ama etkili cümleleri ile adetâ ders niteliğinde nasihatler eden bir kardeşimiz.

     Mahalleli gençler, Cizre’de herkes Cano’yu gördüğü yerde ceketlerini ilikler, O’na hürmet eder ve masalarına davet ederler. Eğitim almayan bu genç, insanlar ile iletişim ve etkileşim içinde olması nedeniyle sıradan bir dowm sendromlu gençten bir kromozom geridedir. Toplumsal sorunlara duyarlılığı, gençler arasında önemli mevzuları konuşup tartışması O’nu farklı bir kişilik yapmıştır.

     Cizreliler Cano’yu sevindirmek, eğlendirmek için Cizre’de gelenekleşmiş mahalle aralarında yapılan düğünlere götürür, “govend (halay) başı” yapar ve eğlendirirler. Cano’da kalıplaşmış bu düğün maratonu kendisinde farklı duygular uyandırmıştır. Her düğün dönüşünde, “Ben de evleneceğim, ben de düğün yapacağım. Benim de çevrem var, herkesi düğüne çağırırım” diye iç geçirmektedir. Önceleri down sendromlu bir gencin sıradan istekleri gibi algılanan bu yakarış, gün gelir Cano’da büyük etkiler bırakır.

     Cano ilk iş olarak kendine göre bir kız aramaya koyulur. Hayâlini gerçekleştirmenin tek yolu budur sonuçta. Her bulduğu kız için Cizre’de “kamuoyu yaratan” Cano, istediğini elde edemez ve her defasında hayâl kırıklığına uğrar. Ama Cano evlenmek ve düğün yapmak istemektedir; bu düğün talebini her defasında kahve ortamında dile getirir.

     Cano her gün bu çığlıkla, bu feveranla ortamları şenlendirir. Kimi zaman eğlendirir, kimi zaman da duygusal anlar yaşatır etrafındaki insanlara. Cano’nun taleplerini anlık alkış ve sesli çalgılarla dindirmeye çalışsalar da insanlar, bunda başarılı olamazlar. Kendisi artık gerçek bir damatlık giymek, oynamak, govend başı olmak gibi taleplerinde ısrarcı olmaya başlamıştır, Cano.

     Bu çığlığı ilk başlarda kulak arkası eden yakın çevresi ve mahalleli, olayın geldiği boyuttan artık geri dönülemeyeceğinin farkına varmıştır. İsteğinin yapılıp yapılamayacağı konusu artık gündemdedir.

     Ve gün gelir Cano’nun bu isteği için mahalleli, yakın çevresi, Cizreli gençler altyapı oluşturmak için çalışmalara başlarlar. Cano için ilk destek mahallenin gençlerinden gelir. Gençler kendi aralarında para toplamaya başlarlar. Bu paralar ile Cano’ya damatlık elbise, ayakkabı alınacak, geri kalan para da dowm sendromlu çocuklara bağışlanmak için ayrılacaktır. Bunu duyan Cizre halkı da kendi aralarında para toplayan gençlerin bu duyarlılığına sesiz kalmayacak ve bir miktar parayı da onlar verecektir.

     Neyse ki program yapılır ve toplanan paralar olduğu gibi yukarıda belirtildiği şekliyle harcanır. Devamında, Cizre’deki pastaneci 8 katlı pastası ve çerezleriyle, kahveci limonata ve çayıyla, müzisyenler ekibiyle ve sanatçılarıyla, çiçekçi gelin arabasını süslemek ile, çiğköfteci yemekleri ve marketçi de su ve meşrubatlarıyla destek olup organizasyonda yer alırlar. Velhasıl-ı kelam düğün için harcanacak ne varsa bu esnaflar tarafından Cano için karşılanır.

     Tabiî ki bunun sosyal medyadaki duyurusunun yapılması, toplumun tüm kesimlerine ulaşması için de gençler üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirirler. Durumu izah eden, düğün tarihini ve yerini belirten paylaşımlar yaparlar. Sayıları onbinleri bulan sayfalara kopyalayıp gönderirler.

     Doğrusu Cano için yapılacak temsilî düğün için fazla bir beklenti içinde değildi hiç kimse. İnsanlar düğün için hazırlanmış alana mahalleli, yakın çevresi ve bu haberi duyan birkaç yüz insanın geleceğini düşünüyorlarken, gece düğün saati yaklaştığında binlerce insanın icabet edeceği, Cizre hatta Şırnak dışından, komşu illerden insanların hatta resmî görevlilerin ve devlet yetkililerinin dahi düğüne geleceğini hiç akıllarından bile geçiremezlerdi.

     Cano için gündüzden gelin arabası süslendi. Konvoy şeklinde kendisi ilk araçta olmak kaydıyla Cizre caddelerinde şehir turu vatandaşların, esnafın bakışları ve kadınların zılgıtları eşliğinde gerçekleştirildi.

     Özellikle sosyal medyada düğün haberini duymuş olan kadınların düğüne fazlasıyla icabet etmesi, toplumda büyük bir şaşkınlık ve mutluluk yarattı. Düğün konvoyu alana yaklaştığında kalabalıkların ayak sesleri, alkışları, kadınların zılgıtları, kameraların canlı yayınları görüldüğünde müthiş bir duygu seli ve sevinç yaşanmıştı. Gelin arabasını karşılamak için Cizreliler’in beklediği sokağın ağzı hınca hınç insan doluydu. Bu şaşkınlığı Cano’nun da yüzünde okumak pek zor değildi. Down sendromlu Cano, o anlarda, hiç kuşku yok ki dünyanın en mutlu insanıydı.

     Cano arabanın üst camından çıkardığı vücûduyla etrafı bir “başbakan edasıyla” selamlıyor, kalabalıklara – Kürtçe bir şarkının sözleri olan – “Ki Zava Ki Paşa?” sloganı atıyordu, kendisini coşkuyla alkışlayan kalabalığa durmadan bu sözlerle hitap ediyordu. Kalabalık da buna “Cano Zava” (Cano Damat) diye karşılık veriyorlardı. Cizre’de tarihe geçecek muhteşem enstantaneler yaşanıyordu.

     Cano omuzlara bindirilmiş halde insan kalabalığı arasında düğün alanına getirildiğinde iğne atsan yere düşmeyecek şekilde bir kalabalık akmaya başladı. Meğerse dışarıda organizatörlerin bile görmediği bir insan seli içeriye doğru gelmekteydi.

     Çok sayıda insanın katıldığı düğünde alanlara “Asıl engelliler onları görmeyenlerdir” ve “Yeryüzündeki melek damat oluyor” ifadelerinin yazılı olduğu pankartlar asılmıştı.

     Ulusal haber muhabirleri, yerel gazeteciler, kurum basın sözcüleri de ellerindeki ses kayıtları, fotoğraf ve kameralarıyla tarihî ana şahîdlik etmek ve bu geceyi tarihe yazmak için kayıt yapıyorlardı. Düğün alanına Cano ile birlikte akın eden gençler, yüzlerce insan hep bir tempoda govend başı Cano ile birlikte halay çekmeye başlamışlardı.

     Toplumun tüm kesimleri, Cizrespor kulüp yöneticileri, Cizre Sanayiî Odası yöneticileri, kanaat önderleri, yerel yöneticiler, STK’ların ve meslekî örgütlerin temsilcileri, esnaflar ve işçiler, her kesimden ve sosyal sınıftan insanların şevk ile ve isteyerek icabet ettiği bir şölen havasıyla düğün başladı. O kadar çok kalabalık vardı ki govend dönmekte zorlanıyor, insanlar adetâ birbirini ezmemek için büyük çaba sarfediyordu.

     Tabiî ki olayın sosyal medyada yankı uyandırması medyayı ayağa kaldırmış, kaymakamın ve valinin bile gözünden kaçmamıştı. Spontane gelişen bu düğünde birden polis siren seslerinin duyulması ile heyecan daha bir yükseldi. Parlayan kamera ışıkları ile alana giren kalabalığın ne olduğunu çözemeyen vatandaşların şaşkın bakışları arasında beliren Şırnak Vali Yardımcısı Ali Arıkan ve Cizre Kaymakamı ve Belediye Başkanı Ahmet Adanur, gecenin en güzel sürprizlerinden birine imza atmışlardı. Gittikçe kalabalıklaşan düğün şölenine onların gelmesiyle daha büyük bir insan seli oluştu. Arıkan ve Adanur, Cano’ya takılarını taktıktan ve düğün hediyelerini sunduktan sonra bir tur govend (halay) çekip daha sonra alandan ayrıldılar.

     Hep bir ağızdan “Ki Zava Ki Paşa” diye bağıran binlerce insanın çığlıkları, Cizre semâlarında yankılanıyordu. Havanın sıcak olması bile buna engel olmadı. Telefonlar saniye saniye Cano’nun oynayışını sosyal medyadan canlı yayınlamakta, Cano ile fotoğraf çekmek isteyen vatandaşların ilgisi Cano’yu başka dünyalara götürmekte idi. Cano tüm bu olanları gülerek, ellerinde kefi ile govend başında dilediğince oynayarak geçirdi.

     Bir ara duygusal anlar da yaşandı. Cano’nun babası Mehmet Caba, oğluyla zılgıtlar eşliğinde govend çekmeye başladı. Çocuğunun bu en mutlu gününde O’nunla oynamak, belki de o babanın en büyük hayâliydi.

     Cano’nun annesi Saliha Caba ise sevinçten gözyaşlarını tutamıyor, düğünde mutluluktan ağlıyordu.

     Düğün saatlerce sürdü. Çalgı sesleri, oynayan gençler, düğüne icabet eden binler ve dam başlarında kara çarşafları ile semâları inleten anaların zılgıtları adetâ bir millî festivale dönüşmüştü.

     Düğün arasında Cano için kına yakıldı, kınalar parmaklarına sürüldü. Daha sonra kendisi için yapılan düğün pastasını kendisi kesmek suretiyle düğün pastası tüm misafirlere dağıtıldı.

     Tüm bunlar yaşanırken Cano güzel bir rûh hali yaşıyordu; mutluydu, çok mutluydu hem de.

     Temsilî bir düğünün yaşanması ama bunu gerçek sanan Cano için dün gece yaşananlar ne ifade ediyor? Eve gittiğinde kendisini karşılayacak bir gelinin olmayışı O’nda nasıl bir hayâl kırıklığı yaratır?

     Bunları bilemeyiz ama tek bildiğimiz, Cano evlendi. Cano mutluydu, yüzü gülüyordu.

     Peki ya bu düğünü gerçek sanan Cano, “Karım nerede” diye sorarsa? “Karımı yanımda isterim, karımla aynı evde yaşamak isterim” diye tutturursa?

     Cizreliler’in en büyük korkusu şimdi bu.

     Erkan Özkalay

     SEDİYANİ HABER / CİZRE

     27 TEMMUZ 2017

 

 

2007 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir