Suyu Hapsetmek

 

Harun Görmüş

 

 

 

 

 

“Rahmetinin önünde rüzgârları bir müjde olarak gönderen O’dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleriz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte biz, ölüleri de böyle diriltip çıkarırız. Ki ibret alasınız.”

(A’raf sûresi, 57. âyet)

     Hayat kaynağı olan su (H2O), 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan meydana gelir. Fakat ilginçtir ki 2 hidrojen ve 1 oksijen laboratuvarda birleştiğinde su oluşmaz, oluşmuyor. Çünkü su, orijinal olarak yaratılmış bir varlıktır ve onu çözüp başka şeye dönüştürmek ya da elementlerinden onu yeniden oluşturmak mümkün değildir. O sadece kendi özel şartlarında ortaya çıkar. H2O ise, sadece suyun yapısını teorik olarak anlatmaktan ibarettir. Fakat suyun rûhu ve büyüsünü ortaya koyan bir anlatım şekli değildir bu. Bu bağlamda su, sadece bilimin alanıyla sınırlı kalamaz. Onu biraz da şâirler anlatmalıdır meselâ. Resimler konuşturmalıdır.

     Canlılık sudan yaratılmıştır. Bu nedenle “canlılık” demek “su” demektir. Su bu nedenle “rahmet” olarak adlandırılır. Rahmet hapsedilemeyeceği için, su da hapsedilemez, edilmemelidir. Zaten su, hapsedilmeye kalkındığında yakın – uzak vâdede mutlaka intikam alır ve kendini rahmetken zahmete (zehir) çevirir. En kirli sular, hapsedilen sulardır. Suya yapılacak en büyük zûlüm, onu hareketten, akmaktan men etmektir. Su, bunu asla kabul etmez ve ya hapsedildiği yeri aşındırarak yolunu bulur ve akar gider, ya da olduğu yerde başkalaşır ve kurur gider. Suyun hapsedilmesi suyun ölümü olur.

     Eskiden su, “akan” şeydi. Su çeşmelerden 24 saat akıp dururdu. Böylelikle suyun döngüsü bozulmadığı gibi, hiçbir zaman da kirlenmezdi. Üstelik hiçbir zaman da kesilmezdi. Ne zaman ki onu bir musluk ile sürekli akmaktan men ettiler ve barajlarla önünü kestiler; işte o zaman su da bozulmaya başladı ve “doğal intikam”ını kendisini engelleyenlerden aldı. Onu akmaktan men ederek engelleyenler içilecek temiz su bulmakta zorlanır hâle geldiler. Su hapsedildiğinde ya suyun doğallığı ve yapısı bozuldu ve hastalıklara yol açtı, ya da kuraklık oldu ve seller oluştu.

     İbrahim Sediyani, “Su; akarsa nehir, düşerse şelâle, durursa göl olur” der.

     Suyun toprakla buluşması rahmetin “tevhid” olmasıdır. Fakat artık su – yağmur, büyük şehirlerde düşecek toprak bulamamakta. Bu nedenle de her yeri betona – asfalta çevirenlerden sel olarak intikam almakta.

     Su, tutsaklığı sevmediği gibi, gurbeti de sevmez ve buharlaştığında gökyüzünde 1 hafta ya da en geç 10 gün kadar kalır ve yeryüzüne geri düşer. Bazen toprağı o kadar özlemiştir ki tüm haşmetiyle yağar onun üstüne. Bazen de çiseleyerek ıslatır toprağı. Onu topraktan uzun süre ayıramazsınız. Su çekimden etkilenir ve suyu en fazla yine su çeker ve denizlerin suyu göklerin suyu ile buluşur.

     Dünya’nın % 70’i su olduğu gibi, insan vücûdunun da % 70’i sudur. Bu oran suyun önemini göstermesi için tek başına yeterlidir. Araştırmalarda Dünya’dan başka su olan bir yere rastlanmamıştır. Kanımca kâinatta sadece Dünya’da su vardır. O hâlde Dünya, suyu bulundurmasından dolayı kâinatın incisidir.

     Su bizi susuzluktan kavrulduğumuzda içince serinlettiği gibi, bitki ve hayvanları da serinletip yaşatır. Aynı zamanda Dünya’yı serin ve ılık tutar. Denizlerin dibinde insanların farkına varmadıkları ne büyük nehirler akar durur. Meselâ Meksika – Britanya arasında akan çok büyük su kütlesi Gulf Stream (Körfez Akıntısı) ne büyük nîmettir ve Dünya’da birçok yerin yaşanabilir bir ısıda olmasını sağlar.

     Su, pek öyle fizik kurallarını da takmaz. Yağmur damlaları meselâ gittikçe artan bir hızda değil de, nârin bir şekilde yağarak her tarafı delik deşik etmez. Rahmet oluşu biraz da bu nedenledir. Yine su, tam donacağı anda fizik kurallarına isyan ederek, mucizevî ve son derece olanaksız bir davranış göstererek genişlemeye başlar. Böylece buzullar oluşur da taşkınlık olmaz. Çünkü sular buz hâline gelerek suyun üzerinde yüzer. Yani su, suyu üzerinde yüzdürür. Bu durum sadece su için geçerlidir.

     Su, yekûnde artıp eksilmez. Dünya’da her zaman aynı miktarda su vardır ve bir ölçüye göre buharlaşıp yağmur olarak yeryüzüne düşer. Bir yazıda şöyle denir: “Yerküre’de 1, 3 milyar km³ su vardır ve olup olacağı bu kadardır. Sistem kapalıdevre çalışır: Yani hiçbir şey eklenemez ve eksiltilemez. İçmekte olduğunuz su, Dünya kurulalı bari devr-i daim hâlindedir.”

     Su, zannedildiği gibi tam terazide durmak zorunda bile değildir. Bir yazıda şöyle denir: “Pasifik’in batı yakası, Yerküre’nin kendi ekseni etrafındaki dönüşünün yarattığı merkezkaç kuvvetin bir sonucu olarak, yaklaşık yarım metre daha yüksektir. Kezâ, Dünya’nın, doğu yönündeki dönüşü de suyu okyanusun batı sınırlarına yığar.”

     Su, Allah’ın en büyük mucizesidir. Onu O’ndan başka getirecek ve tutacak olan yoktur:

     “De ki: Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir?” (Mülk, 30)

     Tabiî ki hiç kimse… O hâlde suyun tek güvencesi Allah’tır. Zaten bu, her şeyde böyledir.

     Su aynı zamanda mizânın, ölçünün de bir göstergesidir. Su, belli bir ölçüde gökyüzüne yükselip yeryüzüne tekrar düşer. Bu bağlamda insana ölçüyü hatırlatır:

     “Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.” (Mü’mînûn, 18)

     Eğer ölüyü dirilten bir şey varsa, o da sudur. Çatlayıp ölen topraklara yeniden hayat veren, sudur. Daha doğrusu Allah suyla hayat verir toprağa:

     “Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti. İşitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir âyet vardır.” (Nahl, 65)

     Su kızdırılmaya gelmez. “Sudan daha yumuşak ve ince başka birşey yoktur; fakat önüne çıkan herşeyi sürükleyecek ve parçalayabilecek kadar güçlüdür” der Lao Tzu. Çünkü nârinliğine rağmen bazen tufan olur ve Dünya’yı sulara garkeder. Allah’ın ordusu olarak nice firavunları boğar, tufan olur ve Dünyâ’ya yeni bir format atar.

     Su insanlığa sunulmuş en büyük nimettir ve tüm insanlığın ortak malıdır. Deniz, büyük göl ve büyük ırmak gibi su kaynakları kimsenin mülkiyetinde sayılmaz. Her bireyin bunlardan yararlanma hakkı vardır. Peygamberimiz şöyle der: “Üç şey vardır ki bunlar asla yasaklanamaz: Su, ot ve ateş.” Fakat modern zamanlarda artık parasız su bile içemez hâle geldik.

     Su “hayat” demektir. Müslümanlar abdest alırlarken bile suyu israf etmezler, edemezler. Çünkü hayatı israf etmezler, edemezler. Suyu israf edenler hayatı israf ediyorlar demektir. Suyu israf etmenin başka türlüsü de, onu kirletmek ile olur. Su “hayat” demek olduğu için suyu kirletmek demek, hayatı kirletmek anlamına gelir. Zîrâ su kirlenince tüm hayat da kirlenir. Zaten günümüze baktığımızda hastalıkların bu kadar artmasının nedenleri içinde suyun kirletilmesi vardır. Modern insan suyu öyle bir bozdu ki, insanlar maddî ve manevî olarak kirlendiler ve çeşitli hastalıklara düçar oldular. Çünkü “akan su” şifâ idi. Durgun sudan, fazla kirlendiğinde – fıkhen – abdest bile alınamaz.

     İki çeşit insan vardır: Suyu bulunduranlar ve suyu bulandıranlar. Bu, “rahmeti barındıranlar” ve “rahmeti bulandıranlar” olarak da ifade edilebilir. Rahmeti bulandıranlar değil de bulunduranlar su gibi azîz olurlar.

     Su üzerine edilen ibretlik sözler gibi, yazılan şiirler de vardır ki Fuzulî’nin “Su Kasidesi” bunun en güzel örneğidir. Demek ki su sadece maddî hayatı değil, manevî hayatı da etkileyip biçimlendirebiliyor.

     Evet; hayatın en değerli şeyi sudur. Çünkü herşey sudan yaratılmıştır.

     En doğrusunu sadece Allah bilir.

     İKTİBAS DERGİSİ

     17 TEMMUZ 2017

 

524 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Suyu Hapsetmek

  1. HÜSEYIN SASMAZ (UZUN) dedi ki:

    “De ki: Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir?” (Mülk 30).
    Tabî ki hiç kimse!. O hâlde suyun tek güvencesi Allah’tır. Zâten bu, her-şeyde böyledir.
    Su aynı-zamanda mizânın, ölçünün de bir göstergesidir. Su, belli bir ölçüde gökyüzüne yükselip yeryüzüne tekrar düşer. Bu bağlamda insana ölçüyü hatırlatır:
    “Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sâhibiz” (Mü’minûn 18).
    Eğer ölüyü dirilten bir şey varsa, o da sudur. Çatlayıp ölen topraklara yeniden hayat veren su’dur. Daha doğrusu Allah suyla hayat verir toprağa:
    “Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir âyet vardır” (Nâhl 65).
    ***
    Bedenimizi oluşturan elementlerden bazıları (Oligo elementler)

    İnsan vücudu çok karmaşık bir yapıya sahip. Genetik kodları oluşturan DNA’lar ve çok sayıda element, yaşamsal işlevlerin daha sağlıklı yürütülmesini sağlıyor. Bu elementlerin üstlendiği görevler çok farklı… Alkolün vücuttan atılmasından, cinsel uyarıma, sinir sisteminin dengelenmesinden, vücut ısısının kontrol edilmesine kadar çok çeşitli amaçlara hizmet ediyorlar. Hiç işe yaramayanlar da var. Ancak, az ya da çok miktarda bulunmaları halinde sorunlara yol açıyorlar…

    As – Arsenik (7 miligram)
    http://universumcorpusnostrum.blogspot.nl/2012/11/yasamn-elementleri-yldz-tozlar.html
    http://bilgiyelpazesi.com/egitim_ogretim/konu_anlatimli_dersler/fen_ve_teknoloji_dersi_konu_anlatimlar/element_elementlerin_ozellikleri_element_cesitleri_element_sembolleri.asp
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.nl/2017/01/element-nedir-elementin-ozellikleri.html
    http://www.aksaraytuz.com/s-yasam-icin-gerekli-elementler-26.html
    http://www.vitaminegitim.com/ortaokul/detay/insan-vucudunu-olusturan-elementler?i=TRF0103AN006
    ***
    2017***AKİDENİN ÖLÇÜMÜ***
    SINIRLI OLAN SINIRSIZI KAPSAMAZ.KAİDE.ÖLÇÜ
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=287802078337867&id=100013242319421
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2014/10/muslumanlarin-ve-kafirlerin-allah.html
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=296525450798863&id=100013242319421&pnref=story
    ***
    KAİDE.ÖLÇÜ.İLK BAŞLANGIÇTA.
    «Ben sizi geride bırakıp gidince ne kötü olmuşsunuz»

    Ben sizi hidayet üzere bırakıp gitmiştim. Ama döndüğümde delâlette buldum sizi. Giderken Allah’a ibadet ederek terketmiştim sizi… Ne var ki döndüğümde böğüren bir buzağıya tapınarak karşıladınız beni:
    ***
    Bu gün 2017 aynı hikaye yalnız hikayenin konusu ayrı BUZAĞI değilde KİŞİNİN KENDİSİ.
    Bugün “New Age Dini(Yeni Çağ Dini)”, dünyada gittikçe yaygınlaştırılan bir “lego dini”dir.
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2016/04/vahdeti-vucut-felsefesi-new-age.html
    ***
    Halbuki bu gün 2017 şu istikamet takip edilmeliydi..
    SINIRLI OLAN SINIRSIZI KAPSAMAZ.KAİDE.ÖLÇÜ
    Gördüğümüz,algıladığımız her şey sınırlı olduğundan sınırsız olan yaratıcıyı algılayamıyor fakat yarattığı şeylerden varlığını anlıyoruz.
    Bu gün inkar eden ilim veya başkaları vakaı yı kaidelere vurmadığından (ölçü) yanlış hedeflere çıkıyor.
    Halbuki Muhammedin Allah tarifi; Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın da Rabbi olan Allah onların uydurdukları noksan sıfatlardan yücedir, münezzehtir.
    zuhruf*82
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2016/01/asl-nedir1-kok-esas-temel-kaide-asl.html?spref=fb
    https://egopon.wordpress.com/2014/02/01/tanri-var-midir/comment-page-1/#comment-6
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=251733788611363&id=100013242319421
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=251744355276973&id=100013242319421
    ***
    Kısacası oran maddenin kendisinden kaynaklanmamaktadır. Aksi takdirde madde, dilediği gibi etkileme ve etkilenme gücüne sahip olurdu. Bu oran elbette ki maddenin dışında belirlenmektedir. Bu durumda da madde, madde üzerinde etki bırakacak ve madde için belirli oranı tesbit edecek olana muhtaç olmuş olur. Bu oran madde dışında bir varlık tarafından tayin edilmektedir. Dolayısıyla madde başkasına muhtaçtır. Öyleyse madde ezeli değildir. Çünkü başlangıcı ve sonu olmayan, başkasına muhtaç olmayan, bütün şeylerin kendisine muhtaç olan varlık demektir. Maddenin başkasına muhtaç olması, maddenin ezeli olmadığının kesin delilidir. Öyleyse madde yaratılmıştır.
    İslâm Akidesi
    http://www.hilafet.com/kitaplar/islam_sahsiyeti/index.htm
    ***
    Bilim, maddenin özelliğinden dolayı oluşan etkinin gerçek nedenini yâni eşyanın hakîkatini hiç-bir zaman anlayamayacak ve gösteremeyecektir” der.

    Ey bilim-adamları! “neden”ini bulamayacağınız şeylere boş-yere kafa yorup hem emek hem de para harcamayın. Siz de ey başta müslümanlar olmak üzere tüm insanlar!; Sorgulamadan, araştırmadan, bilip-bilmeden her-şeye inanıp sazan gibi atlamayın. Sonra birilerinin mezesi olursunuz.
    https://777has444.blogspot.nl/2015/10/meshur-teorilerin-ykls.html
    ***
    YARATICININ VARLIĞININ KANITLANMASINDA KULLANILAN MODERN DELİLLER
    http://ateistcaps.blogspot.nl/2015/01/tanrinin-varliginin-kanitlanmasinda.html
    ***
    Bu gün 2017 bilim ve teknolojinin açığa vurduğu şeyleri 1400 sene evvel Muhammed sas vahiy alarak bir çok şeyi ayet olarak açıklamıştır.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    http://meerstr11.blogspot.nl/2017/01/rasidi-hilafet-istiyorum-kaideler-ve.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir