Farø Adası ve Farø Köprüleri

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 10, bölüm 9…

 

 

 

Vikingler Selam Durdu Ben Âşık Olunca İskandinavya’ya – 9

İbrahim Sediyani

For mange kokke, fordærver maden.

(Çok fazla aşçı, suyu bulandırır.)

Dan atasözü

     Danimarka’nın Deniz Ülkesi / Zelanda (Dan. Sjælland) iline ait, Baltık Denizi üzerinde yer alan Lollanda (Lolland) Adası’ndaki gezimiz çok güzel geçiyordu…

     Torrig ve Kragenæs köylerinin arasındaki bir arazide yer alan “Dodekalitten” adlı san’ât mekânını ziyaret ettikten sonra, yola devam ediyoruz.

     Dodekalitten ile köyler arasında uzanan Hjertestien (= Kalp Yolu) isimli yaya yolunu 45 dakika kadar yürüyerek ve yürüyüş esnasında ormanın bir ucundan girip öbür ucundan çıkarak, ormanın hemen bittiği noktada uzanan Kragenæsvej (= Kragenæs Caddesi) adlı caddenin kenarında park etmiş halde duran arabamızın yanına gidiyoruz.

     Arabayı çalıştırıp, devam ediyoruz yolculuğa…

     Ancak buraya gelirken “batıya doğru” yolculuk etmiştik; şimdi ise “doğuya doğru” yolculuk edeceğiz. Bu da demek oluyor k, yolculuk esnasında Baltık Denizi sağ tarafımıza değil, sol tarafımıza düşecek.

     Torrig’den çıkıp Birket köyünü geçtikten sonra 289 nolu patika yola giriyoruz. Bu yol üzerinde sırasıyla LindetHejringeSaltvigBlansReersnæs ve Bandholm köylerinin içinden geçerek Knuthenborg Safari Parkı (Dan. Knuthenborg Safaripark) adlı safari parkının önüne geliyoruz tekrar.

     Ondan sonra direksiyonu sola kırarak 9 nolu talî yola, daha sonra direksiyonu tekrar sola kırarak E 47 adlı ana yola çıkıyoruz.

     E 47 üzerindeki yolculukta önce Nörre Gölü (Dan. Nørresø)’nün üzerinden geçiyoruz. Gölün ortasında, bir ucundan bir ucuna yol yapmışlar, ordan geçiyoruz.

     Daha sonra sırasıyla MariboSkelstrupVåbenstedSakskøbing ve Majbølle köylerini geride bırakarak, Lollanda (Dan. LollandAdası’nın sonuna geliyoruz.

     Lollanda (Lolland) Adası ile hemen doğusundaki Falster Adası arasında bir köprü inşâ edilmiş. İsmi, Guldborgsund Köprüsü (Dan. Guldborgsundbroen). O köprünün üzerinden geçerek, diğer adaya geçiyoruz.

     Köprü, ismini üzerinde kurulduğu ve iki adayı birbirinden ayıran Guldborg Boğazı (Dan. Guldborg Sund)’ndan alıyor. Boğaz ise adını, yarısı Lolland Adası’nda yarısı da Falster Adası’nda olan, yani boğazın iki yakasında kurulu 555 nüfûslu Guldborg köyünden alıyor.

     Guldborg, adaların en kuzey noktasında, iki adayı birbirinden ayıran ve aynı adı taşıyan Guldborg Boğazı’nın iki yakasında kurulu bir köy. 555 nüfûslu köyün yaklaşık 100 kişisi Falster Adası tarafında, geri kalan 455 kişisi de Lollanda Adası tarafında ikamet etmektedir.

     1933 yılında yapımına başlanıp bir yıl içinde tamamlanan ve 6 Ekim 1934 tarihinde açılışı yapılan Guldborgsund Köprüsü (Dan. Guldborgsundbroen), araçların geçişi için yapılmış 180 m uzunluğunda ve 7 m genişliğinde bir köprü. Üzerinde iki adet asması bulunan beyaz renkteki köprünün her bir asması 30 m yüksekliğinde.

     Lollanda (Dan. LollandAdası ile Falster Adası’nı birbirinden ayıran Guldborg Boğazı (Dan. Guldborg Sund)’ndan en fazla 6 m genişliğindeki gemiler geçiş yapabilmektedir.

     Guldborg köyünde, Guldborg Boğazı üzerindeki Guldborgsund Köprüsü’nden karşıya sürerek, Lollanda Adası’ndan Falster Adası’na geçiyoruz.

     Şimdi Falster Adası’ndayız, kardeşlerim…

     Falster, bizim Danimarka’nın ayak bastığımız 2. adası oluyor. Toplamda ise bu gezide ayak bastığımız 3. ada. (Ayak bastığımız ilk ada, dün gittiğimiz ve Almanya’ya ait olan Fehmarn Adası)

     Baltık Denizi üzerinde, bir adadan diğer adaya seyahat ederek yapıyoruz bu güzel gezimizi…

     Dün Almanya’ya ait Fehmarn Adası’ndan gemiyle Danimarka’ya ait Lollanda Adası’na geçtik ve geceyi bu ada üzerindeki Rødbyhavn liman köyünde geçirdik. Bugün ise Lollanda Adası’nı doyasıya gezdikten sonra şimdi de Falster Adası’na ayak bastık.

     Onlarca adadan oluşan bir ülke olan Danimarka’nın – Grönland’ı saymazsak – en büyük 6. adası olan Falster, 513, 76 km² büyüklüğünde olup, adanın üzerinde 42 bin 328 kişi yaşamaktadır. Bu da ada üzerinde km² başına 85 kişi düşüyor demek. Nüfûsun üçte birinden fazlası, adanın merkezi olan 16 bin 904 nüfûslu Nykøbing Falster köyünde yaşamaktadır. Köy adanın en batısında ama ortasında, az önce üzerinden geçtiğimiz Guldborg Boğazı (Dan. Guldborg Sund)’nın doğu yakasında yer alıyor. Ada, tıpkı Lollanda Adası gibi, Deniz Ülkesi / Zelanda (Dan. Sjælland) iline bağlı topraklardır.

     Adanın “Falster” olan isminin nereden geldiği bilinmemekle birlikte, kelimenin Danca değil Almanca olduğu açıktır. Bazı dilbilimciler bu ismin Eski Cermen dillerinde “Saklı Ada” anlamına geldiğini uydurmuşlarsa da, bu yalana Danimarka’da pek inanan çıkmamıştır. “Falster” adının kökeniyle ilgili olarak dünyaca hatta jüpiterce ünlü Kürt seyyah İbrahim Sediyani’nin “Adını Arayan Coğrafya” kitabında herhangi bir bilgi yer almadığı için, adanın isminin nereden geldiği konusu “bilimin henüz çözemediği sırlar” arasında yerini almaktadır.

     Adanın yazılı kayıtlarda adının geçmesi, 12. yy’da başlıyor. Ondan önceki dönemle ilgili pek bir bilgi bulunmuyor. Esasında ada üzerindeki iki ana yerleşim birimi olan Nykøbing Falster (şu anda adanın merkezi) ve Stubbekøbing (şu anki nüfûsu 2 bin 304) köylerinin 12. yy’ın sonlarında kurulduğu hesaba katılırsa, adanın o tarihten önce yerleşime pek uğramadığı anlaşılacaktır.

     Ada 1158 yılında Vendere, 1253 yılında ise Lübeck ile yapılan savaşlara sahne olmuştur.

     Danimarka Kralı II. Valdemar Sejr (1170 – 1241) tarafından 1231 yılında adadaki tüm köylerin ve dînî cemaatlerin listesi yapılır. Bu liste, kralın imzasını taşıyan “Kong Veldemars Jordebog” (= Kral Valdemar’ın Sayım Kitabı) adlı kitapta yer almaktadır. Ki bu krallık ailesi, 1766 tarihine kadar adanın büyük bölümünde hüküm sürmüştür.

     1509 yılında yapılan sayım ve kaleme alınan kayıtlarda ise, 1231 yılındaki kayıtlarda ismi geçen adadaki 110 köyden yalnızca 90’ından bahsedilmektedir. Ancak ona mukabil, 1231’den farklı olarak 1509’da, bu kez adadaki çoğunluğu kıyı boyunca uzanan 29 yeni yerleşimden sözedilmektedir.

     Adada 16. yy’ın ortalarına kadar en “asil” kesim, çiftlik sahipleriydi. Ancak krallığın adaya iyice nüfûz etmesiyle birlikte özellikle 1560 – 1630 yılları arasında çiftlik sahiplerinin forsu peyderpeyh kırılmaya başlandı, yerini kraliyet ailesi çevresinden insanların etkisine bırakıyordu. Ada, gittikçe kraliyet ailesinin özel mülkü haline dönüştü. Hatta öyle ki, Danimarka ve Norveç Kralı III. Frederik (1609 – 70) ile Danimarka ve Norveç Kraliçesi Sophie Amalie af Braunschweig – Lüneburg (1628 – 85) evlendiklerinde, 1 Ekim 1643 günü yapılan düğünde bütün bu Falster Adası, “gelinin çeyizi” olarak düğünde hediye edilmiştir. (Ulan biz odur “yarın nasıl düğün yapacağım, nasıl ev kuracağım, hangi parayla takıları altınları alacağım?” diye kara kara düşünürken bu kofig nişanlısına “düğün hediyesi” olarak ada veriyor, iyi mi? Hani ama kardeştik; hani eşitlik, demokrasi, insan hakları? “İşte Batı’nın ikiyüzlülüğü…”)

     Kraliçe, ada sakinlerinin sırtına ağır vergiler bindirir. Hal böyle olunca, Kraliçe Sophie Amalie’nin bu acımasız vergilerinden kaçan çiftlik sahipleri, yavaş yavaş adayı terk etmeye başladılar.

     Falster Adası, 1718 yılından 1766’ya kadar açık arttırma ile satıldı ve beş tanesine büyük alanlar kazandıran 10 ayrı çiftliğe bölünerek kraliyet mülkü olarak yönetildi. Ancak tarlalarda çalıştırılan işçilerin “kölelik statüsünde” çalıştırılmasını öngören yasa nedeniyle, adada huzursuzluk baş gösterdi. Köle gibi çalıştırılan ırgatlar bu düzene isyan ettiler. O dönemde insanlar henüz “Adalet Yürüyüşü” gibi şeyler bilmediği için, köle gibi çalıştırılan tarla işçileri bu duruma karşı nasıl direneceklerini bilmiyorlardı.

     1778 yılından 1814’e kadar adadaki çiftlikler on ayrı sahipler tarafından el değiştirildi. Bu süreç sonunda tarla işçileri “kölelik” statüsünden yavaş yavaş kurtulup “serbest kalan kiracılar” durumuna yükseldiler. Bu süreç, 1860 yılında tamamlandı.

     Bu durumun olumlu sonuçlarının görülmesi de gecikmedi, tabiî. 1880 yılından başlayarak adada “mucizevî” bir canlanma yaşandı. Adaya tek kelimeyle bereket geldi. Bugüne kadar yalnızca tarım ile uğraşılırken, bundan sonra hayvancılık ve yem bitkileri çalışmaları başlatıldı. Mezbahalar ve kooperatif mandıralar kuruldu. Adada müthiş bir ekonomik canlanma yaşandı. 1890 – 1914 yılları arasında adada yoğun bir şekerpancarı üretimine başlandı; adanın iki ana yerleşim birimi olan Nykøbing Falster ve Stubbekøbing köylerinde şekerpancarı fabrikaları kuruldu. Öyle ki, adadaki şekerpancarı tarlalarında çalışmak üzere İsveç ve Polonya’dan mevsimlik işçiler, özellikle de kadın işçiler geliyordu. Bunlar şekerpancarı hasadına yardım ettiler ve bazıları adada kaldılar. (Ada sakinlerinden bazıları onların soyundandır)

     Bir kere canlanma oldu ya, artık “Yükselen Falster’in önünü kimse kesemezdi”“dış güçler bu ilerlemeyi engelleyemezdi”, ada kalkındıkça kalkınıyordu. Derken, adadaki köyler arasına raylar da döşenmeye başlandı, demiryolu yapıldı. 1872 yılında Orehoved köyünden Nykøbing Falster köyüne, 1884 yılında Masnedø köyüne, 1903 yılında da Warnemünde köyüne tren seferleri başladı.

     Falster Adası ile batısındaki Lollanda (Dan. LollandAdası arasında 1933 – 34 yıllarında Guldborgsund Köprüsü (Dan. Guldborgsundbroen) inşâ edildi. Guldborg Boğazı (Dan. Guldborg Sund) üzerindeki köprünün açılışı, 6 Ekim 1934 tarihinde yapıldı.

     Falster Adası ile kuzeyindeki Zelanda (Dan. SjællandAdası arasında 1933 – 37 yıllarında Storstrøms Köprüsü (Dan. Storstrømsbroen) inşâ edildi. Köprünün açılışı, 26 Eylül 1937 tarihinde yapıldı.

     Falster Adası ile kuzeyindeki Farø Adası ve daha kuzeyindeki Zelanda Adası arasında 1984 – 85 yıllarında Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne) inşâ edildi. Köprülerin açılışı, 4 Haziran 1985 tarihinde yapıldı.

     Falster Adası üzerindeki yolculuğumuza başlıyoruz…

     Guldborg köyünde, Guldborg Boğazı üzerindeki Guldborgsund Köprüsü’nden karşıya sürerek, Lollanda Adası’ndan Falster Adası’na geçiyoruz.

     Guldborg, adaların en kuzey noktasında, iki adayı birbirinden ayıran ve aynı adı taşıyan Guldborg Boğazı’nın iki yakasında kurulu bir köy.

     Bu köyü geçtikten sonra sırasıyla ØnslevRavnstrupSkerne ve Havnsø köylerini geçerek, adanın diğer tarafında sonuna varıyoruz.

     Danimarka’nın 6. büyük adası olan Falster Adası ile hemen kuzeyindeki küçücük, miniminnacık Farø Adası arasında inşâ edilmiş olan ve az önce bahsini ettiğimiz Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne)’nin ağzındayız şimdi, başladıkları yerde.

     Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne), iki değil üç ayrı adayı birbirine bağlar ve dolayısıyla iki adet köprüdür, “köprü” yerine “köprüler” dememiz bu yüzden.

     Birinci köprü, Falster Adası ile hemen kuzeyindeki küçücük Farø Adası’nı birbirine bağlar. İkinci köprü ise, bu küçük Farø Adası ile onun da kuzeyindeki büsbüyük, Danimarka’nın en büyük adası olan Zelanda (Dan. SjællandAdası’nı birbirine bağlar.

     Başka bir ifadeyle; Danimarka’nın 72. büyük adası olan bu minicik Farø, Danimarka’nın en büyük adası Sjælland (Zelanda / Deniz Ülkesi) ile ülkenin 6. büyük adası Falster’in arasında bulunmaktadır. Falster Adası’ndan Farø Adası’na bir köprü, sonra diğer uçtan – yolun devamı mahiyetinde – Farø Adası ile Sjælland Adası arasında bir köprü; yapım bu şekilde.

     Köprünün de dahil olduğu yol, sabahtan beri üzerinde bulunduğumuz E 47 yoludur.

     Farø’nun hemen doğusunda ise, Farø Adası ile yine küçük, Danimarka’nın 24. büyük adası olan Bogø Adası arasında yol yapılmıştır, o yoldan diğer adaya geçiyorsunuz. Bu yol, Farø üzerinde, tam da iki köprünün birleştiği noktada, sağa doğru bir yol olarak uzanmaktadır. Bogø Adası’nın diğer (doğu) ucunda da karşısındaki Møn Adası’na yine aralarında inşâ edilmiş olan bir yol ile gidilmektedir. Bogø – Møn arasındaki yol 1943 yılında, Farø – Bogø arasındaki yol da 1979 yılında yapılmıştır. (Biz de Falster Adası’ndan Farø Adası’na köprü üzerinden geçtikten sonra direksiyonu sağa kırıp o yol üzerinden de Bogø Adası’na geçeceğiz, ordan da yola devam edip Møn Adası’na gideceğiz.)

     1984 – 85 yıllarında inşâ edilen Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne)’nin açılışı, 4 Haziran 1985 tarihinde yapıldı. Açılışını, bizzat Danimarka Kraliçesi II. Margrethe Dronning Alexandrine Þórhildur Ingrid (1940 – halen hayatta) yapmıştır. Bu teyzemiz, 14 Ocak 1972 tarihinden beri Danimarka kraliçesidir. Başka bir ifadeyle; ben doğmadan 2 ay önce kraliçe olan bu hânımefendi, benim işsizlik ve parasızlık ile geçen 45 yıllık ömrümün tamamını kraliçe olarak yaşamıştır. Hani ama kardeştik; hani eşitlik, demokrasi, insan hakları? “İşte Batı’nın ikiyüzlülüğü!”…

     Falster ile Farø adaları arasındaki 1. köprünün uzunluğu 1726 m, Farø ile Sjælland adaları arasındaki 2. köprünün uzunluğu ise 1596 m’dir. 1. köprü Stor Boğazı (Dan. Storstrømmen) üzerinde, 2. köprü de Kalvø Boğazı (Dan. Kalvø Strøm) üzerine inşâ edilmiştir. 1. köprü gergin eğik askılı köprü şeklinde, 2. köprü de kiriş köprüsü şekline yapılmıştır.

     İki köprü arasındaki mesafe, yani küçük Farø Adası’ndaki yol olan kısım 290 m’dir.

     Türkiye’deki siz sevgili İslamcı dîn kardeşlerim, Sosyalist yoldaşlarım, Kemalist ülküdaşlarım ve Kürdistanî vatandaşlarım için yaptığım araştırmaya göre, köprülerin toplam yüksekliği 40 m, su yüzeyinden yüksekliği ise 26 m’dir. Birinci köprünün ortasında bulunan ve 1984 yılında bitirilen iki adet asmanın (süspansiyon kuleleri) yükseklikleri ise 95 m 14 cm olup, köprüye muazzam bir güzellik kazandırmışlardır. Köprülerin genişliği ise 32 m’dir ve araç trafiği yapılan gidiş – gelişli yoldur. Köprülerin üzerinde bisikletle geçmek ya da yaya yürümek mümkün değildir. Ancak onlar için başka köprüler yapılmıştır.

     Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne) adlı bu iki muhteşem köprü, şu mimarî şirketler tarafından yapılmıştır: Christiani & NielsenMonberg & ThorstenHøjgaard & SchulzKampsax ve Polensky & Zöllner.

     Evet, sevgili okurlar…

     Türkiye’deki siz sevgili İslamcı dîn kardeşlerim, Sosyalist yoldaşlarım, Kemalist ülküdaşlarım ve Kürdistanî vatandaşlarım için yaptığım geziye kaldığı yerden devam ediyorum…

     Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne)’nin birincisi olan 1726 m uzunluğundaki asmalı köprünün üzerinden geçerek, Falster Adası’ndan Farø Adası’na geçiyoruz.

     Farø Adası üzerindeyiz şimdi, dostlar…

     Farø, bizim Danimarka’nın ayak bastığımız 3. adası oluyor. Toplamda ise bu gezide ayak bastığımız 4. ada.

     Baltık Denizi üzerinde, bir adadan diğer adaya seyahat ederek yapıyoruz bu güzel gezimizi…

    0, 93 km² (93 hektar) büyüklüğünde küçücük, miniminnacık bir ada, Farø. Bir yarımada ve yüzlerce adadan oluşan bir ülke olan Danimarka’nın adaları içinde – denizaşırı sömürge topraklar olan Grönland ve Faroe Adaları’nı saymazsak – büyüklük bakımından 72. sırada.

     Ada üzerinde sadece 5 kişi yaşıyor. Evet, sadece 5 kişi.

     Ada üzerinde arabayı uygun bir yere çekip park ettik ve dışarı çıktık. Manzara tek kelimeyle muhteşem.

     Bir yandan tam karşımızdaki köprünün güzelliği, bir yandan da su kenarına piknik yapmaya, yüzmeye, sörf yapmaya ve uçurtma uçurmaya gelmiş insanlar, aileler…

     Suyun kenarı cıvıl cıvıl. Biz de orda oturup seyrediyor, bir yandan da fotoğraflar çekiyorduk.

     İmreniyordum buradaki insanlara. Her taraf deniz, su, artı yiyebileceğin kadar bol taze balık. Nefis bir hayat gerçekten.

     Ohhh, iyi valla, missss…

     Ulan ben Almanya’nın tam ortasında, en yakın denize 500 km uzakta yaşayayım, deniz suyuna hasret kalayım, yaşadığım bölgede bir tane balık restoranı bile olmasın, gidip taze balık yiyeceğim bir yer olmasın, bu adamlar da böyle denizin ortasında küçük bir adada, ooooo, gel keyfim gel, evin etrafı deniz, sabah öğle akşam balık ye babam balık ye, adalet mi bu bee, adalet mi?

     Siz burda sabah akşam taze balık yiyin, biz de bratwurst rindwurst, gidip caminin marketinde alışveriş yapalım, öyle mi?

     Siz sabahtan akşama kadar burda masmavi denizin içinde yüzün, biz de banyonun şofbenine talim edelim, öyle mi?

     Siz bir yerden bir yere gemilerle yelkenlerle gidin, biz de S – Bahn’larda U – Bahn’larda ömür çürütelim, öyle mi?

     Siz her gün deniz kenarına gelip ailece barbekü partisi yapın, biz de gidip köşe başlarındaki büfelerde ekmek arası döner yiyelim, lahmacun yiyelim, öyle mi?

     Hani ama kardeştik; hani eşitlik, demokrasi, hani insan hakları evrensel beyannamesi, hani ırk dil dîn ayrımı gözetmeden her insan eşittir idi?

     “İşte Batı’nın ikiyüzlülüğü, işte sözde medeniyetleri, kardeşlerim, işte Haçlı zihniyeti…”

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 10

FOTOĞRAFLAR:

Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne) ile FarøBogøFalster ve Zelanda (Dan. Sjælland) adalarının havadan görünüşü (DANİMARKA)

Falster Adası ile kuzeyindeki Farø Adası ve daha kuzeyindeki Zelanda Adası arasında 1984 – 85 yıllarında Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne) inşâ edildi. Köprülerin açılışı, 4 Haziran 1985 tarihinde yapıldı. (DANİMARKA)

Farø Köprüleri (Dan. Farøbroerne), iki değil üç ayrı adayı birbirine bağlar ve dolayısıyla iki adet köprüdür, “köprü” yerine “köprüler” dememiz bu yüzden. (DANİMARKA)

Birinci köprü, Falster Adası ile hemen kuzeyindeki küçücük Farø Adası’nı birbirine bağlar. (DANİMARKA)

İkinci köprü ise, bu küçük Farø Adası ile onun da kuzeyindeki büsbüyük, Danimarka’nın en büyük adası olan Zelanda (Dan. SjællandAdası’nı birbirine bağlar. (DANİMARKA)

1. köprü Stor Boğazı (Dan. Storstrømmen) üzerinde, 2. köprü de Kalvø Boğazı (Dan. Kalvø Strøm) üzerine inşâ edilmiştir. (DANİMARKA)

Bir yandan tam karşımızdaki köprünün güzelliği, bir yandan da su kenarına piknik yapmaya, yüzmeye, sörf yapmaya ve uçurtma uçurmaya gelmiş insanlar, aileler… (DANİMARKA)

Suyun kenarı cıvıl cıvıl. Biz de orda oturup seyrediyor, bir yandan da fotoğraflar çekiyorduk. (DANİMARKA)

Türkiye’deki siz sevgili İslamcı dîn kardeşlerim, Sosyalist yoldaşlarım, Kemalist ülküdaşlarım ve Kürdistanî vatandaşlarım için yaptığım araştırmaya göre, köprülerin toplam yüksekliği 40 m, su yüzeyinden yüksekliği ise 26 m’dir. Birinci köprünün ortasında bulunan ve 1984 yılında bitirilen iki adet asmanın (süspansiyon kuleleri) yükseklikleri ise 95 m 14 cm olup, köprüye muazzam bir güzellik kazandırmışlardır. Köprülerin genişliği ise 32 m’dir ve araç trafiği yapılan gidiş – gelişli yoldur. Köprülerin üzerinde bisikletle geçmek ya da yaya yürümek mümkün değildir. Ancak onlar için başka köprüler yapılmıştır. (DANİMARKA)

Farø Adası, 26 Mayıs 2017

174 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir