Süryaniler El Konulan Mülklerini Geri İstiyor

 

isediyani

Süryani halkının kilisesi, manastırı, mezarlığı, arazisi Süryani halkınındır. Süryaniler’e ait olan Süryaniler’e derhal geri verilmelidir.

 

 

     Süryani aydınlarının ve aktivistlerinin oluşturduğu “Platform Turabdin”, yaptığı bir yazılı açıklama ile, mülkiyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ve Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne geçen Süryani kilise, manastır ve mezarlıklarının mülkiyetini geri istedi.

     Sediyani Haber olarak açık bir gasp olarak değerlendirdiğimiz bu hadisede haklı taraf olan Süryani halkının yanında olduğumuzu ikrar ediyor, Platform Turabdin’in basın açıklamasını kamuoyuyla paylaşıyoruz…

     * * *

     KAMUOYUNA

     Süryaniler, binlerce yıldan beri yaşadıkları bu topraklarda pekçok eser üretmişlerdir. Süryani halkı bu topraklarda yaşadıkları süre boyunca var olan hiçbir şeyi bozmadan, yıkmadan ve yağmalamadan yaşamışlardır. Süryaniler, ilk Hristiyan toplumlardan biridir de. İnançlarını layıkıyla yaşamaya çalışmış ve köylerinde kiliseler, manastırlar inşâ etmişlerdir. Bu ibadethanelerin en yenisi bile 300 – 400 yıllıktır. O yüzden inancı, fikri ne olursa olsun, bu eserler insanlığa ve insan olanlara armağandır, onların gözetimi ve korumasına emanettir. 

     Ancak öğreniyoruz ki; “büyükşehir” haline getirilen Mardin’de köyler ve köy tüzel kişilikleri kaldırılarak, sessiz sedasız tüm bu eserler devlet hazinesine devredilmiş, çeşitli kamu kurumlarına tahsis edilmiştir. Bu son durum, daha önce de örneklerini defalarca görüp yaşadığımız bu yağmacı anlayışın 21. yüzyılda da devam ettiğini göstermektedir. Ne tesadüftür ki içinde bunduğumuz bu dönemde IŞİD Irak ve Suriye’de kiliselerimize, mallarımıza el koymuş, eserlerimizi tahrip etmiş, insanlarımızı kaçırıp katletmiştir. 

     IŞİD bütün bu insanlık suçlarını yaparken “Müslüman olmayanın malı, canı, namusu Müslüman’a helaldir” anlayışıyla hareket etmektedir. Şimdi sormak gerek ki; Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaptığı yağma ile IŞİD’in yaptığı yağmacılık arasında bir fark var mıdır? Türkiye’deki kültürel ve tarihî varlıklarımızın, kiliselerimizin, manastırlarımızın tüm yurttaşların vergisiyle bir Sünnî İslam kurumu olarak faaliyet gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmesi, devlet hazinesine devredilmesi, IŞİD’in işgal ettiği yerlerde “Süryaniler’in kiliselerini, mallarını İslam Devleti’nin beyt’ül- mal’ına (hazine) devrediyoruz” demesinden farkı nedir? 

     Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu antlaşması olan Lozan Anlaşması’nın 42 / 3 ve 37. maddeleri gereğince azınlık kurumları ve malları hakkında devletin koruma, işleyişi kolaylaştırma yükümlülüğü vardır. Nitekim başbakanlık yaptığı dönemde Erdoğan, 2013 yılında açıkladığı demokratikleşme paketinde “Mor Gabriel Manastırı’nın arazisi iade ediyoruz. Böylece bir haksızlığı gideriyor, Süryani vatandaşlarımıza önemli bir haklarını teslim ediyoruz” demiş, ancak bu sözün gereği yerine getirilmemiştir. Mor Gabriel arazilerini iade etmek bir yana, üstüne bu son olayla birlikte çok daha fazla kültürel ve tarihî varlığımıza el konulmuştur. Haksızlığı gidermek her zamanki gibi lafta kalmış, yeni haksızlıklar yapılmaya devam edilmiştir.

     Biz Platform Turabdin olarak Türkiye yönetimini bu haksızlıklara son vermeye davet ediyoruz. Bu haksızlığın giderilmesi için de tüm demokratik haklarımızı kullanarak mücadele edeceğiz.

     Süryani halkının kilisesi, manastırı, mezarlığı, arazisi Süryani halkınındır.

     Süryaniler’e ait olan Süryaniler’e derhal geri verilmelidir.

Platform Turabdin

(Süryani Aydınları ve Aktivistleri Tartışma Grubu)

     SURYANİLER.COM

     27 HAZİRAN 2017

 

203 Total Views 4 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir