Almanya’dan Danimarka’ya Gemiyle Yolculuk

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 10, bölüm 5…

 

 

 

     Baltık Denizi üzerindeki Fehmarn Adası’na varıyoruz…

     Fehmarn Adası ile anakara arasında bir köprü inşâ edilmiş ve 1960 – 63 yılları arasında yapılmış olan bu köprünün üzerinden geçerek, anakaradan adaya arabayla gitmek mümkün. Gemiye binmenize gerek yok, direk arabanızla gidiyorsunuz adaya.

     Öyle yapıyoruz.

     963 m uzunluğundaki ve 21 m genişliğindeki – adayı anakaraya bağlayan – bu Fehmarn Boğazı Köprüsü (Alm. Fehmarnsundbrücke) isimli köprü üzerinde aracımızla seyrederek, adaya gidiyoruz.

     Köprü, ismini, üzerinde inşâ edildiği 1300 m genişliğindeki Fehmarn Boğazı (Alm. Fehmarnsund)’ndan alır. Bu boğaz, Baltık Denizi (Alm. Ostsee)’nin bir boğazıdır ve Fehmarn Adası ile Almanya anakarası arasında akar. Fehmarnsund ayrıca, Fehmarn Adası’na ayak basar basmaz karşınıza çıkan ilk köyün de adıdır.

     Haki yeşil renkteki Fehmarn Boğazı Köprüsü (Alm. Fehmarnsundbrücke) üzerinden arabamızla geçerek Baltık Denizi üzerindeki Fehmarn Adası’na ayak basıyoruz.

     Fehmarn Adası’na gittiğinizde, ada üzerinde karşınıza çıkan ilk köy, hem köprüyle hem de boğazla aynı ismi taşıyan Fehmarnsund köyü oluyor. Köy, arabayla adaya varır varmaz hemen sağ tarafınızda yer alıyor.

     Evet…

     Baltık Denizi (Alm. Ostsee; Dan. Østersøen; İsv. Östersjön; Fin. Itämeri; Rus. Балтийское Mоре [Baltijskoe More]; Est. Läänemeri; Let. Baltijas Jūra; Litv. Baltijos Jūra; Leh. Morze Bałtyckie) üzerinde yer alan çok güzel bir adanın üzerindeyiz şimdi. İsmi, Fehmarn.

     Ada üzerindeki B 207 yolu üzerinde yaptığımız yolculukta, Fehmarnsund köyünden sonra karşımıza Avendorf auf Fehmarn köyü çıkıyor. Sadece 152 kişinin yaşadığı bu küçücük köy, yolumuzun sağ tarafına düşüyor.

     Köyde gönüllü bir itfaiye teşkilâtı faaliyet gösteriyor. İsmi, Süderort Gönüllü İtfaiyesi (Alm. Freiwillige Feuerwehr Süderort). Teşkilât, adanın güneyindeki 6 köye gönüllü itfaiye hizmeti verdiği için “Süderort” (= Güney Yerleşimleri) ismini taşıyor. 18 Şubat 1905 tarihinde kurulan ve 112 yıldır faaliyet gösteren bu gönüllü itfaiye teşkilâtının halihazırda 30 gönüllü itfaiyecisi bulunuyor.

     Daha sonra karşımıza Blieschendorf köyü çıkıyor.

     Onu da geçtikten sonra, adanın merkezi olan Burg auf Fehmarn köyündeyiz.

     Üzerinde toplam 43 küçük köyün bulunduğu ve bu köylerde toplam 12 bin 467 kişinin yaşadığı, Almanya’nın en büyük 3. adası durumundaki bu Fehmarn Adası’nın merkezi, işte 6 bin kişinin yaşadığı bu Burg auf Fehmarn köyüdür.

     Almanca ismi “Burg auf Fehmarn”, Danca ismi “Burghæby” olan bu güzel köy, ilk kez Danimarka Kralı II. Valdemar Sejr (1170 – 1241) tarafından kaleme alınan “Kral Valdemar Coğrafya Kitabı” (Dan. Kong Valdemars Jordebog; Alm. Waldemar – Erdbuch) adlı eserde “Borch up Vemere” ismiyle yer almaktadır ki bu kitap, 1231 yılında “Liber Census Daniæ” (Danimarka Nüfûs Sayımı) adıyla Latince olarak basılmıştır.

     1599 yılına ait Almanca kaynaklarda ise köyün adı “Burgk uff Femern” olarak geçer.

     Köyün orta yerindeki St. Nikolai Kilisesi’nin inşâsı, 1230 – 50 yılları arasındadır. Bu, geçen bölümde de anlattığımız üzere, adanın “Hristiyanlaştırılması” tarihinin başlangıcına tekabül ediyor. Kilisenin yüksekliği 51 m, genişliği 18 m’dir.

     1552 yılında köyün nufûsu, 1060 olarak hesaplanıyor. 1661 yılındaki sayımda nüfûs 1300 olarak tespit ediliyor.

     Köyün yakınlarında 15. yy’da bir liman yapılıyor.

     1724 yılında yapılan sayımda köyün nüfûsu sadece 973.

     1787 tarihinde köyde büyük bir yangın çıkıyor. Bu yangında 21 ev yanıp kül oluyor.

     1876 tarihinde ise köyde bir mâhkeme kuruluyor ve bu mâhkeme 1976 yılına kadar faal olarak çalışıyor.

     1908 yılındaki nüfûs sayımında köyün nüfusu 2 bin 881 olarak belirleniyor. Şu anki nüfûs ise 6 bin.

     Devam eden yolculuğumuzda, nihayet adanın en sonundaki Puttgarden köyüne varıyoruz. Danimarka’ya gemilerin kalktığı liman da burada.

     Devam etmiyoruz yola. Direksiyonu sola kırıp B 207 yolundan çıkıyor ve köy yoluna giriyorum. Köye gireceğiz…

     – Ne yapacağız şimdi, İbrahim abi?

     – Köye girelim…

     Fırat bir yandan meraklı gözlerle etrafı seyrederken, bir yandan da yine meraklı bir biçimde bana soruyor:

     – Limana niye sürmedin? Köyde ne yapacağız?

     – Burdaki otellerin fiyatlarını öğrenelim, bir de gemilerin bu saatte Danimarka’ya sefer yapıp yapmadıklarını. Eğer Danimarka’ya bu saatten sonra sefer yoksa, geceyi bu köyde geçirir, yarın sabah gideriz Danimarka’ya. Yok eğer sefer varsa ve burda da otel fiyatları pahalıysa, devam ederiz yola…

     – Tamam, öyle yapalım.

     Puttgarden köyüne giriyor, karşımıza çıkan ilk otelin önünde arabayı durdurup kapısının önünde park ediyoruz. Sonra arabadan dışarı çıkıyor ve otelin içine giriyoruz.

     Resepsiyonun olduğu zemin kat oldukça kalabalık ve kulakları sağır edercesine müzik çalıyor. İnsanlar birşeyler içiyor, dans ediyorlar. Hepsi de yaşlı insanlar.

     Otelde bir parti var bu akşam. Kutlama yapıyorlar. Herşey iyi güzel de, bu nasıl müzik yaa? Madem ki oynuyorsunuz, insan bi “Şemmamê” çalar değil mi?

     İnsanlar oldukça neş’eliydi. Eğlendikleri ve bu partiden keyif aldıkları belliydi. İçimden onlara katılıp bu yaşlı Oma ve Opa’larla dans etmek geliyordu ama, Türkiye’deki İslamcılar ve Kürtçüler benimle alay ederler diye çekindiğim için bunu yapmadım. Ne de olsa yaşlı Almanlar’la Alman halk türküleri eşliğinde dans etmenin “İslamî bilince” de “Kürdistanî duyarlılığa” da aykırı olduğunu bilecek kadar birikimim vardı.

     Resepsiyonda otel fiyatlarını sorduk ama sormaz olaydık. Ateş pahası! Sonra, bu saatten sonra Danimarka’ya gemi seferlerinin olup olmadığını sorduk. Onlar da bize, Danimarka’ya saat başı gemi kalktığını söylediler.

     Sevindik buna.

     Kararımızı verdik: Hiç durmadan yolumuza devam edeceğiz. Gemiyle Danimarka’ya geçecek, geceyi Danimarka’da geçireceğiz…

     Gemi seferleri, Almanya’ya ait Fehmarn Adası’nın şu anda bulunduğumuz Puttgarden liman köyü ile suyun karşısındaki Danimarka’ya ait Lollanda (Dan. Lolland) Adası’nın Rødbyhavn liman köyü arasında yapılıyor. Sorduk; gemi yolculuğu 45 dakika sürüyormuş…

     Tekrar arabamıza atladığımız gibi, doğruca limana sürüyoruz…

     Limanın girişinde gişe var. Gemi ücretlerini burada ödememiz gerekiyor. Bu parayı ödeyip, öyle giriyorsunuz limana.

     2 kişi + 1 araba, gidiş ücreti 95 Euro.

     Bayağı pahalıymış hakikaten. Danimarka’ya gemiyle gidiş ücreti, bu. Sadece gidiş ücreti bu, gidiş – dönüş değil! Ama yapacak birşey yok, mecburuz artık.

     Gişede ücretini ödeyip giriyoruz limana…

     Araba kuyruğu var; biz de en arkaya yanaşıp giriyoruz sıraya. Geminin kapısı henüz açılmamış. Bekliyoruz.

     Bu bekleyiş esnasında arabadan dışarı çıkıp temiz hava alıyoruz. Bol bol fotoğraf çekiyoruz. Almanya’daki son dakikalarımız bunlar.

     Limanın girişinde, sol tarafta enformasyon binası var. Villa tipi inşâ edilmiş olan binanın önünde 5 ülkenin bayrağı dalgalanıyor. Almanya (Alm. Deutschland) ve 4 tane İskandinavya ülkesi: Danimarka (Dan. Danmark), İsveç (İsv. Sverige), Norveç (Nrv. Norge) ve Finlandiya (Fin. Suomi).

     Geminin kapılarının açılmasını beklerken, bunu da sıraya girmiş olan arabamızdan dışarı çıkıp açıkhavada sigara içerek yaparken, elimi cep telefonuma atıyorum. Gemiye binmeden önce, kız arkadaşımı aramak ve sesini duymak istiyorum.

     Baltık Denizi’nden Van Gölü’ne telefon:

     – Aşkımmm…

     – Kurban olayım senin o sesine. Nasılsın cano?

     – İyiyim aşkım. Nerdesiniz şimdi?

     – Almanya’nın sonuna geldik. Birazdan gemiye bineceğiz, limandayız. Gemiyle Danimarka’ya geçeceğiz.

     – Hmm, ondan sonra yola devam edecek misiniz?

     – Hayır, Danimarka’da gemiden ineceğimiz liman köyünde otel arayacağız, orda kalacağız. Rødbyhavn isimli küçük bir köy.

     – Çok güzel. Kendine dikkat et, olur mu?

     – Kurban olayım sana ben.

     – 🙂

     – Canım sana fedâ olsun.

     – 🙂

     – Seni çok seviyorum, melek soylum.

     – Ben de seni çok seviyorum aşkım.

     – Hadi, kendine iyi bak cano.

     – Hayır, bize iyi bakalım.

     – Bize iyi bakalım. 🙂

     – 🙂

     Telefon konuşması bana çok iyi gelmişti. Bütün yorgunluğumu bir çırpıda attı. Yeniden enerji depolamıştım.

     Biraz sonra geminin kapıları açılıyor…

     Bizler de tekrar arabamıza biniyoruz. Arabayı çalıştırıyorum ve onlarca araç peşisıra giriyoruz geminin içine.

     Geminin içindeki arabalar park yerine arabayı koyduktan sonra, arabadan dışarı çıkıyoruz tekrar.

     Yolculuk boyunca araba orda kalacak. Biz ise yukarıda geminin ve deniz üzerindeki mavi yolculuğun tadını çıkaracağız. 45 dakikalık bir mavi yolculuk bekliyor bizi…

     Yukarı çıkıyoruz, geminin yolcular kısmına.

     Orası tek kelimeyle mükemmel. Sanki küçük bir şehir inşâ edilmiş geminin içinde. Restoran, café, oyun salonu, alışveriş marketi, ne ararsan var. Bir tek nargile salonu yoktu ama benim talihsizliğim işte, halbuki bana lazım olan tek şey o.

     Biraz sonra yolculuğumuz başlıyor. Gemi hareket ediyor.

     Baltık Denizi üzerinde gemiyle yolculuk ediyoruz. Almanya’dan Danimarka’ya gemiyle gidiyoruz.

     Gemi yolculuğu boyunca bol bol fotoğraf çekiyoruz. Baltık Denizi’nin güzel sularını doyasıya seyrediyoruz.

     Baltık Denizi (Alm. Ostsee; Dan. Østersøen; İsv. Östersjön; Fin. Itämeri; Rus. Балтийское Mоре [Baltijskoe More]; Est. Läänemeri; Let. Baltijas Jūra; Litv. Baltijos Jūra; Leh. Morze Bałtyckie)…

     Hayatımda ilk defa görüyorum, bu denizi. Almanya’ya da kıyısı olduğu halde, daha önce görmek nasip olmamıştı.

     Baltık Denizi, benim bu fanî ömrümde gördüğüm 8. deniz oluyor. Şimdiye dek şu denizleri görmek nasip oldu bana: Marmara Denizi, Karadeniz, Kuzey Denizi, Güney Denizi, Akdeniz, Kızıldeniz, Ege Denizi ve Baltık Denizi.

     Gemi yolculuğumuz çok güzel geçiyordu…

     Baltık Denizi üzerindeki 45 dakikalık mavi yolculuğumuzda, gemiyle gerçekleştirdiğimiz bu Almanya – Danimarka yolculuğunda, bir yandan kahvemi içiyor, bir yandan da denizin sularına dalmış seyrediyordum…

     Gözlerimin önünde deniz, elimde de kahve fincanı olunca, dudaklarımın mırıldayacağı, elbette ki “Kahve Yeşili” şiiri olurdu:
 
     Allah bize “Oku” diyor ya,
     ben de Allah’a “Yaz” diyorum her gece
     uyumadan önce
     “O’nu bana yaz.”
 
     Kalk bir kahve yap, melek soylum
     kahve yeşili gözlerinde süzerek
     bir fincanını İbrahim içsin
     bir fincanını Zerdüşt
     ben aşkın cezvesinde kavurdum sessiz harflerimi
     henüz yazıya dökülmemişken sevginin alfabesi…
     Şu aşk var ya kalbimdeki,
     Allah’tan gelme,
     Cennet’ten indi oracığa,
     henüz hayat başlamamıştı yeryüzünde
     Adem ve Havva yememişken yasak elmayı
     ben içmişim senin demlediğin kahveyi
     Nuh’un Tufanı ile değil,
     bir fincan kahve ile başladı yeni yaşam
     bir şekeri Tatvan’dan
     bir şekeri Aşkabat’tan
     Aşk-âbad’dan…
 
     Kalk bir kahve yap, melek soylum
     kahve yeşili gözlerinde süzerek
     bir fincanını Hacer içsin
     bir fincanını Meryem
     cezvende kavur dört kitabın öğrettiği ne varsa
     beş vakit, altı kıta, yedi iklim ve sekiz cilt seyahatname
     bir sayfası Chittagong
     bir sayfası Nairobi
     aksın tüm nehirler gözlerin gibi yeşil
     Nuh’un yaptığı gemi çocuk oyuncağı
     kahve yeşili gözlerinde yüzdürdüm ben gemilerimi
     Yunus ne ki
     ben bir kelebeğin kanatlarında yaşadım yıllarca
     bir günlük ömrü vardı
     her sabah ab-ı hayat içirdim
     yeniden yeniden bağışlanıyordu bana fecre andolsun ki
     Musa’ya inen 11 Emir idi aslında
     birini sakladı
     korkmuştu kavmine açıklamaya
     şöyle yazıyordu: “Aşka ihanet etmeyeceksin!”
 
sediyani@gmail.com
 
     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ
 
     CİLT 10
 
 
Limanın girişinde gişe var. Gemi ücretlerini burada ödememiz gerekiyor. Bu parayı ödeyip, öyle giriyorsunuz limana. (ALMANYA)
 
 
Gişede ücretini ödeyip giriyoruz limana… (ALMANYA)
 
 
Limanın girişinde, sol tarafta enformasyon binası var. Villa tipi inşâ edilmiş olan binanın önünde 5 ülkenin bayrağı dalgalanıyor. Almanya (Alm. Deutschland) ve 4 tane İskandinavya ülkesi: Danimarka (Dan. Danmark), İsveç (İsv. Sverige), Norveç (Nrv. Norge) ve Finlandiya (Fin. Suomi). (ALMANYA)
 
 
2 kişi + 1 araba, gidiş ücreti 95 Euro. (ALMANYA)
 
 
Bayağı pahalıymış hakikaten. Danimarka’ya gemiyle gidiş ücreti, bu. Sadece gidiş ücreti bu, gidiş – dönüş değil! (ALMANYA)
 
 
Ama yapacak birşey yok, mecburuz artık. (ALMANYA)
 
 
Araba kuyruğu var; biz de en arkaya yanaşıp giriyoruz sıraya. Geminin kapısı henüz açılmamış. Bekliyoruz. (ALMANYA)
 
 
Bu bekleyiş esnasında arabadan dışarı çıkıp temiz hava alıyoruz. Bol bol fotoğraf çekiyoruz. Almanya’daki son dakikalarımız bunlar. (ALMANYA)
 
 
Baltık Denizi’nden Van Gölü’ne telefon: (ALMANYA)
 
 
Biraz sonra geminin kapıları açılıyor… Bizler de tekrar arabamıza biniyoruz. Arabayı çalıştırıyorum ve onlarca araç peşisıra giriyoruz geminin içine. (ALMANYA)
 
 
Yukarı çıkıyoruz, geminin yolcular kısmına. (ALMANYA)
 
 
Biraz sonra yolculuğumuz başlıyor. (ALMANYA)
 
 
Puttgarden limanında bekleyen diğer gemilerin fotoğraflarını çekiyorum. (ALMANYA)
 
 
Gemimiz hareket ediyor. (ALMANYA)
 
 
Baltık Denizi üzerinde gemiyle yolculuk ediyoruz. (ALMANYA)
 
 
Almanya’dan Danimarka’ya gemiyle gidiyoruz. (ALMANYA)
 
 
Gemi yolculuğu boyunca bol bol fotoğraf çekiyoruz. Baltık Denizi’nin güzel sularını doyasıya seyrediyoruz. (ALMANYA)
 
 
Orası tek kelimeyle mükemmel. Sanki küçük bir şehir inşâ edilmiş geminin içinde. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Geminin içinde yok yok. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Restoran, café, oyun salonu, alışveriş marketi, ne ararsan var. Bir tek nargile salonu yoktu ama benim talihsizliğim işte, halbuki bana lazım olan tek şey o. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Geminin içindeki restoran. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Geminin içindeki alışveriş marketi. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Marketin içini dolaşıyoruz. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Alışveriş için güzel bir yer ama herşey çok pahalı. (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Gemi yolculuğumuz çok güzel geçiyordu… (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Baltık Denizi üzerindeki 45 dakikalık mavi yolculuğumuzda, gemiyle gerçekleştirdiğimiz bu Almanya – Danimarka yolculuğunda, bir yandan kahvemi içiyor, bir yandan da denizin sularına dalmış seyrediyordum… (BALTIK DENİZİ AÇIKLARI)
 
 
Baltık Denizi, 25 Mayıs 2017
 
378 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir