Kürtçe Bir Çizgi Film Kanalının Varlığı Anadili Geliştirir mi?

 

Hayati Umut Sönmez

 

 

 

 

 

     Bir anadilin seyrini etkileyen çocuklardır, yani yeni yetmelerdir. Çünkü “çocukların zihni boş bir levha gibidir.” Biz yetişkinler, bu levhaya ne yazarsak bu, onların anadilini oluşturacaktır. İşte bu yüzden çocuklar belki de bu boş levhayı doldurmak için yetişkinleri sorgulamaktadır. Peki, bu sorgulama karşısında yetişkinler ne yapmalı?

     Tabiî, çocuk zihni merakçı ve hayretçidir. Yani doğal olarak öğrenme âşığıdır. Yetişkinler, burada çok dikkat etmelidirler ve bilhassa çocuklarının her sualine mantıklı cevaplar vermeliler. Özellikle yetişkinler, çocuklarına “eybe” (ayıptır) dememelidir. Çünkü bu yaklaşım çocukların sorgulanan zihnini ve merakını köreltecektir. Körelmiş bir zihin de asimilasyona kurban edilmiş bir lisan gibidir. Böyle bir vaziyette olmak da artık başkasının bedeninde bir rûh olmaya mahkûm olmaktır.

     Keza sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez ve sorgusuz bir hayat da ötekinin yanlış hayatıdır. İşte bu yüzden çocuk zihni ve bilhassa öğrenme isteği çok mühimdir. Bu istek, adım adım başlar ve birike birike devam eder. Böylelikle çocuğun zihninde şemalar arttıkça çocuk anadilini de hayat formunu da öğrenmeye başlamıştır artık.

     Çocuk, anadil için bir şey değil, her şeydir. Çünkü zmanê dayikê” (anadil), hayatın ilk doğum sancısıdır. Bu sancı, çocuğun nefes alışverişi kadar elzemdir, hem ona hem de toplumuna. Lâkin çocuklar, lisan öğrenmeden önce kendi anadilini öğrenmeli. Bir çocuk aynı anda iki dili öğrenemez. Şemalar birbirine karışır ve çocuk zorlanır, dengesizlik yaşar. Örneğin çocuklar, anadil kavramlarını öğrenirken genelde şu durumla karşılaşabilir: Biri “ekmek” diyor, öteki “nan”. Yani aynı anlamı taşıyan iki farklı kavram, iki farklı bavul… Lâkin çocukların sırtı hassas olduğu için farklı bu iki dilin bavullarını taşıyamaz, özdeşim kuramaz, dengesizliğe girer ve belli bir noktadan sonra çocuklar, sırtındaki kavram yükünü bir bavulda birleştirir. Keza bu da dominant olan dili ön plana çıkaracağından resesif olan anadil de kendini asimilasyon politikasından kurtaramayacaktır. İşte bu yüzden çocuklara ilkin kendi anadilleri öğretilmeli. Belli bir olgunluğa erişildiğinde de öteki hayat formları öğretilmesi sağlanabilir. Böylelikle de çocukların kendi benliği, kültür lisanı yani hayat biçimleri öğretilebilir daha sağlıklıca.

     Bir lisanı yaşatmak aslında insanların o dili ne kadar tercih ettiğiyle doğru orantılıdır. İşte bu yüzden Kurdî – Der’in dil çalışmaları ne kadar hayata geçirilirse Kürtçe o kadar toplumsal hayatın yegâne sosyal varlığı olma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir. Çünkü dil, sosyal hayatın iletişim ağıdır. Bu ağın sağlanabilmesi için insan varlığına ya da insanların tercih etmesine bağlıdır. İşte bu yüzden Kürtçe’nin gelişimi için Kurdî – Der’in çalışmaları desteklenmeli ve her anadil âşığının katkıda bulunması gerekmektedir.

     Keza her lisan, iletişime aç birer varlıktır. Bu yüzden lisanların midesini doldurmak sadece dilbilimcilerin görevi veya sorumluluğu altında değildir. Aksine her toplumun, her insanın kendi sesine, kendi kültürünün rengine sahip çıkması gerekmektedir. İşte bu yüzden Kurdî – Der’in Kürtçe’yi okul hayatına taşıması çok önemlidir ve bu ilk adım başarının yarısı değil aksine tamamıdır.

     Her nedense üç – dört gündür Kürtçe’nin Türkçe ile imtihanı yaşanmakta olup TC’nin savcı ve hâkimleri iktidarın ceketi altında politikalarla Kürdçe’nin ağzına mühürler vurdurmakta. Kadim sivil toplum kuruluşları ile HDP, DBP gibi siyasî parti temsilcileri de “Dile mühür vurulamaz ve eğitim, yerel yönetimlerindir!” şiârıyla TC’nin koyduğu mühürleri söktü ve Kürtçe ders zili çaldı! Oysa biliriz ki Kürtçe, bu günlere kolay kolay gelmedi, çok ağır bedellerle geldi ve hiçkimse de bu kadim ulusu pusulasından yıldıramayacak. Keza Kürtçe’nin zuladan çıktığı gündür bu günler artık ve olması gerektiği yere doğru hızla ilerlemekte.

     İnkâr ve imhâ politikalarına rağmen Kurdî – Der’in öncülüğünde Kürtçe’nin okul hayatına başlaması, çocukları heyecanlandıran bir hülyânın hayata geçirilmesi bakımından devâsâ bir nimet olmakta. Çünkü çocukların kendi anadilinde, kendi renginde ve kendi sesinde ders alması, artık kendi anadilinde oyun oynaması, şarkı söylemesi ve dans etmesi demektir. Bu da okul hayatını renklendirecek ve okulu, hayatın tâ kendisi yapacaktır.

     Bir lisan elbette sadece okul hayatında öğrenilip yaşatılamaz. Çünkü okulda öğrenilenlerin gerçek hayata indirgenmesi de elzemdir. Peki, bunu nasıl yapabiliriz? Öncelikle ev ortamının çocuğun anadilini öğrenebilmesi için müsait olunması ve ev tarafından desteklenmesi gerekir. İşte bu yüzden okul ile ev dayanışma içinde olursa her anadil de varlığını sürdürebilir çok rahatlıkla.

     Evet, bir anadilin yaşatılmasındaki en büyük eksiklik, belki de en önemlisi, anadil şiârında yayın akışı Kürtçe olan bir çizgi film kanalının olmayışıdır!

     Bilindiği üzere her evde en az bir tane televizyon bulunmaktadır. Lâkin çocuklar, kendi sesine hitap edebilecek bir çizgi film kanalını bulamadığından dolayı ister istemez öteki hayat formlarında yayın akışları yapan kanallara veya programlara yönelmektedir. Bu da Kürtçe’yi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü çocuklar okulda kendi anadillerini öğrenseler bile evde, yayın akışı Kürtçe olan bir çizgi film kanalı olmadığından, başka lisanların tesirinde anadil çalışmaları sekteye uğrayacaktır ve çocukların kendi anadilinde öğrenmiş olduğu şemaları bu kez öteki lisanların saldırılarıyla çocuklar, kavram karmaşası, şema çokluğundan dolayı dengesizliklere maruz kalıp dengesizlikler yaşayacaklardır. İşte bu yüzden anadil şiârında Kürtçe bir çizgi film kanalı elzemdir.

     Nitekim yayın akışları Kürtçe olan kanallarının varlığı yadsınamaz. Nice TV kanalları vardır. Meselâ hem Türk – Sat üzerinden hem Hotbird, Nil – Sat üzerinden müzik ve haber kanalları var ki bunlar; MezopotamyaNûçe, Stêrk, Roj, Ronahî, Çıra, Newroz, Azadî, Denge, Govend, Damla, Evin, Havîn vb. kanallardır. Bunların hepsi ya müzik, eğlence kanalıdır ya da haber kanalı. İşte görüldüğü gibi yetişkinler, çocukların varlığını ihmal etmişlerdir bi nevi. Oysa yetişkinler veya büyükler şunu unutmasınlar: Bir dilin gelişimi çocuklara dosdoğru öğretilerek ve bu öğrenmeleri de bir TV kanalıyla desteklendiği takdirde çok muazzam bir kültürün mirası olacaktır.

     Keza anadil şiârında bazı özel programlar vardır. Mesela Stêrk TV’nin yayın akışındaki Baxça Zarokan” (Çocukların Bahçesi) adlı çocuk programı, çocukların Kürtçe’yi öğrenmesi açısından son derece önemli bir gelişmedir. Benzer programlar, diğer TV’ler tarafından da desteklenmelidir bu yüzden.

     Anadilde bir çizgi film kanalının varlığı demek, öteki lisanlara asimilasyoncu bağımlılığı ortadan kaldıracak ve öteki lisanların sermayesi olan “Johny Bravo, Power Rangers, Pepe, Maske, Casper, Red Kid, Şirinler, Keloğlan” vb. gibi zırva çizgi filmlerin dil satışlarını önleyecektir. Bu lisanlara muhalif olarak Kürtçe bir çizgi film kanalı açılmalı.

     Gerçi açılsa bile şimdi çizgi film kahramanlarını yaratma problemi doğacaktır, lâkin hiçbir sıkıntıya lüzûm yoktur. Çünkü Kürt edebiyatı, uzak yerlerde çağıldayan bir ırmağın rûha akıttığı nûr gibidir. Keza irdelenip araştırılsa “Kürtler’in Homeros”u Evdalê Zeynıkê, İbrahim Sediyani’nin GULDEXWÎN’i, Feqiyê Teyran’ın ZEMBÎLFİROŞ’u, Ehmedê Xanê’nin MEM Û ZÎN’i Kürtçe’nin öykü bâbında en kıymetli hazineleridir. Bu ve benzer nadide öykülerden müstesna çizgi film kahramanları yaratılabilir. Keza bunlar eksik kalırsa anadilden bir Dilistan”, bir Elfesya”, bir Gulbarîn”, bir Kawa”, bir Nûşen”, bir Afran”, bir Gilya”, bir Gulbawan” ve bir Jêhat” yaratılması, çocukların hayâl dünyasını zenginleştirip onları klişe çizgi film karakterlerinden kurtaracak ve onlara yeni bir dünyanın kapılarını açacaktır. Keza bu değişim hem yetişkinlere farzdır hem de çocuklarının hayâl dünyaları için bir gerekliliktir.

     Son tahlilde şunu diyebiliriz: Bir anadilin yarınlara taşınması, ilkin “anadilde eğitim hakkı”yla olur ve devamında TV kanallarıyla olsun, insanlar arası ilişkilerle olsun sürekli desteklenmesi, yaşatılması gerekir. Bilhassa öteki lisanların saldırıları karşısında da kendi öz benliğini savunup korumalıdır ve süratle ilgili yetkililerin bir an önce Kürtçe bir çizgi film kanalı açılması için girişimlerde bulunulması elzemdir. Çünkü Kürtçe bir çizgi film kanalının varlığı Kürtçe’yi geliştirecek ve geleceğe taşıyacak bir lokomotiftir. Çocuklarımızı bu lokomotiften mahrum bırakmayalım!

     CİZRE POSTASI

     18 EYLÜL 2014

çocuk edebiyatı kürtçe

1041 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir