Belçika’daki bu nehrin ismi Dijle

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 9, bölüm 45…

 

 

 

 

Erdem ve Bilgelik Arıyorsan Nehirlerin Akıntısını Takip Et – 45

İbrahim Sediyani

– Nehirler Kardeşlerimizdir –

     Belçika’nın başkenti Brüksel (Flm. Brussel; Frsz. Bruxelles)’den, ülkenin kuzeyindeki Anvers (Flm. Antwerpen; Frsz. Anvers) şehrine doğru yolculuk ederken, Brüksel ile Antwerpen’in tam ortasına düşen bir yerde, direksiyonu sağa kırıyor ve A 12 otobanından çıkıyoruz.

     Hiçbir yere uğramayacağız, karşımıza herhangi bir şehir de çıkmadı ve uğramamız gereken bir adres de yok. Gürül gürül akan bir nehir yok, şelâle yok, göl yok, deniz yok, dağ yok, anıt yok; ayrıca hayvanlar da yok. Ama, çıktık otobandan.

     Durup dururken otoyoldan çıkmamızın sebebi, burada akan küçük bir akarsu, küçücük bir dere.

     Akarsuyun hiçbir özelliği yok. Çok küçük olduğu için, haritalarda bile bulamazsınız.

     Peki böyleyken, nasıl oluyor da bizi yoldan çıkarıp kendine çekmeyi başarıyor?

     Bunun sebebi, akarsuyun ismi.

     Sadece 86 km uzunluğunda küçük bir akarsu olan bu nehrin ismi, Dijle.

     Mezopotamya’nın iki büyük nehrinden biri olan Dicle Nehri’ne “adaş” olduğu için ilgimizi çekiyor ve gidip görmek istiyoruz. Daha doğrusu önceden görmüşüz de, bu kez “Seyahatname” için görmek ve siz sevgili okurlarımıza da anlatmak istiyoruz.

     Akarsuyun Flamanca ismi “Dijle”, Fransızca ismi ise “Dyle”.

     Sadece Belçika topraklarında akan bir nehir olan Dijle (Flm. Dijle; Frsz. Dyle), Belçika’nın üç ilinin, Valon Brabantı (Flm. Waals – Brabant; Frsz. Brabant Wallon), Flaman Brabantı (Flm. Vlaams – Brabant; Frsz. Brabant Flamand) ve Anvers (Flm. Antwerpen; Frsz. Anvers) il topraklarını suluyor.

     Schelde (Flm. Schelde; Frsz. Escaut) Nehri’nin bir yan kolu olan Dijle, Valon Brabantı il topraklarında, Nivelles (Flm. Nijvel; Frsz. Nivelles) ilçesinin Genappe (Flm. Genepiën; Frsz. Genappe) nahiyesine bağlı ve 133 kişinin yaşadığı küçük bir köy olan Houtain (Flm. Dalhoutem; Frsz. Houtain – le – Val) köyünde doğar. 86 km aktıktan sonra, Rumst ve Nete (Frsz. Nèthe) nehirleri ile birleşerek, üç akarsu tek akarsu oluşturarak Rupel adlı akarsuya karışırlar ve sonunda o da bizim Schelde (Frsz. Escaut) Nehri’ne karışarak akıntısını tamamlar. (Schelde / Escaut Nehri ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek için bkz. Erdem ve Bilgelik Arıyordan Nehirlerin Akıntısını Takip Et – 39, Erdem ve Bilgelik Arıyordan Nehirlerin Akıntısını Takip Et – 41 ve Erdem ve Bilgelik Arıyordan Nehirlerin Akıntısını Takip Et – 42)

     Suladığı toplam havza, 1289 km²’dir.

     Küçük ve hemen hemen hiçbir önemi olmasa da, sırf isminden dolayı bizim için önemli ve ilgi çekici olan Dijle adlı bu akarsuyun birkaç fotoğrafını çekiyoruz.

     Sonra da yolumuza devam ediyoruz…

     Amcamoğlu Basri ile beraber Anvers (Antwerpen) şehrine vardığımızda, direk Basri’nin kızkardeşi Aynur’un evine doğru sürüyoruz arabayı.

     Akşam yemeğine dâvetliyiz oraya.

     Evin kapısından içeri giriyoruz…

     Amcamkızı Aynur ve eşi Mustafa, bizi kapıda karşılıyorlar. İçerisi biraz kalabalık; cıvıl cıvıl çocuk sesleri…

     Eniştemiz Mustafa, Afyonkarahisar ilinin Emirdağ ilçesinden.

     Çiftin 3 çocuğu var; ilk ikisi erkek, küçüğü kız. Ömer Ali 12, Burak 5, ordayken yiyip bitirdiğim Merve ise 3 yaşında.

     Dünyanın en tatlı kızına dünyanın en güzel ismini koymuşlar. Aferin! Kurban olduğum Cenab-ı Allah’ın işi işte, bütün Merve’ler böyle tatlı oluyorlar.

     3 yaşındaki Merve, sadece çok şirin ve sevimli değil, aynı zamanda hakikaten müthiş zeki bir çocuk.

     Amcamkızı Aynur’un kızı Merve, “Belçika’nın Guldexwîn’i”.

     O kadar akıllı lafları, konuşması var ki, insan inanamıyor 3 yaşında olduğuna. Zekâ yönünden, dayısı Basri’ye çekmiş. (İyi ki güzellik yönünden Basri’ye çekmemiş, yoksa büyüyünce evde kalırdı kızcağız.)

     Pısmam Basri bize çiğköfte yoğuruyor.

     İyi beceriyor bu işi. Mutfak ve yemek konusunda üstüne yoktur Basri’nin. Hanımlar onun eline su bile dökemez. Oldukça hamarattır.

     Yemekten sonra çaylarımızı içerken, telefonumuz çalıyor. Arayan, Kadir Amaç. Bugün gündüz vakti Brüksel’deki toplantıda birlikteydik. Bizi evlerine çaya davet ediyor. Edip Yüksel de ordaymış.

     Birkaç dakika sonra hazırlanıp çıkıyoruz.

     Kadir ve ailesi, Anvers’in Brasschaat semtinde oturuyorlar.

     Evlerine giriyoruz. Bizi oldukça güleryüzlü ve konuksever bir biçimde karşılıyorlar.

     Bingöllü olan Kadir Amaç ve Diyarbakır – Liceli olan eşi Ayşe Amaç çiftinin üç çocuğu var. İki erkek, en küçüğü kız. Mutahhari 18, Baran 12, Arjin 4 yaşında.

     Araştırmacı – yazar Kadir Amaç (doğumu 1971)’ın üç kitabı bulunuyor: 1998 yılında Beyan Yayınları arasında çıkan “Bela ve Musibet Hareketi”, her ikisi de 2015 yılında Do Yayınları arasında çıkan “Siyasal İslam’ın Krizi” ve “Kürdistan’da Dîn ve Siyaset Sosyolojisi”.

     Saatlerce sohbet ediyoruz. Bir yandan da habire ikramlarla donatıyorlar masayı. Gâh çaylar geliyor, gâh meyve, gâh çerez, gâh kahve, gâh karpuz…

     Gerçi “sohbet” diyorum ama, daha çok Edip Yüksel konuşuyor, biz de arada bir fırsat buldukça iki kelâm ediyoruz. Edip’in maceraları çok, hele hele Amerika maceraları. Sabaha kadar anlatsa bitmez zaten.

     Araştırmacı – yazar Edip Yüksel (doğumu 1957), mâlumunuz, Türkiye ve Kürdistan’daki meşhur Yüksel ailesinin bir ferdi.

     Bitlis (Zûlqarneyn)’li Yüksel ailesi, ülkemizin gerçekten güzide ailelerinden biri. İslam’a ve Qûr’ân’a yaptıkları takdîre şayan hizmetlerine bütün Müslümanlar olarak şâhîd olduğumuz bir aile.

     Molla Sadreddin Yüksel (1920 – 2004) ve hânımı Sareta Yüksel (? – 2006) çiftinin 7 çocuğu olmuştu. Bunlardan özellikle 3’ü var ki, onları zaten tanımayan yok. Bu 3 erkek kardeşin her birinin yolları da tamamen farklı üstelik.

     Metin Yüksel (1958 – 1979), 23 Şubat 1979 tarihinde İstanbul’da Fatih Camiî avlusunda Türk ırkçısı bir Ülkücü gürûhun gerçekleştirdiği silahlı saldırıda şehîd olmuştu. O’nun anısına Türkiye’de her yıl 23 Şubat günü “Şehîdler Günü” olarak anılıyor. 80’li yılların İslamî hareketleri içinde bir gençlik lideriydi.

     Müfid Yüksel (doğumu 1964), sosyolog, gazeteci ve yazar. Şu anda Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapıyor. 3 tane kitabı var. 1993 yılında yayınlanan “Kürdistan’da Değişim Süreci”, 2002 yılında yayınlanan “Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddîn” ve aynı yıl yayınlanan “Bektaşîlik ve Mehmed Ali Hilmî Dedebaba”.

     Edip Yüksel (doğumu 1957) ise şu anda birlikte oturup sohbet ettiğimiz.

     Müfid Yüksel Hocam ile dostluğumuz, kardeşliğimiz çok eskilere dayanıyor. Aramızda uzun yıllara dayanan bir hukuk var. Kendisine karşı büyük bir hürmetim vardır; sever, sayarım.

     1992 yılının ilk yarısında, İstanbul – Fatih’teki Malta Boyacıkapısı Sokağı’nda “Yeryüzü” ve “İmza” dergileri aynı binadaydı; İmza alt katta, Yeryüzü ise üçüncü kattaydı. Sevgili Müfid Yüksel İmza Dergisi’nde yazarlık yapıyordu, ben ise Yeryüzü Dergisi’nde yazıyordum. Fırsat buldukça alt kata iner, kendisini ziyaret ederdim. Sosyolog olan Müfid Yüksel’in derin tarih bilgisine hakikaten hayran kalmıştım. O günden beri – sıkça görüşmesek dahi – dostluğumuz hep baki kaldı.

     Fakat Müfid abinin kardeşi Edip Yüksel ile – her ne kadar gıyaben çoktandır birbirimizi tanısak da – gerçek hayatta ilk kez yanyana geliyoruz, ilk kez yakından görüşüyoruz.

     Amerika’da yaşıyor Edip. ABD’nin Arizona eyaletinde. Ve çok uzun zamandır orda yaşıyor.

     19 sayısıyla kafayı bozduğu için, 19 tane Türkçe kitabı var. Bildiğim kadarıyla Twitter’de bile 19 kişiyi takip ediyor (en son baktığımda öyleydi). İngilizce kitaplarının sayısı ise 12 olduğuna göre, demek ki ömrü yeterse daha 7 tane daha İngilizce kitap yazacak. Şu anda toplam kitap sayısı 31. Bunların 19’u Türkçe, 12’si İngilizce.

     Kişisel web sitesi var. Ordan kendisini daha yakından takip edebilirsiniz: www.19.org.

     Gece geç saatte kalkıyoruz.

     Ancak yarın, hep birlikte dışarıda güzel bir pastanede kahvaltı etme, sonra da beraber şehri gezme konusunda anlaşıyoruz.

     Yarın da bütün gün beraber olacağımız için, uzatmıyoruz geceyi.

     Eve geri döndüğümüzde epey yorgun olduğumuzu hissediyoruz.

     İlginç, maceralı bir gün idi geride kalan. Gündüzü berbat, akşamı ise çok güzel geçmişti.

     Bakalım yarın bizi neler bekliyor?

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 9

FOTOĞRAFLAR:

Sadece 86 km uzunluğunda küçük bir akarsu olan bu nehrin ismi, Dijle.

Mezopotamya’nın iki büyük nehrinden biri olan Dicle Nehri’ne “adaş” olduğu için ilgimizi çekiyor ve gidip görmek istiyoruz. Daha doğrusu önceden görmüşüz de, bu kez “Seyahatname” için görmek ve siz sevgili okurlarımıza da anlatmak istiyoruz.

Akarsuyun Flamanca ismi “Dijle”, Fransızca ismi ise “Dyle”.

Sadece Belçika topraklarında akan bir nehir olan Dijle (Flm. Dijle; Frsz. Dyle), Belçika’nın üç ilinin, Valon Brabantı (Flm. Waals – Brabant; Frsz. Brabant Wallon), Flaman Brabantı (Flm. Vlaams – Brabant; Frsz. Brabant Flamand) ve Anvers (Flm. Antwerpen; Frsz. Anvers) il topraklarını suluyor.

Schelde (Flm. Schelde; Frsz. Escaut) Nehri’nin bir yan kolu olan Dijle, Valon Brabantı il topraklarında, Nivelles (Flm. Nijvel; Frsz. Nivelles) ilçesinin Genappe (Flm. Genepiën; Frsz. Genappe) nahiyesine bağlı ve 133 kişinin yaşadığı küçük bir köy olan Houtain (Flm. Dalhoutem; Frsz. Houtain – le – Val) köyünde doğar.

86 km aktıktan sonra, Rumst ve Nete (Frsz. Nèthe) nehirleri ile birleşerek, üç akarsu tek akarsu oluşturarak Rupel adlı akarsuya karışırlar ve sonunda o da bizim Schelde (Frsz. Escaut) Nehri’ne karışarak akıntısını tamamlar.

Suladığı toplam havza, 1289 km²’dir.

Dijle Nehri’nin havadan görünüşü

Pısmam Basri bize çiğköfte yoğuruyor.

İyi beceriyor bu işi. Mutfak ve yemek konusunda üstüne yoktur Basri’nin. Hanımlar onun eline su bile dökemez. Oldukça hamarattır.

3 yaşındaki Merve, sadece çok şirin ve sevimli değil, aynı zamanda hakikaten müthiş zeki bir çocuk.

O kadar akıllı lafları, konuşması var ki, insan inanamıyor 3 yaşında olduğuna. Zekâ yönünden, dayısı Basri’ye çekmiş. (İyi ki güzellik yönünden Basri’ye çekmemiş, yoksa büyüyünce evde kalırdı kızcağız.)

Belçika’nın Guldexwîn’i

Anvers (Antwerpen) şehrinde gece sohbeti. Soldan sağa; Edip Yüksel, Basri İpek, İbrahim Sediyani ve Kadir Amaç.

500 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir