Adalet Zemini

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

“Ben hakikatin peşindeyim; kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim; kimin için ve kime karşı olduğu önemli değil.”

Malcolm X

adalet-zemini-logo

     Tarih boyunca ve dünyanın her coğrafyasında, insanlar ve topluluklar her ne kadar kendilerini çeşitli dînî, mezhebî, ırkî, kavmî, sosyal, ekonomik ve ideolojik aidiyetler üzerinden tanımlamışlarsa da, gerçekte insanlık tarihi boyunca yalnızca iki cenah varolagelmiştir. Bunlar; aydınlık, erdem, vicdan ve fazilet çizgisinde olanlar ile bağnazlık, yobazlık, fanatizm ve tarafgirlik karanlığında yürüyenlerdir.

     Dünya üzerinde sadece iki millet vardır: Erdemliler ve bağnazlar… Ve bunlar yeryüzündeki tüm dîn, mezhep, ırk, kavim ve ideolojilere eşit biçimde dağılmış durumdadırlar.

     Bağnazlık cenahında yer alan insanların – ki dünya nüfûsunun ezici çoğunluğunu oluştururlar ve tarih boyunca da hep çoğunluğu temsil etmişlerdir – dünyaya ve hayata bakış açıları, kendilerini aidiyet üzerinden tanımladıkları dîn, mezhep, ırk, kavim ve ideolojiye göre şekillenir. Mensubu oldukları dînî, mezhebî, kavmî, siyasî ve ideolojik grup, parti, örgüt, devlet veya camiâ için “doğru ve yanlış” ne ise, onlar için de odur. Asla bağımsız düşünemezler, özgür iradeye sahip değildirler; onlar adına mensubu oldukları camiâ düşünür.

     İnsanlık tarihi boyunca hep çoğunlukta olan ve dünyanın istisnasız her ülkesinde / toplumunda da çoğunluğu teşkil eden bu insanların bariz özellikleri, bağnaz ve tutucu olmalarıdır. Fiile değil, faile bakarak tavır belirlerler. Onlar için “yanlış”, karşı tarafın söyledikleri ve yaptıkları, “doğru” ise kendi tarafının söyledikleri ve yaptıklarıdır. Karşı tarafların yanlışlarına / hatalarına direk ve korkusuzca tavır alırlar, ancak aynı yanlışları / hataları kendi tarafı yaptığında tevil etmeye, hatta savunmaya çalışırlar.

     Ortaya koydukları davranış biçimi şöyledir: Önce tarafını seçer, ondan sonra davranış sergilerler. Kabul edilmeli ki, önce tarafını seçip sonra davranış sergileyenlerin “doğru ile yanlış” veya “hak ile bâtıl” gibi bir kaygısı olamaz. Ancak acı da olsa, hatta insan onur ve haysiyeti açısından incitici de olsa, yine kabul edilmelidir ki, Müslüman, Hristiyan, Yahudî, Budist, Hindu, Ateist, Sünnî, Şiî, Alevî, Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Alman, Fransız, Yunan, Rus, İslamcı, Sosyalist, Komünist, Kapitalist, Faşist, Liberal, Demokrat, Sağcı, Solcu, Dînci, Dînsiz, dünya nüfûsunun büyük çoğunluğu böyledir.

     Bu ezici çoğunluğun aksine, erdemli bir çizgi üzerinde bulunan ve “erdemliler” olarak tanımlanabilir insanların – gezegenimizde hayatın başladığı günden bu yana hep azınlıkta olmuşlardır ve dünyanın istisnasız her ülkesinde / toplumunda da azınlık durumundadırlar – dünyaya ve hayata bakış açıları, kendilerini aidiyet üzerinden tanımladıkları dîn, mezhep, ırk, kavim ve ideolojiye göre şekillenmez. Onlar bağımsız düşünebilen, özgür iradeye sahip insanlardırlar. Onlar, kendileri adına başkalarının düşünmesini bir “zül” olarak addederler ve bu yüzden asla “sürü psikolojisi” ile hareket etmezler.

     Erdemli insanlar herhangi bir olay veya olguda, öznenin kimliğine bakmadan doğru ile yanlış ne ise, hak ile bâtıl ne ise ona göre davranır ve konuşurlar. Faile değil, fiile bakarak tavır belirlerler. Onlar için “yanlış”, o yanlışı kim yapmışsa odur; “doğru” da aynı şekilde. Bu insanlar “aydın” oldukları için, esasında bunlar için “bizim taraf – karşı taraf” diye bir sınıflandırma da yoktur. Doğru kimden gelirse gelsin destek verir ve yanlarında olurlar; yanlış kimden gelirse gelsin muhalefet eder ve karşılarında olurlar.

     Onlar bunu yaparken, yani herhangi bir siyasî partiye, hükûmete, devlete, örgüte, cemaate veya camiâya destek verirken ya da onlara muhalefet ederken, onların kimliğini, ismini cismini dikkate almadan bunu yaparlar.

     Ortaya koydukları davranış biçimi şöyledir: Önce neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşünür, neyin hak neyin bâtıl olduğuna imân eder, ondan sonra olaylara ve etraflarındaki siyasî taraflara karşı davranış sergilerler. İlkeli insanlardırlar, ilkeleri vardır. Bir söz / fiil eğer bu ilkelere uygunsa destek verir, aykırı ise karşı çıkarlar. Onlar sahip oldukları ilkelere göre bu davranışlarını sergilerken, karşılarındaki muhatabın Müslüman, Hristiyan, Yahudî, Budist, Hindu, Ateist, Sünnî, Şiî, Alevî, Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Alman, Fransız, Yunan, Rus, İslamcı, Sosyalist, Komünist, Kapitalist, Faşist, Liberal, Demokrat, Sağcı, Solcu, Dînci, Dînsiz olup olmadıklarını asla dikkate almazlar. Onların dikkate aldıkları tek husus, ortaya konan kelam / âmel veya söylem / eylem olup, söyleyene / yapana bakarak değil, söylenene / yapılana bakarak tavır belirlerler.

     Malcolm X’in şu sözü, bu cenahtaki insanların en temel karakteridir: “Ben hakikatin peşindeyim; kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim; kimin için ve kime karşı olduğu önemli değil.”

     İşte sahip olunması gereken ahlâk bu olmalıdır, davranışlara yön veren ilke bu ilke olmalıdır. Coğrafyadan coğrafyaya değişen, ırktan ırka değişen, mezhepten mezhebe değişen, partiden partiye değişen “ahlâkî ilkeler”in, sadece bir tek adı vardır: “Ahlâksızlık”!

     Dünya üzerindeki bu karaktere sahip tüm insanları biraraya getirip buluşturmak ve örgütlemek elbette ki mümkün değil, ancak her ülkedeki / toplumdaki bu karaktere sahip insanların biraraya gelip buluşması, ortak bir çatı altında güçbirliği yapması mümkün.

     Allah Tebareke ve Teâlâ’ya sonsuz şükürler olsun ki, böyle bir platform olmaya aday ve sözünü ettiğim “farklı” kesimlerden isimlerin biraraya gelip buluştukları bir çatı var şimdi: “Adalet Zemini”.

     Türkiye’deki farklı kesimlerden aydınların, yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin, aktivistlerin ve sivil toplum temsilcilerinin biraraya gelerek kurduğu entelektüel bir oluşum olan “Adalet Zemini”, özellikle keskin bir kutuplaşmanın yaşandığı, toplumun aşırı biçimde politize edildiği, gerek siyasette ve gerekse medyada “erdem” ve “ahlâk” gibi ilkelerin tamamen tedavülden kaldırıldığı, kazanmak ve “haklı çıkmak” için her türlü yalan, hile, çamur, iftira ve amigoluğun meşrû hale geldiği günümüz Türkiye’sinde, henüz yitirilmemiş vicdanlar için bir umut ışığı olabilir.

     “Adalet Zemini”, farklı toplumsal kesimlerden olmalarına rağmen, Türkiye ve dünya siyasetini birlikte konuşmak üzere biraraya gelen, çeşitli kimliklerin (İslamcı, Sosyalist, Sağcı, Solcu, Liberal, Demokrat, Muhafazakâr vb.) birine veya birkaçına ait bireylerden oluşuyor.

     Bir de benim gibi, bu kimliklerin hiçbirine ait olmayan, kendisini hiçbir siyasî kimlik ve ideoloji üzerinden tanımlamayan da var tabiî.

     “Adalet Zemini”nin resmî sitesinden (www.adaletzemini.org), haberleri ve etkinlikleri takip edebilir, zemin hakkında ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

     İçinde bulunduğumuz 2016 yılı yazında kurulan “Adalet Zemini”nin fikrî temelleri, 2012 yılının Kasım ayında Kocaeli’de bir ev sohbetinde atıldı. Üç günlük bir misafirlikte fikir olarak ortaya atılan ve o üç gün boyunca adım adım nelerin yapılması gerektiği konuşulup tefekkür edildikten sonra, iki yıl boyunca farklı buluşmalar ve sohbetlerde gündeme getirilip konuşuldu, tartışıldı ve 2014 yılının sonlarında ise iş bu farklı çevreler ve camiâlar arasındaki ortaklıkları ve temas noktalarını birarada buluşturmaya, bu ortak hassasiyetleri mümkünse çoğaltmaya dâvet eden bir çağrı aracılığıyla buluşmaya başlandı. Onun da üzerinden iki yıl geçtikten sonra, 2016 yazında İstanbul’da yayınlanan bir “basın bildirisi” ile kuruluşu ilan edildi.

     Yıllar önce Kocaeli’de bir ev sohbetinde, misafirlikte fikir olarak ortaya atılan bir oluşumun bugün gerçekleşmiş olmasının haklı sevincini ve onurunu yaşıyoruz. Bu mutluluğu kelimelere dökmek mümkün değil.

     Hayırlı olsun. Allah-û Teâlâ utandırmasın.

     Erdemli bir toplum, aydınlık bir ülke dileğiyle.

İbrahim Sediyani

Adalet Zemini

     SEDİYANİ HABER

     16 KASIM 2016

adalet zemini darbe 3

adalet zemini darbe 1

adalet-zemini-15-10-2016-1

adalet-zemini-15-10-2016-5

adalet-zemini-15-10-2016-4

 

1210 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir