Kürt Aydın İnisiyatifi’nin Sediyani için yayınladığı ibret-i âlem “Basın Bildirisi”

 

isediyani

“Kürt Aydın İnisiyatifi” (Înîsiyatîfa Rewşenbîrên Kurd) adıyla kurulan oluşumun yazar İbrahim Sediyani için kaleme aldığı resmî “Basın Bildirisi”ni ibret-i âlem için yayınlıyoruz…

 

     Birkaç ay önce kurulan ve kendilerine “Kürt Aydın İnisiyatifi” (Înîsiyatîfa Rewşenbîrên Kurd) adını veren oluşum, Kürt kamuoyunun ve İslamî kamuoyunun yakından tanıdığı yazar İbrahim Sediyani’yi hedef alan bir “Basın Bildirisi” yayınladı.

     Adı geçen İnisiyatif, 4 Haziran 2016 günü Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen toplantıya Sediyani’yi de konuşmacı olarak davet etmiş, Sediyani de zaten 29 Mayıs 2016 günü Hollanda’nın Lahey (Den Haag) şehrinde konferansı olduğu için, bir hafta sonraki bu toplantıya katılma davetine nezaket örneği göstererek katılmıştır. Ancak bizzat çağırdıkları bir insana, toplantı esnasından başlayarak bugüne dek her türlü nezaketsizliği yapmışlardır.

     İki gündür sosyal medyada yüzlerce ağır hakarete maruz kalan, kendisine yönelik linç kampanyası başlatılan, ailesine ve namusuna varıncaya kadar tüm değerlerine küfür edilen bir arkadaşına sahip çıkacaklarına, O’nunla dayanışma göstereceklerine tam tersini yapıp kendileri de koroya katılarak O’nu hedef alan İnisiyatif’in Sediyani’ye yönelik bu bildiriyi kaleme almasının sebebi, “Zalim kim olursa olsun zalime karşı – mazlum kim olursa olsun mazlumdan yana” olmayı kendine ilke edinmiş, bu tavrını da dîn, mezhep, ırk, kavim, dil ve sosyal sınıf ayrımı gözetmeksizin ortaya koyan, yaşamı boyunca her türlü olay ve haksızlık karşısında “faile değil fiile bakarak tavır belirleyen” bir insan olan, hangi amaç ve gaye için olursa olsun mâsum insanların öldürülmesini tasvip etmeyen, böyle olduğu için fikirlerini paylaşmasalar bile İslamcı, Solcu, Atatürkçü, Türkçü ve Kürtçü, toplumun tüm kesimlerinin vicdanından emin olduğu Sayın Sediyani’nin dün Midyat’ta PKK’nın gerçekleştirdiği katliâmı kınaması ve lanetlemesi.

     Ne tür gayr-ı ahlakî saldırılara, alçakça iftiralara uğrasa da, kendisine ne tür çamurlar atılsa da, asla ve asla hiçbir Kürt yazarın, hiçbir Kürt aydınının ve hiçbir Kürt siyasetçinin, Kürt hareketinin aleyhinde konuşmayan, hiçbir Kürt aydınını ve siyasetçisini karalayıp kötülemeyen, bunu “Qazî Muhammed ve Mustafa Barzanî ahlâkı” olarak kendisine ahlâk edinmiş, onlarca yanlışa imza atan HDP’yi eleştirirken bile bunu HDP içindeki Kemalist Türk ve Ermenî isimler üzerinden yapan, HDP’yi eleştirirken bile HDP’deki Kürt siyasetçiler aleyhine tek söz etmeyen, Kürt kardeşlerini kötülememek ve onlara laf dokundurmamak konusunda bu derece bir hassasiyete sahip olan Sayın Sediyani’yi “Kürtlük adına”, “Kürdistan adına” eleştirip çekiştirmek, bu kutsal değerler üzerinden ailesine ve namusuna küfretmek, tek kelimeyle utançtır. Hem de yüzüne tükürülmesi gereken bir utançtır.

     Bildirinin en komik yönü de şu: Hamile bir kadını ve sivil Kürt yaşlı karı kocayı alçakça katletmeyi kınayan bir şahsı hedef alıyorsun, ona yönelik yazıyorsun. Ama hemen devamında “vicdan”dan “erdem”den bahsediyorsun, “katliam karşıtlığı” yapıyorsun. Katliamı açıkça savunuyorsun, öldürülenler Türk olduğu için “Oh oldu” diyorsun, zaten savunduğun için Sediyani’ye yönelik bu metni yazıyorsun, ama diyorsun ki “Irkçılığı, jenosidi ve işgali savunmak, düşünce özgürlüğü babında değerlendirilemez.” Bunu kargalara gösterseniz, gülmezler bile…

     Onbinlerce insana ulaşan ve okur kitlesi her geçen gün daha da artan Sediyani Haber Sitesi Editoryası olarak, çalışmaları, eserleri, biyografisi ve Kürtler’e hizmetleri ortada olan Sayın İbrahim Sediyani’nin bu tür oluşumlar içinde yer almasını tasvip etmiyoruz ve kendisine yakıştırmıyoruz, ancak bu Sayın Sediyani’nin vereceği bir karardır.

     Bildiriyi ibret-i âlem olsun diye olduğu gibi yayınlıyoruz…

SEDİYANİ HABER

– Erdemli bir toplum, özgür bir ülke –

     * * *

KAMUOYUNA AÇIKLAMA

     Kürdistan Aydın İnisiyatifi, henüz oluşum aşamasındadır. İnisiyatifin hangi esaslar üzerinde inşa edileceği 1 Mart Deklarasyonunda açıklanmıştır.

     Deklarasyonda, ülkemizde vahşi bir katliam ve yıkımın olduğu, bu yıkım ve vahşete karşı suskun kalınmayacağı belirtilmiştir.

     İnisiyatif, amacını “İşgalci Türk – Arap – Fars egemenlerinin vatanımızdaki siyasi ve askeri varlığına son vermek” olarak tanımlamıştı.

     Bu çerçevede Deklarasyonu imzalayan şahsiyetlerin dini, dünya görüşü, siyasi tercihi bir zenginlik olarak değerlendirilmiş, “topluma ve insanlığa karşı suç işlememiş herkes inisiyatife dahil olabilir” denilmişti.

     Türk devleti, Kürdistan halkının en meşru haklarını gasp etmiş, Kürdistan coğrafyasında soykırım suçlarını işlemiş, askeri varlığını zorla sürdüren gayrı meşru işgalci bir güçtür.

     İslam dininde, işgal güçlerine karşı savaşmak “farzı kifaye” biçiminde bütün Müslümanlara verilmiş bir görevdir. İşgalci ve zorbayı cezalandırmak “katil” değil, ibadet olarak değerlendirilir.

     Ulusal hukuk, işgal kuvvetlerine karşı savaşmayı vatana bağlılık ve vatandaşlık görevi olarak tanımlar. İşgalciyi ülkeden kovmak ve onu cezalandırmak için görevler yükler. Hukuki ve meşru bir görevin icrasını cinayet olarak değerlendirmez.

     Uluslararası hukuk, zorba ve sömürgeci güçlere karşı direnmeyi meşru görür. Bu durum Birleşmiş Milletler “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ile 70 yıl önce dünyaya deklere edilmiştir.

     İnsanlık alemi içinde ve toplumda işgalci güçleri, zorbayı, katliamcıyı dövmek, ülkeden söküp atmak kahramanlık olarak isimlendirilmiştir. Ulusal kahramanlar bu işi yapanlardır.

     Bu hukuki, vicdani gerekçelere rağmen gayri meşru bir durumu hümanist değerler çerçevesinde ele almak, değerlendirmek doğru bir tutum değildir.

     Kürdistan Aydın İnisiyatifinin kuruluş sürecinde katılım imzasını veren, Brüksel’deki toplantıya da katılarak konuşma yapan İbrahim Sediyani, dün sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımda Midyat’taki olayda ölen işgalci devletin polisleri için “yapanları katil, polisleri ise masum ve mağdur” olarak gösteren ifadeler kullanmıştır.

     İnisiyatif, doğal hukuk ilkeleri ve insanlık vicdanını esas alan değerler üzerinde kurulmuştur. Bu değerleri ret eden söylem ve eylemleri hiçbir koşulda kabul etmez. Irkçılığı, jenosidi ve işgali savunmak, düşünce özgürlüğü babında değerlendirilemez.

     Kürdistan Aydın İnisiyatifi’nin hedefi, ilkeleri ve felsefesi son derece açık ve nettir. Bu ilkeler kuruluş aşamasındaki deklarasyonda da ifade edilmiştir. Bunun dışında hiçbir şey ve hiç kimsenin söylemi, duruşu ve tutumu Kürdistan Aydın İnisiyatifini bağlamaz.

     Saygılarımızla

ÎRK Avrupa Çalışma ve İrtibat Grubu

     REWŞENBİR

     9 HAZİRAN 2016

kamuoyuna açıklama

 

 

3809 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

21 Cevap Kürt Aydın İnisiyatifi’nin Sediyani için yayınladığı ibret-i âlem “Basın Bildirisi”

  1. Medeni yusufoğlu dedi ki:

    80 vekil alarak, sorumluluktan kaçan, kendini dev aynasında gören ve ilk fırsatta Sayın Barzani’yi edepsiz ve alçak bir şekilde ihanetle suçlayan da bu zihniyet değil miydi? Evrensel hiçbir değerin bunlar için hiçbir değer ifade etmediği apaçık ortadadır. Bunlar değil midir ki “Biz olmasaydık Kürt gençleri İslam’a kayacaktı” diyenler? İşğalcilerin bu kadar azğınlaşmasında en büyük pay bunların değil midir? Bunların topu biraraya gelse çeyrek Sediyani etmezler. 30-40 yıllık emek 3-5 ayda heba oldu, kına yaksınlar, yeni Macaristan doğdu tepe tepe kullansınlar. Sediyani yalnız değildir, bu böyle biline. Vesselam…

    • Fikret Yaşar dedi ki:

      MEDENİ YUSUFOĞLU’NA

      Kurd Aydin inisiyatifini pkk ile karistirmissiniz! Pkk’lilere kalsa bu olusum onlara karsi kurulmustur. Bu olusum ” ozgun kurdistani dusunce platformudur” her hangi bir parti, cemaat ve lidere bagli degildir. Kurdluk aşki olan ve kurdistani bir fikre sahip olan herkese aciktir. Sn. Sediyani ya da islamci kurd aydinlarinin yanlisi hala “din kardesligi-ummet birligi” hikayesine iltifat ediyor olmalaridir. Kulaga hos gelen bu teorinin pratik şansi olmadigini gorduk ve bize bunu dayatan araplarin 23 devletli parcalanmis kavgali hallerine bakip uyanamiyoruz hala. Bu teoriyle gonlumuz hos tutularak vatanimiz, dilimiz, kulturumuz ve kimligimiz elimizden alindi. Bunlar isgalci ve zalimdirler, humanizma cercevesinde bunlarin magduriyetlerine hayiflanmak yanlistir. Zira bir kadik suda bizi boguyorlar ve kurdlerin bunlara karsi verdigi savas mesrudur. Ha, bu savasi pkk veriyor ve pkk kurdistan icin savasmiyor diye elestirebiliriz, ama unutulmamadi gereken sudur ki, bu savaş kurdistanda kurdlere karsi veriliyor. İster pkk oldursun, ister tc, magdur olan kurdlerdir. Kim ki Kurdleri olduruyor ya da oldurtuyor ve isgali mesrulastiriyorsa o zalimdir, kurd ve kurdustan dusmanidir…

      • İbrahim Sediyani dedi ki:

        FİKRET YAŞAR’A

        Fikret Bey, konuştuğumuz mevzunun “Ümmetçilik”le, “din kardeşliği”yle alakası yoktur. Konuyu saptırıyor ve algı yönlendirmesi yapıyorsunuz. Konuştuğumuz mevzû, en temel ahlâk ve edep mevzûsudur. Ve bu ahlâk ve edep kriterleri, tüm dînler ve ırklarda ortaktır.

        Kendilerine “Kürt aydınları” diyenlerin en başta gelen sorununun ahlâk sorunu ve kişilik bozukluğu olduğunu iyi bildiğim için, zaten toplantıdaki konuşmamı da ahlak ve edep konusunda yaptım, Qazî Muhammed’in ahlâkını anlattım (daha doğrusu anlatmaya çalıştım, çünkü hazırladığım konuşma metninin içine edildi)

        Her türlü çirkefin yapıldığı bir insanın yanında duracağınıza bir de “İslamcı” etiketi yapıştırıp algı yönlendirmesi yapmak, ahlak ve edep noktasında yönelttiğim tüm eleştirilerin haklı olduğunu gösteriyor.

        İslamcı olmadığım bilinmesine rağmen ve İslamcılık’u mahkum eden onlarca yazımı bizzat kendin okumuş olduğun halde, burada bana “İslamcı” etiketi yapıştırıp algı yönlendirmesi yapman, ortada hakikaten bir “ahlâk sorunu” olduğunu gösteriyor.

        Brüksel’deki toplantıda Paris’ten gelen bir Yahudî Kürt kardeşimiz de vardı ve orada ahlakını ve kişiliğini en çok beğendiğim, o kalabalığın içinde kendisiyle en iyi anlaşabildiğim kişi de o Yahudî’ydi. Toplantı arasındaki dinlenme saatlerinin çoğunu da ben ve o Yahudî Kürt başbaşa, kalabalıktan ayrı geçirdik, ikimiz hep birlikteydik. Çünkü aynı ahlak ve kafaya sahip olan, sadece ikimizdik. Brüksel’deki toplantının benim açımdan tek olumlu yanı da, Haim Abraham adlı o Yahudî kardeşimle tanışmak oldu.

        Kemalist olmayabilirsiniz ama insanlara kontrolsüz bir biçimde etiket yapıştırıp algı yönlendirmesi yapmak, Kemalistler’den aldığınız bir kişiliktir.

        Fazla birşey istenmiyor sizden. Sadece ahlakı ve edebi elden bırakmamanız, insanların ailesine ve namusuna varıncaya kadar tüm değerlerine küfretmemeniz, sağda solda insanlara çamur atmamanız isteniyor, iftira atmamanız isteniyor.

        Çok mu zor bunları yapmak? Bu kadar çirkinleşmeye ne gerek var?

        • mehmet dedi ki:

          metinde aileye herhangi bir hakaret var mı varsa çıkarılmış mı göremedim acaba başka bir yerde mi geçiyor.

  2. zeki kaya dedi ki:

    Sediyani’ye dil uzatan edebten İslam’dan ve dahi insanlıktan nasibini almamış kişiler, topunuz biraraya gelseniz Sediyani’nin tırnağı olamazsınız.

  3. Derya Geylani dedi ki:

    Sediyanî’ nin yorumunu ilk gördüğümde ben de bahsettiği kişilerin sivil olduğunu sandim. Ama bahsedilen kişiler silahli insanlar ve Kurdistan’ in varligina karsi duran militarist kesimin en azili bireyleri. Ama Cizre de eline silah almayip sadece Kürtler icin statü istiyorum diyen en az üç kadin tecavuz edilerek öldürüldü. Nusaybindr kapida hamile kadinlar öldürüldü. Onsanlarin mahremlerine girilip irkci , kürt ve kurdistani degerleri red eden paylasimlar yapıldı. Sivil insanlarin edirneden karsa ölümüne karsi cikilmali ama Elinde silah Kurdistanda kan dökmek isteyen kim olursa olsun savunmak dogru degildir. Onlarin yapacağı sey. Kurdistani terketmektir

  4. Talha Yige dedi ki:

    Sayın Sediyani bey..!!
    Ahmet Hakan dan hiçbir farkınız yok siz rüzgarın yönüne doğru yol almaya devam edin.

  5. Kadri Erdoğan dedi ki:

    Kürtler yıllarca onların edebiyatı için gecesini gündüzüne katarak çalışan bir edebiyatçıyı Kürtçe’den ve Kürtlük’ten istifa ettirdiler, sıra İbrahim Sediyani’de. Allahım? deyip duruyorum, Allah akıl fikir versin.

  6. Azad Yaşar dedi ki:

    Sayın Ibrahim Sediyani
    Insani hassasiyetle Midyat ‘ta yaşamlarını yitiren insanlara üzülmenize kimsenin birşey dediği yok sorun da bu değil, sizde bilirsiniz ki Kürdistan’ da korkunç boyutlara ulaşmış bir savaş realitesi söz konusudur. Bu savaşın esas mağdurları da Kürtler ve Kürdistan coğrafyasıdır. Bunları bile bile üç gün evvel Kürt aydın insiyatifinin toplantısına katılıp medya önünde pozitif mesajlar verirken üç gün sonra kalkıp çok farklı bir kulvarda uçları tümüyle açık bir yerlere mesaj vermenin mantığı varmıdır.? Şimde size sormak gerekmez mi devlet eliyle katl edilip cesedi bir hafta boyunca kaldırımda kalan Kürt anne için de aynı acıları his etiniz mi.? Yine sekiz aylık hamile Kürt anne kurşunların hedefi olurken aynı samimyetle medyanın karşısına geçip bu korkunç savaşı lânetlerdiniz mi.?

    • İbrahim Sediyani dedi ki:

      AZAD YAŞAR’A

      Bahsettiğiniz olaylara üzülmediğimi neye dayanarak söylüyorsunuz? Defalarca lanetlediğimiz ve kınadığımız, hakkında onlarca şey yazdığımız olayları “sanki hiçbir şey yapmamışız gibi” hatırlatmanız nasıl birşeydir?

  7. Ademdavut Can dedi ki:

    Eger mazlumdan yana isek, mazlumun onca zulme maruz kalmasina karsi isek, mazlumun zalimin yuzune tukurmesini saygi cercevesinde degerlendirmek zalime haksizlik yapildigi ibaresine donusur, buraya dikkat etmek gerek…

  8. Gürkan Biçen dedi ki:

    Kürtler bu bildirideki kafayla hiçbir yere varamazlar… Kürtler ve Kürdistan bir vakıadır. Ne var ki, bölgenin tüm halkları da öyledir.
    Bildiride bahsedilen dini ve siyasi / hukuki metinlerin hiçbirisi kastedilen anlamları da içermemektedir. PKK uzantıları eliyle Batı’da yaptığı eylemlerle kendi siyasi / hukuki zemininden de çıkmış ve kendi çerçevesi olan “gerilla hareketi”nden yine hukuki niteleme itibariyle “terör örgütü”ne dönüşmeye yüz tutmuştur. Bu ikisinin hukuki ve siyasi farkını bilmeyenler lütfen araştırsınlar ve sonra son dönemdeki eylemleri değerlendirsinler.

  9. Dr. Emrullah AKYÜZ dedi ki:

    Kim ne derse desin, Türk Kemalistler’le ve Apocular’la hiçbir ortak iş yapılmaz ve yapılamaz.

    Kendi gibi düşünmeyen insanları harcarken “ajan”, “işidçi”, “Akp uşağı” diyerek, aşağılık ve alçakça tutum göstererek saldıran bu barbar tayfa İbrahim Sediyani’ye saldırarak zalimliğini katmerlemiştir. Bugün Sayın Barzani’nin ve birçok Kürt aydınının bu soytarılarla iş yapmamasının sebebi olarak PKK’nin güvenilmez olması, kendilerini tek güç ilan etmeleri, vicdandan yoksun -barbar olmaları, ellerinde güç olsa kendilerinden farklı düşünen Kürtler’e değil söz hakkı vermek, yaşam hakkı tanımayacak zalim olmaları gibi birçok sebep sayabiliriz.

    Bunlarla aynı masada oturulmaz ve değerli ağabeyim olan Sediyani’nin oturması da şık olmamıştır. Kürt Aydın İnsiyatifi’nin Sediyani hakkında yaptığı basın bildirisine üzüldüm ama inşallah hayırlara vesile olacağını düşünüyorum.

    İbrahim Sediyani’ye saldıran alçakları şiddetle kınıyorum.

    Dr. Emrullah AKYÜZ

  10. Barzan Ali Fırat dedi ki:

    PKK icazetli “aydıncılık” oyunundan bu kadar olur ancak. Kürdistancılık, bağımsızlıkçılık hepsi maval… Kandil’den icazetli hiçbir oluşum Kürt ve Kürdistan vasfıyla nitelendirilmeyi hak etmez.

    İbrahim Sediyani, insanî bir duruşu ortaya koymuştur ve kınadığı bir terör eylemidir. Evet PKK açıkça bir terör eylemi gerçekleştirmiştir. Onun da onu savunanların da canı cehenneme…

  11. Ümit Yaşar Işıkhan dedi ki:

    Sevgili Sediyani’nin düşünsel eylemine katılıyorum. Kana kan, kıstasa kıstas ancak mikro faşizmin kullandığı argümanlardır. Ve bunu yapanlar bir süre sonra birbirine benzeşirler.

    Oysa haklı olanın kendini ifade etme yolu farklılaştıkça anlaşılır. Bu nedenle herkesin olaylara bakış açısı ve düşüncesi durduğu etik pencereden ve vicdani duyarlılığına bağlıdır.

    Günümüzde bir yazarın, bir aydının toplumsal sorumluluğu ve hayata katkısı şiddeti kışkırtan ve oradan beslenen değil, tam tersi barışı, sevgiyi, kardeşliği, insan haklarını ve ideolojik anlamda öncelediğimiz söylemleri herkes için söyleyebilendir.

    Sanatçı yangına su taşıyandır. Vicdanı kanayandır. ırk, din, dil ayırıma yapmadan yangına su taşıyandır… Özellikle mazlum insanların yanında saf tutarken karşı taraf ile empati yapabilendir.

    Bu anlamda Sediyani’nin insani acılarını ve duyarlılığını önemsediğim gibi destekliyorum. Kürt halkına yapılan zulümleri ve katliamları kınıyorum… Elbette faşistlerin hunharca işgal ve baskılarını kınıyorum… Ama bu süreçte ölüm tellallığı da yapmak değil, en azından yarım kalan barış sürecinin devamı için yol aydınlığı yapabilmektir.

    Bu iş de sanatçıya, yazara kalır. Sanatçının ırkı, dini, dili yok… O bütün acılı insanların sesi ve soluğudur. Ölüme karşı yaşamı savunmak zorundadır… Savaşa karşı barışı savunmak zorunda olduğu gibi…

    Herkesi düşman bellemenin psikolojisini aşmak ve biraz insan penceresinden bakmak zorundayız / zorundasınız…

    Herkesin BARIŞA RENK OLMASINI DİLİYORUM…

    Sediyani kardeşime de selam…

  12. Malcolm X dedi ki:

    Kürt Aydın İnisiyatifi öncelikle Said Nursî, Qazî Muhammed, M. Barzanî ve daha nicelerin felsefesini tekrar analiz etmeli.

    Hakikati söylemekten kaçınmanın yanlışlığını ancak bir ustaya başvurarak daha iyi anlayabilirler diye düşünüyorum.

  13. Zafer Danyıldız dedi ki:

    Sizin Kürtler adam olmaz da neyse ki senin gibiler var Sevgili Sediyani. Ben insanlığından emin olduğum için seni takipteyim.

  14. Bejan Çolamerg dedi ki:

    Mamoste biz seni biliriz, seni doğru bildiklerini çekinmeden ifade ettiğin için seviyoruz, üç beş çapulcu seni yolndan edemez.

  15. Payizava dedi ki:

    Bir aydın her zaman doğrulardan yana olmalıdır. Ama ülkesini işgal etmiş sömürgecilere yarayacak sözler sarf etmemelidir.

  16. Remzi Küroğlu dedi ki:

    Sebebi ne olursa olsun. Hiç kimse bir Kürt aydınına, özellikle bir Kürt anasına küfür edecek kadar alçalmamalı. Kendini ve ideolojini sorgulamayanlar afalladı. Mübarek Ramazan ayında Sediyani ve ailesine Annemize küfür edenleri lanetle kınıyorum. Allah sizlere akıl fikir versin. Kürt edebiyatının bittiği yerde ilk çocuk kitabı ‘Guldexwin’i çıkaran bir aydına bu yapılmaz. Ahmaklar…

  17. Orhan Kemal Yıldırım dedi ki:

    Size yapılan çirkinlikten başka birşey değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir