Kurdistan Hebe Azadî Heye

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     Allah Tebareke ve Teâlâ, Qur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruyor:

     “Hakikati bildiğiniz halde, doğruyu yanlışla karıştırmayın ve bile bile gerçeği gizlemeyin.” (Baqara, 42)

     Zirâ hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı, gerçek ile yalanı bile bile karıştırmak, gerçeği bildiği halde bunu kasıtlı olarak tersyüz etmek, Allah-û Teâlâ tarafından en şiddetli bir şekilde lânetlenmiş ve tüm Kutsal Kitaplar’da kınanmış bir davranıştır.

     Bu hatırlatmayı yapmamın sebebi, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez. Sayın Görmez, son birkaç haftadır yeni bir alışkanlık edinmiş. Devlet ile PKK’nın ortaklaşa harabeye çevirdiği Kürdistan ilçelerini geziyor, her Cuma namazını bu ilçelerden birinde kıldırıyor. Verdiği Cuma hutbelerinin sonunu da birkaç sloganik Kürtçe cümle ile tamamlıyor.

     Buna elbette sözümüz yok. Camiler Allah’ın evidir. İstediğiniz coğrafyada, istediğiniz şehirde, istediğiniz camide kılma / kıldırma hakkınız var (Şam hariç). Hutbeyi Türkçe de verebilirsiniz Kürtçe de. Bunda da bir sıkıntı yok. Önemli olan hangi dili konuştuğunuz değil, konuşurken hakkı mı yoksa bâtılı mı dillendirdiğinizdir.

     Sayın Görmez, iki hafta önce Şırnak (Şehr-i Nûh) ilinin Cizre (Cezire Botan) ilçesinde ve geçen hafta da Diyarbakır (Diyarbekir) ilinin Silvan (Miya Farqîn) ilçesinde verdiği Cuma hutbelerinin sonunda şu Kürtçe ifadeleri sarfediyor:

     “İslam varsa özgürlük vardır, İslam yoksa özgürlük yoktur. İman varsa özgürlük vardır, iman yoksa özgürlük yoktur.”

     Diyanet Türkçesi’ne çevirerek aktardığımız bu sözlerin Hıyanet Kürtçesi’ndeki orijinali şu şekilde:

     “İslam hebe azadî heye, İslam tunnebe azadî tunne. Îman hebe azadî heye, îman tunnebe azadî tunne.”

     Peki acaba hakikat böyle mi? Hayır. Sayın Görmez bile bile hakkı ve hakikati çarpıtıyor. Bunu da âlim olduğu halde yapıyor. Hakikatin ne olduğunu hepimizden daha iyi bildiği halde gizliyor bunu.

     Sayın Görmez gidip de Filistin’de, Batı Trakya’da, Arakan’da, Keşmir’de, Patani’de ve Doğu Türkistan’da bu sözleri sarfetse, söylediklerinin bir karşılığı olabilir. Çünkü oradaki Müslüman Arap, Türk, Rohingya, Keşmirli, Patanili ve Uygur halkına zûlmedenler, kimi Yahudî, kimi Hristiyan, kimi Budist, “kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela”…

     Fakat Kürdistan’da bu zırvaların hiçbir karşılığı yoktur. Yoktur, çünkü Müslüman Kürt halkına bu zûlümleri yapan Türk, Fars ve Arap egemen ulusları da Müslüman! Kime karşı “İslamî kurtuluş mücadelesi” vereceğiz Sayın Görmez, söyler misiniz? Tıpkı bizler gibi Müslüman olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye karşı mı?

     Kürtler, zalimleriyle aynı dînden olan bir millettir. Kürtler’in durumu, tıpkı Bengaller’in, Katalonlar’ın, Tuaregler’in durumu gibidir. Bu üç mazlum halk, zalimleriyle aynı dînden oldukları için, ancak onların mücadeleleri Kürt halkına örnek olabilir. Bangladeş, Katalonya ve Azawad dışındaki coğrafyalar Kürdistan’a örnek olamaz.

     Ayrıca kimse kusura bakmasın; “İslam heye” ama gene de “azadî tunne”

     “İslam heye” ama bal gibi “zûlüm ji heye, işğal ji heye, qatliâm ji heye, asimilasyon ji heye”

     Kürt / Kürdistan Sorunu, dînî bir sorun değil, millî bir sorundur. Çünkü Kürtler Müslüman olduğu gibi, Kürdistan’ı bölüp parçalayan Türk, Arap ve Fars egemen ulusları da Müslüman’dır.

     Biz eğer Dersim, Zilan, Roboskî katliâmlarını yaşadıysak, dînsiz olduğumuz için değil, devletsiz olduğumuz için, Sayın Görmez!

     Enfal’de 200 bin Kürt soykırıma uğradıysa, Halepçe’ye kimyasal atıldıysa, dînsiz olduğumuz için değil muhterem hocam, devletsiz olduğumuz için.

     Şengal, Kobanê, Kaniya Spi barbarların saldırısına uğruyorsa, dînsizlikten değil hocam, devletsizliktendir.

     “Kürt” kimliğimiz dahi tanınmıyor ve inkâr ediliyorsa, Türkiye’de “Türk”, Suriye’de “Arap”, İran’da “Pers” olarak adlandırılıyorsak, bu durum dînsizlikten kaynaklanmıyor şeker hocam, devletsizlikten kaynaklanıyor.

     Asimilasyon politikaları sonucu 12 bin 211’i köy ismi olmak üzere 28 bin coğrafî isim haritadan silinip onlara uyduruk Türkçe isimler verilmişse, dînsiz olduğumuzdan değil, devletsiz olduğumuzdandır.

     Canım hocam, şeker hocam, gözünün yağını sevdiğim hocam, gözünün yağında iki yumurta kırdığım hocam, şeftali yanaklarından makas alıp havaya atarak rövaşata yaptığım hocam; “Diyanet İşleri Başkanlığı” yaptığınız ülkeyi çıkıp da bir gezsenize Allah aşkına. Edirne’den Hakkari’ye kadar…

     Şunu göreceksiniz: Bu ülkede hem Türkler hem Kürtler yaşıyor ve her iki halkın da dîni İslam. Fakat buna rağmen; ülkenin ismi “Türkiye”, devletin ismi “Türkiye Cumhuriyeti”, resmî dil “Türkçe”, bayrağın ismi “Türk bayrağı”, ordunun ismi “Türk ordusu”, gurbette en çok özlediğim şey olan yemeklerinin ismi “Türk mutfağı”, bol miktarda huri’lerin, nuri’lerin ve bir de Nuri Alço’nun bulunduğu sinemanın ismi “Türk sineması”, kazandıkları her maçtan sonra sevinçten sokaklara döküldüğümüz millî takımın ismi “Türk millî takımı”, sanatçılarının % 90’ının Kürt olduğu müziğin ismi “Türk müziği”, okuması olmayanların yazar, yazması olmayanların da gazeteci olabildiği medyanın ismi “Türk medyası”, afedersiniz o zâtın ismi “Türk cumhurbaşkanı”, benim gibi bir elhamdülillah ilkel Kürt millîyetçisinin bile Almanya’da ismi “Türk gazeteci”.

     Evet… Bu ülkede hem Türkler hem Kürtler yaşadığı ve her iki halkın da dîni İslam olduğu halde, “ahval ve şerait” böyle…

     Demek ki sayın hocam, demek ki “İslam hebe azadî heye” (İslam varsa özgürlük vardır) söylemi hakikati yansıtmıyor.

     Bilge lider ve erdemli insan Aliya İzzetbegoviç derdi ki, “bütün hakikatler basittir.”

     Hakikat şudur, muhterem hocam:

     “Kurdistan hebe azadî heye” (Kürdistan varsa özgürlük vardır)  

     Hakikat budur. Müslüman’ın, hele hele bir İslam âliminin sorumluluğu ise, hakikati olduğu gibi dile getirmektir.

     Ayrıca…

     “İman” sizin için bu kadar önemliyse, bunu gidip imanlı halkımıza değil, imansız devletinize tebliğ edin!

sediyani@gmail.com

     TARAF GAZETESİ

     31 MART 2016

mehmet görmez diyarbakır seyyar jammer

 

3543 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

27 Cevap Kurdistan Hebe Azadî Heye

  1. cihat dedi ki:

    Wey gözünün yağını yiyeyim,okurken kızzzzzzzzzzzz sesi geldi yakmışsın yine…
    (Kızzzzzzz Kurmanci,yanma sesi:))

  2. İdris Bateyi dedi ki:

    İnsan bu gerçeği bu kadar mı net ve dobraca dile getirir. Siz gerçekten “İBRAHİM”siniz. İyi ki varsınız “PUTKIRAN”.

  3. Ademdavut Can dedi ki:

    Nokta.

    Dest sax keko tu her hebi.

  4. Aktifiyi dedi ki:

    “Hutbeyi Türkçe de verebilirsiniz Kürtçe de. Bunda da bir sıkıntı yok.” demişiniz ama Kürtçe hutbe yasak bildiğim kadarıyla.

    Ayrıca yazı çok güzel olmuş. İçimin yağları eridi, kaleminize yüreğinize sağlık.

  5. Nuri Erkan dedi ki:

    yıllardır türkçe verilen hutbelerde imamin ne soyledigini çoğu bilmez bizim oralarda namazını kilar cikarlar

    özellikle bizm yaşlı kesim üzülürdüm onlra ve zamanlarının çoğunu da camide gecirirler.

  6. deliloyanus dedi ki:

    seheta te xweş mamoste.heqiqata zaliman li ser vir û derewan ava dibe! tû qimeta wan(zalim û derewîn) li ba me tunne ye…

    Mehmet gormez ne alim e ew (…)

  7. Fexreddin dedi ki:

    dest xweş,wallah nivîsek raste spas

  8. mîrzecanî peya dedi ki:

    hakikat gerçekten basitmiş … helal olsun.

  9. Dündar dedi ki:

    Diyanet’in okuması değil, uyması gereken bir yazı.

  10. Serdar Doğan dedi ki:

    Ağzınıza sağlık, son cümleniz topun frikikten doksanda ağlarla buluşması. 🙂

  11. İsmail İbrahim dedi ki:

    İbrahim’in torunu İbrahim, yine kırmışsın tüm putları.

  12. Erkan Ö. / Cizre dedi ki:

    “Canım hocam, şeker hocam, gözünün yağını sevdiğim hocam, gözünün yağında iki yumurta kırdığım hocam, şeftali yanaklarından makas alıp havaya atarak rövaşata yaptığım hocam; “Diyanet İşleri Başkanlığı” yaptığınız ülkeyi çıkıp da bir gezsenize Allah aşkına. Edirne’den Hakkari’ye kadar…”

    🙂 🙂 🙂

    Kaleminiz daim olsun, çok güzel yazmışsınız.

    Adam sanki Arakan’da hutbe veriyor, dinsizlikten imkansızlıktan bahsediyor.

    Biz onun olduğu camiye hutbeye gitmiyoruz.

    Bu da böyle biline hocam.

  13. Soner Özdilek dedi ki:

    Destete sax be mamoste Ibrahim Sediyani zor spas..

  14. Mehmet Akif Başaran dedi ki:

    “Çektiğimiz zulümler dinsizlikten değil, devletsizlikten” paragrafları mükemmeldi. Genel hatlarıyla çok başarılı buldum. Kaleminize sağlık, her ne kadar sizle aynı zemine gelemesek de.

  15. sadık erdem dedi ki:

    Sayın yazar; İran’dakilere Pers demedikleri Kürt dedikleri gibi Irak’dakilere ve Suriye’dekilere da Arap değil Kürt diyorlar. İran’da Kürdistan adıyla eyalet olduğu gibi Irak’ta da federal bir devlet var. Buradaki sorun devletsizlik değildir. Kürt’ün kürt’e yaptığını,Türk’ün Türk’e yaptığını tartışacak değiliz. Devletsizlikten ziyade inançlarının, inançlarının değerlerini yerine getirmeme sorunu vardır.Devlet sahibi olmak bir inanç ve inanç değeri değildir.

    • Idris bateyi dedi ki:

      Ne güzel bir tarif: içimin yağları eridi. Vallahi aynısını yaşadım, gerçekten de eritti.

  16. Brindar dedi ki:

    Yine aynı sloganik Kürt/sol/müslüman bir söylem daha İbrahimciğim… Bi bak bakalım etrafına da başımıza gelenlerin kimin eliyle olduğunu rahat bir şekilde gör. Kimsenin bizi inkar falan ettiği yok kardeş biz kendi kendimizi inkar ediyoruz. Biz değil bir devlet bin devlet de kursak, bu kafayla en fazla varoluş mücadelesi verebiliriz… Geç bunları şeker hocam geç. İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım lütfen…

  17. eminfuat dedi ki:

    Dest xwes,momoste.nivisek zehf li sune u heqiqet hanye ser zimin.zor spas.

  18. rıdvan dedi ki:

    Burdakiler bu yazıyı ammada abartıyor. Sanki yıllardır köşe yazısı okumamışlar. Bunun gibi onlarca yazı var.

    • Idris bateyi dedi ki:

      Lütfen bu yazıyı o onlarca yazıya benzetmeyiniz kalbimizi kırıyorsunuz. Vallahi ben bu baglamda onlarca yazı okudum ama bu kadar güzel hakikat kokana rastlamadım. Varsa onları da paylaş ki begenelim. Bir de her yazarın bir tarzı var ya, bu da öyle sanırım…

  19. A. N. dedi ki:

    Özgürleşme sürecinin başından sonuna kadar göz önünde bulundurulması gereken yazılardan biri…Sayın Sediyani’nin diğer yazıları gibi bu yazısı da oldukça net ve şeffaf bir şekilde yaşananlara ışık tutmuş. Yazıyı okurken zihnimde şu soru işareti bir kez daha güçlü bir şekilde oluşmaya başladı: Bunca acı deneyimlerden sonra bu adamlar hala takip edilmesi gereken yolun elifbası mesabesindeki bu ilkeleri bilmiyorlar mı? Bilmemeleri oldukça düşük bir ihtimal gibi geliyor…O halde yakine yakın bir ihtimalle kilit noktalarda başka şeyler dönüyor…Kürt halkının hayrına olmayan kararlar alınıyor…Eğer gerçekten öyle değilse çıkıp her şeyi A’den Z’ye net ve şeffaf bir şekilde bu mazlum halka açıklamaları gerekir. Aksi halde, gizlendikçe ve gizledikçe ortaya çıktıklarını bilmeleri gerekir; çünkü artık karşılarında kral çıplaklığını görecek kadar masum, kaba kuvveti gandivari yenecek kadar manevi güçte olan ve Sokrat gibi erdemli bir yaşam uğruna can verecek birileri var.

  20. Miradxan dedi ki:

    Heqîqetê, Mehmet jî nabîne (Gormez) D(X)iyanet jî nabîne, belam Sediyanî baş dîtiye. Dest xweş mamosta.

  21. Ramazan Küsmü dedi ki:

    Karanlık zihinler için aydınlatıcı bir yazı.. ve hakikati çarpitanlar için güzel bir hakikat..

  22. Mehmet sinan dedi ki:

    Kendisine ait olmayan bir devletin altında yaşayan insan hür değildir.

    Üstünde Allah’tan başka kimse olmayan insana “hür insan” diyoruz. “Lâ ilahe” diyebilen insan “illallah” diyebilir. Allah’a imân, insanın insana kölelikten kurtulmasıdır.
    Bunun içindir ki Önce “Hür” ve “Eşit” olacaksın ki “İslam hebe azadî heye” nasihati/nutku verebilecek ruhsata sahip olacaksın.
    Bunlar yoksa ‘hadi ordan’ diyeceğiz…

  23. ayetullah aşiti dedi ki:

    selam. dilinize ve kaleminize sağlık keke ALLAH emsalınızı arttırsın.
    bir düzeltmeyi hatırlamaktafayda var kanatimce (kürdistanı bölenler değilde bölünmenin tadını çıkaranlar daha doğru) çünkü müsülman türk,arap,fars kardeşlerimiz diyorlarki osmanlıyı (yani islamı ) o zamanki emperyalistler böldü şu anki devletlerin bir vebalı yok ve bizlerde bu bölünmeyi meşrü görmiyoruz. dolaysıle yeni bir kürt devletide bölünmeyi getirdiği için karşıyız.

  24. Ahmed dedi ki:

    Merhaba
    Yazınıza canı gönülden katılıyorum ve en içten şükranlarımı sunuyorum.Şahsen Çok faydalı ve ufuk açıcı bir yazı olmuş.Kısaca ya devletimizi kurarız yada hep beraber asimile olup bezdirilerek yok oluruz…Saygılar

  25. Şahin Doğan dedi ki:

    mükemmel bir ceavap olmuş hocam, kaleminize yüreğinize sağlık. Ama hazretin bir şeyler çıkaracağını zannetmiyorum. Selametle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir