Dîncilerin Ortak Özellikleri

 

Uğur Görgülü

 

 

 

 

 

 

dinciler 01

     Bu yazımda sitemin daimî okurlarına bir soru soracağım: Birilerine yaranmak ve keselerini şişirmek için DÎNCİLİK belâsına dört elle sarılanların birkaç ortak özelliği olduğuna hiç dikkat ettiniz mi? Bunlardan daha önce yazdığım “Dînci Kimdir? Kimlere Dînci Denir?” (http://muhendisguncesi.com/dinci-kimdir-kimlere-dinci-denir-19-06-2007/) adlı oldukça eski tarihli yazımda da bahsetmiştim. Ancak belirttiğim düşüncelere karşı oldukları iddiasındaki bazı insan kılığındaki mahlûkatın sözde “yorumlarını” gördükçe o yazımda bu İblis kazuratına, şimdi çok insaflı davranmış olduğumu anlıyorum.

     Küfür içeren “yorumları” elbette siliyorum ve üstünde bile durmuyorum da bu def-i hacet ürünü necasetin ne mal olduğunu anlayasınız diye, hiçbir fikir kırıntısı içermeyen ve bozuk bir Türkçe ile yazılmış bir kısım lakırdıyı “yorum” kısmına ekledim.

     Efendim konumuza dönecek olursak, dînci taifesinin özellikle son 15 yılda gittikçe temayüz eden, daha çok öne çıkan özellikleri evvelden de mevcuttu. Ama bu kadar gözümüze gözümüze sokmuyorlardı. Yani kırıntı bâbından da olsa azıcık utanma vardı bünyelerinde. Biraz da askerden korkuyorlardı. Şimdi ar damarlarındaki çatlaktan neredeyse gayzerler fışkırıyor ama bana mısın diyen yok!

     Peki, nedir bu ortak özellikler; anlatalım:

dinciler 02

     TERS ALGI YARATMA: Bizim toplumumuz için çok yeni bir kavram, ancak hakkını yemeyelim; dînciliğin altın dönemini yaşadığı bugünlerde liderleri konumundaki demagoglar bu konuda müthiş başarılılar. Yani, Türk millîyetçiliğini ayaklar altına alan, T.C. ibaresini resmî dairelerden kaldıran ya da “Andımız”ı yasaklayan bir iradenin meydanlara çıkıp millîyetçilikle ilgili hamaset yapması gibi. Yani PKK’nın şehirleri, ilçeleri mühimmat deposu haline getirmesini görmezden gelip, sonrasında “Terörü kim besliyorsa, kim yataklık ediyorsa en az teröristler kadar suçludur” garabetinde demeçler vermesi gibi. Makarna, bulgurla beslenen çoğunluk unutabilir, ya da sen ne dersen alkışlar ama be birader aklımızla, zekâmızla da bu kadar dalga geçilmez ki!

dinciler 03

     YALANCILIK: Son yıllarda her konuşmalarına, her hareketlerine dînsel motiflerin hâkim olduğu zevat, dikkat ederseniz o kadar çok yalan söylüyor ki, toplum bunları artık takip edemediği ve biraz da balık hafızalı olduğu için hep son söylenenler akılda kalıyor ve yalan, günlük hayatın kanıksanan bir gerçeği haline geliyor. Zaten iki gün önce söylediğine taban tabana zıt başka birşey yumurtlayan yalan üstâdları da o an hitap ettikleri topluluk ne duymak istiyorsa onu söyledikleri için söyleniyor bu yalanlar.

     Peki, neden bu kadar fütursuzlar? Neden bu kadar yalan ağızlarından umursamazca dökülüveriyor? Bunun iki nedeni var: Birincisi yalan söyleyenlerin ar, hayâ, namus, şeref, cibilliyet, soy sop gibi kavramlardan nasipsiz olmaları, ikincisi ise hitap ettikleri toplum kesimlerinin sürüleştirilmiş koyunlar olduklarını bilmeleri.

     Yani siz, onların gözünüzün içine baka baka yalan söylemeleri karşısında kudursanız, isyan etseniz de, sokaklara dökülüp yürüyüşler yapsanız da, kitaplar yazıp, videolar hazırlayarak yalanlarını ispat etseniz de bu çabalarınız yalan üstâdlarının umurunda bile olmaz. Çünkü onların hedef kitlesi siz değilsiniz ki! Onlar sizi değiştiremeyeceklerini biliyorlar. Sizi yok sayıp, kendi koyun sürülerini kemikleştirmeye çalışıyorlar. Biliyorlar ki, kemik kitleleri ne kitap okur, ne gazete, ne bilgisayardan anlar ne videodan. Ne şırınga edilirse ona inanır garipler. Yani siz kendinizi boşu boşuna harap ediyorsunuz! Şimdi anladınız mı bunların sıkıştıklarında neden hemen yalana başvurduklarını?

dinciler 04

     BATI UŞAKLIĞI: 1950’den beri iktidara gelen her Cumhuriyet hükûmeti ama az ama çok Avrupa ülkeleriyle, özellikle de ABD’yle iyi geçinmeyi düstur edinmiştir. Bu yadsınamaz bir gerçektir ve ülkenin çoğu politikası ABD’nin etkisi ile şekillenmiştir. Ancak ombudsman Demirel de, dînciliğin ağ babası Erbakan Hoca da bir noktaya kadar gelir, daha ileri gitmezdi. Çünkü oranları fark arz etse de onlar kendi çaplarında “millîci”ydi ve kırmızı çizgileri vardı. Tabiî son onbeş yıla kadar…

     Hiçbir renkte çizginin kalmadığı son 15 yılda ise bir Türk devleti, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar âciz, bu kadar acınası, bu kadar dışa bağımlı bir duruma düşmemişti. Bugüne kadar hiçbir Türk ülkesinin adı terörle anılmamış, Afganistan, Pakistan, Malezya gibi dînciliğin hüküm sürdüğü ülkelerle aynı seviyeye düşürülmemişti.

     Ülke bölücü terör örgütlerinden tutun da, dînci IŞİD, El- Kaide, Taliban, HaMaS gibi vâhşet ve kanla beslenen katil sürülerinin cirit attığı bir ülke konumuna getirildi. Dînci soysuzlar, kimbilir ne vaadler karşılığında, kurdukları hükûmetlerle halkın değil, emperyalizmin çıkarlarına hizmet etme yarışına girdiler.

     İşi o boyuta getirdiler ki, iktidarlarının idâmesi uğruna tüm kutsallarla oynadılar. İçlerini boşaltıp işlerine gelen yeni kavramlarla doldurdular. Halk dumura uğradı, ne yapacağını, neye inanacağını şaşırdı, allak bullak oldu. Artık hırsızlık, soygun, yalan dolan, hortumculuk kanunlarla korunuyor, bunlara savaş açanlar hapsediliyordu. Tüm kanallardan yapılan yayınlarla yürütülen algı operasyonları sonuç vermiş, insanların bilinçaltına bu uygulamaların doğru ve yerinde olduğu yargısı yerleştirilmişti.

     İşte bu, Batı’nın toplum mühendislerinin eseriydi ve şaşırmış, afallamış, dilenciliğe alıştırılmış, ekonomik dar boğaza sokularak burnunun ucunu göremeyecek hâle sokulmuş halk nihayet KIVAMA gelmişti ve artık böyle bir toplumda ne isterlerse yapabilirlerdi. Son onbeş yılın hükûmetleri sayesinde Batı, ilk kez sonuca bu denli çok yakınlaşmıştı.

dinciler 05

     AHLÂKSIZLIK: Hep söylerim, hep yazarım; bu toprakların çocukları öyle bizlere anlatıldığı gibi yüksek karakterli, vatansever, namuslu, adil, duruş sahibi değildir diye ama halk dalkavukluğundan nemalananlar nedense bana hep cephe alırlardı. Doğruyu duymaya cesaretleri olmamasından zahir. Ben bu kanaatime çoktan varmıştım da, ilk dile getirdiğimde 2000’lerin başı idi. Şimdi bakıyorum da Bekir Coşkun’dan Emin Çölaşan’a, Nihat Genç’ten Yılmaz Özdil’e kadar hemen tüm yazar çizer, gazeteci, aydın takımı aynı görüşe gelmiş.

     Hiçbir ülkede, özellikle de kâfir denilen Avrupa’da, ateist Japonya’da insanlar 2 kg erzaka, beyaz eşyaya, kömüre oyunu satmaz, ÇÜNKÜ ONURLARI BUNA İZİN VERMEZ. Ama eğer onursuz, şerefsiz, haysiyet yoksunu isen küçük çıkarlar karşılığında namusunu bile satılığa çıkarırsın…

     Herkes barıştan, demokrasiden bahseder, özlemlerini belirtir bu topraklarda… Ancak ilginç olan yıllardır bunların baş düşmanı partilere oy verir. Anketlere bakarsan halkın % 80’den fazlası ABD’ye karşıdır da ne tezattır ki 70 yıldır ona uşaklık eden partileri baştacı eder. Neden? Çünkü kendi küçük çıkarları bunu gerektirir. Nüfûsun yarıdan fazlası genel çıkarları düşünerek oy kullanmaz, derdi gücü kendi pis menfaatidir…

     Bakın ne diyor ünvanı maalesef profesör olan bir rektör yardımcısı: “Ben daha çok okumamış, cahil, tahsilsiz halkın ferasetine güveniyorum. Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor.”

     Neden böyle bir cümle kuruyor ki koca rektör yardımcısı? Çünkü çarıklı erkân önüne arpası konunca bunların pisliklerini, ahlâksızlıklarını görmüyor, bilmiyor, aslında umursamıyor. Dedik ya, o kendi küçük dünyasında, kendi işine bakıyor. Karnı bir şekilde doyuyorsa, avantası kesilmiyorsa bunları temin eden efendisi karşısında bin takla atıyor. O nedenle, kitleleri okutup bilinçlendirmektense, cahil bırakmak kendi şerefsizliklerini, kendi pespayeliklerini pervasızca sürdürmeleri için âdeta zorunlu oluyor! İşte bütün mesele bu!

dinciler 06

     CİNSEL SAPIKLIK: Bu konu aslında “Ahlâksızlık” başlığı altında telâkki edilebilir, ancak ben ayrıca bahsetmek, bağımsız bir başlık açmak istedim. Ben açıkçası, cinsel sapıkların, seks manyaklarının, pedofillerin, zeophillerin, ensestlerin, homoseksüellerin, rûh hastalarının hemen tamamının dînci taifesinden çıktığını düşünüyorum. Çünkü İslam, Arap sapkınlığını dizginlemeye çalışmışsa da, Arap örfü zamanla dînleştiği için başarısız olmuş, hatta dîn, eskisinden de beter bir duruma gelmiştir.

     Adam hasta rûhlu bir sapık, kendini dizginleyemiyor. Ne yapıyor? Neyi arzuluyorsa bir taraflarından ona uygun bir “hadis” uyduruveriyor! Bir “Sallallahû aleyhi ve sellem” sallıyor ortaya, bir de “Hadis-i şerifte buyurulmuştur ki” ile başlayan palavrasını püskürtüyor o fosseptik çukuruna dönüşmüş ağzından; işlem tamam! Sonrasında gelsin 7 yaşında kızlar, gitsin 10 yaşında oğlanlar. Artık dînen caiz, kitabına uygun, kimse karışamaz zira! Nasıl olsa ortam da müsait. Adım başı cami, mescîd, külliye, vakıf, yurt, imam hatip lisesi, Kur’ân kursu. İktidardakiler de aynı kafadan. Oooh! Körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz. Bizim salak millet de dînini öğrensin diye saf saf bu sapıklara teslim etmiyor mu zaten çocuklarını; istediğini yap işte kuytu odalarda, merdiven altlarında, sınıflarda ders ayağından, ne karışan var ne görüşen.

dinciler 07

     Dînî (!) bir vakıfta, en az 45 küçük erkek çocuğuna fiili livâtâ uygulanması üzerine nur yüzlü, tesettürlü, dîni bütün ve muhafazakâr bir bayan bakan bakın ne demiş:

     “Buna bir kere rastlanmış olması, hizmetleri ile önplana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz. Biz … Vakfı’nı da tanıyoruz, hizmetlerini de takdir ediyoruz, ama öteki taraftan bunu yapan kişi için de sıfır toleransla hukukî açıdan bütün takibimizi yapıyoruz.

     Sayın Bakan aynı vakfın Çorum ve Rize şubelerinde yapılan cinsel tacizleri nedense hesaba katmıyor…

     Ahlâksızlığın, tiksinçliğin indiği seviyeye bakın! Bu bakan “Aileden Sorumlu”. Düşünebiliyor musunuz ailelerimiz hangi kafalara emanet! Midem bulanıyor inanın, bunların suratlarına kusasım var…

dinciler 08

     Herhalde taciz ve tecavüzü bizim gibi kurumsallaştırıp, koruma altına alan başka bir sapık millet yoktur…

     Şuna yüzde yüz eminim ki, son zamanlarda basına yansıyan, okullarda, vakıflarda, dînî kurumlarda kendi kızkardeşine, küçük erkek çocuklarına, kızlara “İSLAM DİNİNİ” öğretmek gibi yüce görevi olan imamların, hocaların sapıkça cinsel tacizde, tecavüzde bulunmaları eisberg’in sadece görünen yüzü. Birçok yerde yazdım, yine yazacağım:

     KARDEŞİM BUNLARA GÖRE 6 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUKLARIYLA EVLENİLEBİLİR. HEMEN HEPSİ GAY OLAN OSMANLI SULTANLARINI YERE GÖĞE KOYAMADIKLARINDAN BELLİ Kİ, ERKEK ÇOCUKLARIYLA SEKS DE BUNLARIN DİNİNDE CAİZ, YANİ LEGAL. O NEDENLE EĞER ÇOCUKLARINIZI SEVİYORSANIZ HACI HOCA, İMAM TAKIMINDAN BİRİLERİ İLE SAKIN YALNIZ BIRAKMAYIN AMAN HA!  ÇOCUKLARINIZI ONLARDAN OLABİLDİĞİNCE UZAK TUTUN!

     ÇÜNKÜ DÜNYADA AHLÂKSIZLIĞI ve CİNSEL SAPIKLIĞI DÎNLEŞTİRMİŞ TEK MİLLET BİZİZ!

dinciler 09

     Tabiî eğer sizin de Tanrı’nız PARA değilse! Baksanıza defalarca ırzına geçilen erkek çocukların aileleri ağzını kapalı tutsun diye adam başı onar bin lira rüşvet verilince 35 aile şikâyetini geri çekmiş…

     Yani ömür boyu bu travmayla yaşamak zorunda olan o küçücük yavruların mahvolan hayatları öz be öz ailelerinin gözünde yalnızca ONBİN LİRA etmiş! Kendi çocuklarının geleceğini, rûhunu, erkekliğini, yabancılaştıkları, belki de tiksindikleri bedenlerini satılığa çıkarmış ailesi olacak pezevenkler… Belki bu çocukların ileride doğru dürüst bir seks hayatı olamayacak, belki bir kısmı homoseksüelliğe itilecek, belki intihar edecek, belki IŞİD’e katılacak…Yazıklar olsun size be başka ne diyeyim!

     Dünyanın her yerinde böyle tecavüzler, tacizler oluyor ama o ülkelerde failler en ağır şekilde cezalandırılıyor. Bizde ise “nasıl örtbas etsem, failleri ne yapsam da ceza vermeden kurtarsam”ın hesabı yapılıyor. Bıraksak ödüllendirecekler!

     Dünyanın hiçbir ülkesinde annesinin dizinden şehevî duygulara kapılan alçaklara rastlayamazsınız. Dünyanın hiçbir ülkesinde dîn kurumları, “Babanın kendi öz kızını öptüğünde şehvet duymasının nikâha etkisi olur mu?” iğrençliğinde bir soruya sayfalarca yorum yazmaz. Aslında dünyanın hiçbir ülkesinde hiç kimse böyle bir soru da sormaz.

     “Normal biri”, dîn adamı bile olması gerekmez, böyle bir soruyu muhatap bile almaz, şiddetle tepki koyar. Ama bizim koskoca Diyanet İşleri aklını seksle bozmuş! Çünkü kadının her uzvu bunlarda sadece SEKSİ çağrıştırıyor! Dîn falan havagazı! Nişanlılar elele tutuşamaz, insan annesinin diz kapağından tahrik olabilir, evlatlığınla evlenebilirsin, hamile kadının dışarı çıkması caiz değildir, daha neler neler…

     İnsanın aklı havsalası almıyor! Düşünebiliyor musunuz? Adamlar bunları akıllarına getiriyorlar. Bunları düşünüyorlar. Zihinleri, beyinleri sadece bunları üretiyor. İnanılır gibi değil! Siz böyle dîn adamları olan bir toplumun sağlıklı, akıllı ve cinsel sapkınlığı olmayan insanlar yetiştirebileceğini düşünüyor musunuz? Buna ancak bıyık altından gülerim. Çünkü bu zevat bizatihî sorunun kendisi haline gelmiş…

dinciler 10

     Beyefendi, kafaya kavuk koyup, sakal bırakmakla dîndar olunmuyor, beynin temiz olmalı beynin! Düşüncelerin, için, rûhun net olmalı, berrak olmalı! Sizinki katran karası pislik dolu. Fokur fokur kaynıyor!

     DÜNYADA, BİZİM HARİCİMİZDE, SEKS MANYAKLARININ DÎN İŞLERİNİ YÖNETTİĞİ BAŞKA HİÇBİR ÜLKEYE RASTLAYAMAZSINIZ!

     HIRSIZLIK: Son 50 yılı dikkate aldığımızda toplumda yankı uyandıran büyük soygunların, hortumların arkasına baktığınızda iki ana unsur görürsünüz:

     * Dîncilerin soygun merkezi olarak kullandıkları karargâhları adımbaşı rastladığımız camilerdir. Dînciler her türlü pisliği genelde camilerde kotarmaktadırlar.

     * Jet Fadıl’dan Süleyman Mercümek’e, Bekir Darçın’dan kayıp trilyon dâvâsına, Deniz Feneri talanından 17 – 25 Aralık soygunlarına alıcı gözle bakıldığında altından bir tane ATEİST, bir tane DEİST, BUDİST çıkmaz. Bunları kotaranların hemen tamamı DîNCİLERDİR.

dinciler 11

     Son onbeş yılda dînciliğinin toplumumuza kanıksattığı en büyük özellik ise, artık soygunun, hortumlamanın, talanın yasallaşması, hırsızlığın günlük sıradan bir iş haline getirilmesidir. Hırsızlıkla birlikte arsızlık, yüzsüzlük de arttı toplumda.

     Dikkat ediniz türlü pislikler ortaya dökülse bile, hep bir ağızdan yaygara koparan medyaları, televizyonları, trolleri, maaşlı cazgırları ile seni haklıyken haksız duruma düşürüveriyorlar. Yani biraz daha uzatırsan sana bir suç isnat edip hapse attırmaları işten bile değil! Zira ülkede ne hukuk kaldı ne de yargı. Hepsi dînci taifesinin arka bahçesi haline geldi…

     AÇGÖZLÜLÜK: Aslında yukarıda yazılanlar bunların ne denli doymak bilmez açgözlüler olduğunu kanıtlıyor da, yine de bu konuda bir iki kelâm etmeden duramadım. Dînciliğin en büyük göstergelerinden biri, bunların doymak bilmeyen mal mülk hırsıdır. Etraflarına dîn imân, tevekkül, tevazu pazarlarlar ama kendilerinin para, mal, güç iştahları sonsuzdur.

     Evlerindeki “abdest” aldıkları muslukları bile altınla kaplatacak kadar görgüsüzdürler. Açlıkları hiç sonlanmaz. Bunların doymaları, tatmin olmaları neredeyse olanaksızdır. Kâşane inşâ ettirirler yetmez; villalar, köşkler yaptırırlar o da yetmez; ormanları yok edip ihtişamlı saraylar dikerler, yine de gözleri başkalarının evlerindedir. Para gördüler mi gözleri ışıldar, ağızları sulanır. Katrilyon katrilyon götürürler ama yetmez!

     O kadar gösteriş meraklılarıdır ki tüm eşyalarında bu abartıyı görebilirsiniz.

dinciler 12

     Dünyadaki en büyük çelişki nedir diye sorsalar, açlığın nedeni ne diye araştırsalar,  bu insan müsveddelerini gördükten sonra cevabı buluyorsunuz: “Zenginleştikçe azgınlaşan dînci pislikleri doyuramamak…”

     MÜHENDİS GÜNCESİ

     (ZUGDİDİ / GÜRCİSTAN)

     23 MART 2016

 

1563 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir