Yunanistan Dış Politikasında Makedonya

 

Gözde Kılıç Yaşın

 

 

 

 

 

     Türkiye – Yunanistan ilişkilerinde ABD ve Avrupa ülkelerinin özellikle Ege’de yaşanan sorunlar ve Kıbrıs meselesinde Yunanistan yanlısı bir dış politika izlediği, eskiden bu yana dile getirilir. Rum lobisinin sistemli ve etkili çalışması da, bu açık yandaşlığın temel sebepleri arasında görülür.

     Türkiye’nin yeterli lobi faaliyetinde bulunmuyor oluşu doğruysa da aslında sorunun temelinde, içeriği, kapsamı ya da hedefleri iktidara gelen hükûmetlerin anlayışlarına ya da bağlantılarına göre değişmeyecek köklü ve istikrarlı devlet politikalarının eksikliği ve reflektif politika üreticiliğinin benimsenmiş olması yatıyor. Batı’nın Türkiye – Yunanistan ilişkilerindeki yanlı tutumunun Türkiye – Ermenistan ilişkileri bakımından da Türkiye aleyhine gelişiyor olması bunun en açık göstergesi.

     Öte yandan Makedonya Cumhuriyeti’nin anayasal ismiyle tanınmaması ya da Kosova’nın bağımsızlığı konusunda Yunanistan’ın diplomatik uyarılarının ya da çağrılarının, ısrarlı politikalarının ve lobi faaliyetlerinin ABD ve Avrupa ülkelerinin çoğunda etkili olmadığını da not düşmek gerekir.

     Esasen durum “devletlerin dostları değil çıkarları vardır” gerçeğinin bir tezahüründen ibaret. Bu olgu Türkiye’de hâlâ daha “Türkiye’nin dostu yok” şeklinde okunuyor; asıl sebebin Türkiye’nin istikrarlı, daimi, hedefi belirlenmiş devlet politikalarının eksikliği olduğu unutularak… Yunanistan’da ise dostlukların değil çıkarların belirlediği devletlerarası ilişkilere uyumlu bir politik anlayışın hâkim olduğu ve aynı metnin Yunan çıkarlarını önplana çıkaran bir şekilde okunduğu kesin. Yâni Yunanistan politik açılımlarını diğer devletlerin onayını alma hedefiyle değil, ülke çıkarları adına belirlenmiş politikaları sonuca ulaştırma hedefiyle gerçekleştiriyor. Temel devlet politikalarında değişiklik yapılmadan bu politik hedefleri canlı tutmak adına araç ve taktik güncellemesi yapılıyor. Sistemin kilise, okullar ve siyasî partiler gibi devletin ideolojik aygıtları tarafından süreğen bir beslenme hâlinde olmasından başka sistemin yarattığı toplum da bu işin bir parçası. Karamanlis iktidarının birinci döneminde okullardaki tarih kitaplarından “düşmanca ifâdelerin” çıkarılması girişiminin halk protestolarıyla engellenmesi (1), Yunan kamuoyunun hükûmetlere temel devlet politikalarını değiştirme fırsatı vermediğinin örneklerinden biri.

     Makedonya’nın BM üyesi ülkelerin neredeyse yarısının tanıdığı anayasal ismini 17 yıldır kabul etmemesi, Yunanistan’ın bahsi geçen politik anlayışının en güzel örneklerinden. Makedonya ile yaşadığı sorunda Rum lobisinin gücü ne ABD’nin Kasım 2004’te Makedonya’yı anayasal ismiyle tanıyan 101. ülke olmasını engelleyebildi, ne de AB üyesi ülkelerin Makedonya konusunda Yunanistan’la aynı hassasiyetleri paylaşmasını sağlayabildi. İşte, buna rağmen Yunanistan’ın politik duruşunda bir değişiklik olmadı ve başta veto kartı olmak üzere elindeki tüm kozlarla Makedonya üzerinde baskı uygulamaya devam etti. Sonuçta bugün Yunanistan – Makedonya ilişkilerinde zemin tamamen Yunanistan lehine ve ipler de Yunanistan’ın elinde. Çünkü tüm dünya devletleri tanısa da Yunanistan tanımadıkça Makedonya ne AB ne NATO üyesi olabiliyor.

     YUNAN ÖNCELİKLERİNİN BELİRLEDİĞİ İLİŞKİLER

     Konu, Türkiye açısından özellikle Türkiye – Yunanistan ilişkilerinin seyrine dair oluşturulacak gelecek tasarımlarında Yunanistan’ı algılayabilmek anlamında önemli.

     Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’nin ülkesinin uzun zamandan beri süregelen kıta sahanlığı sorunu ve diğer görüş ayrılıklarını yumuşatma konusundaki tüm çabalarına karşın, Türkiye’nin Yunanistan ile arasında olan gerginlikleri hafifletmek konusunda hiçbir çaba göstermediği yönündeki açıklaması (2) da bu anlamda yeterince açık.

     Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’in Ankara’ya yaptığı ziyaretin Yunan tavizi olarak kabul edilmesi ve Türkiye’nin bu çabalara karşılık vermemekle suçlanması, önümüzdeki günlerde Türkiye – Yunanistan ilişkilerinde de zeminin daha da fazla Yunanistan lehine şekilleneceğini gösteriyor. Nitekim Türkiye Başbakanı’nın Yunanistan ziyareti Türkiye’nin tavizi olarak lanse edilemiyor, üstelik her iki ziyarette de Patrikhane’nin ekümeniklik meselesi, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, Kıbrıs konusunda Türkiye’nin birleşmeyi teşvik etmesi gibi Yunan önceliklerinin ana gündem maddesi olmasına ve ikili ticarî ilişkilerin de açık ara Yunanistan lehine gelişmesine rağmen…

     Yunanistan – Makedonya ilişkilerinin son durumu Yunanistan’ın politik hedeflerine ulaşana dek duruşunu hiçbir şekilde değiştirmeyeceğinin ve zamana yayılması pahasına taktik değişikliği haricinde temel devlet politikalarının, yani Yunan çıkarlarının herşeyin üzerinde tutulduğunun açık göstergesi. Öte yandan Türkiye – Ermenistan ilişkileri bakımından da Yunanistan – Makedonya ilişkilerinin seyri son derece önemli.

     Her iki sorunun belli başlı konularda açık bir benzerlik göstermesine rağmen Yunanistan ile Türkiye’nin tutum farklılığı ve izlenen siyasetin doğurduğu sonuçlar da mutlaka ayrı bir incelemenin ana konusu olmalı. Nitekim Yunanistan’ın Makedonya’ya uyguladığı ambargo, yayılmacı niyetlerin açığa vurulması olarak nitelendirdiği Makedon anayasasındaki maddelerin değiştirilmesinden ve Yunanistan’a ait (!) simgeleri – Makedon bayrağı başta olmak üzere – resmî düzeyde kullanmaktan vazgeçmesinden sonra kaldırılmıştı.

     Üstelik Yunanistan’ın tavizsiz politikaları da Yunanistan – Makedonya ilişkilerinde dışarıdan gelen baskıların Makedonya üzerinde yoğunlaşmasına yol açıyor. Yani Türkiye – Ermenistan ilişkilerinde yaşananın tam aksine…

Yazının devamı 2023 Dergisi’nde…

     2023 DERGİSİ

     SAYI 92

     ARALIK 2008

yunanistan makedonya 1

 

728 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir