Barış Sürecine Geri Dönülmeli

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     Ülkenin içinde bulunduğu cinnet halinin ve toplumun tüm katmanlarını esir alan nefret dilinin bizi korkunç bir geleceğe doğru götürdüğünü anlamamız için, daha kaç insanımızı toprağın altına gömmemiz lazım?

     Bu gidişatın hiç de hayra alamet olmadığını, bir sonraki neslimize, çocuklarımıza maddî ve manevî tüm değerleri kirletilmiş bir gelecek hazırladığımızı idrak etmemiz için, daha kaç ailenin ocağına ateş düşmesi lazım?

     İslam ahlâkından yoksun bir İslamcılık’ın ve Kürt ahlâkından yoksun bir Kürt siyasetinin, bu kadim topraklar üzerinde yaşayan herkesin, Kürd’ün de Türk’ün de tüm dînî ve millî hassasiyetlerini iğfal ettiğini, beyinlere şuur yerine bağnazlık aşıladığını, kalplere sevgi yerine nefreti pompaladığını kavrayabilmemiz için, daha kaç cenaze taşımamız lazım?

     “Barış süreci”, yalan da olsa güzeldi. İnsanlar ölmüyordu. Yaşamaktan, yaşam hakkından daha güzeli ne olabilir?

     Bugün gündüzleri bile sokağa çıkmanın imkânsız olduğu, cenazelerin sokak ortasında günlerce öyle durduğu Sur’da, Cizre’de, Silopi’de, daha bundan iki yıl önce, insanlar geceleri piknik yapıyordu, aileler geceyarılarına kadar dışarıda çimlerin üstüne oturup semaver çayı içiyordu, nargile çekiyordu.

     O güzellikleri bu insanlara neden çok gördünüz? Neden, neden?

     Hangi inanç, hangi ideoloji, hangi ülkü, hangi siyasî amaç, üç aylık bir bebeğin yaşam hakkından daha kutsaldır?  Hangi devlet, hangi örgüt, hangi cemaat, hangi siyasî parti, çocuğunu emziren annenin mutlu olmasından, geleceğe ümitle bakmasından daha mukaddestir?

     Barışı, hürriyeti, insan gibi yaşamayı, huzur içinde bir günlük yaşamı, bu coğrafyanın gariban insanlarına neden çok gördünüz?

     Barış sürecine geri dönülmeli. Hem de hemen! AK Parti ve HDP, düşmanlığı bırakmalı. İnsanlar ölmesin. Silahlar değil fikirler konuşsun.

     AK Parti’yi yeniden güçlü bir şekilde tek başına iktidar yapan, HDP’ye ise aslanlar gibi barajı aştıran seçmen, sizin fantezilerinize değil, BARIŞ SÜRECİNE OY VERDİ!

     En başta iktidar partisi ve meclise girmeye hak kazanmış olan diğer üç parti olmak üzere tüm siyasî partilere, siyasetçilere ve onların sözcüleri gibi yayın yapan medya kuruluşlarına çağrımız, aylardır yürütülen kirli ve karanlık siyaset anlayışını, toplumu kutuplaştıran kin ve nefret dilini, her türlü çamur, yalan, iftira ve karalamayı kendisi için hak olarak gören gayr-ı ahlâkî mücadele yöntemini terk etmelerini, hiç olmazsa bundan sonrası için enerjilerini kavga ve nefrete değil, enerjilerini vatana ve millete, halkımıza hizmet etmeye, ülkenin maddî ve manevî olarak kalkınmasına harcamalarıdır.

     Elbette ki her siyasî partinin ayrı çizgisi ve her birinin farklı siyasî programı olabilir, ancak Peygamber Efendimiz (saw)’in “Sizin en hayırlınız, insanlara faydalı olandır” düsturu, bütün siyasî partilerin ve camiâların / şahısların birinci ana ilkesi olmalıdır.

     Üzerinde yaşadığı coğrafyaya ve içinde yaşadığı topluma faydalı olmak, ülkesine ve halkına hizmet etmek, savunduğunuz ve uğrunda her türlü çirkinliği ve ahlâksızlığı yaptığınız bütün ideolojilerden daha kutsaldır.

     Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felâket; o toplumun ahlâk, erdem, fazilet gibi manevî hasletlerini ve insanî melekelerini yitirmesidir. Bundan daha büyük bir felâket olamaz. Şu anda yaşadığımız budur.

     Bu kirli savaş, yaşadığımız bu cinnet hali ve toplumun bilinçli olarak kutuplaştırılması, “erdem” adına ne varsa alıp götürüyor bizden.

     Bu cinnet halinden, ölümlerden, acılardan bir beklentisi olan varsa, gaflet içindedir. Bunun hiç kimseye, hiçbir dînî ve millî değere faydası yok. Ne zûlüm ve baskıların İslam’a bir hayrı var, ne de şiddet ve terörün Kürdistan’a hayrı var.

     Ey Kürt kardeşim! Hendekten Kürdistan çıkmaz…

     Ey Solcu kardeşim! Ağaçtan devrim çıkmaz…

     Ey İslamcı kardeşim! Zûlüm ile âbâd olunmaz…

     Ey aydınlar, entelektüeller! Üretin, üretin, üretin! Fitne değil, fikir üretin. Sorun değil, çözüm üretin. Düşmanlık değil, bilinç üretin.

     Siyasetçilere değil, aydınlara ihtiyacımız var. Nefrete değil, sevgiye ihtiyacımız var. Kavgaya değil, tekamüle ihtiyacımız var. Direnişe değil, dirilişe ihtiyacımız var. Kazanmaya değil, paylaşmaya ihtiyacımız var.

     Bu coğrafyanın “dâvâ adamları”na değil, “değer adamları”na ihtiyacı var.

     Silahlar değil fikirler konuşmalı. İnanın bana kardeşlerim; silahlar susar ve yerini sivil mücadeleye bırakırsa, kazanan Kürtler olacaktır.

     Fikirler konuşursa, haklı olan kazanır. Silahlar konuşursa, güçlü olan.

sediyani@gmail.com

     TARAF GAZETESİ

     27 ŞUBAT 2016

barış süreci

 

2584 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

10 Cevap Barış Sürecine Geri Dönülmeli

  1. Hüseyin Yalçınkaya dedi ki:

    Biraz romantik yazı. Son vurgu muhteşem olmuş.

  2. Cemal Aktay dedi ki:

    Bütün Savaşların Sonunda Barış Masası Kurulur..
    Peki
    Barışmak İçin Savaşmak Şart mı.?

  3. Edibe Şahin dedi ki:

    Siyaset ve siyasetçiye de ihtiyacımız var ama, gücünü haklılık, dürüstlük ve tutarlılıktan alan türden.. Gandhi gibi..

  4. Mr. Ferhat dedi ki:

    Kalemine sağlık mamoste.

    Bu savaşın bir kazananı olmaz. Diriliş lazım bizlere. İnkar değil direniş değil Müslümanca bir diriliş.

  5. Milli Hür Düşünce dedi ki:

    Ortaya karışık…
    Herkes hoşuna geleni alsın…

    Ve neticeten boşş laflar…

    Pkk barışa ihanet etti.
    PKK bitmeden huzur gelmez.

  6. Ferhat İslamoğlu dedi ki:

    Sayın hocam, HDPKK kafasıyla vallahi olmuyor. Bir Diyarbakırlı olarak diyorum. Çözecek kapasite yok, ne onlarda ne bunlarda …

    2004’ten sonra herkes rahatladı ve süreç tâ HDP’ye Türk Solu yöneticileri bir yerden atanıncaya kadar iyiydi, sonrası malum!

    Türkler tavan – taban uyumsuzluğunu AKP ile giderip ana kütleyi yakaladı, bizimkiler resmen sı..ı, eskisinden daha garipler???

    Kürtler devlet eksenine kaydırıldı, başarısız HDP yönetimiyle. Bir de üstüne her gün teşqale teşqale. Uzaktan hoş gözüküyor dava.

    Yazın çok anlamlı, yalnız hendekler ve Rusya anlamsızlaştırıyor. Herşeye rağmen barış talebin temennimizdir ama bunlarla zor.

  7. Servet Acı dedi ki:

    Çözümün kırılma noktası PYD olmuştur. PYD’yi Öcalan üzerinden kontrolize etmek istediler, Öcalan’ın red etmesiyle bitti.

    Çözüm sürecinin Batı bloğu da Türkiye’nin savaş stretejisine sinek vızıltısıyla tepki gösteriyor. Hassas bir dönem yaşanıyor.

    Suriye mevzusu bitmeden, ya da durumu netlik kazanmadan ne Hükümet ne de ABD çözüm sürecine böyle bir zeminde sıcak bakmazlar.

  8. Adar Siser dedi ki:

    Yazinizi okudum ve sanki sureci kürt tarafı bozmuş gibi yazmıssin. Sureci kim bozmussa ona yuklenmek gerek. Hem bunca zulum ,vahsetten sonra eskiye donmek saflık olur. Hastaameliyata alinmayacaktı. Madem alındı ya sag kalıp cıkacak yada ölü.

  9. Yusuf Otakçı dedi ki:

    Evet barış olsun. Barış güzeldi, 2013 Nevruzu’nda Öcalan’ın mesajı uygulanmalı idi.

    Barış gelsin diye HDP’ye 7 Haziran’da 80 vekil verildi. Sizin seçim sonrası verdiğiniz röportajda belirttiğiniz gibi barış isteyenler aldatıldı.

    Bu güne gelirsek:

    Sur’da Cizre’de neden fakir Kürt çocukları / Türk çocukları ölüyor da bu kirli savaştan rant elde edenlerin çocukları ölmüyor? Veya hendekler neden bazı yerlere kazılıyor da, bazı yerlere kazılmıyor? Ayrıca İngiliz – Sırp – Rus- ABD keskin nişancılarının, lejyonerlerin Sur – Cizre’de ne işleri var?

  10. Harun Yılmaz dedi ki:

    Sürece geri dönülür ama, bu paydaşlarla değil, temizlikten sonra milletle, vatandaşla yapılacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir